9 Aralık 2008 Salı

Atatürk Solcumuydu Yoksa Türk Milliyetçisimiydi.

Solcu, Sosyalist- Sosyalizmi savunanlar kimliklerini o zamanki ortama göre saklama çabasında olan Solcular, gün geldi Atatürk’ün Kocatepe’ye çıkış rozetini birden bire çıkarıp attılar ve hatta bu rozetin takılması örgütler arasında yasaklandı.Sebebi ise şu idi;Atatürk’ün dinlenme saatlerinin birinde, kendisine çizilip getirilen Kocatepe’ye çıkış portresi çok beğenisini kazanmıştı.Gazi Mustafa Kemal beğendiği bu portrenin altına el yazısı ile şu ifadeyi eklemişti.“Türk Âleminin En Büyük Düşmanı Komünizmdir. Görüldüğü Yerde, Başı Ezilmelidir”
Eee tabi milli ve manevi duygularına sıkı sıkıya bağlı olan Türk milletini çok iyi tanıyan ‘Devrimbazlar’ hemen kimselere çaktırmadan Atanın bu rozetini sessiz sedasız çıkarıp attılar.Sonraları ise kendilerine şekil işareti olarak Favorilerini ‘Lenin’i andıracak şekilde ‘ L’ biçiminde kazdırmaya başladılar.Sol kesim yani Komünizmin geçiş köprüsü olan Sosyalizmi savunanlar, çıkışlarından bugüne dek hep ‘Atatürk’ şemsiyesinin altında kendilerini gizlemeyi tercih etmişlerdir. Hep ‘ Sosyal demokratlık’ edebiyatı yapıp alttan-alttan ‘Marksist ve Leninist’ ideolojisini gençliğe şırınga etmişlerdir.
Onlard a biliyorlardı ki, Atatürk’ün rozeti ile ‘Biz solcuyuz-biz Marksist-Leninist’iz dediklerinde gizli emellerini Türk milletine yutturamayacaklardı. Çünkü, Atatürk hiç bir zaman Sosyalizmi ve Komünizmi savunmadığı gibi, ömrü bu ideolojilerle mücadele ile geçmişti.Gazi Mustafa Kemal Atatürk, CHP’yi kurdu ama hiçbir zaman bu partinin solcu yapıya sahip olduğunu ifade etmedi.Bu ifadeleri Bülent Ecevit- İsmet İnönü CHP’ye yapıştırmış Deniz Baykallar ise sürdürmüştür.Atatürk, tam bir Türkçüdür ve Türk Milliyetçisidir. ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ vecizesi bunun en büyük delilidir.

ŞİMDİKİ SOLCULAR, NEDEN ULUSALCI OLDULAR
Özellikle son yıllarda Türkiye'deki ‘Solcuların’, artık ‘Solcuyuz’ kelimesini kullanmaktan kaçındıkları ve kendilerine ayrı bir görüntü vermeye çalıştıkları gözlenmekte.Çünkü; Sol-Sosyalizm-Komünizm sistemlerinin, dünyada İnsan unsurunu yerle bir ettiğine artık onlarda inanmaktalar.Ama, onlara göre ‘Sistem’ doğru olarak işleve konulmadığından bu hale gelinmiş. İşte, bugünkü çabaları, sistemi yeniden canlandırmak ve bir kez daha denemek.Bunun içinde kendilerini saklayacak yeni bir şemsiyeye ihtiyaç duydular. Tabi bu şemsiye Atatürklü şemsiye olacaktı.Ve şimdi ki saklandıkları şemsiyenin adı ise ‘ Ulusalcılar’ oldu.Yani, bizim eski solcuların adı şimdi ‘Ulusalcılar’ oldu.Buların ağızlarından Türk milliyetçiliği çıkmadığı gibi İslami düşüncelere ise taktıkları adlar şunlar, “ Yobaz-İrticacı”

Devlet Bahçelinin Kendilerine Aydın Diyen Bazı Şerefsizlerin Ermenilerden Özür Dilensin Kampanyasına Karşı Yaptığı Açıklama

"Ermenilerden özür dilenmesi maksadıyla yürütülen kampanya” hakkında yaptıkları yazılı basın açıklaması
7 Aralık 2008
Türkiye bir yandan sürüklendiği derin stratejik sorunlarla boğuşurken, kendilerini aydın olarak tanımlayan bir grubun Ermenilerden özür dilenmesi maksadıyla başlatmak istedikleri kampanya, yozlaşma ve çürümenin ulaştığı vahim durumu göstermesi bakımından ibret vericidir.
Ülkemizde 1930’da meydana gelmiş bir isyanın bastırılmasını “soykırım”, Cumhuriyetimizin kurucusu aziz Atatürk’ün ise “savaş suçlusu” ilan edilmeye çalışıldığı bir dönemde, sözde Ermeni soykırımı olarak tanımlanan dayatmaların ivme kazanmış olması geniş tabanlı ve sistematik bir karalama faaliyetinin başlatıldığını işaret etmektedir.
Yıllardan beri tarihle yüzleşmek adına Adalet ve Kalkınma Partisi’nin tek taraflı ve tavizkar tutumunun kapı araladığı ve heves gösterdiği bu konu, artık kendi ecdadımızı yargılatacak bir sürecin önümüzde olduğunu ortaya koymaktadır.
Türkiye'ye yönelik iddiasını ve toprak taleplerini ısrarla sürdüren Ermenistan'a, sınır kapılarını açmayı dile getiren ve bu ülke ile diplomatik temasa kalkışan AKP’nin ürkek tutumu, ecdadımızın yargılanması konusunda yabancılara ve işbirlikçilerine ümit ve cesaret vermektedir.
Gelişmeler, sözde soykırım iddiaları ekseninde oluşan hakaret ve ithamlara sessiz kalan hükümet etrafında, etkili bir kuşatma alanı oluşturmak ve bu alanı giderek daraltmak üzerine kurulmuş bir senaryonun uygulanmaya başladığını göstermektedir.
Tarihi gerçeklere tamamen aykırı, insaf ve hakkaniyet duygusundan yoksun bir anlayışla, sözde özür kampanyasına öncülük eden zihniyetin, Osmanlı Devleti döneminde emperyalist devletlerin kullandıkları Ermeni tebaasının neden olduğu kanlı olayları ve akabinde gelişen şartları bilmeden hareket ettiklerini düşünmek mümkün değildir.
Türkiye’nin içinde Ermeni iddialarını destekleyen bir cephe oluşturma gayretleri için altı yıldır, her zemin, ortam ve kürsü kullanılarak açıkça sürdürülen faaliyetlerin bu girişimle birlikte sonuç almaya dönük çalıştıkları ve kamuoyu hassasiyetini köreltmeyi amaçladıkları anlaşılmaktadır.
Adlarının başına yerleştirilen muhtelif sıfatlarla kamuoyuna seslenme imkânı bulan işbirlikçi mihraklar, hayati milli çıkarlarımızı ucuz pazarlıkların malzemesi haline getiren AKP iktidarının oluşturduğu teslimiyetçi zeminden cesaret almışlar ve özür talep etme noktasına kadar cüret kazanmışlardır.
Milliyetçi Hareket Partisi’nin bu konudaki görüşü şudur.
Tarih, yaşanmış, yazılmış ve hükmünü vermiştir. Ortada utanacağımız bir suç ve adına özür dileyeceğimiz bir suçlu yoktur.
Türk milleti de sahip olduğu büyük imparatorluk coğrafyalarından çekilirken, katliamlar, mezalimler ve bitmek tükenmek bilmeyen trajik göçler yaşamış, ancak bu tarihi hadiseleri yüreğine gömerek yeni bir dünyaya kapı açmıştır.
Hiç kimsenin, mirasçısı olduğumuz ecdat yadigârını aşağılama, suçlu gibi tanımlama ve özür talep etmeye hakkı ve haddi değildir.
Üstelik bu konuda ısrarlı olmak, atılmak istenen sözde adımların önünde de bir engel, toplumların birbirini yeniden tanımaları için de bir olumsuz bir çağrışım nedenidir.
Ancak, bu talebin ısrarı halinde kimin kimden özür dilemesi gerektiği yeniden tartışılmalı, Ermenilerce mezalime maruz kalan milletimizin, suikasta kurban giden Osmanlı devlet adamlarının, katledilen Cumhuriyet diplomatlarının ve henüz acıları çok yeni olan Karabağ katliamlarının özrünü beklemek, en doğal ve tarihi hakkımızdır.
Her fırsatta aziz ceddimizin bir asır önce soykırım yaptığı yalanına başvuran Ermeniler, Azerbaycan topraklarında, üzerinden henüz yalnızca 16 sene geçmiş olan gerçek bir insanlık vahşetini itiraf ve kabul etmek, işgal altında bulundurdukları topraklardan çekilmek zorundadırlar.
Bu kirli kampanyayı başlatma cesaretini bulanlar, aydın sıfatının arkasına sığınarak kimsenin Türk milleti adına konuşamayacağı ve Türk milletini yargılayamayacağını bilmelidirler.
Bu haysiyet kırıcı durumun kabul edilmesi ve ilişkilerin bu dayatma ve tavizlerle ilerleyebilmesi mümkün değildir.
Ceddimizin kutlu emaneti, AKP zihniyetinin ve bir avuç işbirlikçinin bulandırdığı havaya teslim edilemeyecek kadar şanlı, temiz ve büyüktür.

Dr. Devlet Bahçeli
Milliyetçi Hareket PartisiGenel Başkanı

26 Ağustos 2008 Salı

YASASIN DÜNYA YILDIZI FORVET MİLAN BAROŞ GALATASARAYDA....

Milan Baros Galatasaray'da
Galatasaray, Olympique Lyonnais'un Çek yıldızı Milan Baros'u renklerine bağladı. 3 yıllık anlaşmaya varılan Baros transferini futboldan sorumlu yönetim kurulu üyemiz Haldun Üstünel Galatasaray TV'ye açıkladı.Milan Baros, 28 Ağustos 2008 Perşembe günü İstanbul'a gelecek.Transferi Galatasaray TV’ye değerlendiren yönetim kurulu üyemiz Haldun Üstünel “Öncelikle Galatasaray camiası ve spor kamuoyuyla yeni bir transferi paylaşmanın sevincini ve gururunu yaşıyoruz. Yine dünya çapında bir oyuncuyu Türkiye’ye getirerek büyük bir iş yaptığımıza eminiz. Futbol kariyeri belli olan, dünyanın önde gelen bir çok ünlü takımında oynamış Milan Baros artık Galatasaraylı. Kulübüyle bonservis konusunda anlaştık ayrıca kendisiyle de 3 yıllığına anlaşmaya vardık. Tüm imzalar atıldı.. Tam bir ekip çalışması gerçekleştirdik, bu transferde emeği geçen tüm Galatasaraylılara ve camiamıza hayırlı olsun.Galatasaray Türk futbolunun önemli bir markası ve biz de futbolun marka isimlerini camiamıza kazandırmaya devam ediyoruz.”şeklinde konuştuHaldun Üstünel, Kewell ve De Sanctis’den sonra Baros transferinde de önemli katkısı olduğu yönündeki soruyu ise şöyle yanıtladı “Tabiî ki bu tip transferler uzunca bir süreç alıyor ama biz ekip çalışmasıyla transferi gerçekleştirdik. Bireylere pay biçmeyelim.”MİLAN BAROSDoğum Tarihi: 28 Ekim 1981 Doğum Yeri: Vigantice, Çek CumhuriyetiBoy: 184 cmPozisyon: Forvet (Striker)Geldiği Kulüp: Olympique LyonnaisKariyeri: 1998-2001 Banik Ostrava (76 maçta 23 gol), 2002-2005 Liverpool (68 maçta 19 gol), 2005-2007 Aston Villa (42 maçta 9 gol), 2007 Olympique Lyonnais (24 maçta 7 gol), 2008 Portsmouıth (Kiralık, 12 maç)
Milan Baros’u Tanıyalım
28 Ekim 1981 Vigantice (Çek Cumhuriyeti) doğumlu forvet oyuncusu Milan Baros, Çek Cumhuriyeti'nin yetiştirdiği önemli golcülerden biri. Futbola Vigantice takımında başlayan ve daha sonra Banik Ostrava takımına transfer olan Baros, daha sonra sırasıyla Liverpool, Aston Villa, Olympique Lyon ve kiralık olarak Portsmouth takımlarında forma giydi.
2002 - 2005 yılları arasında Liverpool forması giyen ve 65 maçta 19 gole imza atan Baros, İstanbul'da oynanan unutulmaz Şampiyonlar Ligi finalinde Milan'a karşı 3-0 geriye düştükten sonra maçı 3-3'e getiren ve penaltılarla kupaya uzanan ekipte de yer aldı.
Liverpool kariyerinde 2003 yılında Lig Kupası, 2005 yılında Şampiyonlar Ligi kupası bulunan Baros 2005 yılında Lig Kupası'nı, 2002 yılında da Charity Shield'ı finalde kaybetti.
Daha sonra Aston Villa ve Olympic Lyon’da oynayan Baros, Aston Villa ile çıktığı 42 maçta 9, Fransız şampiyonu ile çıktığı 24 maçta 7 gol kaydetti. Çek yıldız, 2008 yılında Portsmouth'a kiralandı ve 12 resmi maçta oynadı.
Çek yıldız ayrıca Lyon ile 2007 yılında Barış Kupası, Fransa Ligi şampiyonluğu ve Şampiyonlar Kupası'na uzandı. Baros, ilk olarak 25 Nisan 2001'de Belçika karşısında formasını giydiği ve golle buluştuğu Çek Cumhuriyeti milli formasıyla çıktığı 66 maçta 32 gol attı.
Milan Baros, Çek Cumhuriyeti formasıyla katıldığı Euro 2004'te attığı 5 golle şampiyonanın gol kralı oldu ve Altın Ayakkabı ödülünü aldı.
Milan Baros Euro 2008'de Milli Takımımız’ın da bulunduğu A Grubu'nda mücadele eden Çek Cumhuriyeti formasını bir kez, Portekiz maçında giyerken Milli Takımımızın 3-2 kazandığı grubun son maçında forma giymedi.
1998-2002 Banik Ostrava - 76 Maç / 23 Gol2001-2005 Liverpool - 65 Maç / 19 Gol2005-2007 Aston Villa - 42 Maç / 9 Gol2007-2008 Olympique Lyon - 24 Maç / 7 Gol2007-2008 Portsmouth - 12 MaçToplam: 222 Maç / 58 Gol2001- … Milli Takım - 66 Maç / 32 Gol

31 Temmuz 2008 Perşembe

Morgan De Sanctis'i Tanıyalım

Galatasaray’ın yeni transferi Morgan de Sanctis, 26 Mart 1977 Guardiagrele (İtalya) doğumlu. Serie B takımlarından Pescara’da yetişen kalecimiz, daha sonra Serie A’nın güçlü takımı Juventus’a transfer oldu. Siyah beyazlılarda Angelo Peruzzi’den dolayı fazla forma şansı bulamadı.
22 yaşında Udinese’ye geçti ve ilk Avrupa kupası tecrübesini de bu kulüpte yaşadı. 2002’de takımın birinci kalecisi haline geldi, 5 sezonda 174 Serie A, 6 da Şampiyonlar Ligi maçına çıktı.
Geçen sezon kariyerine İspanya’da devam etme kararı alan Morgan de Sanctis, Sevilla’da 8 maçta kalesinde 8 gol gördü.
İtalya Milli Takımı’nın da formasını giyen Morgan de Sanctis, ilk kez Mart 2005’te İzlanda’ya karşı 0-0 biten maçta sahaya çıktı. Ekim 2005’te Moldova’yı 2-1 yendikleri maçta da ikinci milli tecrübesini yaşadı. Tecrübeli kaleci, İtalya’nın çeyrek final oynadığı 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda da kadrodaydı.
Morgan de SanctisDoğum Tarihi: 26 Mart 1977Ülke: İtalyaBoy: 1.90Kilo: 86Millilik Sayısı: 2Geldiği Takım: SevillaKariyeri: 1994 -96 Pescara1996 – 1999 Juventus1999 – 2007 Udinese2007 – 2008 Sevilla

GALATASARAYIMIZ İTALYAN FUTBOLUNUN SON YILLARDA YETİŞTİRDİĞİ EN BÜYÜK KALECİLERDEN OLAN JUVENTUSUN ESKİ KALECİSİ DÜNYA YLDIZI MORGAN DE SANCTİS'İ ALDI

Sevilla, Galatasaray'ın transfer etmek istediği İtalyan kaleci De Sanctis ile ilgili açıklama yaptı.31.7.2008
Yabancı transferinde Kewell ve Fernando Meira'yı kadrosuna katan Galatasaray, Sevilla'da oynayan İtalyan kaleci Morgan De Sanctis ile de anlaştı. Sarı-kırmızılıların İtalyan kaleciyi 1 yıllığına kiraladığı öğrenildi.Sevilla kulübünden yapılan resmi açıklamada, De Sanctis’in 30 Haziran 2009 tarihine kadar Galatasaray’a kiralandığı, İtalyan kalecinin satılma olasılığı olmadığı duyuruldu. Sevilla basınında alınan bilgilerde, Galatasaray’ın Sevilla kulübüne 1 yıllık kiralama ücreti olarak 500 bin Avro ödeyeceği İtalya kalecinin ise 1 milyon Avro alacağı öğrenildi.
Bugün Moskova’ya giden Sevilla kadrosuna alınmayan De Sanctis’in Galatasaray’a transferinde İspanyol kulübünü ikna etmekte kilit rol oynadığı söyleniyor. Geçen sezon sadece 8 lig, 4 Kral Kupası ve 1 Şampiyonlar Ligi maçında oynama şansı bulan ve as kaleci Andres Palop’un gölgesinde kaldığı belirtilen İtalyan kalecinin, Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray ile oynama şansı bulacak olmasından bu kulübe gitmeyi tercih ettiği bildirildi

23 Temmuz 2008 Çarşamba

Fernando Meira: “Dünya Çapında Bir Kulüpteyim”

Galatasaray’ın yeni transferi Fernando Meira, Galatasaray’ın kamp yaptığı otelde basın mensuplarının karşısına çıktı. Yönetim Kurulu Üyesi Haldun Üstünel, Futbol AŞ Genel Müdürü Adnan Sezgin, Basın ve Operasyon Sorumlusu Yako Igual’in de katıldığı basın toplantısında yeni transferimiz Fernando Meira açıklamalar yaptı, "Bu transferle dünya çapında bir kulüpte yeni bir sayfa açtığımı düşünüyorum" diyen Meira, Futbol AŞ Genel Müdürü Adnan Sezgin'e de teşekkür etti!

Fernandol Meira, ''Bu transferle dünya çapında bir kulüpte yeni bir sayfa açtığımı düşünüyorum. Galatasaray'ın yalnızca Türkiye'de değil Avrupa'da başarılı olmak istediğini biliyorum'' dedi.

Galatasaray'ın üst düzey bir kulüp olduğunu belirten Meira, kendisine bu fırsatı verdikleri için Galatasaray kulübüne ve yöneticilere teşekkür etti.

Bu birlikteliğin hem kendisi, hem de Galatasaray için önemli olduğunu ifade eden Meira, ''Galatasaray'a gelirken Lincoln ile bir görüşme yapmadım. Galatasaray'ın üst düzey bir takım olduğunu zaten biliyorum. Adnan Sezgin'in bana gösterdiği proje çok önemliydi. Bu projenin bir parçası olmak için verilen fırsat nedeniyle kendisine teşekkür ediyorum'' diye konuştu.

Meira, takım içinde savunmadaki rekabetle ilgili yöneltilen bir soruyu, ''Galatasaray'da savunmada rekabet olacağını düşünüyorum. Kadroda ne kadar oyuncu olursa olsun ismi olan değil, iyi olan formayı alacak. Hedefim üst düzey bir kulüpte dört yada beş yıllık kontrat yapmaktı. Bundan sonraki hedefim Galatasaray'da şampiyonluğa ulaşmak ve ardından Portekiz milli formasıyla dünya kupasında oynamak'' diyerek cevapladı.

Galatasaray Futbol A.Ş Genel Müdürü Adnan Sezgin ise kaliteli olan kadrolarını Meira gibi isimlerle güçlendirmeye çalıştıklarını ifade ederek, ''Kendisini dört yıllığına transfer ettik. Bize çok katkısı olacak'' dedi.

Meira'nın transferinin hayırlı olmasını dileyen yönetici Haldun Üstünel ise, ''Ekip çalışması ile bu transferi gerçekleştirdik. Kendisi ülkesinde ve Almanya’da çok sevilen bir oyuncu. Çok önemli bir ismi camiamıza kazandırdık. Meira dışında bazı isimlerle de ilgileniyoruz. Transferleri mümkün olduğunca gizli yapmayı amaçlıyoruz. Bu konuda basından anlayış bekliyoruz'' diye konuştu.

Fernando Meira’yı Tanıyalım

Fernando Meira, 5 Haziran 1978 Guimares, Portekiz doğumlu. 1995-1996 sezonunda Vitoria de Guimaraes'de profesyonel kariyerine başlayan Meira, 1998 yılına kadar Guimares’te forma giydi. 1998-99 sezonunda kiralık olarak ikinci lig ekiplerinden FC Felgueiras’a transfer olan Meira, ikinci ligde 33 karşılaşmada oynadı.

1999-2000 sezonunda Guimares’e dönen Portekizli oyuncu, o sezon takımında 30 maç forma giydi ve 2 gol kaydetti. Portekiz’de büyük kulüplerin de transfer listesine giren Fernando Meira, 4 milyon euro ve bir oyuncu karşılığında Benfica’ya transfer oldu. Benfica’da kaldığı 1,5 sezon boyunca istikrarlı bir görüntü çizen Meira, 46 lig maçında forma giydi.

Fernando Meira, Ocak 2002’de Almanya’nın Stuttgart takımına transfer oldu. 2002 yılından bu yana Stuttgart forması giyen Fernando Meira, 2006 yılında takımın kaptanlığına yükseldi. Meira, geçtiğimiz sezon Bundesliga’da 27 maçta forma giydi ve 2 gol kaydetti. Şampiyonlar Ligi’nde ise 6 maçta takımının formasını giydi. Meira 2006-07 sezonunda Stutgart’la, Bundesliga şampiyonluğu sevinci tattı.

2006 Dünya Kupası’nda Portekiz Milli Takımı’nın formasını giyen Meira, milli takımın son Avrupa Şampiyonası kadrosunda da yer aldı. Şampiyonada 3 maçta Portekiz formasını giyen başarılı futbolcu, Türkiye Milli Takımı'na karşı son dakikada oyuna dahil olmuştu.


Freitas Jose da Silva Fernando Meira
Ülke:
Portekiz
Boy: 1.90
Kilo: 85
Geldiği takım: Stutgart
Oynadığı takımlar: Guimares, Felgueiras, Benfica, Stuttgart

GALATASARAYAMIZIN STUTTGART'DAN TRANSFER FERNANDO MEİRA İCİN GÖRÜSLER PESİNDE LİVERPOOL ROMA VE JUVENTUSUN OLDUGU DÜNYAZ YILDIZI GALATASARAYDA

Portekiz'in önde gelen gazetelerinden Abola'nın ünlü yazarı Nuno Fernandes, dün kampa katılan Galatasaray'ın yeni transferi Fernando Meira'yı FANATİK için yorumladı...
23.7.2008


Guimares, Benfica ve Stuttgart... Gittiği her takımda kaptanlığa yükseldi. Şundan kesinlikle eminim, 2 yıl içinde Galatasaray’da da pazubandı koluna takacaktır. Tecrübeli ve kaliteli olmanın yanı sıra karakterli bir futbolcu... Yer aldığı her ekibe bu özelliğini yansıtır. Galatasaraylılar fantastik bir yıldız kazandığının farkına varacaktır.

En başta şunu söylemeliyim; Galatasaray, Fernando Meira’yı kadrosuna katarak, çok önemli bir iş başardı. Meira hem savunmada hem de orta alanda başarıyla görev alabilen bir oyuncu. Yapısı itibariyle ‘doğal lider’ özellikleri taşıyan tecrübeli savunmacı, uzun boyunun avantajıyla hava toplarında çok etkili, ama aklınıza bir soru gelmesin, çünkü rakiplere yerden de geçit vermiyor. Hamle zamanlaması mükemmel denecek kadar iyi. Sahada nerede durması gerektiğini çok iyi biliyor. Deneyimi ve taktik bilgisiyle yeni takımını bir hayli rahatlatacaktır.

Devler peşine düşmüştü
2006 Dünya Kupası’nda Andrade’nin beklenmedik sakatlığıyla bir anda Portekiz Milli Takımı’nın 11’inde kendine yer buldu. Savunmanın göbeğinde görev alan Meira hakkında turnuva başlangıcında bir takım tereddütler vardı. Ama Chelsea’de forma giyen Carvalho ile o kadar iyi bir uyum sağladılar ki, Portekiz’in yarı finale kadar gelmesinde büyük rol oynadılar. Zaten şampiyona sonunda da bir anda Milan ve Bayern Münih gibi Avrupa’nın devlerinin listesine girmeyi başardı.

En ufak şüphem yok
Galatasaray’da başarılı olur mu olmaz mı? Bu sorunun yanıtını çok iyi biliyorum, hatta başarılı olacağı konusunda en ufak bir şüphe taşımıyorum. Kesinlikle en kısa zamanda takımın değişmezi haline gelecektir. Çok karakterli bir futbolcu olan Meira, bu özelliğini gittiği her takıma yansıtmıştır. Dürüstlüğü ve lider yapısıyla arkadaşları tarafından hep çok sevilmiştir, Galatasaray’da da benzer görüntüler yaşanacaktır.

Her takımda kaptan oldu
Profesyonelliği üst düzeyde yaşayan Meira forma giydiği tüm kulüplerde(V.Guimaraes, Benfica ve Stuttgart) kaptanlığa kadar yükseldi. Galatasaray’da da 2 yıl içinde pazubandı takarsa kimse şaşırmasın. Stuttgart’ın 2007 yılında gelen Bundesliga şampiyonluğunda büyük pay sahibiydi. Defans onunla birlikte daha da güçlenecek. Galatasaray, dünyanın her takımında rahatlıkla forma giyebilecek, fantastik bir futbolcuyu kadrosuna kattı. Yönetim ve taraftarlar, kısa sürede bu gerçeğin farkına varacaklar.

14 Temmuz 2008 Pazartesi

İLK PROVA OLUMLU GALATASARAYIMIZ İLK HAZIRLIK MACINDA ZAYIF RAKİBİ HOMBERG İ YEDEK AGIRLIKLI CIKTIGI KADRO İLE 2-0 YENDİ

Yeni sezon hazırlıklarını Almanya´nın Duisburg kentindeki XXL tesislerinde sürdüren Galatasaray, bugün Almanya´nın beşinci lig ekiplerinden VFB Homberg oynadığı hazırlık maçını 2-0 kazandı.13.7.2008
Duisburg’ta oynanan ve yaklaşık 5 bin gurbetçi taraftarın da izlediği karşılaşmada, Galatasaray’ın gollerini 30. dakikada Yaser ve 64. dakikada Erhan attı. 43. dakikada Yaser’in düşürülmesi ile kazanılan penaltıyı Lincoln gole çeviremedi.
Galatasaray sahada, Orkun, Linderoth, Aydın (Dk. 75 Serkan Çalık), Barış, Lincoln (46.Dk Nonda), Yaser (Dk. 55 İrfan), Ferdi, Volkan, Erhan, Mehmet, Ümit, onbiriyle mücadele etti. Karşılaşma biter bitmez tüm uyarılara karşın tribünlerdeki taraftarlar sahaya inerek futbolculardan imza almak ve fotoğraf çektirmek için yoğun çaba harcadılar. Taraftarların yarattığı izdiham nedeniyle oyuncular soyunma odasına giderken zorluk yaşadı.Galatasaray, ikinci hazırlık maçını 16 Temmuz’da Paderborn ile yapacak.

10 Temmuz 2008 Perşembe

LUTFEN OKUYUN = ANKETLERIMIZE KATILIN...

SAYIN www.kaanozpinar.blogspot.com ziyaretçileri düzenlediğimiz anketlere katılarak lütfen görüşlerinizi bildirim

ANKETLERİMİZ SOL KÖŞEDE RESİMLERİN OLDUGU BÖLÜMDEDİR

TÜM ANKETLERİ GÖRMEK İCİN BAYA AŞAĞILARA DOGRU İNİN CÜNKÜ ORDADA ANKETLER VAR.

VEEE EN ÖNEMLİ ANKETİMİZ TURKCELL SUPER LİGİNDE KİM SAMPİYON OLCAK ANKETİDE AŞAĞILARDADIR....

AYRICA TÜM YAZILARIMIZI GÖRMEK İÇİN EN AŞAĞIDAKİ BUTONLARA BAKIN CÜNKÜ SİTEDEKİ YAZILAR GÜNCEL YAZILARDIR

YENİ FUTBOLCUMUZ GENÇ YETENEK FERDİ ELMASI TANIYALIM

Ferdi ELMAS
Ferdi Elmas, 13 Şubat 1985 Hollanda Amsterdam doğumlu. Futbola 5 yaşında Almera’da başlayan Ferdi, 8 yaşında Ajax’a transfer oldu.
18 yaşına kadar Ajax’ta forma giyen Ferdi, 2004 yılında RKC Waalwijk takımına transfer oldu. Waalwijk’te 29 maç forma giyen Ferdi 11 gol kaydetti. 2005-2006 sezonunun başında Çaykur Rizespor’a transfer olan Ferdi Elmas, Çaykur Rizespor’da forma giydiği 3 sezonda 55 maça çıktı ve 14 gol attı.
2007-2008 sezonunda Ankaraspor’da 5 maç kiralık olarak forma giydi. Hollandalı anne ve Türk babanın çocuğu olan Ferdi, Flemenkçe ve İngilizce biliyor. Hollanda da forma giydiği dönemde Hollanda genç mili takımlarında forma giyen Ferdi Elmas, 2003 yılından itibaren Türk genç milli takımlarında forma giymeye başladı.
Ferdi, 3 kez Türkiye U21 milli takımı formasını giydi.

YENİ FUTBOLCUMUZ GENÇ YETENEK YASER YILDIZI TANIYALIM

Yaser YILDIZ
Yaser Yıldız, 1 Haziran 1988 Sakarya doğumlu. Futbola, Sakarya takımlarından Harmanlıkspor’da başladı. 2001 yılında Sakaryaspor altyapısına transfer oldu.
Sakaryaspor Genç ve PAF takımlarında forma giyen Yaser, 2003-2004 sezonunun başında Beşiktaş’a transfer oldu. Beşiktaş PAF takımında 29 maç forma giyen Yaser, 10 gol attı.
2005 yılında Denizlispor’a transfer olan Yaser Yıldız, Denizlispor’da 16 yaşındayken Süper Lig’de forma giyme başarısını gösterdi. Süper Lig’de 9 maçta forma giyen Yaser, 2005-2006 sezonunda ikinci lig takımlarından Mersin İdman Yurdu’na transfer oldu. Mersin’de 28 maçta forma giyen Yaser 2 gol attı. Yaser Yıldız, 2005-2006 sezonunu Uşakspor’da 4 maç forma giyerek kapattı. 2006-2007 sezonunda ise Kartalspor’a transfer oldu. Yaser Yıldız, Kartalspor’da forma giydiği 32 maçta 18 gol kaydetti.
Yaser Yıldız 13 kez, U16 milli takımında, 3 kez U17 milli takımında, 2 kez ise U20 milli takımında forma giydi. Yaser, son olarak 15 Şubat’ta Madeira Turnuvası’nda oynanan Portekiz maçında milli formayı giymişti.

9 Temmuz 2008 Çarşamba

LİVERPOOL DAN TRANSFER ETTİĞİMİZ DÜNYA YILDIZI HARRY KEWELL IN KARİYERİ

Harry KEWELLOrta Saha
Harold (Harry) Kewell, 22 Eylül 1978 Sidney, Avustralya doğumlu. Futbola okula takımlarında adım atan Harry Kewell, lise yıllarında hem okul takımında futbol oynarken, aynı zamanda Marconi Socer takımı ile bölgesel ligde oynadı.
15 yaşında denenmek için gittiği İngitere’de Leeds United takımına transfer olan Harry Kewell, Mart 1996’da 17 yaşındayken Middlesbrough karşısında Premier Lig’deki ilk maçına çıktı. Nisan 1996’da ise Şili karşısında ilk kez Avustralya Milli Takımı’nın formasını giydi.
1999-2002 yılları arasında İngiltere Premier Lig’inde David Oleary’nin teknik direktörlüğünü yaptığı genç Leeds United kadrosunda göze batan isimlerden biri oldu. Leeds United’ta oynadığı 8 sezon boyunca 181 maçta forma giyen Kewell 45 gol attı.Harry Kewell’in 2003-2004 sezonuda Liverpool’a transfer oldu. Liverpool ile 2005 yılında Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşayan oyuncu, Liverpool oynadığı 5 sezon boyunca 93 resmi maçta forma giydi ve 16 gol attı. 1996 yılında bu yana Avustralya Milli Takımı’nın formasını 36 kez giyen Kewell, milli forma altında ise 11 golü bulunuyor.
Harry Kewell, son olarak geçtiğimiz ay Avustralya Milli Takımı ile 4 maça çıktı. Avustralya Milli Takımı'nın Irak'a karşı oynadığı 2 maç ile Katar ve Çin'e karşı oynadığı maçlarda ilk 11'de sahaya çıkan Kewell, bu maçlarda toplam 322 dakika sahada kaldı ve 2 gol attı.

GALATASARAYIMIZIN TEKNİK TREKTÖRÜ MİCHAEL SKİBBE ÜNLÜ HOCANIN KARİYERİ

Info: Michael Skibbe
4 Ağustos 1965 doğumlu olan Michael Skibbe, 2004 yılına kadar Alman Milli Takımı'nda Rudi Völler'in yardımcısı olarak görev yaptı.
Profesyonel futbolculuk kariyerine Schalke'de başlayan Skibbe, 1984-1986 yılları arasında Schalke 04’de forma giydi. Daha sonra üç kez çapraz bağları kopan Skibbe, erken yaşta futbola veda etmek zorunda kaldı.
1989 yılında Borussia Dortmund’un genç takım hocalığına getirilen Michael Skibbe, 1998 yılında A takımın başına geçti. 32 yaşında Borussia Dortmund’un teknik direktörü olurken aynı zamanda Bundesliga tarihinde takım çalıştıran en genç hoca unvanını kazandı. Michael Skibbe 1 buçuk yıl sonra görevinden ayrıldı.
2000 yılında Rudi Völler ile birlikte Almanya Milli Takımı'ndan gelen teklifi kabul etti ve Almanya'yı çalıştırmaya başladı. Almanya'nın 2004 Avrupa Şampiyonası'nda ilk turda elenmesinin ardından Rudi Völler ve Michael Skibe görevlerinden ayrıldı. Daha sonra Alman Futbol Federasyonu'nda çalışan Skibbe, Ekim 2005'te Bayer Leverkusen ile anlaştı ve o tarihten bu sezon sonuna kadar Alman ekibinde teknik direktörlük yaptı. Bayer Leverkusen geçtiğimiz sezon Bundesliga’da 34 maçta 51 puan toplayarak sezonu 7. sırada tamamladı.

5 Temmuz 2008 Cumartesi

GALATASARAYIMIZIN LİVERPOOL DAN TRANSFER ETTİĞİ DUNYA YILDIZI HARRY KEWELL ''OLUMUNE BIR CIMBOMLU'' HER SEYE GOZUNU YUMARAK GELDI GALATASARAYA

Ölümüne Cimbomlu!
Transferde sessiz günler geçiren Galatasarayımız dünyaca ünlü yıldız Harry Kewell'ı renklerine bağlaması, sadece Türkiye'de değil İngiltere'de de geniş yankı uyandırdı... Fakat bu transfere en büyük tepki, Avustralyalı yıldızın eski kulübü olan Leeds United'tan geldi. 2000 yılında İngiliz taraftarlar Christopher Loftus ve Kevin Speight'ın Taksim'de öldürülmesi nedeniyle Galatasaray'dan adeta nefret eden Leeds'li taraftarların Kewell'ı, "İstanbul'a gitme, yoksa ölürsün" diye tehdit ettiği belirlendi.
BİZE EN BÜYÜK İHANETİ YAPTI! Leeds United Kulübü'ne yakın gazeteler, transfer haberinin ortaya çıkmasının ardından bazı İngiliz holiganların, Avustralyalı yıldızın cep telefonuna ölüm tehditleri içeren mesajlar attığını öne sürdü. Leeds Fun Club'ın forum sayfasında da Kewell'a ateş püsküren Leeds'li taraftarlar, efsane gözüyle baktıkları yıldız futbolcu için, "Elimizdeki tüm Kewell formalarını yakacağız. Taraftarı, bizim arkadaşlarımızı öldüren bir takımın formasını giymek, yapılacak en büyük ihanettir" ifadesini kullandılar.
JUVE VE ROMA DA İSTİYORDU Öte yandan Kewell'ın transferini çok gizli bir operasyonla bitiren Galatasaray'ın birçok Avrupa devine çalım attığı da ortaya çıktı. Sarı-Kırmızılı yönetimin, Portsmouth, Fulham, Celtic, Roma ve Juventus'un da istediği Avustralyalı yıldızı renklerine bağlaması büyük bir başarı olarak nitelendirildi. Bu arada İngiliz basınına konuşan Kewell'ın menajeri Mandic'in, "Transfer henüz kesinleşmedi" demesi Galatasaraylı taraftarları endişelendirdi. Fakat bu sözlerin gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı.

VE DUNYA YILDIZI TRANSFERIMIZI LIVERPOOLDAN GELEN HARRY KEWELL IMZALADI

Kewell İmzaladı
Galatasaray’ın yeni transferi Harry Kewell, Florya Metin Oktay Tesisleri'nde düzenlenen törenle 2 yıllık resmi sözleşmeye imza attı.
Bu sabah Bakırköy Acıbadem Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçen Harry Kewell, 12 Temmuz’da takıma katılacak. Harry Kewell, bu sezon Galatasaray’da 19 numaralı formayı giyecek.
Yönetim Kurulu Üyesi Haldun Üstünel, Futbol AŞ Genel Müdürü Adnan Sezgin, Basın ve Operasyon Sorumlusu Yako Igual'in de hazır bulunduğu imza töreninde Adnan Sezgin şu açıklamaları yaptı. Harry Kewell ile 2 yıllık sözleşme imzaladıklarını belirten Adnan Sezgin, “Bu transferin, Harry Kewell ve kulübümüze hayırlı olmasını dilerim. Önemli bir oyuncu. Zaten iyi olan takımımıza vereceği katkılarla hedefimize ulaşma yönünde önemli bir rol oynayacaktır. Kendisine bir kez daha hoş geldin diyor ve başarılar diliyorum” dedi.
İzinli olan futbolculardan Linderoth’un takıma bugün katıldığını, 7 Temmuz’da ise Nonda’nın antrenmanlara katılacağını belirten Adnan Sezgin, Harry Kewell’in 12 Temmuz’da diğer milli futbolcularla birlikte kampa katılacağını söyledi.
Harry Kewell’ın açıklamaları ve imza töreninden fotoğrafları WWW.GALATASARAY.ORG ' da bulablirsiniz...

3 Temmuz 2008 Perşembe

LİVERPOOL UN DUNYA YILDIZI OYUNCUSU HARYY KEWELL GALATASARAYDAA

Harry Kewell Galatasaray'da

Galatasaray, İngiltere'nin Liverpool kulübünde forma giyen 29 yaşındaki Avustralyalı orta saha oyuncusu Harry Kewell ile anlaşma sağlamıştır.

Galatasaray Futbol Komitesi üyesi Haldun Üstünel GS TV'ye yaptığı açıklamada Liverpool'un ünlü yıldız futbolcusu Harry Kewell ile her konuda anlaştıklarını söyledi. Üstünel, Kewell ile birlikte yarın (Cuma) İstanbul'da olacaklarını belirtti.

Haldun Üstünel açıklamalarına şöyle devam etti: "Uzun süren emekler ve çalışmalar sonucunda çok önemli bir ismi Galatasaray'a kazandırma aşamasına geldik. Avrupa futbolunun çok önemli bir yıldızını çok yakında Galatasaray forması altında izleyeceğiz ve bu bizi çok heyecanlandırıyor. Kendisi ile her konuda anlaştık. O da bizimle bu heyecanı birlikte yaşıyor. Bize büyük güç katacağına inandığımız, emin olduğumuz Harry Kewell Galatasaray'a ve Türk futboluna hayırlı olmasını temenni ediyorum." dedi

GS TV spikerinin sorularına Haldun Üstünel şöyle yanıt verdi:

Bu transferin hikayesini anlatır mısınız?
Bizim için Galatasaray için hem tecrübesi hem kalitesi hem de Avrupa deneyimi ve kariyeri boyunca Premiere League gibi üst seviyede bir ligde oynaması tercih nedenimiz oldu. Yarın akşam saatlerinde Kewell ile birlikte İstanbul'da olacağız. Galatasaray camiasına hayırlı olmasını diliyorum.

İyi bir hücum hattı oluştu. Deneyimi olan Kewell ile birlikte Galatasaray'dan beklentiler arttı. Sizin düşünceniz nedir?
Bu transferle birlikte 2000 yılındaki başarıyı tekrarlayarak onun için, gerekli transferleri yapmak için elimizden gelen tüm çabayı gösteriyoruz.


INFO
Harold (Harry) Kewell

Doğum Tarihi
22 Eylül 1978
Doğum Yeri
Sydney (Avustralya)
Boy
1.80m
Pozisyon
Ortasaha ve Forvet
Kariyer
1995-2003 Leeds United
2003-2008 FC Liverpool

3 Haziran 2008 Salı

KANARYA AVCISI : SHABANİ NONDA (kısaca tanıyalım)

SHABANI NONDA

Avrupa futbolunun son yıllardaki en tehlikeli forvetlerinden Shabani Nonda, hem Kongo hem Fransa pasaportu taşıyor. 11 kez Kongo milli formasını giyen Nonda, yaptığı parlak transferlerle de hep gündemde oldu.



Futbola Vaal Professionals kulübünde başladıktan sonra 1995-1998 yılları arasında üç sezon FC Zürich’de forma giyen Nonda, İsviçre'de 75 maçta 36 gol kaydetti.


1998-2000 yılları arasında iki sezon, Fransa'da Rennes'de top koşturdu, 62 maçta 31 golle yine adından söz ettirdi. 2000’de Monaco'ya transfer olan Nonda, 5 sene kaldığı bu kulüpte altın çağını yaşadı ve 116 maçta 57 gollük muhteşem bir performans sergiledi. 2004 Şampiyonlar Ligi finalinde FC Porto'ya karşı forma giydi. 2002-2003’te geçirdiği ağır sakatlığı atlatıp sahalara dönmesi ve eski formunu yakalaması da Nonda’nın kariyerinde önemli bir dönüm noktasıydı.

2005’te AS Roma'ya transfer oldu ve Serie A'daki 16 maçta 4 gol kaydetti. 2006-2007 sezonunda Premier Lig ekiplerinden Blackburn Rovers'da kiralık olarak oynarken 26 maçta 7 gol attı.


Sezon başında Galatasaray’a gelen Nonda, kurtarılamaz nitelikteki penaltı vuruşları ve bitiriciliği ile Türkiye’de de kendine hayran kitlesi edindi.

19 Mayıs 2008 Pazartesi

UEFA KUPASINI VE AVRUPA KUPASINI ALAN GALATASARAY AYRICA ŞAMPİYONLAR LİGİNDE ÇEYREK FİNAL OYNAYAN İLK TÜRK TAKIMIDIR


Çeyrek finaldeyiz!
Çok değil, daha birkaç ay önce UEFA Kupası’nı, peşinden de Süper Kupa’yı almış bir Galatasaray var 2000-2001 sezonunda... Bu zaferlerin ardından kadrosunu büyük ölçüde yenilemiş, Mircea Lucescu yönetiminde yeni hedeflere yelken açmış bir Galatasaray...
Önceki sezonun görkemli başarıları, Şampiyonlar Ligi’nde de çıtanın yükselmesine neden olmuştu elbette. Şimdi herkes Galatasaray’dan, Kupa 1’e yürümesini bekliyordu.
Galatasaray da sevenlerini yanıltmadı... Yeni kurulan bir takım olmanın zorluğunu ön elemede ve ilk grup aşamasında yaşadık. Ama bu zorluğu da ‘Galatasaray gibi’ atlattık ve yine bir ilki başarıp, “Şampiyonlar Ligi’nde gruptan çıkan ilk Türk takımı” olduk.
O dönem Şampiyonlar Ligi’nde 16 takımın mücadele ettiği ikinci bir grup aşaması vardı. Ve o aşamada haliyle daha zor rakipler bekliyordu bizi. Ama oyun sistemini giderek oturtan takımımız, artık fırtınalı denizlere hazırdı. Milan’dan iki maçta 4 puan alıp, Paris Saint Germain ile Deportivo’yu da Ali Sami Yen’de yenmemiz, “Avrupa Fatihi”ni tanıyanlarla için hiç de sürpriz olmadı.
Bu grupta topladığımız 10 puan, çıtanın gerçekten yükseldiğini, Galatasaray’ın çeyrek finale çıkan ilk Türk takımı olduğunu belgeliyordu. İşin en heyecan verici tarafı, tüm bu başarıların artık Galatasaray için ‘olağan’ hale gelmesiydi.
Çeyrek finalde rakip, bir önceki sezonun Şampiyonlar Ligi şampiyonu Real Madrid’di... O Real Madrid ki daha 8 ay önce Süper Kupa finalinde Galatasaray’a yenilmişti.
3 Nisan 2001’de tamamı dolu Ali Sami Yen tribünlerini ilk yarı büyük bir hüzün kaplıyordu. Takımımız 2-0 geriye düşmüştü. İkinci yarıda ise bambaşka bir Galatasaray izledik. Ümit Davala’nın penaltı golüyle farkı 1’e indirip, Hasan Şaş ile beraberliği yakaladığımızda adeta yılıkıyordu tribünler... Ve daha sonra ‘Süper Mario Jardel’ çıktı sahneye. Havada asılı kalarak attığı kafa golü, sadece Galatasaray değil, Şampiyonlar Ligi tarihine de geçti. Real Madrid karşısında 2-0 yenilgiden 3-2’lik galibiyete ulaşmak, eşine ender rastlanır bir futbol fenomeniydi.
Rövanşı 3-0 kaybedip bu turda elensek de bunca başarıdan ötürü hem arşivlerde hem de akıllarda ‘altın sezon’ olarak yer etti 2000-2001.

18 Mayıs 2008 Pazar

IRAN ISLAM DEVRIMINI YASAYAN IRAN'LI FELSEFE OGRETMENIN KALEMINDEN TURKIYEYE UYARILAR AYNISI BASIMIZA GELMESİN...

IRAN ISLAM DEVRIMINI YASAYAN IRAN'LI FELSEFE OGRETMENININ KALEMINDEN

Sevgili Turkiyedeki dostlarim ve kardeslerim,Devrim sirasinda devrim muhafizlari tarafindan once tecavuz edilip, daha sonrada ipe gonderilen cok sevgili kiz kardesim Mehtab'in anisina...Bu mektubu sizlere yazmamdaki neden bizim 30 sene kadar once yasadigimiz o talihsiz ve karanlik gunun Turkiye icinde yaklasiyor oldugunu gormem ve bundan daha derin olarak kalbimde hissetmem oldu. Turban yasasinin mecliste onaylandigi tarihin Iran Islam devriminin oldugu gune denk gelmesi kalbimde bunun ilahi bir gucten gelen uyari fisegi oldugu hislerini uyandirdi ve bu mektubu kaleme almaya karar verdim. Biliyorum hepiniz kalbinizde karanligin otoritesini hissettiniz. Karanlik otorite gelmeden hissettirdi yaklastigini.Iran Islam devriminden 1 hafta kadar once Turkiye'ye gecen, uzun bir sure burada yasayan ve daha sonra Kanada'ya iltica Eden ve halihazirda bu ulkede felsefe ogretmenligi yapan bir Iranliyim. Ataturk'un aydinlik Turkiyesini cok seviyorum ve yuregim kan aglayarak Iran'da 'O gun' gelmeden onceki olaylarin sanki bir tekrarini sinemada izliyor gibi Turkiye'de goruyorum. Yobaz karanliginda hunharca katledilen kiz kardesim anisina sizlereYalvariyorum ki, sakin olmaz demeyin! Sakin Turk Ordusu oldugu surece olamaz demeyin cunki asagida anlatacagim gibi o gun geldiginde tumOrdularin Eli kolu baglanabilir. Bizim ailemiz Iran'da laik, Sol goruslu ve aydin bir aile idi. Devrimden 1 ay once bize bile soyleseler idi 1 ay sonra durum bu olacak diye biz bile guler gecerdik, 'delimisin?' diye sorardik belki de. Belki de derdik ki 'Sah'in bu guclu ordusunu nasil yeneceklerdeSeriat karanligini getirecekler?'.Sizlere once Iran Islam devriminin nasil gelistigini kisaca anlatmak istiyorum cunki Turkiye'deki gelismelerle cok buyuk benzerlikler mevcut.IRAN ISLAM DEVRIMINI BASARIYA GOTUREN AYAKLAR:
1-Buyuk kesimi fakirlesen halk dincilerin pencesine dustu. Bu halk yiyecek, giyecek gibi ufak yardimlarla onlarin safina cekildi. Beyinleri yikandi veFakirliklerinin temelinde kirli ve dinsiz rejim oldugu benliklerine yazildi. Aclikla bogusan halk bu cehaletin pencesine kolaylikla dustu ve rejime dusmanlasti. (COK FAKIRLESEN TURK HALKINADA AYNI SEYLER YAPILIYOR)
2-Hep demokrasi ve ozgurluk dendi. Humeyni devrimi yapana kadar hep demokrasi ve ozgurluk vaad etti. Bu sekilde bir cok Sol goruslu insanlaridaKendi saflarina cekti. Bu insanlar devrim akabinde ipe giden ilk insanlar oldu. (TURKIYE'DE HEP DEMOKRASI VE OZGURLUK DIYORLAR)
3-Emir komuta zincirinde yapilanmis olan din adamlari halki kontrol altina aldi. (BASI ABD'DE YASAYAN MALUM TARIKAT'IN YAPILANMA BICIMI OLAN 'ABI' YAPILANMASI BU EMIR KOMUTA SEKLIDIR VE DEVRIMIN EN ONEMLI AYAKLARINDANBIRISI BU EMIR KOMUTA YAPILANMASIDIR. BU EMIR KOMUTA YAPILANMASI DEVRIMIN HALK ORDUSUDUR VE DEVRIM SIRASINDA BU EMIR KOMUTA COK KISA ZAMANDA COK BUYUK KITLELERE EGEMEN OLUR.)
4-Kargasa ve kaos ortaminda askeri Kislalar basildi. Ellerinde Kur'an ile kislalar ele gecirildi. (BU AYAGA COK DIKKAT EDELIM CUNKI DEVRIM SIRASINDA TURK SILAHLI KUVVETLERINI ELE GECIRMENIN EN ANAHTAR AYAGI BUDUR.)
Turk silahli kuvvetleri bildigim kadari ile 600-800,000 kisiden olusan bir kuvvetdir. Yanliz unutulmamasi gereken gercek bu ordunun ancak %0.1(Binde Bir) lik bir bolumu rejimin muhafizidir. Yani harb okullarinda egitim gormus subaylar ancak bu kadardir. Geri kalan %99.99 ER rejim muhafiziDegildir. Onlar emirlere gore hareket Eden vucut parcalaridir. Beyin olan ise AZ sayidaki subaylardir. Iran devriminde kargasa ve kaos ortamindaKislalari basan yobazlarin ellerinde Kur'an ile erleri gecerek direnen subay ve komutanlari katlettiler. Burada kilit nokta ellerinde Kur'an ile harekete gecen buyuk halk kitlelerine karsi erlerin silah kullanmakta zorlanacagi gercegidir. Zaten kullansalar bile cahil ve beyni yikanmis halk oyle bir kudretle kislalara saldirmistirki sonunda kislalar teslim alinmistir. O askerin actigi ates sonucu halktan cok olen olmustur AMA sonucta bir noktada erler silah birakmak durumunda kalmislardir. Erin kendi basina alacagi savas insiyatifi dusmana karsidir. Ama buyuk kitleler halinde ve ellerinde kur'an larla uzerine gelen kendi halkina karsi bu kararliligi gostermesi mumkun olamaz. Yani ER buna bir noktadan sonra direnmez yada direnemez. Cunki o ER karsisindakinin karanlik bir devrim yapacak olan insanlar oldugunu bilecek bilincte de degildir, kaybedecegi aydinligin NE oldugunu DA. Bunu bilecek olan sadece subaylardir. Ve kanlarinin son damlasina kadar savasacak olanlarda bu konuda aydinlanmis Turk subaylaridir. Ama yukarda bahsettigim uzre onlar ordunun sadece ve sadece en fazla binde birini teskil ederler. Yani devrimin asil savunucusu Turk ordusunun tumu degildir, sadece subay kademesidir ve erlerin durdugu ve etkisizlestirildigi noktada o subay kademesinin yok edilmesi kolay olacaktir. Iran'da ordu bu sekilde etkisiz hale getirilmistir. 'Er dusman isgali durumunda durmaz ve etkisizlestirilemez , sonuna kadar DA savasir, AMA buyuk bir kudretle gelen kendi halki karsisinda durabilir.'Su asamada aldiklari bu buyuk ivme ve arkalarindaki cok buyuk gucler ile onlari normal yollardan durdurmak cok zor olacaktir. Ve bunlarin durdurulmadan hareket edecegi her gun ivme ve guclerini artiracak ve isi zorlastiracaktir. Silahli kuvvetler NE kadar erken hareket ederse o kadar iyi olur. Sonra gec olabilir. Silahli kuvvetlerin su veya bu neden ile Eli kolu bagli ise ki oyle gorunuyor bu durumda silahli kuvvetler 'O GUN' geldiginde kislarini nasil muhafaza edeceginin planini cok iyi yapmalidir. Cunki kilit bu noktadir. Silahli kuvvetler etkisiz hale getirelemedigi muddetce devrim basariya ulasamaz. Bu nedenle her askeri kislaya normal erlerin haricinde kislalari kaninin son damlasina kadar savunacak 'OZEL CUMHURIYET DEVRIM MUHAFIZLARI BIRLIKLERI' olusturulmali ve bunlarin Boyle buyuk bir halk hareketine karsi erlerden once devreye girip, erlerSaskinliklarini uzerlerinden atana kadar catismaya girmeleri saglanmali ve burada kazanilacak vakit ile gerideki subaylar erlerin dagilmasinin onuneGecmelidir. Yani ordunun esas gucu ve govdesi olan erlerin kontrolu kesinlikle kaybedilmemelidir. Iran ordusunun Boyle bir hazirligi olmadigi icin gafil avlandi.Olusturulacak olan 'OZEL CUMHURIYET DEVRIM MUHAFIZLARI BIRLIKLERI' yobazlar ile catisirken, erlerde uzerlerindeki saskinligi atacaklar ve subaylarin organizasyonu ile catismalara destek vereceklerdir. Olusturulacak 'OZEL CUMHURIYET DEVRIM MUHAFIZLARI BIRLIKLERI' cok ozel egitilmeli ve de Ataturk'e ve devrimlerine cani pahasina savunacak sekilde inanmis olmalidirlar. Aksi halde basarisizlik kacinilmazdir. Cunki en son Lubnan'da gordugumuz uzre davasina inanmis bir kac yuz Hibullah Militani dunyanin en iyi ordularindan birisi olan israil ordusunu agir zaiyatlarla yenilgiye ugratti.Sevgili dostlar ve kardesler, elimden geldigince sizleri bilgilendirmeye calistim cunki aydinligi savunmak durumunda olan sizler Iran'in gectigi bukaranlik tuneli anlamak durumundasiniz. Iran'in bu aci tecrubesi sizlerin uyanik olmasi icin bir sans olur umarim. Asagidaki birinci linkte Iran'indevrimin hemen oncesi goruntuleri ile hemen sonrasi goruntulerini bulacaksiniz. Orada goreceginiz uzre Iran devrim oncesi belki su anki Turkiye'den bile daha modern. Yani olmaz, olmaz demeyin. Ikinci linkte ise Devrim lideri Humeyni'ye kadinlarin siir okumasi. O linki vermemin nedeni ise o koltukta bir gun bugun ABD'de ikamet eden malum cemaatin basi olan sahsin oturabilecegi ihtimalidir. Aci ama sanki tarih tekerrrur ediyor.http://www.youtube. com/watch? v=Gj1rSmQ5kvghttp://www.youtube. com/watch? v=rO2rf8KPacIBenim cok sevgili kiz kardesim Mehtab anisina yapabilecegim bu kadar. Elimden geldigince sizleri bilgilendirmeye calistim. Ama sizin geride kalan, aydinlik yarinlar bekleyen kizlariniz, kardesleriniz, cocuklariniz ve Mehtab'lariniz icin yapabileceginiz cok seyler var karanlik 'O Gun' cokmeden once Ataturk Turkiyesine. .. Yapabileceginiz ilk sey bu mektubu bildiginiz, tanidiginiz insanlara ulastirarak daha fazla insani uyandirmak olabilir. O aci cok buyuk aci sevgili kardesler, anlatmak istemiyorum icinizi karartmamak icin ama sevgili kardesim Mehtab keske bu dunyaya gelmemis olsa idi de 'O gun' o aci sonu yasamamis olsa idi o karanlik ve pis yobaz sehvetinin pencesinde. Allah sizleri ve Ataturk Turkiyesini korusun o yobaz karanliginin sevgili kardesim Mehtab'a gosterdigi aci sondan. Anlatamiyorum onu yobazlarin nasil katlettigini, elim varmiyor yazmaya, dilim gitmiyor anlatmaya... .Mohsen Yazd

10 Mayıs 2008 Cumartesi

sampiyonluk ikinci yazı : 2007-2008 SEZONU ŞAMPİYONU ANLI ŞANLI GALATASARAYYY. ALTI PUAN FARKLA yazı - 2

ŞAMPİYON GALATASARAYTurkcell Süper Lig 2007-2008 sezonunun son haftasında takımımız Ali Sami Yen'de OFTAŞ'ı yenerek, şampiyon olduG.Saray 2-0 G.Birliği OFTAŞ
Galatasarayımız şampiyonluk için sahaya çıktığı Turkcell Süper Lig'in son hafta mücadelesinde, Gençlerbirliği OFTAŞ Spor'u 2-0 yenerek, 17. şampiyonluğunu ilan etti. Ligin son haftasına en yakın rakibi Fenerbahçe'nin 3 puan önünde giren Galatasarayımız OFTAŞ'ı yenerek, zorlu geçen maratonu ipi göğüsleyerek bitirdi. Maçın gollerini 36. dakikada Hakan Şükür ve 45+1. dakikada Hakan Balta kaydetti. Bu sonuçla Galatasarayımız ligi 79 puanla şampiyon olarak tamamladı.
Maç öncesi Ali Sami Yen tribünleri tıklım tıklımdı ve adeta taraftarlarımız şampiyonluğu önceden kutladı. Maç öncesi ısınmaya çıkan futbolcularımızı adeta bağrına basan taraftarlarımız karşılaşma öncesi takımımıza büyük bir güven aşıladı. Maça yüksek tempoyla başlayan takımımızda özellikle Arda sol kanattan bindirmeleriyle etkili oldu. Arda sahada basmadık yer bırakmazken, ileri Hakan Şükür ve Ümit Karan'da gol için var gücüyle rakip kaleye yükleniyorlardı. İstediğimiz pozisyonları bulamzken, G.Birliği OFTAŞ kendi yarı alanına çok gömüldü.
Hakanlar işi bitirdi!
Karşılaşmanın 36. dakikasında sahada Aslan yürekli genç oyuncumuz Arda birden parladı ve sağ kanatta kaptığı topu dip çizgiye kadar sürdü. Sağdan ceza alanına giren Arda içeri çevirdi ve ön direkte Hakan Şükür'ün bitirici vuruşuyla takımımız 1-0 öne geçti. Bu golden sonra adete Ali Sami Yen tribünleri yıkıldı. Taraftarımız tezahüratlarla coşarken, oyuncularımızda sahada büyük bir sevinç yaşadı. Golün ardından tekrar G.Birliği OFTAŞ kalesine yüklenen Galatasaray adeta rakip kaleyi abluka altına aldı. Herkes ilk yarı böyle bitecek derken 45+1. dakikada Arda'nın soldan ortasında defans topu uzaklaştırdı. Hakan Balta ceza yayından sağ ayağıyla topa öyle bir vurdu ki kalede 3 Recep olsaydı bu topu çıkaramazdı. Bu golle iyice rahatlayan takımımız, soyunma odasına 2-0'lık üstünlükle gitti. Fenerbahçe'nin de Trabzon'da 2-0 ilk yarıyı yenik kapttığı haberi gelince oyuncularımız iyice rahatladı.
Oyuncularımızın hırsı parmak ısırttı
İkinci yarıya bu rahatlıkla başlayan takımız oyunu kendi yarı alanında kabul etti. G.Birliği OFTAŞ ise ikinci yarıya 2 değişiklikle başladı. G.Birliği OFTAŞ'ın ataklarında savunmada Servet ve Emre çok iyi müdafa yaptı ve kalemizde gol izni vermedi. İkinci yarı daha çok orta alan mücadelesi şeklinde geçerken, oyuncularımızın hırsı görülmeye değerdi.
Servet ve Hakan Balta sakatlandı
Karşılaşmanın 62. dakikasında Ümit Karan oyundan çıktı ve yerine Lincoln girdi. Bu değişiklikte hem Ümit Karan hem Lincoln tribünlerden büyük alkış aldı. Lincoln'ün oyuna girmesiyle hücum gücünde belirgin bir üstünlüğümüz oluştu. Lincoln verdiği ince paslarla Hakan Şükür'e birçok pozisyon yarattı. Ama bu pozisyonların bazılarında Hakan Şükür ofsaytta kalırken, bazı pozisyonlardan da yararlanamadı. Karşılaşmanın 77. dakikasında takımımızın ikinci golünü atan Hakan Balta sakatlanarak yerini Volkan'a bıraktı. Son dakikalarda bu sezon büyük bir özveri ile oynayan Servet, Bouda ile girdiği ikili mücadele sonucunda yerde kalırken, sakatlandı. Karşılaşmanın 81. dakikasında Servet yerini Song'a bıraktı.
Ve şampiyonuz
Oyunun kalan bölümlerinde Galatasarayımız önce Hakan Şükür ile yüzde yüzlük bir golden yararlanamazken, Ayhan'ın bir topu da üst direkten geri döndü. Bu pozisyonlardan yararlanamayan Galatasarayımız son düdükle birlikte 17. şampiyonluğunu ilan etti. Fenerbahçe ise Trabzon'da 2-0 yenilerek ligi 73 puanla tamamladı. 2007-2008 sezonunu 79 puanla şampiyon olarak tamamlayan Galatasarayımız, çok sorunlar yaşadığı bu sezonu mutlu sonla bitirerek, herkese ne kadar büyük bir takım olduğunu bir kez daha gösterdi. HERKES HADDİNİ BİLECEK. EN BÜYÜK GALATASARAY.
MAÇTAN DAKİKALAR (İLK YARI)
7. dakikada sol çaprazdan ceza sahasına giren Barış'ın sert şutunda meşin yuvarlak yan ağlarda kaldı. 15. dakikada Ayhan'ın ceza sahasına ortasında Servet'in kafa vuruşunda kaleci Recep, son anda topu üstten kornere çeldi. 26. dakikada Barış'ın ceza sahası dışından yerden sert şutunda kaleci Recep, topu kornere çeldi.34. dakikada ceza sahasında kaleci ile karşı karşıya kalan Ümit Karan'ın vuruşunda kaleci Recep topu kontrol etti. 36. dakikada rakibi Petkoviç'ten kaptığı topla sağ kanattan ceza sahasına giren Arda, yerden içeriye ortasında Hakan Şükür topu ağlara gönderdi ve takımını öne geçirdi. 1-045+1'de ceza sahası sol çaprazında Arda'nın içeriye ortasında defansın kafayla uzaklaştırdığı topa Hakan Balta'nın ceza sahası dışından bekletmeden gelişine sert şutunda top köşeden ağlarla buluştu. 2-0
MAÇTAN DAKİKALAR (İKİNCİ YARI)
67. dakikada Yakubu'nun sağ kanattan ceza sahasına ortasında Sando'nun yavaş kafa vuruşunda top kaleci Aykut'ta kaldı. 80. dakikada Sandro'nun ceza sahası dışından sert şutunda meşin yuvarlak üstten auta gitti. 83. dakikada sol çaprazdan ceza sahasına giren Boadu, rakibinden sıyrıldıktan sonra dar açıdan sert vurdu. Kaleci Aykut, topu kornere çeldi. 88. dakikada Sabri'nin ceza sahası dışından yerden sert şutunda kaleci Recep topu son anda kornere çeldi. 90+2'de Arda'nın ara pasıyla ceza sahasında kaleci ile karşı karşıya kalan Hakan Şükür'ün vuruşunda top direğin dibinden auta çıktı. 90+3'de Lincoln'ün pasıyla ceza sahasında topla buluşan Hakan Şükür, daha uygun durumdaki Ayhan'a pasına verdi. Ayhan'ın vuruşunda top üst direkten oyun alanına döndü.
STAT: Ali Sami Yen HAKEMLER: Mustafa Kamil Abitoğlu, Erhan Sönmez, Gökhan Memişoğlu GALATASARAY: Aykut, Sabri, Emre, Servet (Song dk. 86), Hakan Balta (Volkan dk. 77), Barış, Mehmet Topal, Ayhan, Arda, Hakan Şükür, Ümit Karan (Lincoln dk. 62)YEDEKLER: Orkun, Okan, Carrusca, Mehmet GüvenTEKNİK DİREKTÖR: Cevat Güler GENÇLERBİRLİĞİ OFTAŞSPOR: Recep, Ufuk, Orhan, Cevher, Petkoviç (Yakubu dk. 46), Serkan, Tozo, Olgay, Kadir (Sandro dk. 46), Murat Kalkan, Ali Bayraktar (Boadu dk. 77) YEDEKLER: Ulaş, Eren, Bülent, Murat Selvi TEKNİK DİREKTÖR: Osman ÖzdemirGOLLER: Hakan Şükür (dk. 36), Hakan Balta (dk. 45+1) SARI KARTLAR: Tozo (Gençlerbirliği Oftaşspor), Barış (Galatasaray)

2007-2008 SEZONU ŞAMPİYONU ANLI ŞANLI GALATASARAYYY. ALTI PUAN FARKLA

Hep Beraber Çıldırıyoruz...
2007-2008 sezonu Turkcell Süper Lig'inde 79 puanla ipi göğüsleyen ve şampiyonluğa ulaşan Galatasaray, Oftaşspor karşılaşması bitiminde şampiyonluk kupasını da kaldırdı.
Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan ve Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Adnan Polat'ın şampiyonluk madalyalarını futbolcularımız ve teknik kadromuza teker teker takmasından sonra sıra kupa seramonisine geldi. Ali Sami Yen Stadı Numaralı Tribün önündeki platformda kupayı bütün futbolcularımız hep beraber kaldırarak hak ettikleri sevinci yaşadılar.
Futbolcularımız daha sonra kupayı alarak hep beraber Ali Sami Yen Stadı'nda taraftararımız önünde şampiyonluk turu attılar. Taraftarlarımızın şampiyonluk şarkıları eşliğinde süren şampiyonluk turu halen devam ediyor.
Ali Sami Yen Stadı'nda şu anda ses ve ışık gösterileri eşliğinde ve 20 bine yakın taraftarımızla şampiyonluğumuz kutlanıyor. Sahanın ortasına yerleştirilen sahneye şampiyonluk için ter döken bütün takım kadromuz ve teknik ekibimiz anons edilerek çağrılıyor. Takımın sahnede yerini almasından sonra kutlamalara konserler ve süperizlerle devam edilecek. Takım oyuncularımız teker teker sahnedeki yerlerine alırken, Servet'in sakatlığından dolayı sekerek platforma yaklaştığını gören futbolcularımız platformdan inerek Serveti omuzlarına alarak taşıdılar.
Şampiyonluk kutlamalarımız müthiş bir sevinçle beraber devam ediyor. Ali Sami Yen tribünlerini dolduran yaklaşık 20 bin Galasaray taraftarından biri bile yerini terk etmedi ve bu sevince ortak oluyor.
Futbolcularımız ve teknik ekibimizden sonra Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Adnan Polat ve son olarak Galatasaray Spor Kulübü eski Başkanı Özhan Canaydın alkışlar eşliğinde platformdaki yerlerini aldılar.
Şu anda Ali Sami Yen Stadı'nda gerçek bir Aslan'da var. Galatasaray Spor Kulübü'nün şampiyonluk kutlamaları içi özel olarak getirdiği gerçek bir Aslan özel kafesinde tribünlerin önünden geçiriliyor.
Kutlamalara şu anda muhteşem bir havai fişek gösterisiyle devam ediyor. Mecidiyeköy semaları havai fişeklerin renkleriyle aydınlanırken hoparlörlerden de Galatasaray marşları yükseliyor.

2 Mayıs 2008 Cuma

SEREFSİZ ERMENİLERİN AZERİ TÜRKLERİNE YAPTIGI SOYKIRIMLA İLGİLİ BİR METİN . SOYKIRIMCI MİLLET KİMMİS BİLİNSİN...

Elleri bir ağaca arkadan bağlanan hamile bir kadının başına dikilmiş olan iki Ermeni yazı tura atıyordu. Bu kanlı kumarı yaklaşık 100 yıl önce Anadolu toprağında Kars'ta Ağrı'da Van'da Erzurum'da da ataları oynamıştı.Onlardan duymuşlardı.

Karnı burnunda zavallı bir Azeri kadının doğumu oldukça yakın görünüyordu. Çaresiz kadın bir hazan yaprağı gibi titriyordu. Elbiseleri yırtık, ayakları çıplaktı...Ermenilerin uzun boylu olanı elindeki AK-47 model Rus yapımı otomatik tüfeğinin namlusuna monte edilen seyyar kasaturayı çıkartırken, diğeri elindeki demir parayı havaya attı :-Akçik, manç?.. (Kızmı, oğlan mı?) -Akçik... (Kız)Bu cevap üzerine 'oğlan' diyerek bahse giren Ermeni, elindeki kasatura ile hamile kadının karnını bir hamlede yarıp çocuğu çıkarttı.Kan b! ürülügözleri bebeğin kasıklarına kilitlendi. -Tun şahetsar,ınger... (Sen kazandın, yoldaş)-Yes şahetsapayts ays bubrikı inç bes bidigişdana... (Ben kazandım ama bu bebek nasıl beslenecek?)-Mayrigı bedge gişdatsine. (Annesi besleyecek elbette) Bunun üzerine daha kısa boylu olan Ermeni, bir hamlede kasaturaya geçirdiği bebeği annesinin göğsüne yapıştırdı: -Mayrig yerahayin zizdur. (Çocuğa meme ver) Aynı dakikalarda Hocalı'nın başka bir semtinde tek kale futbol maçı hazırlığı vardı. İki kesik Azeri kadın başını kale direği yapmışlar, top arayışına girmişlerdi.Başı tıraşlı bir çocuk bulup getirdiklerinde ise Ermeni çeteci sevinçle bağırdı:-Asixn ma/,çimi yev bızdıge, aveg gındırnadabidi. Gıdıresek... (Bu hem saçsız hem de küçük, iyi yuvarlanır. Kopartın...) Aynı anda çocuğun gövdesi bir tarafa,başı da orta yere düşmüştü... Ermeniler zafer naraları! atarak, kanlı postalları ile kesik çocuk başına vurarak kanlı bir kaleye gol atmaya çalışıyordu. Bu iki olay Hocalı'da bundan çok değil yalnızca 14 yıl önce yaşandı. Her iki olay da ermeni çetecilerin katliamlarına bizzat şahit olan görgü tanıklarının anlatımlarıdır. Ne yazık ki 26 Şubat 1992 günü binlerce Azeri türlü yöntemlerle vahşice katledilmiştir. Ajanslar,katliam haberini bütün dünyaya hızla geçerken, arşı titreten ağır bir vahşet yaşanan Hocalı halkından geri kalanlar ise çaresizlik içinde kıvranıyordu. Türkiye'de büyük bir dehşet uyandıran katliama ilişkin ilk görüntüler ise TRT aracılığı ile duyurulmuştu. Bütün olanları batılı gazeteciler, özellikle de New York Times belgeledi. 26 Şubat'ta güçlü silahlarla donatılmış Ermenistan silahlı kuvvetleri ile Hankendi'nde konuşlanmış bulunan Albay Zarvigarov komutasındaki 366'ncı Rus Motorize Alayı, Hocalı'ya saldırarak tarihin en vahşî katliamlarından birini yaptılar. 26 Şubat! gecesi Rus motorize alayının tanklarından açılan top ve roket saldırıları ile Hocalı Havaalanı kullanılamaz hâle getirilerek kentin dış dünya ile ilişkisi de tamamen kesildi. Savunmasız kalan kente giren Rus destekli Ermeni askerleri, çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden birçok insanımızı vahşîce katlettiler. ermenilerin işgal ettikleri Hocalı'da dehşet verici olaylar yaşandı. Canlı canlı insanların kafa derilerini yüzdüler, Sağ olarak ele geçirdiklerini ise sistematik bir işkenceye ve tıbbî deneylere tâbi tutarak, insanlık dışı muamelelere maruz bıraktılar. Hızar ve testereler ile diri diri insanların kol ve bacaklarını kestiler. Genç kızların önce saçlarını,sonra da kafa derilerini yüzdüler. Babanın gözü önünde evladını, evladın gözü önünde babayı kurşunlara dizdiler. Kesik kafaları sepetlere doldurdular. Peki neydi bu düşmanlık? Ermenistan'daki okul duvarlarında asılan haritalarda Türkiye'nin 12 ili yer almaktayken, Ermenistan'ın bayrağında Türkiye hudutları içindeki Ağrı Dağı'nın resmi varken, Ermenistan Millî Marşı'nda 'Topraklarımız işgal altında, bu toprakları azat etmek için ölün,öldürün' denmekteyken, başkaca bir neden aramaya zaten gerek yok sanırım. Dağlık Karabağ Bölgesi'nde bulunan Hocalı'ya, eski Sovyet İttifakı Silahlı kuvvetleri'ne ait 366.Alay'ın desteği ile Ermeni Sılahlı Kuvvetleri tarafından düzenlenen saldırılar sonucu 613 Azerbaycan Türk'ünün hayatını kaybettiği resmî olarak açıklandı. Ancak kayıp sayısının bu rakamların çok çok üstünde olduğu bilinmektedir. 56 hamile kadın karnı yarılmış durumda bulunmuştur. Bu alçak saldırıda 487 kişi ağır yaralanırken, 1275 kişi ise rehin alınmış,geri kalan nüfus da bin bir zorlukla canını kurtarmış ancak bu olayın tahribatından ruhları ve hafızaları asla bir daha kurtulamamıştır. Şahitlerin anlattıklarını dinleyenler önce kulaklarına inanamadı.! Fakat katliam sonrası Hocalı'ya girdiklerinde ise, görgü tanıklarının abartmadığını kısa sürede anladılar. Hocalı'da katliam bölgesini gezen Fransız gazeteci Jean-Yves Junet'nin gördükleri karşısında söyledikleri, katliamın boyutunu da anlatıyordu: 'Pek çok savaş hikâyesi dinledim. Faşistlerin zulmünü işittim,ama Hocalı'daki gibi bir vahşete umarım kimse tanık olmaz' Peki 26 Şubat 1992 günü yaşanan bu katliamın emrini kim vermişti; Ermenistan Devlet Başkanı sıfatını taşıyan Robert Koçaryan denilen kirli katilden başkası değildi. Yaptığı terör faaliyetlerinin oranı nispetinde terfi eden Taşnaksutyun örgütü liderlerinden Robert Koçaryan, 20 Mart 1996'da Ermenistan Başbakanı oldu. Karabağ'da barış istediği için aşırı milliyetçilerin tepkisine daha fazla direnemeyen Levon Ter Petrosyan istifa edince de 30 Mart 1998 yılında ondan boşalan Devlet Başkanlığı koltuğuna,'Hocalı Katlia! mı' baş sorumlusu olan azılı terörist Robert Koçaryan oturdu. Ermeniler Türk hamile kadınlarına tecavüz edip karnını hamile olduğu halde taş ile doldurup öldürmüşler ve küçük Türk kızlarına tecavüz edip öldürmüşlerdi. Ülkemizde sadece 1 ermeni öldürüldü diye yürüyüş yaptılar ve o kadar araştırdılar ama hiç bir insan kalkıp ta bu masum insanlara işkence edilip öldürüldükleri için yürüyüş yapmadı………….. Yazıklar olsun …

11 Nisan 2008 Cuma

YARI FİNALDEYİZ !. GALATASARAY CAFE CROWN BASKETBOL TAKIMI AVRUPA KUPASI OLAN ULEP CUP TA BİR DİGER TÜRK TAKIMI OLAN BESİKTASI YENDİ YARI FİNALE CIKT

YARI FİNALDEYİZ!Basketbol takımımız ULEB Kupası'nda tarih yazıyor!Beşiktaş C.T. 60-61 G.Saray C.C.
Avrupa'nın en büyük basketbol organizasyonlarından biri olan ULEB Cup'da, Galatasaray Cafe Crown, Torino'da oynanan mücadelede Beşiktaş Cola Turka'yı 60-61'lik skorla mağlup ederek adını Final Four'a yazıdırdı. İki takımında savunmada iyi bir mücadelede sergilediği karşılaşmanın ilk dakikalarında Galatasaray Cafe Crown, özellikle Britton Johnson'ın asistleriyle etkili oldu. 3.dakikayı 2-6 önde geçen Sarı Kırmızılılar, savunmada da diri bir görüntü çizdi. Hücumda skor bulmakta zorlanan ve savunmada da geri koşmakta zorlanan Beşiktaş Cola Turka, rakibinin hızlı hücumlarına engel olamayınca, Sarı Kırmızılılar farkı 8 sayıya çıkarttı.(4-12) Mola alan ve rakibinin hızını kesmek isteyen Beşiktaş Cola Turka, Robert Hite'ın üçlüğüne engel olamayınca, Galatasaray Cafe Crown, 7.dakikada skoru 4-15'e getirdi. Predrag Drobnjak'ın iki basketiyle hücumdaki suskunluğunu bozan Beşiktaş Cola Turka, oyunda da dengeyi yakalamayı başardı. Son dakika içerisinde Dee Brown ile serbest atışları değerlendiren Sarı Kırmızılılar, periyodu da 11-19 önde tamamladı.
İkinci çeyreğe de tempolu başlayan Galatasaray Cafe Crown, Robert Hite ve Hüseyin Beşok'un iki üç sayılık basketiyle 12.dakikada skoru 11-25'e getirdi. Kaya Peker'in pota altı basketiyle ikinci çeyrekteki ilk sayısını bulan Beşiktaş Cola Turka, Christian Dalmau'nın da skora katkı yapmasıyla farkı yeniden 10 sayıya indirdi. (15-25) Mola alan Galatasaray Cafe Crown, ilk hücumunda top kaybı yaparken, rakibine de iki hücum ribaundu verdi. Christian Dalmau'nın üçüncü faulünü alarak kenara gelmesine rağmen Siyah Beyazlılar, pota altında Predrag Drobnjak'a top indirmeye devam etti. İki takımında iyi savunma yaptığı bölümlerde Beşiktaş Cola Turka, Sinan Güler'in penetresiyle farkı 9 sayıya indirdi.(18-27) Ancak Dee Brown'ın iki turnike basketiyle rakibine karşılık veren Galatasaray Cafe Crown, yeniden farkı çift hanelere çıkarttı. Son iki dakikaya üç faullü Christian Dalmau'yu oyuna alarak başlayan Beşiktaş Cola Turka'ya rakibi, alan savunmasına dönerek karşılık verdi. Son dakikaya girilirken Sinan Güler ile iki serbest atışı değerlendiremeyen Beşiktaş Cola Turka, buna karşın Erkan Veyseloğlu ile üç sayılık basket buldu. Galatasaray Cafe Crown, devreyi 24-35 önde tamamlayan taraf oldu.
Britton Johnson'ın blok ve top kaybıyla başlayan üçüncü çeyrekte Beşiktaş Cola Turka, tempoyu çok iyi ayarladı. İki dakikada Sandro Nicevic ile orta mesafeden iki basket bulan Siyah Beyazlılar, Kaya Peker'in de tek sayısıyla 5-0'lık seri yakaladı. Hücumda organize olmakta zorlanan Galatasaray Cafe Crown, Charles Gaines'in faul çizgisinden bulduğu sayılarla ilk basketlerini buldu. İlk üç dakikayı 29-37 önde geçen Galatasaray Cafe Crown, Charles Gaines'in pota altındaki etkinliğiyle üstünlüğünü bırakmadı. Rick Apodaca'nın top kaybını Robert Hite ve Chris Owens ikilisiyle cezalandıran Sarı Kırmızılılar, 26.dakikada farkı 13 sayıya çıkarttı.(30-43) Predrag Drobnjak'ın oyuna girmesiyle hücumda hareketlenen Beşiktaş Cola Turka, Chris Owens'ı durdurmakta zorlandı. Son dakika içerisinde Hüseyin Beşok dördüncü faulünü alırken, Galatasaray Cafe Crown, periyodu da 42-49 önde tamamladı.
Karşılıklı top kayıplarıyla başlayan dördüncü çeyrekte iki takımda 2 dakika boyunca skor üretemedi. Periyottaki ilk basketi serbest atış çizgisinin gerisinden Predrag Drobnjak ile bulan Beşiktaş Cola Turka, farkı da 6 sayıya indirdi.(43-49) Preston Shumpert'ın basketine Robert Hite ile karşılık veren Galatasaray Cafe Crown, rakibinin de kendisine yaklaşmasına engel oldu. Pota altında Predrag Drobnjak ile çok etkili olan Siyah Beyazlılar, Preston Shumpert'ın da hücum ribaundundan çıkarttığı sayı sonrası farkı iki sayıya indirdi.(49-51) Galatasaray Cafe Crown'ın molasının ardından iki takım yeniden hücumlarda top kayıpları yapmaya başladı. Cenk Akyol'un üç sayılık basketine Preston Shumpert ile karşılık veren Beşiktaş Cola Turka, farkın da açılmasına engel oldu. Ancak Sarı Kırmızılılar, Robert Hite ile skoru elinde tutmayı başardı. Bitime 1 dakika kala skoru 58-58'e getiren Beşiktaş Cola Turka, Britton Johnson'ın hücum faulüyle avantaj yakalamış oldu. Son bölümleri heyecan fırtınası şeklinde geçen mücadelede Beşiktaş Cola Turka, bitime 34 saniye kala 60-58 öne geçti. Cüneyt Erden'in üç sayılık denemesinde isabet bulamayan Galatasaray Cafe Crown, Charles Gaines ile hücum ribaundunu aldı. Sarı Kırmızılılar, maç boyunca 0/7 üç sayı denemesiyle oynayan Cüneyt Erden'in 8.denemesinden çıkarttığı isabetle karşılaşmadan 60-61 galibiyetle ayrılmayı başardı.
Karşılaşmanın en skorer ismi 22 sayı üreten Robert Hite oldu. G.Saray Cafe Crown'da Hite haricinde kisme çift haneli sayılara ulaşamazken, Charles Gaines ve Chris Owens 8'er sayı üretti.
Beşiktaş Cola Turka'da ise P.Drobnjak'ın 17 sayısı galibiyete yetmedi. Siyah-beyazlılar'da Preston Shumpert 14 ve Nicevic de 8 sayıyla karşılaşmayı tamamladı.
G.Saray Cafe Crown yarı finalde DKV Joventut - Pamesa Valencia maçının galibiyle Cumartesi günü yarı finalde karşılaşacak.
SALON: Palavela
HAKEMLER: Jose Ramon Garcia Ortiz – Milijove Jovcic – Tomas Jasevicius
BEŞİKTAŞ COLA TURKA (60): Mehmet Yağmur 2 (3 ribaund, 1 asist), Erkan Veyseloğlu 4, Preston Shumpert 14 (5 ribaund, 1 asist), Christian Dalmau 4 (2 ribaund), Sandro Nicevic 8 (3 ribaund, 3 asist), Kaya Peker 3 (7 ribaund- 1 asist), Predrag Drobnjak 17 (3 ribaund), Rick Apodaca 4 (2 ribaund- 1 asist), Sinan Güler 4 (4 ribaund, 1 asist)
GALATASARAY CAFE CROWN (61): Robert Hite 22 (5 ribaund- 3 top çalma), Charles Gaines 8 (10 ribaund, 2 asist), Chris Owens 8 (5 ribaund, 2 asist), Fatih Solak 0, Hüseyin Beşok 3 (2 ribaund), Dee Brown 6 (2 ribaund, 3 asist), Cüneyt Erden 3, Britton Johnson 4 (7 ribaund- 2 asist)
1.PERİYOT: 11-192.PERİYOT: 13-163.PERİYOT: 18-144.PERİYOT: 18-12

6 Nisan 2008 Pazar

TÜM GALATASARAY CAMİASINA MÜJDE... FELDKAMP İSTİFA ETTİ.

FELDKAMP İSTİFA ETTİ!Teknik Direktörümüz Karl Heinz Feldkamp şok bir kararla istifa ettiğini açıkladı
Şok! Teknik Direktörümüz Karl-Heinz Feldkamp, görevinden istifa ettiğini açıkladı. Feldkamp'ın istifası, yönetim kurulu tarafından da kabul edildi. Başkan Adnan Polat dün akşam saatlerinde futbolcularla tek tek toplantı yaptı. Uzun süren görüşmelerde yerli-yabancı bütün oyuncular, Feldkamp'ın kendileri ve takımla oynadığını, bunun sinir bozucu boyuta geldiğini belirttiler. Yersiz değişiklikleri, bazı futbolcuların alışık olmadığı mevkiilerde oynatılması sabırları taşırırken, oyuncuların başkan Polat'a "Bizimle oynuyor, sinirimizi bozuyor, oyuncu değişiklikleri hep yanlış. Bazı arkadaşlar hiç alışık olmadıkları yerde oynatılıyor ve taraftarların önüne atılıyor. Bizi hep yanlış oynattı. Kalli olmazsa şampiyon oluruz. Yoksa soünumuz kötü" diye konuştakları öğrenildi.
Kaptanlar Hakan Şükür ve Hasan Şaş'ın yanı sıra yabancı oyuncular Nonda, Song ve Lincoln'ün de "Bu adamla bizim başarıya ulaşmamız mümkün değil" dedikleri ve "Gereksiz kaprisleri var. maçlara motive olamıyoruz" ifadesini kullandıkları bildirildi.
Bu gelişmeler üzerine Adnan Polat, sezon başından beri Feldkamp'tan memnun olmayan yöneticilerin de ısrarı üzerine, son olarak Feldkamp ile görüştü. Polat'ın "Artık ön libero deneme, Nonda'ya şans ver. Futbolcularla iyi geçin" gibi sözleri üzerine Kalli'nin "İşime karışmayın. Ben bu ortamda çalışamam" diyerek istifa etti. Kalli'nin bugüne kadar her zaman destekcisi olan Polat ise "Tamam. Ancak yardımcın Ahmet Akcan da istifa etsin" diye konuştu.
KULÜPTEN YAPILAN AÇIKLAMA...
Galatasaray Kulübü'nün resmi internet sitesinden yapılan açıklamada, Karl-Heinz Feldkamp'ın yönetim ve teknik direktör arasındaki fikir ayrılıklarından dolayı istifa ettiği belirtilirken, şu ifadelere yer verildi:
"Sezon başından bugüne Galatasaray Profesyonel Futbol Takımı'nın teknik direktörlük görevini sürdürmekte olan Karl-Heinz Feldkamp, yönetim ve teknik direktör arasındaki fikir ayrılıklarından dolayı istifa etmiştir. Karl-Heinz Feldkamp'ın istifası Galatasaray Spor Kulübü yönetim kurulu tarafından kabul edilmiştir. Yönetim kurulumuz bu istifayı kabul ederken, teknik direktör yardımcısı Ahmet Akcan'ın da istifasını istemiştir.
Yarın oynanacak olan Galatasaray-Gençlerbirliği karşılaşmasında Adnan Sezgin - Burak Dilmen - Nezih Ali Boloğlu ve Cevat Güler'den oluşan ekip görev yapacaktır. Bu sezonun sonuna kadar görev yapacak olan teknik heyet en kısa zamanda belirlenecek ve takımın başına getirilecektir. Yönetim kurulumuz, bu gelişmenin takımımızı iki kupada şampiyonluk hedefinden geri çevirmeyeceği gibi, hedeflere daha sıkı sarılarak bir kenetlenme ve yeni bir motivasyon oluşturacağına yürekten inanmaktadır. Karl-Heinz Feldkamp'a ve Ahmet Akcan'a kulübümüze bugüne kadarki katkılarından dolayı teşekkür eder ve başarılar dileriz."
ZACCHERONİ İLE EL SIKIŞILDI
Polat’ın tam yetki verdiği yöneticiler Haldun Üstünel ve Murat Yalçındağ İtalya’ya geçerek Teknik Direktör Alberto Zaccheroni ile Milano’da masaya oturdu. Yöneticiler ile Zaccheroni arasındaki ilk görüşmenin olumlu geçtiği öğrenildi. Zaccheroni’nin, “Galatasaray gibi isim yapmış bir kulüpte görev almaktan gurur duyarım” dediği ifade edilirken, Haldun Üstünel ve Murat Yalçındağ, İtalyan hoca ile yaptıkları toplantının raporunu Adnan Polat ve yönetime sunacaklar. Şartlarda anlaşma sağlanamazsa alternatif olarak belirlenen Guidolin ve Tardelli isimlerine gidilecek.

17 Şubat 2008 Pazar

GALATASARAYIN YENİ TRANSFERİ AHMET APİMAH BARUSSO İMZALADI. BARUSSO ''GALATASARAY COK BUYUK BIR KULUP''

Sarı-Kırmızılı ekibin Roma’dan sezon sonuna kadar kiraladığı ve sezon sonunda da transfer önceliğine sahip olduğu Ahmed Barusso, imza töreninde iddialı konuştu. Galatasaray’da 15 numaralı formayı giyecek olan Ganalı futbolcu, ağır denebilecek bir sakatlık geçerdiğini ve yıldız oyuncuların bulunduğu Roma’da forma şansı bulamadığını belirterek, “Galatasaray büyük bir kulüp. Gelmemde asıl etken olan şey bu. Takımın taktiksel anlayışı içinde kendime yer bulacağımı düşünüyorum” dedi.
‘Appiah’la konuştum’Sezon sonunda transfer önceliğinin Galatasaray’da bulunduğu Barusso, soruları şu şekilde yanıtladı: “Yeni ekibimle anlaştıktan sonra, aralarında Nonda, Song ve Appiah’ın da bulunduğu birçok oyuncuyla konuştum. Tüm görüşmelerde Galatasaray’la ilgili çok güzel şeyler anlatıldı. Özellikle genç oyunculara kendilerini gösterme şansı tanıyan bir yapısının olduğu söylendi. Elimden geleni yapıp, takıma faydalı olmaya çalışacağım. Kendimi gösterme imkanı bulacağımı düşünerek buraya geldim.”
‘Fenerbahçe’yi yeneriz’“Galatasaray ile birlikte önemli başarılara ulaşmak için sabırsızlanıyorum. Başarı isteyen oyunculardan kurulu bir takımda olduğumu biliyorum. Sezon sonunda Galatasaray ile devam etmemem için bir neden göremiyorum. Bir lakabım yok, bana ‘Ahmed’ ya da ‘Barusso’ diyebilirsiniz. Derbilerin önemini biliyorum, psikolojisi çok farklı olur. Derbi kazanmış oyuncular, kendilerini Dünya Kupası’nı kazanmış gibi hisseder. Fenerbahçe derbisinde iyi oynayacağımıza ve kazanacağımıza inanıyorum.”

27 Ocak 2008 Pazar

GALATASARAYIN YENİ TRANSFERİ YILDIZ OYUNCU AMHET APİMAH BARUSO'YU TANYALIM

Galatasaray'ın Ganalı futbolcu Ahmed Barusso'yu kadrosuna katıyor! 23 yaşındaki genç futbolcu Gana ile şu an Afrika Uluslar Kupası'nda mücadele ediyor...Barusso kimdir? Tam adı: Ahmed Apimah Barusso Ülkesi: Gana Doğum tarihi: 26 Aralık 1984 Doğum yeri: Akra Boyu: 1.84 Mevkii: Orta saha
Kariyeri (Maç-gol)
?-2003 FC Nania 61 (9)2003-2006 Manfredonia 32 (10)2006-2007 Rimini 8 (2)2007-2008 AS Roma 3 (-)
Milli Takım2003- Gana 4 (1)
1.84 boyundaki Ganalı Barusso, büyüdüğü şehrin genç takımı olan FC Nania'da oynarken, Gana'nın efsane futbolcusu Abedi Pele tarafından İtalyanlara tavsiye edildi ve Manfredonia'ya transfer oldu. Burada 3 sezon boyunca top koşturan Barusso, başarılı futboluyla dikkat çekti ve Serie B kulüplerinin gözdesi oldu. Modena ve Piacenza'yı reddedip Rimini'ye giden Ganalı futbolcu, etkili futbolunu burada da sürdürdü. Takımın Juventus ve Bologna ile oynadığı maçlarda 'Maçın Adamı' seçilen genç futbolcu Rimini'de bacağı kırıldığı için toplam 8 maçta forma giyebildi. Bu sezon AC Milan, Inter, Fiorentina ve Roma gibi kulüplerin Barusso için girdikleri mücadeleden galip çıkan Roma, Ganalı futbolcuyu kadrosuna kattı. Barusso, Roma ile ilk maçını 7 Ocak 2007 tarihinde takımın Parma'yı deplasmanda 3-0 yendiği maçta oynadı. Siyahi futbolcu bu sezon 5 kez Roma forması giydi.