19 Mayıs 2008 Pazartesi

UEFA KUPASINI VE AVRUPA KUPASINI ALAN GALATASARAY AYRICA ŞAMPİYONLAR LİGİNDE ÇEYREK FİNAL OYNAYAN İLK TÜRK TAKIMIDIR


Çeyrek finaldeyiz!
Çok değil, daha birkaç ay önce UEFA Kupası’nı, peşinden de Süper Kupa’yı almış bir Galatasaray var 2000-2001 sezonunda... Bu zaferlerin ardından kadrosunu büyük ölçüde yenilemiş, Mircea Lucescu yönetiminde yeni hedeflere yelken açmış bir Galatasaray...
Önceki sezonun görkemli başarıları, Şampiyonlar Ligi’nde de çıtanın yükselmesine neden olmuştu elbette. Şimdi herkes Galatasaray’dan, Kupa 1’e yürümesini bekliyordu.
Galatasaray da sevenlerini yanıltmadı... Yeni kurulan bir takım olmanın zorluğunu ön elemede ve ilk grup aşamasında yaşadık. Ama bu zorluğu da ‘Galatasaray gibi’ atlattık ve yine bir ilki başarıp, “Şampiyonlar Ligi’nde gruptan çıkan ilk Türk takımı” olduk.
O dönem Şampiyonlar Ligi’nde 16 takımın mücadele ettiği ikinci bir grup aşaması vardı. Ve o aşamada haliyle daha zor rakipler bekliyordu bizi. Ama oyun sistemini giderek oturtan takımımız, artık fırtınalı denizlere hazırdı. Milan’dan iki maçta 4 puan alıp, Paris Saint Germain ile Deportivo’yu da Ali Sami Yen’de yenmemiz, “Avrupa Fatihi”ni tanıyanlarla için hiç de sürpriz olmadı.
Bu grupta topladığımız 10 puan, çıtanın gerçekten yükseldiğini, Galatasaray’ın çeyrek finale çıkan ilk Türk takımı olduğunu belgeliyordu. İşin en heyecan verici tarafı, tüm bu başarıların artık Galatasaray için ‘olağan’ hale gelmesiydi.
Çeyrek finalde rakip, bir önceki sezonun Şampiyonlar Ligi şampiyonu Real Madrid’di... O Real Madrid ki daha 8 ay önce Süper Kupa finalinde Galatasaray’a yenilmişti.
3 Nisan 2001’de tamamı dolu Ali Sami Yen tribünlerini ilk yarı büyük bir hüzün kaplıyordu. Takımımız 2-0 geriye düşmüştü. İkinci yarıda ise bambaşka bir Galatasaray izledik. Ümit Davala’nın penaltı golüyle farkı 1’e indirip, Hasan Şaş ile beraberliği yakaladığımızda adeta yılıkıyordu tribünler... Ve daha sonra ‘Süper Mario Jardel’ çıktı sahneye. Havada asılı kalarak attığı kafa golü, sadece Galatasaray değil, Şampiyonlar Ligi tarihine de geçti. Real Madrid karşısında 2-0 yenilgiden 3-2’lik galibiyete ulaşmak, eşine ender rastlanır bir futbol fenomeniydi.
Rövanşı 3-0 kaybedip bu turda elensek de bunca başarıdan ötürü hem arşivlerde hem de akıllarda ‘altın sezon’ olarak yer etti 2000-2001.

18 Mayıs 2008 Pazar

IRAN ISLAM DEVRIMINI YASAYAN IRAN'LI FELSEFE OGRETMENIN KALEMINDEN TURKIYEYE UYARILAR AYNISI BASIMIZA GELMESİN...

IRAN ISLAM DEVRIMINI YASAYAN IRAN'LI FELSEFE OGRETMENININ KALEMINDEN

Sevgili Turkiyedeki dostlarim ve kardeslerim,Devrim sirasinda devrim muhafizlari tarafindan once tecavuz edilip, daha sonrada ipe gonderilen cok sevgili kiz kardesim Mehtab'in anisina...Bu mektubu sizlere yazmamdaki neden bizim 30 sene kadar once yasadigimiz o talihsiz ve karanlik gunun Turkiye icinde yaklasiyor oldugunu gormem ve bundan daha derin olarak kalbimde hissetmem oldu. Turban yasasinin mecliste onaylandigi tarihin Iran Islam devriminin oldugu gune denk gelmesi kalbimde bunun ilahi bir gucten gelen uyari fisegi oldugu hislerini uyandirdi ve bu mektubu kaleme almaya karar verdim. Biliyorum hepiniz kalbinizde karanligin otoritesini hissettiniz. Karanlik otorite gelmeden hissettirdi yaklastigini.Iran Islam devriminden 1 hafta kadar once Turkiye'ye gecen, uzun bir sure burada yasayan ve daha sonra Kanada'ya iltica Eden ve halihazirda bu ulkede felsefe ogretmenligi yapan bir Iranliyim. Ataturk'un aydinlik Turkiyesini cok seviyorum ve yuregim kan aglayarak Iran'da 'O gun' gelmeden onceki olaylarin sanki bir tekrarini sinemada izliyor gibi Turkiye'de goruyorum. Yobaz karanliginda hunharca katledilen kiz kardesim anisina sizlereYalvariyorum ki, sakin olmaz demeyin! Sakin Turk Ordusu oldugu surece olamaz demeyin cunki asagida anlatacagim gibi o gun geldiginde tumOrdularin Eli kolu baglanabilir. Bizim ailemiz Iran'da laik, Sol goruslu ve aydin bir aile idi. Devrimden 1 ay once bize bile soyleseler idi 1 ay sonra durum bu olacak diye biz bile guler gecerdik, 'delimisin?' diye sorardik belki de. Belki de derdik ki 'Sah'in bu guclu ordusunu nasil yeneceklerdeSeriat karanligini getirecekler?'.Sizlere once Iran Islam devriminin nasil gelistigini kisaca anlatmak istiyorum cunki Turkiye'deki gelismelerle cok buyuk benzerlikler mevcut.IRAN ISLAM DEVRIMINI BASARIYA GOTUREN AYAKLAR:
1-Buyuk kesimi fakirlesen halk dincilerin pencesine dustu. Bu halk yiyecek, giyecek gibi ufak yardimlarla onlarin safina cekildi. Beyinleri yikandi veFakirliklerinin temelinde kirli ve dinsiz rejim oldugu benliklerine yazildi. Aclikla bogusan halk bu cehaletin pencesine kolaylikla dustu ve rejime dusmanlasti. (COK FAKIRLESEN TURK HALKINADA AYNI SEYLER YAPILIYOR)
2-Hep demokrasi ve ozgurluk dendi. Humeyni devrimi yapana kadar hep demokrasi ve ozgurluk vaad etti. Bu sekilde bir cok Sol goruslu insanlaridaKendi saflarina cekti. Bu insanlar devrim akabinde ipe giden ilk insanlar oldu. (TURKIYE'DE HEP DEMOKRASI VE OZGURLUK DIYORLAR)
3-Emir komuta zincirinde yapilanmis olan din adamlari halki kontrol altina aldi. (BASI ABD'DE YASAYAN MALUM TARIKAT'IN YAPILANMA BICIMI OLAN 'ABI' YAPILANMASI BU EMIR KOMUTA SEKLIDIR VE DEVRIMIN EN ONEMLI AYAKLARINDANBIRISI BU EMIR KOMUTA YAPILANMASIDIR. BU EMIR KOMUTA YAPILANMASI DEVRIMIN HALK ORDUSUDUR VE DEVRIM SIRASINDA BU EMIR KOMUTA COK KISA ZAMANDA COK BUYUK KITLELERE EGEMEN OLUR.)
4-Kargasa ve kaos ortaminda askeri Kislalar basildi. Ellerinde Kur'an ile kislalar ele gecirildi. (BU AYAGA COK DIKKAT EDELIM CUNKI DEVRIM SIRASINDA TURK SILAHLI KUVVETLERINI ELE GECIRMENIN EN ANAHTAR AYAGI BUDUR.)
Turk silahli kuvvetleri bildigim kadari ile 600-800,000 kisiden olusan bir kuvvetdir. Yanliz unutulmamasi gereken gercek bu ordunun ancak %0.1(Binde Bir) lik bir bolumu rejimin muhafizidir. Yani harb okullarinda egitim gormus subaylar ancak bu kadardir. Geri kalan %99.99 ER rejim muhafiziDegildir. Onlar emirlere gore hareket Eden vucut parcalaridir. Beyin olan ise AZ sayidaki subaylardir. Iran devriminde kargasa ve kaos ortamindaKislalari basan yobazlarin ellerinde Kur'an ile erleri gecerek direnen subay ve komutanlari katlettiler. Burada kilit nokta ellerinde Kur'an ile harekete gecen buyuk halk kitlelerine karsi erlerin silah kullanmakta zorlanacagi gercegidir. Zaten kullansalar bile cahil ve beyni yikanmis halk oyle bir kudretle kislalara saldirmistirki sonunda kislalar teslim alinmistir. O askerin actigi ates sonucu halktan cok olen olmustur AMA sonucta bir noktada erler silah birakmak durumunda kalmislardir. Erin kendi basina alacagi savas insiyatifi dusmana karsidir. Ama buyuk kitleler halinde ve ellerinde kur'an larla uzerine gelen kendi halkina karsi bu kararliligi gostermesi mumkun olamaz. Yani ER buna bir noktadan sonra direnmez yada direnemez. Cunki o ER karsisindakinin karanlik bir devrim yapacak olan insanlar oldugunu bilecek bilincte de degildir, kaybedecegi aydinligin NE oldugunu DA. Bunu bilecek olan sadece subaylardir. Ve kanlarinin son damlasina kadar savasacak olanlarda bu konuda aydinlanmis Turk subaylaridir. Ama yukarda bahsettigim uzre onlar ordunun sadece ve sadece en fazla binde birini teskil ederler. Yani devrimin asil savunucusu Turk ordusunun tumu degildir, sadece subay kademesidir ve erlerin durdugu ve etkisizlestirildigi noktada o subay kademesinin yok edilmesi kolay olacaktir. Iran'da ordu bu sekilde etkisiz hale getirilmistir. 'Er dusman isgali durumunda durmaz ve etkisizlestirilemez , sonuna kadar DA savasir, AMA buyuk bir kudretle gelen kendi halki karsisinda durabilir.'Su asamada aldiklari bu buyuk ivme ve arkalarindaki cok buyuk gucler ile onlari normal yollardan durdurmak cok zor olacaktir. Ve bunlarin durdurulmadan hareket edecegi her gun ivme ve guclerini artiracak ve isi zorlastiracaktir. Silahli kuvvetler NE kadar erken hareket ederse o kadar iyi olur. Sonra gec olabilir. Silahli kuvvetlerin su veya bu neden ile Eli kolu bagli ise ki oyle gorunuyor bu durumda silahli kuvvetler 'O GUN' geldiginde kislarini nasil muhafaza edeceginin planini cok iyi yapmalidir. Cunki kilit bu noktadir. Silahli kuvvetler etkisiz hale getirelemedigi muddetce devrim basariya ulasamaz. Bu nedenle her askeri kislaya normal erlerin haricinde kislalari kaninin son damlasina kadar savunacak 'OZEL CUMHURIYET DEVRIM MUHAFIZLARI BIRLIKLERI' olusturulmali ve bunlarin Boyle buyuk bir halk hareketine karsi erlerden once devreye girip, erlerSaskinliklarini uzerlerinden atana kadar catismaya girmeleri saglanmali ve burada kazanilacak vakit ile gerideki subaylar erlerin dagilmasinin onuneGecmelidir. Yani ordunun esas gucu ve govdesi olan erlerin kontrolu kesinlikle kaybedilmemelidir. Iran ordusunun Boyle bir hazirligi olmadigi icin gafil avlandi.Olusturulacak olan 'OZEL CUMHURIYET DEVRIM MUHAFIZLARI BIRLIKLERI' yobazlar ile catisirken, erlerde uzerlerindeki saskinligi atacaklar ve subaylarin organizasyonu ile catismalara destek vereceklerdir. Olusturulacak 'OZEL CUMHURIYET DEVRIM MUHAFIZLARI BIRLIKLERI' cok ozel egitilmeli ve de Ataturk'e ve devrimlerine cani pahasina savunacak sekilde inanmis olmalidirlar. Aksi halde basarisizlik kacinilmazdir. Cunki en son Lubnan'da gordugumuz uzre davasina inanmis bir kac yuz Hibullah Militani dunyanin en iyi ordularindan birisi olan israil ordusunu agir zaiyatlarla yenilgiye ugratti.Sevgili dostlar ve kardesler, elimden geldigince sizleri bilgilendirmeye calistim cunki aydinligi savunmak durumunda olan sizler Iran'in gectigi bukaranlik tuneli anlamak durumundasiniz. Iran'in bu aci tecrubesi sizlerin uyanik olmasi icin bir sans olur umarim. Asagidaki birinci linkte Iran'indevrimin hemen oncesi goruntuleri ile hemen sonrasi goruntulerini bulacaksiniz. Orada goreceginiz uzre Iran devrim oncesi belki su anki Turkiye'den bile daha modern. Yani olmaz, olmaz demeyin. Ikinci linkte ise Devrim lideri Humeyni'ye kadinlarin siir okumasi. O linki vermemin nedeni ise o koltukta bir gun bugun ABD'de ikamet eden malum cemaatin basi olan sahsin oturabilecegi ihtimalidir. Aci ama sanki tarih tekerrrur ediyor.http://www.youtube. com/watch? v=Gj1rSmQ5kvghttp://www.youtube. com/watch? v=rO2rf8KPacIBenim cok sevgili kiz kardesim Mehtab anisina yapabilecegim bu kadar. Elimden geldigince sizleri bilgilendirmeye calistim. Ama sizin geride kalan, aydinlik yarinlar bekleyen kizlariniz, kardesleriniz, cocuklariniz ve Mehtab'lariniz icin yapabileceginiz cok seyler var karanlik 'O Gun' cokmeden once Ataturk Turkiyesine. .. Yapabileceginiz ilk sey bu mektubu bildiginiz, tanidiginiz insanlara ulastirarak daha fazla insani uyandirmak olabilir. O aci cok buyuk aci sevgili kardesler, anlatmak istemiyorum icinizi karartmamak icin ama sevgili kardesim Mehtab keske bu dunyaya gelmemis olsa idi de 'O gun' o aci sonu yasamamis olsa idi o karanlik ve pis yobaz sehvetinin pencesinde. Allah sizleri ve Ataturk Turkiyesini korusun o yobaz karanliginin sevgili kardesim Mehtab'a gosterdigi aci sondan. Anlatamiyorum onu yobazlarin nasil katlettigini, elim varmiyor yazmaya, dilim gitmiyor anlatmaya... .Mohsen Yazd

10 Mayıs 2008 Cumartesi

sampiyonluk ikinci yazı : 2007-2008 SEZONU ŞAMPİYONU ANLI ŞANLI GALATASARAYYY. ALTI PUAN FARKLA yazı - 2

ŞAMPİYON GALATASARAYTurkcell Süper Lig 2007-2008 sezonunun son haftasında takımımız Ali Sami Yen'de OFTAŞ'ı yenerek, şampiyon olduG.Saray 2-0 G.Birliği OFTAŞ
Galatasarayımız şampiyonluk için sahaya çıktığı Turkcell Süper Lig'in son hafta mücadelesinde, Gençlerbirliği OFTAŞ Spor'u 2-0 yenerek, 17. şampiyonluğunu ilan etti. Ligin son haftasına en yakın rakibi Fenerbahçe'nin 3 puan önünde giren Galatasarayımız OFTAŞ'ı yenerek, zorlu geçen maratonu ipi göğüsleyerek bitirdi. Maçın gollerini 36. dakikada Hakan Şükür ve 45+1. dakikada Hakan Balta kaydetti. Bu sonuçla Galatasarayımız ligi 79 puanla şampiyon olarak tamamladı.
Maç öncesi Ali Sami Yen tribünleri tıklım tıklımdı ve adeta taraftarlarımız şampiyonluğu önceden kutladı. Maç öncesi ısınmaya çıkan futbolcularımızı adeta bağrına basan taraftarlarımız karşılaşma öncesi takımımıza büyük bir güven aşıladı. Maça yüksek tempoyla başlayan takımımızda özellikle Arda sol kanattan bindirmeleriyle etkili oldu. Arda sahada basmadık yer bırakmazken, ileri Hakan Şükür ve Ümit Karan'da gol için var gücüyle rakip kaleye yükleniyorlardı. İstediğimiz pozisyonları bulamzken, G.Birliği OFTAŞ kendi yarı alanına çok gömüldü.
Hakanlar işi bitirdi!
Karşılaşmanın 36. dakikasında sahada Aslan yürekli genç oyuncumuz Arda birden parladı ve sağ kanatta kaptığı topu dip çizgiye kadar sürdü. Sağdan ceza alanına giren Arda içeri çevirdi ve ön direkte Hakan Şükür'ün bitirici vuruşuyla takımımız 1-0 öne geçti. Bu golden sonra adete Ali Sami Yen tribünleri yıkıldı. Taraftarımız tezahüratlarla coşarken, oyuncularımızda sahada büyük bir sevinç yaşadı. Golün ardından tekrar G.Birliği OFTAŞ kalesine yüklenen Galatasaray adeta rakip kaleyi abluka altına aldı. Herkes ilk yarı böyle bitecek derken 45+1. dakikada Arda'nın soldan ortasında defans topu uzaklaştırdı. Hakan Balta ceza yayından sağ ayağıyla topa öyle bir vurdu ki kalede 3 Recep olsaydı bu topu çıkaramazdı. Bu golle iyice rahatlayan takımımız, soyunma odasına 2-0'lık üstünlükle gitti. Fenerbahçe'nin de Trabzon'da 2-0 ilk yarıyı yenik kapttığı haberi gelince oyuncularımız iyice rahatladı.
Oyuncularımızın hırsı parmak ısırttı
İkinci yarıya bu rahatlıkla başlayan takımız oyunu kendi yarı alanında kabul etti. G.Birliği OFTAŞ ise ikinci yarıya 2 değişiklikle başladı. G.Birliği OFTAŞ'ın ataklarında savunmada Servet ve Emre çok iyi müdafa yaptı ve kalemizde gol izni vermedi. İkinci yarı daha çok orta alan mücadelesi şeklinde geçerken, oyuncularımızın hırsı görülmeye değerdi.
Servet ve Hakan Balta sakatlandı
Karşılaşmanın 62. dakikasında Ümit Karan oyundan çıktı ve yerine Lincoln girdi. Bu değişiklikte hem Ümit Karan hem Lincoln tribünlerden büyük alkış aldı. Lincoln'ün oyuna girmesiyle hücum gücünde belirgin bir üstünlüğümüz oluştu. Lincoln verdiği ince paslarla Hakan Şükür'e birçok pozisyon yarattı. Ama bu pozisyonların bazılarında Hakan Şükür ofsaytta kalırken, bazı pozisyonlardan da yararlanamadı. Karşılaşmanın 77. dakikasında takımımızın ikinci golünü atan Hakan Balta sakatlanarak yerini Volkan'a bıraktı. Son dakikalarda bu sezon büyük bir özveri ile oynayan Servet, Bouda ile girdiği ikili mücadele sonucunda yerde kalırken, sakatlandı. Karşılaşmanın 81. dakikasında Servet yerini Song'a bıraktı.
Ve şampiyonuz
Oyunun kalan bölümlerinde Galatasarayımız önce Hakan Şükür ile yüzde yüzlük bir golden yararlanamazken, Ayhan'ın bir topu da üst direkten geri döndü. Bu pozisyonlardan yararlanamayan Galatasarayımız son düdükle birlikte 17. şampiyonluğunu ilan etti. Fenerbahçe ise Trabzon'da 2-0 yenilerek ligi 73 puanla tamamladı. 2007-2008 sezonunu 79 puanla şampiyon olarak tamamlayan Galatasarayımız, çok sorunlar yaşadığı bu sezonu mutlu sonla bitirerek, herkese ne kadar büyük bir takım olduğunu bir kez daha gösterdi. HERKES HADDİNİ BİLECEK. EN BÜYÜK GALATASARAY.
MAÇTAN DAKİKALAR (İLK YARI)
7. dakikada sol çaprazdan ceza sahasına giren Barış'ın sert şutunda meşin yuvarlak yan ağlarda kaldı. 15. dakikada Ayhan'ın ceza sahasına ortasında Servet'in kafa vuruşunda kaleci Recep, son anda topu üstten kornere çeldi. 26. dakikada Barış'ın ceza sahası dışından yerden sert şutunda kaleci Recep, topu kornere çeldi.34. dakikada ceza sahasında kaleci ile karşı karşıya kalan Ümit Karan'ın vuruşunda kaleci Recep topu kontrol etti. 36. dakikada rakibi Petkoviç'ten kaptığı topla sağ kanattan ceza sahasına giren Arda, yerden içeriye ortasında Hakan Şükür topu ağlara gönderdi ve takımını öne geçirdi. 1-045+1'de ceza sahası sol çaprazında Arda'nın içeriye ortasında defansın kafayla uzaklaştırdığı topa Hakan Balta'nın ceza sahası dışından bekletmeden gelişine sert şutunda top köşeden ağlarla buluştu. 2-0
MAÇTAN DAKİKALAR (İKİNCİ YARI)
67. dakikada Yakubu'nun sağ kanattan ceza sahasına ortasında Sando'nun yavaş kafa vuruşunda top kaleci Aykut'ta kaldı. 80. dakikada Sandro'nun ceza sahası dışından sert şutunda meşin yuvarlak üstten auta gitti. 83. dakikada sol çaprazdan ceza sahasına giren Boadu, rakibinden sıyrıldıktan sonra dar açıdan sert vurdu. Kaleci Aykut, topu kornere çeldi. 88. dakikada Sabri'nin ceza sahası dışından yerden sert şutunda kaleci Recep topu son anda kornere çeldi. 90+2'de Arda'nın ara pasıyla ceza sahasında kaleci ile karşı karşıya kalan Hakan Şükür'ün vuruşunda top direğin dibinden auta çıktı. 90+3'de Lincoln'ün pasıyla ceza sahasında topla buluşan Hakan Şükür, daha uygun durumdaki Ayhan'a pasına verdi. Ayhan'ın vuruşunda top üst direkten oyun alanına döndü.
STAT: Ali Sami Yen HAKEMLER: Mustafa Kamil Abitoğlu, Erhan Sönmez, Gökhan Memişoğlu GALATASARAY: Aykut, Sabri, Emre, Servet (Song dk. 86), Hakan Balta (Volkan dk. 77), Barış, Mehmet Topal, Ayhan, Arda, Hakan Şükür, Ümit Karan (Lincoln dk. 62)YEDEKLER: Orkun, Okan, Carrusca, Mehmet GüvenTEKNİK DİREKTÖR: Cevat Güler GENÇLERBİRLİĞİ OFTAŞSPOR: Recep, Ufuk, Orhan, Cevher, Petkoviç (Yakubu dk. 46), Serkan, Tozo, Olgay, Kadir (Sandro dk. 46), Murat Kalkan, Ali Bayraktar (Boadu dk. 77) YEDEKLER: Ulaş, Eren, Bülent, Murat Selvi TEKNİK DİREKTÖR: Osman ÖzdemirGOLLER: Hakan Şükür (dk. 36), Hakan Balta (dk. 45+1) SARI KARTLAR: Tozo (Gençlerbirliği Oftaşspor), Barış (Galatasaray)

2007-2008 SEZONU ŞAMPİYONU ANLI ŞANLI GALATASARAYYY. ALTI PUAN FARKLA

Hep Beraber Çıldırıyoruz...
2007-2008 sezonu Turkcell Süper Lig'inde 79 puanla ipi göğüsleyen ve şampiyonluğa ulaşan Galatasaray, Oftaşspor karşılaşması bitiminde şampiyonluk kupasını da kaldırdı.
Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan ve Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Adnan Polat'ın şampiyonluk madalyalarını futbolcularımız ve teknik kadromuza teker teker takmasından sonra sıra kupa seramonisine geldi. Ali Sami Yen Stadı Numaralı Tribün önündeki platformda kupayı bütün futbolcularımız hep beraber kaldırarak hak ettikleri sevinci yaşadılar.
Futbolcularımız daha sonra kupayı alarak hep beraber Ali Sami Yen Stadı'nda taraftararımız önünde şampiyonluk turu attılar. Taraftarlarımızın şampiyonluk şarkıları eşliğinde süren şampiyonluk turu halen devam ediyor.
Ali Sami Yen Stadı'nda şu anda ses ve ışık gösterileri eşliğinde ve 20 bine yakın taraftarımızla şampiyonluğumuz kutlanıyor. Sahanın ortasına yerleştirilen sahneye şampiyonluk için ter döken bütün takım kadromuz ve teknik ekibimiz anons edilerek çağrılıyor. Takımın sahnede yerini almasından sonra kutlamalara konserler ve süperizlerle devam edilecek. Takım oyuncularımız teker teker sahnedeki yerlerine alırken, Servet'in sakatlığından dolayı sekerek platforma yaklaştığını gören futbolcularımız platformdan inerek Serveti omuzlarına alarak taşıdılar.
Şampiyonluk kutlamalarımız müthiş bir sevinçle beraber devam ediyor. Ali Sami Yen tribünlerini dolduran yaklaşık 20 bin Galasaray taraftarından biri bile yerini terk etmedi ve bu sevince ortak oluyor.
Futbolcularımız ve teknik ekibimizden sonra Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Adnan Polat ve son olarak Galatasaray Spor Kulübü eski Başkanı Özhan Canaydın alkışlar eşliğinde platformdaki yerlerini aldılar.
Şu anda Ali Sami Yen Stadı'nda gerçek bir Aslan'da var. Galatasaray Spor Kulübü'nün şampiyonluk kutlamaları içi özel olarak getirdiği gerçek bir Aslan özel kafesinde tribünlerin önünden geçiriliyor.
Kutlamalara şu anda muhteşem bir havai fişek gösterisiyle devam ediyor. Mecidiyeköy semaları havai fişeklerin renkleriyle aydınlanırken hoparlörlerden de Galatasaray marşları yükseliyor.

2 Mayıs 2008 Cuma

SEREFSİZ ERMENİLERİN AZERİ TÜRKLERİNE YAPTIGI SOYKIRIMLA İLGİLİ BİR METİN . SOYKIRIMCI MİLLET KİMMİS BİLİNSİN...

Elleri bir ağaca arkadan bağlanan hamile bir kadının başına dikilmiş olan iki Ermeni yazı tura atıyordu. Bu kanlı kumarı yaklaşık 100 yıl önce Anadolu toprağında Kars'ta Ağrı'da Van'da Erzurum'da da ataları oynamıştı.Onlardan duymuşlardı.

Karnı burnunda zavallı bir Azeri kadının doğumu oldukça yakın görünüyordu. Çaresiz kadın bir hazan yaprağı gibi titriyordu. Elbiseleri yırtık, ayakları çıplaktı...Ermenilerin uzun boylu olanı elindeki AK-47 model Rus yapımı otomatik tüfeğinin namlusuna monte edilen seyyar kasaturayı çıkartırken, diğeri elindeki demir parayı havaya attı :-Akçik, manç?.. (Kızmı, oğlan mı?) -Akçik... (Kız)Bu cevap üzerine 'oğlan' diyerek bahse giren Ermeni, elindeki kasatura ile hamile kadının karnını bir hamlede yarıp çocuğu çıkarttı.Kan b! ürülügözleri bebeğin kasıklarına kilitlendi. -Tun şahetsar,ınger... (Sen kazandın, yoldaş)-Yes şahetsapayts ays bubrikı inç bes bidigişdana... (Ben kazandım ama bu bebek nasıl beslenecek?)-Mayrigı bedge gişdatsine. (Annesi besleyecek elbette) Bunun üzerine daha kısa boylu olan Ermeni, bir hamlede kasaturaya geçirdiği bebeği annesinin göğsüne yapıştırdı: -Mayrig yerahayin zizdur. (Çocuğa meme ver) Aynı dakikalarda Hocalı'nın başka bir semtinde tek kale futbol maçı hazırlığı vardı. İki kesik Azeri kadın başını kale direği yapmışlar, top arayışına girmişlerdi.Başı tıraşlı bir çocuk bulup getirdiklerinde ise Ermeni çeteci sevinçle bağırdı:-Asixn ma/,çimi yev bızdıge, aveg gındırnadabidi. Gıdıresek... (Bu hem saçsız hem de küçük, iyi yuvarlanır. Kopartın...) Aynı anda çocuğun gövdesi bir tarafa,başı da orta yere düşmüştü... Ermeniler zafer naraları! atarak, kanlı postalları ile kesik çocuk başına vurarak kanlı bir kaleye gol atmaya çalışıyordu. Bu iki olay Hocalı'da bundan çok değil yalnızca 14 yıl önce yaşandı. Her iki olay da ermeni çetecilerin katliamlarına bizzat şahit olan görgü tanıklarının anlatımlarıdır. Ne yazık ki 26 Şubat 1992 günü binlerce Azeri türlü yöntemlerle vahşice katledilmiştir. Ajanslar,katliam haberini bütün dünyaya hızla geçerken, arşı titreten ağır bir vahşet yaşanan Hocalı halkından geri kalanlar ise çaresizlik içinde kıvranıyordu. Türkiye'de büyük bir dehşet uyandıran katliama ilişkin ilk görüntüler ise TRT aracılığı ile duyurulmuştu. Bütün olanları batılı gazeteciler, özellikle de New York Times belgeledi. 26 Şubat'ta güçlü silahlarla donatılmış Ermenistan silahlı kuvvetleri ile Hankendi'nde konuşlanmış bulunan Albay Zarvigarov komutasındaki 366'ncı Rus Motorize Alayı, Hocalı'ya saldırarak tarihin en vahşî katliamlarından birini yaptılar. 26 Şubat! gecesi Rus motorize alayının tanklarından açılan top ve roket saldırıları ile Hocalı Havaalanı kullanılamaz hâle getirilerek kentin dış dünya ile ilişkisi de tamamen kesildi. Savunmasız kalan kente giren Rus destekli Ermeni askerleri, çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden birçok insanımızı vahşîce katlettiler. ermenilerin işgal ettikleri Hocalı'da dehşet verici olaylar yaşandı. Canlı canlı insanların kafa derilerini yüzdüler, Sağ olarak ele geçirdiklerini ise sistematik bir işkenceye ve tıbbî deneylere tâbi tutarak, insanlık dışı muamelelere maruz bıraktılar. Hızar ve testereler ile diri diri insanların kol ve bacaklarını kestiler. Genç kızların önce saçlarını,sonra da kafa derilerini yüzdüler. Babanın gözü önünde evladını, evladın gözü önünde babayı kurşunlara dizdiler. Kesik kafaları sepetlere doldurdular. Peki neydi bu düşmanlık? Ermenistan'daki okul duvarlarında asılan haritalarda Türkiye'nin 12 ili yer almaktayken, Ermenistan'ın bayrağında Türkiye hudutları içindeki Ağrı Dağı'nın resmi varken, Ermenistan Millî Marşı'nda 'Topraklarımız işgal altında, bu toprakları azat etmek için ölün,öldürün' denmekteyken, başkaca bir neden aramaya zaten gerek yok sanırım. Dağlık Karabağ Bölgesi'nde bulunan Hocalı'ya, eski Sovyet İttifakı Silahlı kuvvetleri'ne ait 366.Alay'ın desteği ile Ermeni Sılahlı Kuvvetleri tarafından düzenlenen saldırılar sonucu 613 Azerbaycan Türk'ünün hayatını kaybettiği resmî olarak açıklandı. Ancak kayıp sayısının bu rakamların çok çok üstünde olduğu bilinmektedir. 56 hamile kadın karnı yarılmış durumda bulunmuştur. Bu alçak saldırıda 487 kişi ağır yaralanırken, 1275 kişi ise rehin alınmış,geri kalan nüfus da bin bir zorlukla canını kurtarmış ancak bu olayın tahribatından ruhları ve hafızaları asla bir daha kurtulamamıştır. Şahitlerin anlattıklarını dinleyenler önce kulaklarına inanamadı.! Fakat katliam sonrası Hocalı'ya girdiklerinde ise, görgü tanıklarının abartmadığını kısa sürede anladılar. Hocalı'da katliam bölgesini gezen Fransız gazeteci Jean-Yves Junet'nin gördükleri karşısında söyledikleri, katliamın boyutunu da anlatıyordu: 'Pek çok savaş hikâyesi dinledim. Faşistlerin zulmünü işittim,ama Hocalı'daki gibi bir vahşete umarım kimse tanık olmaz' Peki 26 Şubat 1992 günü yaşanan bu katliamın emrini kim vermişti; Ermenistan Devlet Başkanı sıfatını taşıyan Robert Koçaryan denilen kirli katilden başkası değildi. Yaptığı terör faaliyetlerinin oranı nispetinde terfi eden Taşnaksutyun örgütü liderlerinden Robert Koçaryan, 20 Mart 1996'da Ermenistan Başbakanı oldu. Karabağ'da barış istediği için aşırı milliyetçilerin tepkisine daha fazla direnemeyen Levon Ter Petrosyan istifa edince de 30 Mart 1998 yılında ondan boşalan Devlet Başkanlığı koltuğuna,'Hocalı Katlia! mı' baş sorumlusu olan azılı terörist Robert Koçaryan oturdu. Ermeniler Türk hamile kadınlarına tecavüz edip karnını hamile olduğu halde taş ile doldurup öldürmüşler ve küçük Türk kızlarına tecavüz edip öldürmüşlerdi. Ülkemizde sadece 1 ermeni öldürüldü diye yürüyüş yaptılar ve o kadar araştırdılar ama hiç bir insan kalkıp ta bu masum insanlara işkence edilip öldürüldükleri için yürüyüş yapmadı………….. Yazıklar olsun …