<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219</id><updated>2011-04-21T13:31:04.951-07:00</updated><category term='Futbol'/><category term='Aşk'/><title type='text'>KAAN ÖZPINAR</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>73</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-3184047750968481212</id><published>2008-12-09T03:19:00.000-08:00</published><updated>2008-12-09T03:20:43.518-08:00</updated><title type='text'>Atatürk Solcumuydu Yoksa Türk Milliyetçisimiydi.</title><content type='html'>Solcu, Sosyalist- Sosyalizmi savunanlar kimliklerini o zamanki ortama göre saklama çabasında olan Solcular, gün geldi Atatürk’ün Kocatepe’ye çıkış rozetini birden bire çıkarıp attılar ve hatta bu rozetin takılması örgütler arasında yasaklandı.Sebebi ise şu idi;Atatürk’ün dinlenme saatlerinin birinde, kendisine çizilip getirilen Kocatepe’ye çıkış portresi çok beğenisini kazanmıştı.Gazi Mustafa Kemal beğendiği bu portrenin altına el yazısı ile şu ifadeyi eklemişti.“Türk Âleminin En Büyük Düşmanı Komünizmdir. Görüldüğü Yerde, Başı Ezilmelidir”&lt;br /&gt;Eee tabi milli ve manevi duygularına sıkı sıkıya bağlı olan Türk milletini çok iyi tanıyan ‘Devrimbazlar’ hemen kimselere çaktırmadan Atanın bu rozetini sessiz sedasız çıkarıp attılar.Sonraları ise kendilerine şekil işareti olarak Favorilerini ‘Lenin’i andıracak şekilde ‘ L’ biçiminde kazdırmaya başladılar.Sol kesim yani Komünizmin geçiş köprüsü olan Sosyalizmi savunanlar, çıkışlarından bugüne dek hep ‘Atatürk’ şemsiyesinin altında kendilerini gizlemeyi tercih etmişlerdir. Hep ‘ Sosyal demokratlık’ edebiyatı yapıp alttan-alttan ‘Marksist ve Leninist’ ideolojisini gençliğe şırınga etmişlerdir.&lt;br /&gt;Onlard a biliyorlardı ki, Atatürk’ün rozeti ile ‘Biz solcuyuz-biz Marksist-Leninist’iz dediklerinde gizli emellerini Türk milletine yutturamayacaklardı. Çünkü, Atatürk hiç bir zaman Sosyalizmi ve Komünizmi savunmadığı gibi, ömrü bu ideolojilerle mücadele ile geçmişti.Gazi Mustafa Kemal Atatürk, CHP’yi kurdu ama hiçbir zaman bu partinin solcu yapıya sahip olduğunu ifade etmedi.Bu ifadeleri Bülent Ecevit- İsmet İnönü CHP’ye yapıştırmış Deniz Baykallar ise sürdürmüştür.&lt;strong&gt;Atatürk, tam bir Türkçüdür ve Türk Milliyetçisidir. ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ vecizesi bunun en büyük delilidir.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞİMDİKİ SOLCULAR, NEDEN ULUSALCI OLDULAR&lt;br /&gt;Özellikle son yıllarda Türkiye'deki ‘Solcuların’, artık ‘Solcuyuz’ kelimesini kullanmaktan kaçındıkları ve kendilerine ayrı bir görüntü vermeye çalıştıkları gözlenmekte.Çünkü; Sol-Sosyalizm-Komünizm sistemlerinin, dünyada İnsan unsurunu yerle bir ettiğine artık onlarda inanmaktalar.Ama, onlara göre ‘Sistem’ doğru olarak işleve konulmadığından bu hale gelinmiş. İşte, bugünkü çabaları, sistemi yeniden canlandırmak ve bir kez daha denemek.Bunun içinde kendilerini saklayacak yeni bir şemsiyeye ihtiyaç duydular. Tabi bu şemsiye Atatürklü şemsiye olacaktı.Ve şimdi ki saklandıkları şemsiyenin adı ise ‘ Ulusalcılar’ oldu.Yani, bizim eski solcuların adı şimdi ‘Ulusalcılar’ oldu.Buların ağızlarından Türk milliyetçiliği çıkmadığı gibi İslami düşüncelere ise taktıkları adlar şunlar, “ Yobaz-İrticacı”&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-3184047750968481212?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/3184047750968481212/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=3184047750968481212' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/3184047750968481212'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/3184047750968481212'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2008/12/atatrk-solcumuydu-yoksa-trk.html' title='Atatürk Solcumuydu Yoksa Türk Milliyetçisimiydi.'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-4793595686018621994</id><published>2008-12-09T02:55:00.000-08:00</published><updated>2008-12-09T02:59:52.115-08:00</updated><title type='text'>Devlet Bahçelinin Kendilerine Aydın Diyen Bazı Şerefsizlerin Ermenilerden Özür Dilensin Kampanyasına Karşı Yaptığı Açıklama</title><content type='html'>"Ermenilerden özür dilenmesi maksadıyla yürütülen kampanya” hakkında yaptıkları yazılı basın açıklaması&lt;br /&gt;7 Aralık 2008&lt;br /&gt;Türkiye bir yandan sürüklendiği derin stratejik sorunlarla boğuşurken, kendilerini aydın olarak tanımlayan bir grubun Ermenilerden özür dilenmesi maksadıyla başlatmak istedikleri kampanya, yozlaşma ve çürümenin ulaştığı vahim durumu göstermesi bakımından ibret vericidir.&lt;br /&gt;Ülkemizde 1930’da meydana gelmiş bir isyanın bastırılmasını “soykırım”, Cumhuriyetimizin kurucusu aziz Atatürk’ün ise “savaş suçlusu” ilan edilmeye çalışıldığı bir dönemde, sözde Ermeni soykırımı olarak tanımlanan dayatmaların ivme kazanmış olması geniş tabanlı ve sistematik bir karalama faaliyetinin başlatıldığını işaret etmektedir.&lt;br /&gt;Yıllardan beri tarihle yüzleşmek adına Adalet ve Kalkınma Partisi’nin tek taraflı ve tavizkar tutumunun kapı araladığı ve heves gösterdiği bu konu, artık kendi ecdadımızı yargılatacak bir sürecin önümüzde olduğunu ortaya koymaktadır.&lt;br /&gt;Türkiye'ye yönelik iddiasını ve toprak taleplerini ısrarla sürdüren Ermenistan'a, sınır kapılarını açmayı dile getiren ve bu ülke ile diplomatik temasa kalkışan AKP’nin ürkek tutumu, ecdadımızın yargılanması konusunda yabancılara ve işbirlikçilerine ümit ve cesaret vermektedir.&lt;br /&gt;Gelişmeler, sözde soykırım iddiaları ekseninde oluşan hakaret ve ithamlara sessiz kalan hükümet etrafında, etkili bir kuşatma alanı oluşturmak ve bu alanı giderek daraltmak üzerine kurulmuş bir senaryonun uygulanmaya başladığını göstermektedir.&lt;br /&gt;Tarihi gerçeklere tamamen aykırı, insaf ve hakkaniyet duygusundan yoksun bir anlayışla, sözde özür kampanyasına öncülük eden zihniyetin, Osmanlı Devleti döneminde emperyalist devletlerin kullandıkları Ermeni tebaasının neden olduğu kanlı olayları ve akabinde gelişen şartları bilmeden hareket ettiklerini düşünmek mümkün değildir.&lt;br /&gt;Türkiye’nin içinde Ermeni iddialarını destekleyen bir cephe oluşturma gayretleri için altı yıldır, her zemin, ortam ve kürsü kullanılarak açıkça sürdürülen faaliyetlerin bu girişimle birlikte sonuç almaya dönük çalıştıkları ve kamuoyu hassasiyetini köreltmeyi amaçladıkları anlaşılmaktadır.&lt;br /&gt;Adlarının başına yerleştirilen muhtelif sıfatlarla kamuoyuna seslenme imkânı bulan işbirlikçi mihraklar, hayati milli çıkarlarımızı ucuz pazarlıkların malzemesi haline getiren AKP iktidarının oluşturduğu teslimiyetçi zeminden cesaret almışlar ve özür talep etme noktasına kadar cüret kazanmışlardır.&lt;br /&gt;Milliyetçi Hareket Partisi’nin bu konudaki görüşü şudur.&lt;br /&gt;Tarih, yaşanmış, yazılmış ve hükmünü vermiştir. Ortada utanacağımız bir suç ve adına özür dileyeceğimiz bir suçlu yoktur.&lt;br /&gt;Türk milleti de sahip olduğu büyük imparatorluk coğrafyalarından çekilirken, katliamlar, mezalimler ve bitmek tükenmek bilmeyen trajik göçler yaşamış, ancak bu tarihi hadiseleri yüreğine gömerek yeni bir dünyaya kapı açmıştır.&lt;br /&gt;Hiç kimsenin, mirasçısı olduğumuz ecdat yadigârını aşağılama, suçlu gibi tanımlama ve özür talep etmeye hakkı ve haddi değildir.&lt;br /&gt;Üstelik bu konuda ısrarlı olmak, atılmak istenen sözde adımların önünde de bir engel, toplumların birbirini yeniden tanımaları için de bir olumsuz bir çağrışım nedenidir.&lt;br /&gt;Ancak, bu talebin ısrarı halinde kimin kimden özür dilemesi gerektiği yeniden tartışılmalı, Ermenilerce mezalime maruz kalan milletimizin, suikasta kurban giden Osmanlı devlet adamlarının, katledilen Cumhuriyet diplomatlarının ve henüz acıları çok yeni olan Karabağ katliamlarının özrünü beklemek, en doğal ve tarihi hakkımızdır.&lt;br /&gt;Her fırsatta aziz ceddimizin bir asır önce soykırım yaptığı yalanına başvuran Ermeniler, Azerbaycan topraklarında, üzerinden henüz yalnızca 16 sene geçmiş olan gerçek bir insanlık vahşetini itiraf ve kabul etmek, işgal altında bulundurdukları topraklardan çekilmek zorundadırlar.&lt;br /&gt;Bu kirli kampanyayı başlatma cesaretini bulanlar, aydın sıfatının arkasına sığınarak kimsenin Türk milleti adına konuşamayacağı ve Türk milletini yargılayamayacağını bilmelidirler.&lt;br /&gt;Bu haysiyet kırıcı durumun kabul edilmesi ve ilişkilerin bu dayatma ve tavizlerle ilerleyebilmesi mümkün değildir.&lt;br /&gt;Ceddimizin kutlu emaneti, AKP zihniyetinin ve bir avuç işbirlikçinin bulandırdığı havaya teslim edilemeyecek kadar şanlı, temiz ve büyüktür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Devlet Bahçeli&lt;br /&gt;Milliyetçi Hareket PartisiGenel Başkanı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-4793595686018621994?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/4793595686018621994/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=4793595686018621994' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/4793595686018621994'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/4793595686018621994'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2008/12/blog-post.html' title='Devlet Bahçelinin Kendilerine Aydın Diyen Bazı Şerefsizlerin Ermenilerden Özür Dilensin Kampanyasına Karşı Yaptığı Açıklama'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-3306813558290727044</id><published>2008-08-26T02:58:00.001-07:00</published><updated>2008-08-26T03:00:29.433-07:00</updated><title type='text'>YASASIN DÜNYA YILDIZI FORVET MİLAN BAROŞ GALATASARAYDA....</title><content type='html'>Milan Baros Galatasaray'da&lt;br /&gt;Galatasaray, Olympique Lyonnais'un Çek yıldızı Milan Baros'u renklerine bağladı. 3 yıllık anlaşmaya varılan Baros transferini futboldan sorumlu yönetim kurulu üyemiz Haldun Üstünel Galatasaray TV'ye açıkladı.Milan Baros, 28 Ağustos 2008 Perşembe günü İstanbul'a gelecek.Transferi Galatasaray TV’ye değerlendiren yönetim kurulu üyemiz Haldun Üstünel “Öncelikle Galatasaray camiası ve spor kamuoyuyla yeni bir transferi paylaşmanın sevincini ve gururunu yaşıyoruz. Yine dünya çapında bir oyuncuyu Türkiye’ye getirerek büyük bir iş yaptığımıza eminiz. Futbol kariyeri belli olan, dünyanın önde gelen bir çok ünlü takımında oynamış Milan Baros artık Galatasaraylı. Kulübüyle bonservis konusunda anlaştık ayrıca  kendisiyle de 3 yıllığına anlaşmaya vardık. Tüm imzalar atıldı.. Tam bir  ekip çalışması gerçekleştirdik, bu transferde emeği geçen tüm Galatasaraylılara ve  camiamıza hayırlı olsun.Galatasaray Türk futbolunun önemli bir markası ve biz de futbolun marka isimlerini camiamıza kazandırmaya devam ediyoruz.”şeklinde konuştuHaldun Üstünel, Kewell ve  De Sanctis’den sonra Baros transferinde de önemli katkısı olduğu yönündeki soruyu ise şöyle yanıtladı “Tabiî ki bu tip transferler uzunca bir süreç alıyor ama biz ekip çalışmasıyla transferi gerçekleştirdik. Bireylere pay biçmeyelim.”MİLAN BAROSDoğum Tarihi: 28 Ekim 1981 Doğum Yeri: Vigantice, Çek CumhuriyetiBoy: 184 cmPozisyon: Forvet (Striker)Geldiği Kulüp: Olympique LyonnaisKariyeri: 1998-2001 Banik Ostrava (76 maçta 23 gol), 2002-2005 Liverpool (68 maçta 19 gol), 2005-2007 Aston Villa (42 maçta 9 gol), 2007 Olympique Lyonnais (24 maçta 7 gol), 2008 Portsmouıth (Kiralık, 12 maç)&lt;br /&gt;Milan Baros’u Tanıyalım&lt;br /&gt;28 Ekim 1981 Vigantice (Çek Cumhuriyeti) doğumlu forvet oyuncusu Milan Baros, Çek Cumhuriyeti'nin yetiştirdiği önemli golcülerden biri. Futbola Vigantice takımında başlayan ve daha sonra Banik Ostrava takımına transfer olan Baros, daha sonra sırasıyla Liverpool, Aston Villa, Olympique Lyon ve kiralık olarak Portsmouth takımlarında forma giydi.&lt;br /&gt;2002 - 2005 yılları arasında Liverpool forması giyen ve 65 maçta 19 gole imza atan Baros, İstanbul'da oynanan unutulmaz Şampiyonlar Ligi finalinde Milan'a karşı 3-0 geriye düştükten sonra maçı 3-3'e getiren ve penaltılarla kupaya uzanan ekipte de yer aldı.&lt;br /&gt;Liverpool kariyerinde 2003 yılında Lig Kupası, 2005 yılında Şampiyonlar Ligi kupası bulunan Baros 2005 yılında Lig Kupası'nı, 2002 yılında da Charity Shield'ı finalde kaybetti.&lt;br /&gt;Daha sonra Aston Villa ve Olympic Lyon’da oynayan Baros, Aston Villa ile çıktığı 42 maçta 9, Fransız şampiyonu ile çıktığı 24 maçta 7 gol kaydetti. Çek yıldız, 2008 yılında Portsmouth'a kiralandı ve 12 resmi maçta oynadı.&lt;br /&gt;Çek yıldız ayrıca Lyon ile 2007 yılında Barış Kupası, Fransa Ligi şampiyonluğu ve Şampiyonlar Kupası'na uzandı. Baros, ilk olarak 25 Nisan 2001'de Belçika karşısında formasını giydiği ve golle buluştuğu Çek Cumhuriyeti milli formasıyla çıktığı 66 maçta 32 gol attı.&lt;br /&gt;Milan Baros, Çek Cumhuriyeti formasıyla katıldığı Euro 2004'te attığı 5 golle şampiyonanın gol kralı oldu ve Altın Ayakkabı ödülünü aldı.&lt;br /&gt;Milan Baros Euro 2008'de Milli Takımımız’ın da bulunduğu A Grubu'nda mücadele eden Çek Cumhuriyeti formasını bir kez, Portekiz maçında giyerken Milli Takımımızın 3-2 kazandığı grubun son maçında forma giymedi.&lt;br /&gt;1998-2002 Banik Ostrava - 76 Maç / 23 Gol2001-2005 Liverpool - 65 Maç / 19 Gol2005-2007 Aston Villa - 42 Maç / 9 Gol2007-2008 Olympique Lyon - 24 Maç / 7 Gol2007-2008 Portsmouth - 12 MaçToplam: 222 Maç / 58 Gol2001- … Milli Takım - 66 Maç / 32 Gol&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-3306813558290727044?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/3306813558290727044/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=3306813558290727044' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/3306813558290727044'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/3306813558290727044'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2008/08/yasasin-dnya-yildizi-forvet.html' title='YASASIN DÜNYA YILDIZI FORVET MİLAN BAROŞ GALATASARAYDA....'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-3689074147709779058</id><published>2008-07-31T09:28:00.000-07:00</published><updated>2008-07-31T09:29:43.745-07:00</updated><title type='text'>Morgan De Sanctis'i Tanıyalım</title><content type='html'>Galatasaray’ın yeni transferi Morgan de Sanctis, 26 Mart 1977 Guardiagrele (İtalya) doğumlu. Serie B takımlarından Pescara’da yetişen kalecimiz, daha sonra Serie A’nın güçlü takımı Juventus’a transfer oldu. Siyah beyazlılarda Angelo Peruzzi’den dolayı fazla forma şansı bulamadı.&lt;br /&gt;22 yaşında Udinese’ye geçti ve ilk Avrupa kupası tecrübesini de bu kulüpte yaşadı. 2002’de takımın birinci kalecisi haline geldi, 5 sezonda 174 Serie A, 6 da Şampiyonlar Ligi maçına çıktı.&lt;br /&gt;Geçen sezon kariyerine İspanya’da devam etme kararı alan Morgan de Sanctis, Sevilla’da 8 maçta kalesinde 8 gol gördü.&lt;br /&gt;İtalya Milli Takımı’nın da formasını giyen Morgan de Sanctis, ilk kez Mart 2005’te İzlanda’ya karşı 0-0 biten maçta sahaya çıktı. Ekim 2005’te Moldova’yı 2-1 yendikleri maçta da ikinci milli tecrübesini yaşadı. Tecrübeli kaleci, İtalya’nın çeyrek final oynadığı 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda da kadrodaydı.&lt;br /&gt;Morgan de SanctisDoğum Tarihi: 26 Mart 1977Ülke: İtalyaBoy: 1.90Kilo: 86Millilik Sayısı: 2Geldiği Takım: SevillaKariyeri: 1994 -96 Pescara1996 – 1999 Juventus1999 – 2007 Udinese2007 – 2008 Sevilla&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-3689074147709779058?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/3689074147709779058/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=3689074147709779058' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/3689074147709779058'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/3689074147709779058'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2008/07/morgan-de-sanctisi-tanyalm.html' title='Morgan De Sanctis&apos;i Tanıyalım'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-2559863093580897851</id><published>2008-07-31T09:26:00.000-07:00</published><updated>2008-07-31T09:27:59.128-07:00</updated><title type='text'>GALATASARAYIMIZ İTALYAN FUTBOLUNUN SON YILLARDA YETİŞTİRDİĞİ EN BÜYÜK KALECİLERDEN OLAN JUVENTUSUN ESKİ KALECİSİ DÜNYA YLDIZI MORGAN DE SANCTİS'İ ALDI</title><content type='html'>Sevilla, Galatasaray'ın transfer etmek istediği İtalyan kaleci De Sanctis ile ilgili açıklama yaptı.31.7.2008&lt;br /&gt;Yabancı transferinde Kewell ve Fernando Meira'yı kadrosuna katan Galatasaray, Sevilla'da oynayan İtalyan kaleci Morgan De Sanctis ile de anlaştı. Sarı-kırmızılıların İtalyan kaleciyi 1 yıllığına kiraladığı öğrenildi.Sevilla kulübünden yapılan resmi açıklamada, De Sanctis’in 30 Haziran 2009 tarihine kadar Galatasaray’a kiralandığı, İtalyan kalecinin satılma olasılığı olmadığı duyuruldu. Sevilla basınında alınan bilgilerde, Galatasaray’ın Sevilla kulübüne 1 yıllık kiralama ücreti olarak 500 bin Avro ödeyeceği İtalya kalecinin ise 1 milyon Avro alacağı öğrenildi.&lt;br /&gt;Bugün Moskova’ya giden Sevilla kadrosuna alınmayan De Sanctis’in Galatasaray’a transferinde İspanyol kulübünü ikna etmekte kilit rol oynadığı söyleniyor. Geçen sezon sadece 8 lig, 4 Kral Kupası ve 1 Şampiyonlar Ligi maçında oynama şansı bulan ve as kaleci Andres Palop’un gölgesinde kaldığı belirtilen İtalyan kalecinin, Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray ile oynama şansı bulacak olmasından bu kulübe gitmeyi tercih ettiği bildirildi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-2559863093580897851?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/2559863093580897851/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=2559863093580897851' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/2559863093580897851'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/2559863093580897851'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2008/07/galatasarayimiz-italyan-futbolunun-son.html' title='GALATASARAYIMIZ İTALYAN FUTBOLUNUN SON YILLARDA YETİŞTİRDİĞİ EN BÜYÜK KALECİLERDEN OLAN JUVENTUSUN ESKİ KALECİSİ DÜNYA YLDIZI MORGAN DE SANCTİS&apos;İ ALDI'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-6145097049051830596</id><published>2008-07-23T02:01:00.001-07:00</published><updated>2008-07-23T02:01:59.790-07:00</updated><title type='text'>Fernando Meira: “Dünya Çapında Bir Kulüpteyim”</title><content type='html'>&lt;p&gt;     &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Galatasaray’ın yeni transferi &lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;a href="http://www.galatasaray.org/futboltakimi/pages/oyuncu_297.php" target="_self"&gt;Fernando Meira&lt;/a&gt;,&lt;/span&gt; Galatasaray’ın kamp yaptığı otelde basın mensuplarının karşısına çıktı. Yönetim Kurulu Üyesi &lt;strong&gt;Haldun Üstünel&lt;/strong&gt;, Futbol AŞ Genel Müdürü &lt;strong&gt;Adnan Sezgin&lt;/strong&gt;, Basın ve Operasyon Sorumlusu &lt;strong&gt;Yako Igual&lt;/strong&gt;’in de katıldığı basın toplantısında yeni transferimiz &lt;strong&gt;Fernando Meira&lt;/strong&gt; açıklamalar yaptı, "&lt;strong&gt;Bu transferle dünya çapında bir kulüpte yeni bir sayfa açtığımı düşünüyorum&lt;/strong&gt;" diyen Meira, Futbol AŞ Genel Müdürü &lt;strong&gt;Adnan Sezgin&lt;/strong&gt;'e de teşekkür etti!&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Fernandol Meira, &lt;strong&gt;''Bu transferle dünya çapında bir kulüpte yeni bir sayfa açtığımı düşünüyorum. Galatasaray'ın yalnızca Türkiye'de değil Avrupa'da başarılı olmak istediğini biliyorum''&lt;/strong&gt; dedi. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Galatasaray'ın üst düzey bir kulüp olduğunu belirten &lt;strong&gt;Meira&lt;/strong&gt;, kendisine bu fırsatı verdikleri için Galatasaray kulübüne ve yöneticilere teşekkür etti. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bu birlikteliğin hem kendisi, hem de Galatasaray için önemli olduğunu ifade eden Meira, &lt;strong&gt;''Galatasaray'a gelirken Lincoln ile bir görüşme yapmadım. Galatasaray'ın üst düzey bir takım olduğunu zaten biliyorum. Adnan Sezgin'in bana gösterdiği proje çok önemliydi. Bu projenin bir parçası olmak için verilen fırsat nedeniyle kendisine teşekkür ediyorum''&lt;/strong&gt; diye konuştu. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Meira, takım içinde savunmadaki rekabetle ilgili yöneltilen bir soruyu, &lt;strong&gt;''Galatasaray'da savunmada rekabet olacağını düşünüyorum. Kadroda ne kadar oyuncu olursa olsun ismi olan değil, iyi olan formayı alacak. Hedefim üst düzey bir kulüpte dört yada beş yıllık kontrat yapmaktı. Bundan sonraki hedefim Galatasaray'da şampiyonluğa ulaşmak ve ardından Portekiz milli formasıyla dünya kupasında oynamak'&lt;/strong&gt;' diyerek cevapladı. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Galatasaray Futbol A.Ş Genel Müdürü &lt;strong&gt;Adnan Sezgin&lt;/strong&gt; ise kaliteli olan kadrolarını Meira gibi isimlerle güçlendirmeye çalıştıklarını ifade ederek, &lt;strong&gt;''Kendisini dört yıllığına transfer ettik. Bize çok katkısı olacak''&lt;/strong&gt; dedi. &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Meira'nın transferinin hayırlı olmasını dileyen yönetici &lt;strong&gt;Haldun Üstünel&lt;/strong&gt; ise, &lt;strong&gt;''Ekip çalışması ile bu transferi gerçekleştirdik. Kendisi ülkesinde ve Almanya’da çok sevilen bir oyuncu. Çok önemli bir ismi camiamıza kazandırdık. Meira dışında bazı isimlerle de ilgileniyoruz. Transferleri mümkün olduğunca gizli yapmayı amaçlıyoruz. Bu konuda basından anlayış bekliyoruz&lt;/strong&gt;'' diye konuştu.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-6145097049051830596?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/6145097049051830596/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=6145097049051830596' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/6145097049051830596'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/6145097049051830596'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2008/07/fernando-meira-dnya-apnda-bir-kulpteyim.html' title='Fernando Meira: “Dünya Çapında Bir Kulüpteyim”'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-1930450512883745827</id><published>2008-07-23T01:06:00.000-07:00</published><updated>2008-07-23T01:07:19.841-07:00</updated><title type='text'>Fernando Meira’yı Tanıyalım</title><content type='html'>&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Fernando Meira&lt;/strong&gt;, 5 Haziran 1978 Guimares, Portekiz doğumlu.  1995-1996 sezonunda Vitoria de Guimaraes'de profesyonel kariyerine başlayan  &lt;strong&gt;Meira&lt;/strong&gt;, 1998 yılına kadar Guimares’te forma giydi. 1998-99  sezonunda kiralık olarak ikinci lig ekiplerinden FC Felgueiras’a transfer olan  &lt;strong&gt;Meira&lt;/strong&gt;, ikinci ligde 33 karşılaşmada oynadı. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;1999-2000 sezonunda Guimares’e dönen Portekizli oyuncu, o sezon takımında 30  maç forma giydi ve 2 gol kaydetti. &lt;strong&gt;Portekiz&lt;/strong&gt;’de büyük kulüplerin  de transfer listesine giren &lt;strong&gt;Fernando Meira&lt;/strong&gt;, 4 milyon euro ve  bir oyuncu karşılığında Benfica’ya transfer oldu. &lt;strong&gt;Benfica&lt;/strong&gt;’da  kaldığı 1,5 sezon boyunca istikrarlı bir görüntü çizen &lt;strong&gt;Meira&lt;/strong&gt;,  46 lig maçında forma giydi. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Fernando Meira&lt;/strong&gt;, Ocak 2002’de Almanya’nın  &lt;strong&gt;Stuttgart&lt;/strong&gt; takımına transfer oldu. 2002 yılından bu yana  &lt;strong&gt;Stuttgart &lt;/strong&gt;forması giyen &lt;strong&gt;Fernando Meira&lt;/strong&gt;, 2006  yılında takımın kaptanlığına yükseldi. &lt;strong&gt;Meira,&lt;/strong&gt; geçtiğimiz sezon  &lt;strong&gt;Bundesliga&lt;/strong&gt;’da 27 maçta forma giydi ve 2 gol kaydetti.  Şampiyonlar Ligi’nde ise 6 maçta takımının formasını giydi. Meira 2006-07  sezonunda &lt;strong&gt;Stutgart’la, Bundesliga şampiyonluğu &lt;/strong&gt;sevinci tattı.  &lt;/p&gt; &lt;p&gt;2006 Dünya Kupası’nda &lt;strong&gt;Portekiz Milli Takımı&lt;/strong&gt;’nın formasını  giyen Meira, milli takımın son Avrupa Şampiyonası kadrosunda da yer aldı.  Şampiyonada 3 maçta Portekiz formasını giyen başarılı futbolcu, Türkiye Milli  Takımı'na karşı son dakikada oyuna dahil olmuştu. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Freitas Jose da Silva Fernando Meira&lt;br /&gt;Ülke:&lt;/strong&gt;  Portekiz&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Boy:&lt;/strong&gt; 1.90&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kilo:  &lt;/strong&gt;85&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Geldiği takım:&lt;/strong&gt; Stutgart&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Oynadığı  takımlar:&lt;/strong&gt; Guimares, Felgueiras, Benfica, Stuttgart&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-1930450512883745827?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/1930450512883745827/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=1930450512883745827' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/1930450512883745827'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/1930450512883745827'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2008/07/fernando-meiray-tanyalm.html' title='Fernando Meira’yı Tanıyalım'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-8051961104079994669</id><published>2008-07-23T01:04:00.001-07:00</published><updated>2008-07-23T01:05:51.168-07:00</updated><title type='text'>GALATASARAYAMIZIN STUTTGART'DAN TRANSFER FERNANDO MEİRA İCİN GÖRÜSLER PESİNDE LİVERPOOL ROMA VE JUVENTUSUN OLDUGU DÜNYAZ YILDIZI GALATASARAYDA</title><content type='html'>&lt;p class="p"&gt;&lt;b&gt;Portekiz'in önde gelen gazetelerinden Abola'nın ünlü yazarı Nuno Fernandes, dün kampa katılan Galatasaray'ın yeni transferi Fernando Meira'yı FANATİK için yorumladı...&lt;br /&gt;23.7.2008&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Guimares, Benfica ve Stuttgart... Gittiği her takımda kaptanlığa yükseldi. Şundan kesinlikle eminim, 2 yıl içinde Galatasaray’da da pazubandı koluna takacaktır. Tecrübeli ve kaliteli olmanın yanı sıra karakterli bir futbolcu... Yer aldığı her ekibe bu özelliğini yansıtır. Galatasaraylılar fantastik bir yıldız kazandığının farkına varacaktır.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;En başta şunu söylemeliyim; Galatasaray, Fernando Meira’yı kadrosuna katarak, çok önemli bir iş başardı. Meira hem savunmada hem de orta alanda başarıyla görev alabilen bir oyuncu. Yapısı itibariyle ‘doğal lider’ özellikleri taşıyan tecrübeli savunmacı, uzun boyunun avantajıyla hava toplarında çok etkili, ama aklınıza bir soru gelmesin, çünkü rakiplere yerden de geçit vermiyor. Hamle zamanlaması mükemmel denecek kadar iyi. Sahada nerede durması gerektiğini çok iyi biliyor. Deneyimi ve taktik bilgisiyle yeni takımını bir hayli rahatlatacaktır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Devler peşine düşmüştü&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;2006 Dünya Kupası’nda Andrade’nin beklenmedik sakatlığıyla bir anda Portekiz Milli Takımı’nın 11’inde kendine yer buldu. Savunmanın göbeğinde görev alan Meira hakkında turnuva başlangıcında bir takım tereddütler vardı. Ama Chelsea’de forma giyen Carvalho ile o kadar iyi bir uyum sağladılar ki, Portekiz’in yarı finale kadar gelmesinde büyük rol oynadılar. Zaten şampiyona sonunda da bir anda Milan ve Bayern Münih gibi Avrupa’nın devlerinin listesine girmeyi başardı.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;En ufak şüphem yok&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray’da başarılı olur mu olmaz mı? Bu sorunun yanıtını çok iyi biliyorum, hatta başarılı olacağı konusunda en ufak bir şüphe taşımıyorum. Kesinlikle en kısa zamanda takımın değişmezi haline gelecektir. Çok karakterli bir futbolcu olan Meira, bu özelliğini gittiği her takıma yansıtmıştır. Dürüstlüğü ve lider yapısıyla arkadaşları tarafından hep çok sevilmiştir, Galatasaray’da da benzer görüntüler yaşanacaktır.&lt;/p&gt; &lt;strong&gt;Her takımda kaptan oldu&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Profesyonelliği üst düzeyde yaşayan Meira forma giydiği tüm kulüplerde(V.Guimaraes, Benfica ve Stuttgart) kaptanlığa kadar yükseldi. Galatasaray’da da 2 yıl içinde pazubandı takarsa kimse şaşırmasın. Stuttgart’ın 2007 yılında gelen Bundesliga şampiyonluğunda büyük pay sahibiydi. Defans onunla birlikte daha da güçlenecek. Galatasaray, dünyanın her takımında rahatlıkla forma giyebilecek, fantastik bir futbolcuyu kadrosuna kattı. Yönetim ve taraftarlar, kısa sürede bu gerçeğin farkına varacaklar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-8051961104079994669?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/8051961104079994669/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=8051961104079994669' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/8051961104079994669'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/8051961104079994669'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2008/07/galatasarayamizin-stuttgartdan-transfer.html' title='GALATASARAYAMIZIN STUTTGART&apos;DAN TRANSFER FERNANDO MEİRA İCİN GÖRÜSLER PESİNDE LİVERPOOL ROMA VE JUVENTUSUN OLDUGU DÜNYAZ YILDIZI GALATASARAYDA'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-4111111942786005022</id><published>2008-07-14T05:40:00.000-07:00</published><updated>2008-07-14T05:45:59.080-07:00</updated><title type='text'>İLK PROVA OLUMLU GALATASARAYIMIZ İLK HAZIRLIK MACINDA ZAYIF RAKİBİ HOMBERG İ YEDEK AGIRLIKLI CIKTIGI KADRO İLE 2-0 YENDİ</title><content type='html'>Yeni sezon hazırlıklarını Almanya´nın Duisburg kentindeki XXL tesislerinde sürdüren Galatasaray, bugün Almanya´nın beşinci lig ekiplerinden VFB Homberg oynadığı hazırlık maçını 2-0 kazandı.13.7.2008&lt;br /&gt;Duisburg’ta oynanan ve yaklaşık 5 bin gurbetçi taraftarın da izlediği karşılaşmada, Galatasaray’ın gollerini 30. dakikada Yaser ve 64.  dakikada Erhan attı. 43. dakikada Yaser’in düşürülmesi ile kazanılan penaltıyı Lincoln gole çeviremedi.&lt;br /&gt;Galatasaray sahada, Orkun, Linderoth, Aydın (Dk. 75 Serkan Çalık), Barış, Lincoln (46.Dk Nonda), Yaser (Dk. 55 İrfan), Ferdi, Volkan,  Erhan, Mehmet, Ümit, onbiriyle mücadele etti.         Karşılaşma biter bitmez tüm uyarılara karşın tribünlerdeki taraftarlar sahaya inerek futbolculardan imza almak ve fotoğraf çektirmek için yoğun çaba harcadılar. Taraftarların yarattığı izdiham nedeniyle oyuncular soyunma odasına giderken zorluk yaşadı.Galatasaray, ikinci hazırlık maçını 16 Temmuz’da Paderborn ile yapacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-4111111942786005022?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/4111111942786005022/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=4111111942786005022' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/4111111942786005022'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/4111111942786005022'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2008/07/ilk-prova-olumlu-galatasarayimiz-ilk.html' title='İLK PROVA OLUMLU GALATASARAYIMIZ İLK HAZIRLIK MACINDA ZAYIF RAKİBİ HOMBERG İ YEDEK AGIRLIKLI CIKTIGI KADRO İLE 2-0 YENDİ'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-9079189586433528623</id><published>2008-07-10T05:44:00.000-07:00</published><updated>2008-07-10T05:47:33.658-07:00</updated><title type='text'>LUTFEN OKUYUN = ANKETLERIMIZE KATILIN...</title><content type='html'>SAYIN &lt;a href="http://www.kaanozpinar.blogspot.com/"&gt;www.kaanozpinar.blogspot.com&lt;/a&gt; ziyaretçileri düzenlediğimiz anketlere katılarak lütfen görüşlerinizi bildirim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANKETLERİMİZ SOL KÖŞEDE RESİMLERİN OLDUGU BÖLÜMDEDİR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÜM ANKETLERİ GÖRMEK İCİN BAYA AŞAĞILARA DOGRU İNİN CÜNKÜ ORDADA ANKETLER VAR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VEEE EN ÖNEMLİ ANKETİMİZ TURKCELL SUPER LİGİNDE KİM SAMPİYON OLCAK ANKETİDE AŞAĞILARDADIR....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AYRICA TÜM YAZILARIMIZI GÖRMEK İÇİN EN AŞAĞIDAKİ BUTONLARA BAKIN CÜNKÜ SİTEDEKİ YAZILAR GÜNCEL YAZILARDIR&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-9079189586433528623?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/9079189586433528623/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=9079189586433528623' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/9079189586433528623'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/9079189586433528623'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2008/07/lutfen-okuyun-anketlerimize-katilin.html' title='LUTFEN OKUYUN = ANKETLERIMIZE KATILIN...'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-5405391489176686996</id><published>2008-07-10T05:42:00.001-07:00</published><updated>2008-07-10T05:42:57.487-07:00</updated><title type='text'>YENİ FUTBOLCUMUZ GENÇ YETENEK FERDİ ELMASI TANIYALIM</title><content type='html'>Ferdi ELMAS&lt;br /&gt;Ferdi Elmas, 13 Şubat 1985 Hollanda Amsterdam doğumlu. Futbola 5 yaşında Almera’da başlayan Ferdi, 8 yaşında Ajax’a transfer oldu.&lt;br /&gt;18 yaşına kadar Ajax’ta forma giyen Ferdi, 2004 yılında RKC Waalwijk takımına transfer oldu.  Waalwijk’te 29 maç forma giyen Ferdi 11 gol kaydetti. 2005-2006 sezonunun başında Çaykur Rizespor’a transfer olan Ferdi Elmas, Çaykur Rizespor’da forma giydiği 3 sezonda 55 maça çıktı ve 14 gol attı.&lt;br /&gt;2007-2008 sezonunda Ankaraspor’da 5 maç kiralık olarak forma giydi. Hollandalı anne ve Türk babanın çocuğu olan Ferdi, Flemenkçe ve İngilizce biliyor. Hollanda da forma giydiği dönemde Hollanda genç mili takımlarında forma giyen Ferdi Elmas, 2003 yılından itibaren Türk genç milli takımlarında forma giymeye başladı.&lt;br /&gt;Ferdi, 3 kez Türkiye U21 milli takımı formasını giydi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-5405391489176686996?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/5405391489176686996/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=5405391489176686996' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/5405391489176686996'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/5405391489176686996'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2008/07/yeni-futbolcumuz-gen-yetenek-ferdi.html' title='YENİ FUTBOLCUMUZ GENÇ YETENEK FERDİ ELMASI TANIYALIM'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-261974577944786557</id><published>2008-07-10T05:41:00.000-07:00</published><updated>2008-07-10T05:42:03.426-07:00</updated><title type='text'>YENİ FUTBOLCUMUZ GENÇ YETENEK YASER YILDIZI TANIYALIM</title><content type='html'>Yaser YILDIZ&lt;br /&gt;Yaser Yıldız, 1 Haziran 1988 Sakarya doğumlu. Futbola, Sakarya takımlarından Harmanlıkspor’da başladı. 2001 yılında Sakaryaspor altyapısına transfer oldu.&lt;br /&gt;Sakaryaspor Genç ve PAF takımlarında forma giyen Yaser, 2003-2004 sezonunun başında Beşiktaş’a transfer oldu. Beşiktaş PAF takımında 29 maç forma giyen Yaser, 10 gol attı.&lt;br /&gt;2005 yılında Denizlispor’a transfer olan Yaser Yıldız, Denizlispor’da 16 yaşındayken Süper Lig’de forma giyme başarısını gösterdi. Süper Lig’de 9 maçta forma giyen Yaser, 2005-2006 sezonunda ikinci lig takımlarından Mersin İdman Yurdu’na transfer oldu. Mersin’de 28 maçta forma giyen Yaser 2 gol attı. Yaser Yıldız, 2005-2006 sezonunu Uşakspor’da 4 maç forma giyerek kapattı. 2006-2007 sezonunda ise Kartalspor’a transfer oldu. Yaser Yıldız, Kartalspor’da forma giydiği 32 maçta 18 gol kaydetti.&lt;br /&gt;Yaser Yıldız 13 kez, U16 milli takımında, 3 kez U17 milli takımında, 2 kez ise U20 milli takımında forma giydi. Yaser, son olarak 15 Şubat’ta Madeira Turnuvası’nda oynanan Portekiz maçında milli formayı giymişti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-261974577944786557?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/261974577944786557/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=261974577944786557' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/261974577944786557'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/261974577944786557'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2008/07/yeni-futbolcumuz-gen-yetenek-yaser.html' title='YENİ FUTBOLCUMUZ GENÇ YETENEK YASER YILDIZI TANIYALIM'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-8911336364631333933</id><published>2008-07-09T06:45:00.001-07:00</published><updated>2008-07-09T06:45:42.458-07:00</updated><title type='text'>LİVERPOOL DAN TRANSFER ETTİĞİMİZ DÜNYA YILDIZI HARRY KEWELL IN KARİYERİ</title><content type='html'>Harry KEWELLOrta Saha&lt;br /&gt;Harold (Harry) Kewell, 22 Eylül 1978 Sidney, Avustralya doğumlu. Futbola okula takımlarında adım atan Harry Kewell, lise yıllarında hem okul takımında futbol oynarken, aynı zamanda Marconi Socer takımı ile bölgesel ligde oynadı.&lt;br /&gt;15 yaşında denenmek için gittiği İngitere’de Leeds United takımına transfer olan Harry Kewell, Mart 1996’da 17 yaşındayken Middlesbrough karşısında Premier Lig’deki ilk maçına çıktı. Nisan 1996’da ise Şili karşısında ilk kez Avustralya Milli Takımı’nın formasını giydi.&lt;br /&gt;1999-2002 yılları arasında İngiltere Premier Lig’inde David Oleary’nin teknik direktörlüğünü yaptığı genç Leeds United kadrosunda göze batan isimlerden biri oldu. Leeds United’ta oynadığı 8 sezon boyunca 181 maçta forma giyen Kewell 45 gol attı.Harry Kewell’in 2003-2004 sezonuda Liverpool’a transfer oldu. Liverpool ile 2005 yılında Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşayan oyuncu, Liverpool oynadığı 5 sezon boyunca 93 resmi maçta forma giydi ve 16 gol attı. 1996 yılında bu yana Avustralya Milli Takımı’nın formasını 36 kez giyen Kewell, milli forma altında ise 11 golü bulunuyor.&lt;br /&gt;Harry Kewell, son olarak geçtiğimiz ay Avustralya Milli Takımı ile 4 maça çıktı.  Avustralya Milli Takımı'nın Irak'a karşı oynadığı 2 maç ile Katar ve Çin'e karşı oynadığı maçlarda ilk 11'de sahaya çıkan Kewell, bu maçlarda toplam 322 dakika sahada kaldı ve 2 gol attı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-8911336364631333933?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/8911336364631333933/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=8911336364631333933' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/8911336364631333933'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/8911336364631333933'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2008/07/liverpool-dan-transfer-ettiimiz-dnya.html' title='LİVERPOOL DAN TRANSFER ETTİĞİMİZ DÜNYA YILDIZI HARRY KEWELL IN KARİYERİ'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-2214924643245062104</id><published>2008-07-09T03:22:00.001-07:00</published><updated>2008-07-09T03:22:58.191-07:00</updated><title type='text'>GALATASARAYIMIZIN TEKNİK TREKTÖRÜ MİCHAEL SKİBBE ÜNLÜ HOCANIN KARİYERİ</title><content type='html'>Info: Michael Skibbe&lt;br /&gt;4 Ağustos 1965 doğumlu olan Michael Skibbe, 2004 yılına kadar Alman Milli Takımı'nda Rudi Völler'in yardımcısı olarak görev yaptı.&lt;br /&gt;Profesyonel futbolculuk kariyerine Schalke'de başlayan Skibbe, 1984-1986 yılları arasında Schalke 04’de forma giydi. Daha sonra üç kez çapraz bağları kopan Skibbe, erken yaşta futbola veda etmek zorunda kaldı.&lt;br /&gt;1989 yılında Borussia Dortmund’un genç takım hocalığına getirilen Michael Skibbe, 1998 yılında A takımın başına geçti. 32 yaşında Borussia Dortmund’un teknik direktörü olurken aynı zamanda Bundesliga tarihinde takım çalıştıran en genç hoca unvanını kazandı. Michael Skibbe 1 buçuk yıl sonra görevinden ayrıldı.&lt;br /&gt;2000 yılında Rudi Völler ile birlikte Almanya Milli Takımı'ndan gelen teklifi kabul etti ve Almanya'yı çalıştırmaya başladı. Almanya'nın 2004 Avrupa Şampiyonası'nda ilk turda elenmesinin ardından Rudi Völler ve Michael Skibe görevlerinden ayrıldı. Daha sonra Alman Futbol Federasyonu'nda çalışan Skibbe, Ekim 2005'te Bayer Leverkusen ile anlaştı ve o tarihten bu sezon sonuna kadar Alman ekibinde teknik direktörlük yaptı. Bayer Leverkusen geçtiğimiz sezon Bundesliga’da 34 maçta 51 puan toplayarak sezonu 7. sırada tamamladı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-2214924643245062104?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/2214924643245062104/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=2214924643245062104' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/2214924643245062104'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/2214924643245062104'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2008/07/galatasarayimizin-teknik-trektr-michael.html' title='GALATASARAYIMIZIN TEKNİK TREKTÖRÜ MİCHAEL SKİBBE ÜNLÜ HOCANIN KARİYERİ'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-7552804275401715947</id><published>2008-07-05T03:58:00.000-07:00</published><updated>2008-07-05T04:00:07.008-07:00</updated><title type='text'>GALATASARAYIMIZIN LİVERPOOL DAN TRANSFER ETTİĞİ DUNYA YILDIZI HARRY KEWELL ''OLUMUNE BIR CIMBOMLU'' HER SEYE GOZUNU YUMARAK GELDI GALATASARAYA</title><content type='html'>Ölümüne Cimbomlu!&lt;br /&gt;Transferde sessiz günler geçiren Galatasarayımız dünyaca ünlü yıldız Harry Kewell'ı renklerine bağlaması, sadece Türkiye'de değil İngiltere'de de geniş yankı uyandırdı... Fakat bu transfere en büyük tepki, Avustralyalı yıldızın eski kulübü olan Leeds United'tan geldi. 2000 yılında İngiliz taraftarlar Christopher Loftus ve Kevin Speight'ın Taksim'de öldürülmesi nedeniyle Galatasaray'dan adeta nefret eden Leeds'li taraftarların Kewell'ı, "İstanbul'a gitme, yoksa ölürsün" diye tehdit ettiği belirlendi.&lt;br /&gt;BİZE EN BÜYÜK İHANETİ YAPTI! Leeds United Kulübü'ne yakın gazeteler, transfer haberinin ortaya çıkmasının ardından bazı İngiliz holiganların, Avustralyalı yıldızın cep telefonuna ölüm tehditleri içeren mesajlar attığını öne sürdü. Leeds Fun Club'ın forum sayfasında da Kewell'a ateş püsküren Leeds'li taraftarlar, efsane gözüyle baktıkları yıldız futbolcu için, "Elimizdeki tüm Kewell formalarını yakacağız. Taraftarı, bizim arkadaşlarımızı öldüren bir takımın formasını giymek, yapılacak en büyük ihanettir" ifadesini kullandılar.&lt;br /&gt;JUVE VE ROMA DA İSTİYORDU Öte yandan Kewell'ın transferini çok gizli bir operasyonla bitiren Galatasaray'ın birçok Avrupa devine çalım attığı da ortaya çıktı. Sarı-Kırmızılı yönetimin, Portsmouth, Fulham, Celtic, Roma ve Juventus'un da istediği Avustralyalı yıldızı renklerine bağlaması büyük bir başarı olarak nitelendirildi. Bu arada İngiliz basınına konuşan Kewell'ın menajeri Mandic'in, "Transfer henüz kesinleşmedi" demesi Galatasaraylı taraftarları endişelendirdi. Fakat bu sözlerin gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-7552804275401715947?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/7552804275401715947/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=7552804275401715947' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/7552804275401715947'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/7552804275401715947'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2008/07/galatasarayimizin-liverpool-dan.html' title='GALATASARAYIMIZIN LİVERPOOL DAN TRANSFER ETTİĞİ DUNYA YILDIZI HARRY KEWELL &apos;&apos;OLUMUNE BIR CIMBOMLU&apos;&apos; HER SEYE GOZUNU YUMARAK GELDI GALATASARAYA'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-6259101678104339415</id><published>2008-07-05T03:47:00.000-07:00</published><updated>2008-07-05T03:48:35.337-07:00</updated><title type='text'>VE DUNYA YILDIZI TRANSFERIMIZI LIVERPOOLDAN GELEN HARRY KEWELL IMZALADI</title><content type='html'>Kewell İmzaladı&lt;br /&gt;Galatasaray’ın yeni transferi Harry Kewell, Florya Metin Oktay Tesisleri'nde düzenlenen törenle 2 yıllık resmi sözleşmeye imza attı.&lt;br /&gt;Bu sabah Bakırköy Acıbadem Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçen Harry Kewell, 12 Temmuz’da takıma katılacak. Harry Kewell, bu sezon Galatasaray’da 19 numaralı formayı giyecek.&lt;br /&gt;Yönetim Kurulu Üyesi Haldun Üstünel, Futbol AŞ Genel Müdürü Adnan Sezgin, Basın ve Operasyon Sorumlusu Yako Igual'in de hazır bulunduğu imza töreninde Adnan Sezgin şu açıklamaları yaptı. Harry Kewell ile 2 yıllık sözleşme imzaladıklarını belirten Adnan Sezgin, “Bu transferin, Harry Kewell ve kulübümüze hayırlı olmasını dilerim. Önemli bir oyuncu. Zaten iyi olan takımımıza vereceği katkılarla hedefimize ulaşma yönünde önemli bir rol oynayacaktır. Kendisine bir kez daha hoş geldin diyor ve başarılar diliyorum” dedi.&lt;br /&gt;İzinli olan futbolculardan Linderoth’un takıma bugün katıldığını, 7 Temmuz’da ise Nonda’nın antrenmanlara katılacağını belirten Adnan Sezgin, Harry Kewell’in 12 Temmuz’da diğer milli futbolcularla birlikte kampa katılacağını söyledi.   &lt;br /&gt;Harry Kewell’ın açıklamaları ve imza töreninden fotoğrafları &lt;a href="http://www.galatasaray.org/"&gt;WWW.GALATASARAY.ORG&lt;/a&gt; ' da bulablirsiniz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-6259101678104339415?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/6259101678104339415/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=6259101678104339415' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/6259101678104339415'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/6259101678104339415'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2008/07/ve-dunya-yildizi-transferimizi.html' title='VE DUNYA YILDIZI TRANSFERIMIZI LIVERPOOLDAN GELEN HARRY KEWELL IMZALADI'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-6042212956334039048</id><published>2008-07-03T14:24:00.001-07:00</published><updated>2008-07-03T14:24:51.068-07:00</updated><title type='text'>LİVERPOOL UN DUNYA YILDIZI OYUNCUSU HARYY KEWELL GALATASARAYDAA</title><content type='html'>&lt;h1 class="newsDetailTitle"&gt;&lt;strong&gt;Harry Kewell Galatasaray'da&lt;/strong&gt;&lt;/h1&gt;          &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Galatasaray&lt;/span&gt;, İngiltere'nin&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Liverpool&lt;/span&gt; kulübünde forma giyen 29 yaşındaki Avustralyalı orta saha oyuncusu &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Harry Kewell&lt;/span&gt; ile anlaşma sağlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray Futbol Komitesi üyesi &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Haldun Üstünel&lt;/span&gt; GS TV'ye yaptığı açıklamada Liverpool'un ünlü yıldız futbolcusu &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Harry Kewell &lt;/span&gt;ile her konuda anlaştıklarını söyledi. Üstünel, Kewell ile birlikte yarın (Cuma) İstanbul'da olacaklarını belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haldun Üstünel açıklamalarına şöyle devam etti: "Uzun süren emekler ve çalışmalar sonucunda çok önemli bir ismi Galatasaray'a kazandırma aşamasına geldik. Avrupa futbolunun çok önemli bir yıldızını çok yakında Galatasaray forması altında izleyeceğiz ve bu bizi çok heyecanlandırıyor. Kendisi ile her konuda anlaştık. O da bizimle bu heyecanı birlikte yaşıyor. Bize büyük güç katacağına inandığımız, emin olduğumuz Harry Kewell Galatasaray'a ve Türk futboluna hayırlı olmasını temenni ediyorum." dedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GS TV spikerinin sorularına Haldun Üstünel şöyle yanıt verdi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bu transferin hikayesini anlatır mısınız?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bizim için Galatasaray için hem tecrübesi hem kalitesi hem de Avrupa deneyimi ve kariyeri boyunca Premiere League gibi üst seviyede bir ligde oynaması tercih nedenimiz oldu. Yarın akşam saatlerinde Kewell ile birlikte İstanbul'da olacağız. Galatasaray camiasına hayırlı olmasını diliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İyi bir hücum hattı oluştu. Deneyimi olan Kewell ile birlikte Galatasaray'dan beklentiler arttı. Sizin düşünceniz nedir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bu transferle birlikte 2000 yılındaki başarıyı tekrarlayarak onun için, gerekli transferleri yapmak için elimizden gelen tüm çabayı gösteriyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;INFO&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Harold (Harry) Kewell&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Doğum Tarihi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;22 Eylül 1978&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Doğum Yeri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Sydney (Avustralya)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Boy&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;1.80m&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Pozisyon&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Ortasaha ve Forvet&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kariyer &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;1995-2003 Leeds United&lt;br /&gt;2003-2008 FC Liverpool&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-6042212956334039048?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/6042212956334039048/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=6042212956334039048' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/6042212956334039048'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/6042212956334039048'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2008/07/liverpool-un-dunya-yildizi-oyuncusu.html' title='LİVERPOOL UN DUNYA YILDIZI OYUNCUSU HARYY KEWELL GALATASARAYDAA'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-6226444407537372040</id><published>2008-06-03T03:41:00.001-07:00</published><updated>2008-06-03T03:41:53.630-07:00</updated><title type='text'>KANARYA AVCISI : SHABANİ NONDA (kısaca tanıyalım)</title><content type='html'>&lt;h1 class="playerProfileSection"&gt;SHABANI NONDA&lt;/h1&gt;     &lt;span class="playerProfileSectionTagline"&gt;&lt;/span&gt;                            &lt;table border="0" cellpadding="10" cellspacing="2" width="0"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td valign="top" width="210"&gt;                 &lt;p class="playerProfileSectionP1"&gt;&lt;strong&gt;Avrupa futbolunun son yıllardaki en tehlikeli forvetlerinden Shabani Nonda, hem Kongo hem Fransa pasaportu taşıyor. 11 kez Kongo milli formasını giyen Nonda, yaptığı parlak transferlerle de hep gündemde oldu.&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;                &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                &lt;p&gt;Futbola &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vaal Professionals&lt;/span&gt; kulübünde başladıktan sonra 1995-1998 yılları arasında üç sezon &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;FC Zürich&lt;/span&gt;’de forma giyen Nonda, İsviçre'de 75 maçta 36 gol kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;i&gt;            &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;             &lt;td valign="top" width="210"&gt;                 &lt;p&gt;&lt;br /&gt;1998-2000 yılları arasında iki sezon, Fransa'da &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Rennes&lt;/span&gt;'de top koşturdu, 62 maçta 31 golle yine adından söz ettirdi. 2000’de &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Monaco&lt;/span&gt;'ya transfer olan Nonda, 5 sene kaldığı bu kulüpte altın çağını yaşadı ve 116 maçta 57 gollük muhteşem bir performans sergiledi. 2004 Şampiyonlar Ligi finalinde &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;FC Porto&lt;/span&gt;'ya karşı forma giydi. 2002-2003’te geçirdiği ağır sakatlığı atlatıp sahalara dönmesi ve eski formunu yakalaması da Nonda’nın kariyerinde önemli bir dönüm noktasıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2005’te &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;AS Roma&lt;/span&gt;'ya transfer oldu ve Serie A'daki 16 maçta 4 gol kaydetti. 2006-2007 sezonunda Premier Lig ekiplerinden &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Blackburn Rovers&lt;/span&gt;'da kiralık olarak oynarken 26 maçta 7 gol attı.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;i&gt;            &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;td valign="top" width="210"&gt;                 &lt;p&gt;&lt;br /&gt;Sezon başında Galatasaray’a gelen Nonda, kurtarılamaz nitelikteki penaltı vuruşları ve bitiriciliği ile Türkiye’de de kendine hayran kitlesi edindi.&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-6226444407537372040?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/6226444407537372040/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=6226444407537372040' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/6226444407537372040'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/6226444407537372040'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2008/06/kanarya-avcisi-shabani-nonda-ksaca.html' title='KANARYA AVCISI : SHABANİ NONDA (kısaca tanıyalım)'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-1520540144918665822</id><published>2008-05-19T10:52:00.000-07:00</published><updated>2008-05-19T10:53:44.423-07:00</updated><title type='text'>UEFA KUPASINI VE AVRUPA KUPASINI ALAN GALATASARAY AYRICA ŞAMPİYONLAR LİGİNDE ÇEYREK FİNAL OYNAYAN İLK TÜRK TAKIMIDIR</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Çeyrek finaldeyiz!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çok değil, daha birkaç ay önce UEFA Kupası’nı, peşinden de Süper Kupa’yı almış bir Galatasaray var 2000-2001 sezonunda... Bu zaferlerin ardından kadrosunu büyük ölçüde yenilemiş, &lt;strong&gt;Mircea Lucescu yönetiminde yeni hedeflere yelken açmış bir Galatasaray...&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Önceki sezonun görkemli başarıları, Şampiyonlar Ligi’nde de çıtanın yükselmesine neden olmuştu elbette. Şimdi herkes Galatasaray’dan, Kupa 1’e yürümesini bekliyordu.&lt;br /&gt;Galatasaray da sevenlerini yanıltmadı... Yeni kurulan bir takım olmanın zorluğunu ön elemede ve ilk grup aşamasında yaşadık. Ama bu zorluğu da&lt;strong&gt; ‘Galatasaray gibi’&lt;/strong&gt; atlattık ve yine &lt;strong&gt;bir ilki başarıp, “Şampiyonlar Ligi’nde gruptan çıkan ilk Türk takımı” olduk.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;O dönem Şampiyonlar Ligi’nde 16 takımın mücadele ettiği ikinci bir grup aşaması vardı. Ve o aşamada haliyle daha zor rakipler bekliyordu bizi. Ama oyun sistemini giderek oturtan takımımız, artık fırtınalı denizlere hazırdı. &lt;strong&gt;Milan’dan iki maçta 4 puan alıp, Paris Saint Germain ile Deportivo’yu da Ali Sami Yen’de yenmemiz, “Avrupa Fatihi”ni tanıyanlarla için hiç de sürpriz olmadı.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Bu grupta topladığımız 10 puan, çıtanın gerçekten yükseldiğini, Galatasaray’ın çeyrek finale çıkan ilk Türk takımı olduğunu belgeliyordu. &lt;strong&gt;İşin en heyecan verici tarafı, tüm bu başarıların artık Galatasaray için&lt;/strong&gt; ‘olağan’ &lt;strong&gt;hale gelmesiydi.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Çeyrek finalde rakip, bir önceki sezonun Şampiyonlar Ligi şampiyonu Real Madrid’di... O Real Madrid ki daha 8 ay önce Süper Kupa finalinde Galatasaray’a yenilmişti.&lt;br /&gt;3 Nisan 2001’de tamamı dolu Ali Sami Yen tribünlerini ilk yarı büyük bir hüzün kaplıyordu. Takımımız 2-0 geriye düşmüştü. İkinci yarıda ise bambaşka bir Galatasaray izledik. &lt;strong&gt;Ümit Davala&lt;/strong&gt;’nın penaltı golüyle farkı 1’e indirip, &lt;strong&gt;Hasan Şaş&lt;/strong&gt; ile beraberliği yakaladığımızda adeta yılıkıyordu tribünler... Ve daha sonra &lt;strong&gt;‘Süper Mario Jardel’&lt;/strong&gt; çıktı sahneye. Havada asılı kalarak attığı kafa golü, sadece Galatasaray değil, Şampiyonlar Ligi tarihine de geçti. &lt;strong&gt;Real Madrid karşısında 2-0 yenilgiden 3-2’lik galibiyete ulaşmak, eşine ender rastlanır bir futbol fenomeniydi.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Rövanşı &lt;strong&gt;3-0&lt;/strong&gt; kaybedip bu turda elensek de bunca başarıdan ötürü hem arşivlerde hem de akıllarda&lt;strong&gt; ‘altın sezon’&lt;/strong&gt; olarak yer etti 2000-2001.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-1520540144918665822?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/1520540144918665822/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=1520540144918665822' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/1520540144918665822'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/1520540144918665822'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2008/05/uefa-kupasini-ve-avrupa-kupasini-alan.html' title='UEFA KUPASINI VE AVRUPA KUPASINI ALAN GALATASARAY AYRICA ŞAMPİYONLAR LİGİNDE ÇEYREK FİNAL OYNAYAN İLK TÜRK TAKIMIDIR'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-4737234286674388591</id><published>2008-05-18T02:53:00.000-07:00</published><updated>2008-05-18T02:54:50.805-07:00</updated><title type='text'>IRAN ISLAM DEVRIMINI YASAYAN IRAN'LI FELSEFE OGRETMENIN KALEMINDEN TURKIYEYE UYARILAR AYNISI BASIMIZA GELMESİN...</title><content type='html'>IRAN ISLAM DEVRIMINI YASAYAN IRAN'LI FELSEFE OGRETMENININ KALEMINDEN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili Turkiyedeki dostlarim ve kardeslerim,Devrim sirasinda devrim muhafizlari tarafindan once tecavuz edilip, daha sonrada ipe gonderilen cok sevgili kiz kardesim Mehtab'in anisina...Bu mektubu sizlere yazmamdaki neden bizim 30 sene kadar once yasadigimiz o talihsiz ve karanlik gunun Turkiye icinde yaklasiyor oldugunu gormem ve bundan daha derin olarak kalbimde hissetmem oldu. Turban yasasinin mecliste onaylandigi tarihin Iran Islam devriminin oldugu gune denk gelmesi kalbimde bunun ilahi bir gucten gelen uyari fisegi oldugu hislerini uyandirdi ve bu mektubu kaleme almaya karar verdim. Biliyorum hepiniz kalbinizde karanligin otoritesini hissettiniz. Karanlik otorite gelmeden hissettirdi yaklastigini.Iran Islam devriminden 1 hafta kadar once Turkiye'ye gecen, uzun bir sure burada yasayan ve daha sonra Kanada'ya iltica Eden ve halihazirda bu ulkede felsefe ogretmenligi yapan bir Iranliyim. Ataturk'un aydinlik Turkiyesini cok seviyorum ve yuregim kan aglayarak Iran'da 'O gun' gelmeden onceki olaylarin sanki bir tekrarini sinemada izliyor gibi Turkiye'de goruyorum. Yobaz karanliginda hunharca katledilen kiz kardesim anisina sizlereYalvariyorum ki, sakin olmaz demeyin! Sakin Turk Ordusu oldugu surece olamaz demeyin cunki asagida anlatacagim gibi o gun geldiginde tumOrdularin Eli kolu baglanabilir. Bizim ailemiz Iran'da laik, Sol goruslu ve aydin bir aile idi. Devrimden 1 ay once bize bile soyleseler idi 1 ay sonra durum bu olacak diye biz bile guler gecerdik, 'delimisin?' diye sorardik belki de. Belki de derdik ki 'Sah'in bu guclu ordusunu nasil yeneceklerdeSeriat karanligini getirecekler?'.Sizlere once Iran Islam devriminin nasil gelistigini kisaca anlatmak istiyorum cunki Turkiye'deki gelismelerle cok buyuk benzerlikler mevcut.IRAN ISLAM DEVRIMINI BASARIYA GOTUREN AYAKLAR:&lt;br /&gt;1-Buyuk kesimi fakirlesen halk dincilerin pencesine dustu. Bu halk yiyecek, giyecek gibi ufak yardimlarla onlarin safina cekildi. Beyinleri yikandi veFakirliklerinin temelinde kirli ve dinsiz rejim oldugu benliklerine yazildi. Aclikla bogusan halk bu cehaletin pencesine kolaylikla dustu ve rejime dusmanlasti. (COK FAKIRLESEN TURK HALKINADA AYNI SEYLER YAPILIYOR)&lt;br /&gt;2-Hep demokrasi ve ozgurluk dendi. Humeyni devrimi yapana kadar hep demokrasi ve ozgurluk vaad etti. Bu sekilde bir cok Sol goruslu insanlaridaKendi saflarina cekti. Bu insanlar devrim akabinde ipe giden ilk insanlar oldu. (TURKIYE'DE HEP DEMOKRASI VE OZGURLUK DIYORLAR)&lt;br /&gt;3-Emir komuta zincirinde yapilanmis olan din adamlari halki kontrol altina aldi. (BASI ABD'DE YASAYAN MALUM TARIKAT'IN YAPILANMA BICIMI OLAN 'ABI' YAPILANMASI BU EMIR KOMUTA SEKLIDIR VE DEVRIMIN EN ONEMLI AYAKLARINDANBIRISI BU EMIR KOMUTA YAPILANMASIDIR. BU EMIR KOMUTA YAPILANMASI DEVRIMIN HALK ORDUSUDUR VE DEVRIM SIRASINDA BU EMIR KOMUTA COK KISA ZAMANDA COK BUYUK KITLELERE EGEMEN OLUR.)&lt;br /&gt;4-Kargasa ve kaos ortaminda askeri Kislalar basildi. Ellerinde Kur'an ile kislalar ele gecirildi. (BU AYAGA COK DIKKAT EDELIM CUNKI DEVRIM SIRASINDA TURK SILAHLI KUVVETLERINI ELE GECIRMENIN EN ANAHTAR AYAGI BUDUR.) &lt;br /&gt;Turk silahli kuvvetleri bildigim kadari ile 600-800,000 kisiden olusan bir kuvvetdir. Yanliz unutulmamasi gereken gercek bu ordunun ancak %0.1(Binde Bir) lik bir bolumu rejimin muhafizidir. Yani harb okullarinda egitim gormus subaylar ancak bu kadardir. Geri kalan %99.99 ER rejim muhafiziDegildir. Onlar emirlere gore hareket Eden vucut parcalaridir. Beyin olan ise AZ sayidaki subaylardir. Iran devriminde kargasa ve kaos ortamindaKislalari basan yobazlarin ellerinde Kur'an ile erleri gecerek direnen subay ve komutanlari katlettiler. Burada kilit nokta ellerinde Kur'an ile harekete gecen buyuk halk kitlelerine karsi erlerin silah kullanmakta zorlanacagi gercegidir. Zaten kullansalar bile cahil ve beyni yikanmis halk oyle bir kudretle kislalara saldirmistirki sonunda kislalar teslim alinmistir. O askerin actigi ates sonucu halktan cok olen olmustur AMA sonucta bir noktada erler silah birakmak durumunda kalmislardir. Erin kendi basina alacagi savas insiyatifi dusmana karsidir. Ama buyuk kitleler halinde ve ellerinde kur'an larla uzerine gelen kendi halkina karsi bu kararliligi gostermesi mumkun olamaz. Yani ER buna bir noktadan sonra direnmez yada direnemez. Cunki o ER karsisindakinin karanlik bir devrim yapacak olan insanlar oldugunu bilecek bilincte de degildir, kaybedecegi aydinligin NE oldugunu DA. Bunu bilecek olan sadece subaylardir. Ve kanlarinin son damlasina kadar savasacak olanlarda bu konuda aydinlanmis Turk subaylaridir. Ama yukarda bahsettigim uzre onlar ordunun sadece ve sadece en fazla binde birini teskil ederler. Yani devrimin asil savunucusu Turk ordusunun tumu degildir, sadece subay kademesidir ve erlerin durdugu ve etkisizlestirildigi noktada o subay kademesinin yok edilmesi kolay olacaktir. Iran'da ordu bu sekilde etkisiz hale getirilmistir. 'Er dusman isgali durumunda durmaz ve etkisizlestirilemez , sonuna kadar DA savasir, AMA buyuk bir kudretle gelen kendi halki karsisinda durabilir.'Su asamada aldiklari bu buyuk ivme ve arkalarindaki cok buyuk gucler ile onlari normal yollardan durdurmak cok zor olacaktir. Ve bunlarin durdurulmadan hareket edecegi her gun ivme ve guclerini artiracak ve isi zorlastiracaktir. Silahli kuvvetler NE kadar erken hareket ederse o kadar iyi olur. Sonra gec olabilir. Silahli kuvvetlerin su veya bu neden ile Eli kolu bagli ise ki oyle gorunuyor bu durumda silahli kuvvetler 'O GUN' geldiginde kislarini nasil muhafaza edeceginin planini cok iyi yapmalidir. Cunki kilit bu noktadir. Silahli kuvvetler etkisiz hale getirelemedigi muddetce devrim basariya ulasamaz. Bu nedenle her askeri kislaya normal erlerin haricinde kislalari kaninin son damlasina kadar savunacak 'OZEL CUMHURIYET DEVRIM MUHAFIZLARI BIRLIKLERI' olusturulmali ve bunlarin Boyle buyuk bir halk hareketine karsi erlerden once devreye girip, erlerSaskinliklarini uzerlerinden atana kadar catismaya girmeleri saglanmali ve burada kazanilacak vakit ile gerideki subaylar erlerin dagilmasinin onuneGecmelidir. Yani ordunun esas gucu ve govdesi olan erlerin kontrolu kesinlikle kaybedilmemelidir. Iran ordusunun Boyle bir hazirligi olmadigi icin gafil avlandi.Olusturulacak olan 'OZEL CUMHURIYET DEVRIM MUHAFIZLARI BIRLIKLERI' yobazlar ile catisirken, erlerde uzerlerindeki saskinligi atacaklar ve subaylarin organizasyonu ile catismalara destek vereceklerdir.  Olusturulacak 'OZEL CUMHURIYET DEVRIM MUHAFIZLARI BIRLIKLERI' cok ozel egitilmeli ve de Ataturk'e ve devrimlerine cani pahasina savunacak sekilde inanmis olmalidirlar. Aksi halde basarisizlik kacinilmazdir. Cunki en son Lubnan'da gordugumuz uzre davasina inanmis bir kac yuz Hibullah Militani dunyanin en iyi ordularindan birisi olan israil ordusunu agir zaiyatlarla yenilgiye ugratti.Sevgili dostlar ve kardesler, elimden geldigince sizleri bilgilendirmeye calistim cunki aydinligi savunmak durumunda olan sizler Iran'in gectigi bukaranlik tuneli anlamak durumundasiniz. Iran'in bu aci tecrubesi sizlerin uyanik olmasi  icin bir sans olur umarim. Asagidaki birinci linkte Iran'indevrimin hemen oncesi goruntuleri ile hemen sonrasi goruntulerini bulacaksiniz. Orada goreceginiz uzre Iran devrim oncesi belki su anki Turkiye'den bile daha modern. Yani olmaz, olmaz demeyin. Ikinci linkte ise Devrim lideri Humeyni'ye kadinlarin siir okumasi. O linki vermemin nedeni ise o koltukta bir gun bugun ABD'de ikamet eden malum cemaatin basi olan sahsin oturabilecegi ihtimalidir. Aci ama sanki tarih tekerrrur ediyor.&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=Gj1rSmQ5kvg" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.youtube. com/watch? v=Gj1rSmQ5kvg&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=rO2rf8KPacI" target="_blank" rel="nofollow"&gt;http://www.youtube. com/watch? v=rO2rf8KPacI&lt;/a&gt;Benim cok sevgili kiz kardesim Mehtab anisina yapabilecegim bu kadar. Elimden geldigince sizleri bilgilendirmeye calistim. Ama sizin geride kalan, aydinlik yarinlar bekleyen kizlariniz, kardesleriniz, cocuklariniz ve Mehtab'lariniz icin yapabileceginiz  cok seyler var karanlik 'O Gun' cokmeden once Ataturk Turkiyesine. ..  Yapabileceginiz ilk sey bu mektubu bildiginiz, tanidiginiz insanlara ulastirarak daha fazla insani uyandirmak olabilir. O aci cok buyuk aci sevgili kardesler, anlatmak istemiyorum icinizi karartmamak icin ama sevgili kardesim Mehtab keske bu dunyaya gelmemis olsa idi de 'O gun' o aci sonu yasamamis olsa idi o karanlik ve pis yobaz sehvetinin pencesinde. Allah sizleri ve Ataturk Turkiyesini korusun o yobaz karanliginin sevgili kardesim Mehtab'a gosterdigi aci sondan. Anlatamiyorum onu yobazlarin nasil katlettigini, elim varmiyor yazmaya, dilim gitmiyor anlatmaya... .Mohsen Yazd&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-4737234286674388591?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/4737234286674388591/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=4737234286674388591' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/4737234286674388591'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/4737234286674388591'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2008/05/iran-islam-devrimini-yasayan-iranli.html' title='IRAN ISLAM DEVRIMINI YASAYAN IRAN&apos;LI FELSEFE OGRETMENIN KALEMINDEN TURKIYEYE UYARILAR AYNISI BASIMIZA GELMESİN...'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-4834462413433526426</id><published>2008-05-10T14:01:00.000-07:00</published><updated>2008-05-10T14:02:31.657-07:00</updated><title type='text'>sampiyonluk ikinci yazı : 2007-2008 SEZONU ŞAMPİYONU ANLI ŞANLI GALATASARAYYY. ALTI PUAN FARKLA yazı - 2</title><content type='html'>ŞAMPİYON GALATASARAYTurkcell Süper Lig 2007-2008 sezonunun son haftasında takımımız Ali Sami Yen'de OFTAŞ'ı yenerek, şampiyon olduG.Saray 2-0 G.Birliği OFTAŞ&lt;br /&gt;Galatasarayımız şampiyonluk için sahaya çıktığı Turkcell Süper Lig'in son hafta mücadelesinde, Gençlerbirliği OFTAŞ Spor'u 2-0 yenerek, 17. şampiyonluğunu ilan etti. Ligin son haftasına en yakın rakibi Fenerbahçe'nin 3 puan önünde giren Galatasarayımız OFTAŞ'ı yenerek, zorlu geçen maratonu ipi göğüsleyerek bitirdi. Maçın gollerini 36. dakikada Hakan Şükür ve 45+1. dakikada Hakan Balta kaydetti. Bu sonuçla Galatasarayımız ligi 79 puanla şampiyon olarak tamamladı.&lt;br /&gt;Maç öncesi Ali Sami Yen tribünleri tıklım tıklımdı ve adeta taraftarlarımız şampiyonluğu önceden kutladı. Maç öncesi ısınmaya çıkan futbolcularımızı adeta bağrına basan taraftarlarımız karşılaşma öncesi takımımıza büyük bir güven aşıladı. Maça yüksek tempoyla başlayan takımımızda özellikle Arda sol kanattan bindirmeleriyle etkili oldu. Arda sahada basmadık yer bırakmazken, ileri Hakan Şükür ve Ümit Karan'da gol için var gücüyle rakip kaleye yükleniyorlardı. İstediğimiz pozisyonları bulamzken, G.Birliği OFTAŞ kendi yarı alanına çok gömüldü.&lt;br /&gt;Hakanlar işi bitirdi!&lt;br /&gt;Karşılaşmanın 36. dakikasında sahada Aslan yürekli genç oyuncumuz Arda birden parladı ve sağ kanatta kaptığı topu dip çizgiye kadar sürdü. Sağdan ceza alanına giren Arda içeri çevirdi ve ön direkte Hakan Şükür'ün bitirici vuruşuyla takımımız 1-0 öne geçti. Bu golden sonra adete Ali Sami Yen tribünleri yıkıldı. Taraftarımız tezahüratlarla coşarken, oyuncularımızda sahada büyük bir sevinç yaşadı. Golün ardından tekrar G.Birliği OFTAŞ kalesine yüklenen Galatasaray adeta rakip kaleyi abluka altına aldı. Herkes ilk yarı böyle bitecek derken 45+1. dakikada Arda'nın soldan ortasında defans topu uzaklaştırdı. Hakan Balta ceza yayından sağ ayağıyla topa öyle bir vurdu ki kalede 3 Recep olsaydı bu topu çıkaramazdı. Bu golle iyice rahatlayan takımımız, soyunma odasına 2-0'lık üstünlükle gitti. Fenerbahçe'nin de Trabzon'da 2-0 ilk yarıyı yenik kapttığı haberi gelince oyuncularımız iyice rahatladı.&lt;br /&gt;Oyuncularımızın hırsı parmak ısırttı&lt;br /&gt;İkinci yarıya bu rahatlıkla başlayan takımız oyunu kendi yarı alanında kabul etti. G.Birliği OFTAŞ ise ikinci yarıya 2 değişiklikle başladı. G.Birliği OFTAŞ'ın ataklarında savunmada Servet ve Emre çok iyi müdafa yaptı ve kalemizde gol izni vermedi. İkinci yarı daha çok orta alan mücadelesi şeklinde geçerken, oyuncularımızın hırsı görülmeye değerdi.&lt;br /&gt;Servet ve Hakan Balta sakatlandı&lt;br /&gt;Karşılaşmanın 62. dakikasında Ümit Karan oyundan çıktı ve yerine Lincoln girdi. Bu değişiklikte hem Ümit Karan hem Lincoln tribünlerden büyük alkış aldı. Lincoln'ün oyuna girmesiyle hücum gücünde belirgin bir üstünlüğümüz oluştu. Lincoln verdiği ince paslarla Hakan Şükür'e birçok pozisyon yarattı. Ama bu pozisyonların bazılarında Hakan Şükür ofsaytta kalırken, bazı pozisyonlardan da yararlanamadı. Karşılaşmanın 77. dakikasında takımımızın ikinci golünü atan Hakan Balta sakatlanarak yerini Volkan'a bıraktı. Son dakikalarda bu sezon büyük bir özveri ile oynayan Servet, Bouda ile girdiği ikili mücadele sonucunda yerde kalırken, sakatlandı. Karşılaşmanın 81. dakikasında Servet yerini Song'a bıraktı.&lt;br /&gt;Ve şampiyonuz&lt;br /&gt;Oyunun kalan bölümlerinde Galatasarayımız önce Hakan Şükür ile yüzde yüzlük bir golden yararlanamazken, Ayhan'ın bir topu da üst direkten geri döndü. Bu pozisyonlardan yararlanamayan Galatasarayımız son düdükle birlikte 17. şampiyonluğunu ilan etti. Fenerbahçe ise Trabzon'da 2-0 yenilerek ligi 73 puanla tamamladı. 2007-2008 sezonunu 79 puanla şampiyon olarak tamamlayan Galatasarayımız, çok sorunlar yaşadığı bu sezonu mutlu sonla bitirerek, herkese ne kadar büyük bir takım olduğunu bir kez daha gösterdi. HERKES HADDİNİ BİLECEK. EN BÜYÜK GALATASARAY.&lt;br /&gt;MAÇTAN DAKİKALAR (İLK YARI)&lt;br /&gt;7. dakikada sol çaprazdan ceza sahasına giren Barış'ın sert şutunda meşin yuvarlak yan ağlarda kaldı. 15. dakikada Ayhan'ın ceza sahasına ortasında Servet'in kafa vuruşunda kaleci Recep, son anda topu üstten kornere çeldi. 26. dakikada Barış'ın ceza sahası dışından yerden sert şutunda kaleci Recep, topu kornere çeldi.34. dakikada ceza sahasında kaleci ile karşı karşıya kalan Ümit Karan'ın vuruşunda kaleci Recep topu kontrol etti. 36. dakikada rakibi Petkoviç'ten kaptığı topla sağ kanattan ceza sahasına giren Arda, yerden içeriye ortasında Hakan Şükür topu ağlara gönderdi ve takımını öne geçirdi. 1-045+1'de ceza sahası sol çaprazında Arda'nın içeriye ortasında defansın kafayla uzaklaştırdığı topa Hakan Balta'nın ceza sahası dışından bekletmeden gelişine sert şutunda top köşeden ağlarla buluştu. 2-0&lt;br /&gt;MAÇTAN DAKİKALAR (İKİNCİ YARI)&lt;br /&gt;67. dakikada Yakubu'nun sağ kanattan ceza sahasına ortasında Sando'nun yavaş kafa vuruşunda top kaleci Aykut'ta kaldı. 80. dakikada Sandro'nun ceza sahası dışından sert şutunda meşin yuvarlak üstten auta gitti. 83. dakikada sol çaprazdan ceza sahasına giren Boadu, rakibinden sıyrıldıktan sonra dar açıdan sert vurdu. Kaleci Aykut, topu kornere çeldi. 88. dakikada Sabri'nin ceza sahası dışından yerden sert şutunda kaleci Recep topu son anda kornere çeldi. 90+2'de Arda'nın ara pasıyla ceza sahasında kaleci ile karşı karşıya kalan Hakan Şükür'ün vuruşunda top direğin dibinden auta çıktı. 90+3'de Lincoln'ün pasıyla ceza sahasında topla buluşan Hakan Şükür, daha uygun durumdaki Ayhan'a pasına verdi. Ayhan'ın vuruşunda top üst direkten oyun alanına döndü.&lt;br /&gt;STAT: Ali Sami Yen HAKEMLER: Mustafa Kamil Abitoğlu, Erhan Sönmez, Gökhan Memişoğlu GALATASARAY: Aykut, Sabri, Emre, Servet (Song dk. 86), Hakan Balta (Volkan dk. 77), Barış, Mehmet Topal, Ayhan, Arda, Hakan Şükür, Ümit Karan (Lincoln dk. 62)YEDEKLER: Orkun, Okan, Carrusca, Mehmet GüvenTEKNİK DİREKTÖR: Cevat Güler GENÇLERBİRLİĞİ OFTAŞSPOR: Recep, Ufuk, Orhan, Cevher, Petkoviç (Yakubu dk. 46), Serkan, Tozo, Olgay, Kadir (Sandro dk. 46), Murat Kalkan, Ali Bayraktar (Boadu dk. 77) YEDEKLER: Ulaş, Eren, Bülent, Murat Selvi TEKNİK DİREKTÖR: Osman ÖzdemirGOLLER: Hakan Şükür (dk. 36), Hakan Balta (dk. 45+1) SARI KARTLAR: Tozo (Gençlerbirliği Oftaşspor), Barış (Galatasaray)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-4834462413433526426?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/4834462413433526426/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=4834462413433526426' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/4834462413433526426'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/4834462413433526426'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2008/05/sampiyonluk-ikinci-yaz-2007-2008-sezonu.html' title='sampiyonluk ikinci yazı : 2007-2008 SEZONU ŞAMPİYONU ANLI ŞANLI GALATASARAYYY. ALTI PUAN FARKLA yazı - 2'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-909517139107532941</id><published>2008-05-10T13:58:00.000-07:00</published><updated>2008-05-10T13:59:00.837-07:00</updated><title type='text'>2007-2008 SEZONU ŞAMPİYONU ANLI ŞANLI GALATASARAYYY. ALTI PUAN FARKLA</title><content type='html'>Hep Beraber Çıldırıyoruz...&lt;br /&gt;2007-2008 sezonu Turkcell Süper Lig'inde 79 puanla ipi göğüsleyen ve şampiyonluğa ulaşan Galatasaray, Oftaşspor karşılaşması bitiminde şampiyonluk kupasını da kaldırdı.&lt;br /&gt;Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan ve Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Adnan Polat'ın şampiyonluk madalyalarını futbolcularımız ve teknik kadromuza teker teker takmasından sonra sıra kupa seramonisine geldi. Ali Sami Yen Stadı Numaralı Tribün önündeki platformda kupayı bütün futbolcularımız hep beraber kaldırarak hak ettikleri sevinci yaşadılar.&lt;br /&gt;Futbolcularımız daha sonra kupayı alarak hep beraber Ali Sami Yen Stadı'nda taraftararımız önünde şampiyonluk turu attılar. Taraftarlarımızın şampiyonluk şarkıları eşliğinde süren şampiyonluk turu halen devam ediyor.&lt;br /&gt;Ali Sami Yen Stadı'nda şu anda ses ve ışık gösterileri eşliğinde ve 20 bine yakın taraftarımızla şampiyonluğumuz kutlanıyor. Sahanın ortasına yerleştirilen sahneye şampiyonluk için ter döken bütün takım kadromuz ve teknik ekibimiz anons edilerek çağrılıyor. Takımın sahnede yerini almasından sonra kutlamalara konserler ve süperizlerle devam edilecek. Takım oyuncularımız teker teker sahnedeki yerlerine alırken, Servet'in sakatlığından dolayı sekerek platforma yaklaştığını gören futbolcularımız platformdan inerek Serveti omuzlarına alarak taşıdılar.&lt;br /&gt;Şampiyonluk kutlamalarımız müthiş bir sevinçle beraber devam ediyor. Ali Sami Yen tribünlerini dolduran yaklaşık 20 bin Galasaray taraftarından biri bile yerini terk etmedi ve bu sevince ortak oluyor.&lt;br /&gt;Futbolcularımız ve teknik ekibimizden sonra Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Adnan Polat ve son olarak Galatasaray Spor Kulübü eski Başkanı Özhan Canaydın alkışlar eşliğinde platformdaki yerlerini aldılar.&lt;br /&gt;Şu anda Ali Sami Yen Stadı'nda gerçek bir Aslan'da var. Galatasaray Spor Kulübü'nün şampiyonluk kutlamaları içi özel olarak getirdiği gerçek bir Aslan özel kafesinde tribünlerin önünden geçiriliyor.&lt;br /&gt;Kutlamalara şu anda muhteşem bir havai fişek gösterisiyle devam ediyor. Mecidiyeköy semaları havai fişeklerin renkleriyle aydınlanırken hoparlörlerden de Galatasaray marşları yükseliyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-909517139107532941?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/909517139107532941/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=909517139107532941' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/909517139107532941'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/909517139107532941'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2008/05/2007-2008-sezonu-ampiyonu-anli-anli.html' title='2007-2008 SEZONU ŞAMPİYONU ANLI ŞANLI GALATASARAYYY. ALTI PUAN FARKLA'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-4753947829319035410</id><published>2008-05-02T07:03:00.000-07:00</published><updated>2008-05-02T07:05:54.260-07:00</updated><title type='text'>SEREFSİZ ERMENİLERİN AZERİ TÜRKLERİNE YAPTIGI SOYKIRIMLA İLGİLİ BİR METİN . SOYKIRIMCI MİLLET KİMMİS BİLİNSİN...</title><content type='html'>Elleri bir ağaca arkadan bağlanan hamile bir kadının başına dikilmiş olan iki Ermeni yazı tura atıyordu. Bu kanlı kumarı yaklaşık 100 yıl önce Anadolu toprağında Kars'ta Ağrı'da Van'da Erzurum'da da ataları oynamıştı.Onlardan duymuşlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karnı burnunda zavallı bir Azeri kadının doğumu oldukça yakın görünüyordu. Çaresiz kadın bir hazan yaprağı gibi titriyordu. Elbiseleri yırtık, ayakları çıplaktı...Ermenilerin uzun boylu olanı elindeki AK-47 model Rus yapımı otomatik tüfeğinin namlusuna monte edilen seyyar kasaturayı çıkartırken, diğeri elindeki demir parayı havaya attı :-Akçik, manç?.. (Kızmı, oğlan mı?) -Akçik... (Kız)Bu cevap üzerine 'oğlan' diyerek bahse giren Ermeni, elindeki kasatura ile hamile kadının karnını bir hamlede yarıp çocuğu çıkarttı.Kan b! ürülügözleri bebeğin kasıklarına kilitlendi. -Tun şahetsar,ınger... (Sen kazandın, yoldaş)-Yes şahetsapayts ays bubrikı inç bes bidigişdana... (Ben kazandım ama bu bebek nasıl beslenecek?)-Mayrigı bedge gişdatsine. (Annesi besleyecek elbette) Bunun üzerine daha kısa boylu olan Ermeni, bir hamlede kasaturaya geçirdiği bebeği annesinin göğsüne yapıştırdı: -Mayrig yerahayin zizdur. (Çocuğa meme ver) Aynı dakikalarda Hocalı'nın başka bir semtinde tek kale futbol maçı hazırlığı vardı. İki kesik Azeri kadın başını kale direği yapmışlar, top arayışına girmişlerdi.Başı tıraşlı bir çocuk bulup getirdiklerinde ise Ermeni çeteci sevinçle bağırdı:-Asixn ma/,çimi yev bızdıge, aveg gındırnadabidi. Gıdıresek... (Bu hem saçsız hem de küçük, iyi yuvarlanır. Kopartın...) Aynı anda çocuğun gövdesi bir tarafa,başı da orta yere düşmüştü... Ermeniler zafer naraları! atarak, kanlı postalları ile kesik çocuk başına vurarak kanlı bir kaleye gol atmaya çalışıyordu. Bu iki olay Hocalı'da bundan çok değil yalnızca 14 yıl önce yaşandı. Her iki olay da ermeni çetecilerin katliamlarına bizzat şahit olan görgü tanıklarının anlatımlarıdır. Ne yazık ki 26 Şubat 1992 günü binlerce Azeri türlü yöntemlerle vahşice katledilmiştir. Ajanslar,katliam haberini bütün dünyaya hızla geçerken, arşı titreten ağır bir vahşet yaşanan Hocalı halkından geri kalanlar ise çaresizlik içinde kıvranıyordu. Türkiye'de büyük bir dehşet uyandıran katliama ilişkin ilk görüntüler ise TRT aracılığı ile duyurulmuştu. Bütün olanları batılı gazeteciler, özellikle de New York Times belgeledi. 26 Şubat'ta güçlü silahlarla donatılmış Ermenistan silahlı kuvvetleri ile Hankendi'nde konuşlanmış bulunan Albay Zarvigarov komutasındaki 366'ncı Rus Motorize Alayı, Hocalı'ya saldırarak tarihin en vahşî katliamlarından birini yaptılar. 26 Şubat! gecesi Rus motorize alayının tanklarından açılan top ve roket saldırıları ile Hocalı Havaalanı kullanılamaz hâle getirilerek kentin dış dünya ile ilişkisi de tamamen kesildi. Savunmasız kalan kente giren Rus destekli Ermeni askerleri, çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden birçok insanımızı vahşîce katlettiler. ermenilerin işgal ettikleri Hocalı'da dehşet verici olaylar yaşandı. Canlı canlı insanların kafa derilerini yüzdüler, Sağ olarak ele geçirdiklerini ise sistematik bir işkenceye ve tıbbî deneylere tâbi tutarak, insanlık dışı muamelelere maruz bıraktılar. Hızar ve testereler ile diri diri insanların kol ve bacaklarını kestiler. Genç kızların önce saçlarını,sonra da kafa derilerini yüzdüler. Babanın gözü önünde evladını, evladın gözü önünde babayı kurşunlara dizdiler. Kesik kafaları sepetlere doldurdular. Peki neydi bu düşmanlık? Ermenistan'daki okul duvarlarında asılan haritalarda Türkiye'nin 12 ili yer almaktayken, Ermenistan'ın bayrağında Türkiye hudutları içindeki Ağrı Dağı'nın resmi varken, Ermenistan Millî Marşı'nda 'Topraklarımız işgal altında, bu toprakları azat etmek için ölün,öldürün' denmekteyken, başkaca bir neden aramaya zaten gerek yok sanırım. Dağlık Karabağ Bölgesi'nde bulunan Hocalı'ya, eski Sovyet İttifakı Silahlı kuvvetleri'ne ait 366.Alay'ın desteği ile Ermeni Sılahlı Kuvvetleri tarafından düzenlenen saldırılar sonucu 613 Azerbaycan Türk'ünün hayatını kaybettiği resmî olarak açıklandı. Ancak kayıp sayısının bu rakamların çok çok üstünde olduğu bilinmektedir. 56 hamile kadın karnı yarılmış durumda bulunmuştur. Bu alçak saldırıda 487 kişi ağır yaralanırken, 1275 kişi ise rehin alınmış,geri kalan nüfus da bin bir zorlukla canını kurtarmış ancak bu olayın tahribatından ruhları ve hafızaları asla bir daha kurtulamamıştır. Şahitlerin anlattıklarını dinleyenler önce kulaklarına inanamadı.! Fakat katliam sonrası Hocalı'ya girdiklerinde ise, görgü tanıklarının abartmadığını kısa sürede anladılar. Hocalı'da katliam bölgesini gezen Fransız gazeteci Jean-Yves Junet'nin gördükleri karşısında söyledikleri, katliamın boyutunu da anlatıyordu: 'Pek çok savaş hikâyesi dinledim. Faşistlerin zulmünü işittim,ama Hocalı'daki gibi bir vahşete umarım kimse tanık olmaz' Peki 26 Şubat 1992 günü yaşanan bu katliamın emrini kim vermişti; Ermenistan Devlet Başkanı sıfatını taşıyan Robert Koçaryan denilen kirli katilden başkası değildi. Yaptığı terör faaliyetlerinin oranı nispetinde terfi eden Taşnaksutyun örgütü liderlerinden Robert Koçaryan, 20 Mart 1996'da Ermenistan Başbakanı oldu. Karabağ'da barış istediği için aşırı milliyetçilerin tepkisine daha fazla direnemeyen Levon Ter Petrosyan istifa edince de 30 Mart 1998 yılında ondan boşalan Devlet Başkanlığı koltuğuna,'Hocalı Katlia! mı' baş sorumlusu olan azılı terörist Robert Koçaryan oturdu. Ermeniler Türk hamile kadınlarına tecavüz edip karnını hamile olduğu halde taş ile doldurup öldürmüşler ve küçük Türk kızlarına tecavüz edip öldürmüşlerdi. Ülkemizde sadece 1 ermeni öldürüldü diye yürüyüş yaptılar ve o kadar araştırdılar ama hiç bir insan kalkıp ta bu masum insanlara işkence edilip öldürüldükleri için yürüyüş yapmadı………….. Yazıklar olsun …&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-4753947829319035410?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/4753947829319035410/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=4753947829319035410' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/4753947829319035410'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/4753947829319035410'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2008/05/serefsiz-ermenilerin-azeri-trklerine.html' title='SEREFSİZ ERMENİLERİN AZERİ TÜRKLERİNE YAPTIGI SOYKIRIMLA İLGİLİ BİR METİN . SOYKIRIMCI MİLLET KİMMİS BİLİNSİN...'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-4440573327648105143</id><published>2008-04-11T02:04:00.000-07:00</published><updated>2008-04-11T02:07:14.562-07:00</updated><title type='text'>YARI FİNALDEYİZ !. GALATASARAY CAFE CROWN BASKETBOL TAKIMI AVRUPA KUPASI OLAN ULEP CUP TA BİR DİGER TÜRK TAKIMI OLAN BESİKTASI YENDİ  YARI FİNALE CIKT</title><content type='html'>YARI FİNALDEYİZ!Basketbol takımımız ULEB Kupası'nda tarih yazıyor!Beşiktaş C.T. 60-61 G.Saray C.C.&lt;br /&gt;Avrupa'nın en büyük basketbol organizasyonlarından biri olan ULEB Cup'da, Galatasaray Cafe Crown, Torino'da oynanan mücadelede Beşiktaş Cola Turka'yı 60-61'lik skorla mağlup ederek adını Final Four'a yazıdırdı. İki takımında savunmada iyi bir mücadelede sergilediği karşılaşmanın ilk dakikalarında Galatasaray Cafe Crown, özellikle Britton Johnson'ın asistleriyle etkili oldu. 3.dakikayı 2-6 önde geçen Sarı Kırmızılılar, savunmada da diri bir görüntü çizdi. Hücumda skor bulmakta zorlanan ve savunmada da geri koşmakta zorlanan Beşiktaş Cola Turka, rakibinin hızlı hücumlarına engel olamayınca, Sarı Kırmızılılar farkı 8 sayıya çıkarttı.(4-12) Mola alan ve rakibinin hızını kesmek isteyen Beşiktaş Cola Turka, Robert Hite'ın üçlüğüne engel olamayınca, Galatasaray Cafe Crown, 7.dakikada skoru 4-15'e getirdi. Predrag Drobnjak'ın iki basketiyle hücumdaki suskunluğunu bozan Beşiktaş Cola Turka, oyunda da dengeyi yakalamayı başardı. Son dakika içerisinde Dee Brown ile serbest atışları değerlendiren Sarı Kırmızılılar, periyodu da 11-19 önde tamamladı.&lt;br /&gt;İkinci çeyreğe de tempolu başlayan Galatasaray Cafe Crown, Robert Hite ve Hüseyin Beşok'un iki üç sayılık basketiyle 12.dakikada skoru 11-25'e getirdi. Kaya Peker'in pota altı basketiyle ikinci çeyrekteki ilk sayısını bulan Beşiktaş Cola Turka, Christian Dalmau'nın da skora katkı yapmasıyla farkı yeniden 10 sayıya indirdi. (15-25) Mola alan Galatasaray Cafe Crown, ilk hücumunda top kaybı yaparken, rakibine de iki hücum ribaundu verdi. Christian Dalmau'nın üçüncü faulünü alarak kenara gelmesine rağmen Siyah Beyazlılar, pota altında Predrag Drobnjak'a top indirmeye devam etti. İki takımında iyi savunma yaptığı bölümlerde Beşiktaş Cola Turka, Sinan Güler'in penetresiyle farkı 9 sayıya indirdi.(18-27) Ancak Dee Brown'ın iki turnike basketiyle rakibine karşılık veren Galatasaray Cafe Crown, yeniden farkı çift hanelere çıkarttı. Son iki dakikaya üç faullü Christian Dalmau'yu oyuna alarak başlayan Beşiktaş Cola Turka'ya rakibi, alan savunmasına dönerek karşılık verdi. Son dakikaya girilirken Sinan Güler ile iki serbest atışı değerlendiremeyen Beşiktaş Cola Turka, buna karşın Erkan Veyseloğlu ile üç sayılık basket buldu. Galatasaray Cafe Crown, devreyi 24-35 önde tamamlayan taraf oldu.&lt;br /&gt;Britton Johnson'ın blok ve top kaybıyla başlayan üçüncü çeyrekte Beşiktaş Cola Turka, tempoyu çok iyi ayarladı. İki dakikada Sandro Nicevic ile orta mesafeden iki basket bulan Siyah Beyazlılar, Kaya Peker'in de tek sayısıyla 5-0'lık seri yakaladı. Hücumda organize olmakta zorlanan Galatasaray Cafe Crown, Charles Gaines'in faul çizgisinden bulduğu sayılarla ilk basketlerini buldu. İlk üç dakikayı 29-37 önde geçen Galatasaray Cafe Crown, Charles Gaines'in pota altındaki etkinliğiyle üstünlüğünü bırakmadı. Rick Apodaca'nın top kaybını Robert Hite ve Chris Owens ikilisiyle cezalandıran Sarı Kırmızılılar, 26.dakikada farkı 13 sayıya çıkarttı.(30-43) Predrag Drobnjak'ın oyuna girmesiyle hücumda hareketlenen Beşiktaş Cola Turka, Chris Owens'ı durdurmakta zorlandı. Son dakika içerisinde Hüseyin Beşok dördüncü faulünü alırken, Galatasaray Cafe Crown, periyodu da 42-49 önde tamamladı.&lt;br /&gt;Karşılıklı top kayıplarıyla başlayan dördüncü çeyrekte iki takımda 2 dakika boyunca skor üretemedi. Periyottaki ilk basketi serbest atış çizgisinin gerisinden Predrag Drobnjak ile bulan Beşiktaş Cola Turka, farkı da 6 sayıya indirdi.(43-49) Preston Shumpert'ın basketine Robert Hite ile karşılık veren Galatasaray Cafe Crown, rakibinin de kendisine yaklaşmasına engel oldu. Pota altında Predrag Drobnjak ile çok etkili olan Siyah Beyazlılar, Preston Shumpert'ın da hücum ribaundundan çıkarttığı sayı sonrası farkı iki sayıya indirdi.(49-51) Galatasaray Cafe Crown'ın molasının ardından iki takım yeniden hücumlarda top kayıpları yapmaya başladı. Cenk Akyol'un üç sayılık basketine Preston Shumpert ile karşılık veren Beşiktaş Cola Turka, farkın da açılmasına engel oldu. Ancak Sarı Kırmızılılar, Robert Hite ile skoru elinde tutmayı başardı. Bitime 1 dakika kala skoru 58-58'e getiren Beşiktaş Cola Turka, Britton Johnson'ın hücum faulüyle avantaj yakalamış oldu. Son bölümleri heyecan fırtınası şeklinde geçen mücadelede Beşiktaş Cola Turka, bitime 34 saniye kala 60-58 öne geçti. Cüneyt Erden'in üç sayılık denemesinde isabet bulamayan Galatasaray Cafe Crown, Charles Gaines ile hücum ribaundunu aldı. Sarı Kırmızılılar, maç boyunca 0/7 üç sayı denemesiyle oynayan Cüneyt Erden'in 8.denemesinden çıkarttığı isabetle karşılaşmadan 60-61 galibiyetle ayrılmayı başardı.&lt;br /&gt;Karşılaşmanın en skorer ismi 22 sayı üreten Robert Hite oldu. G.Saray Cafe Crown'da Hite haricinde kisme çift haneli sayılara ulaşamazken, Charles Gaines ve Chris Owens 8'er sayı üretti.&lt;br /&gt;Beşiktaş Cola Turka'da ise P.Drobnjak'ın 17 sayısı galibiyete yetmedi. Siyah-beyazlılar'da Preston Shumpert 14 ve Nicevic de 8 sayıyla karşılaşmayı tamamladı.&lt;br /&gt;G.Saray Cafe Crown yarı finalde DKV Joventut - Pamesa Valencia maçının galibiyle Cumartesi günü yarı finalde karşılaşacak.&lt;br /&gt;SALON: Palavela&lt;br /&gt;HAKEMLER: Jose Ramon Garcia Ortiz – Milijove Jovcic – Tomas Jasevicius&lt;br /&gt;BEŞİKTAŞ COLA TURKA (60): Mehmet Yağmur 2 (3 ribaund, 1 asist), Erkan Veyseloğlu 4, Preston Shumpert 14 (5 ribaund, 1 asist), Christian Dalmau 4 (2 ribaund), Sandro Nicevic 8 (3 ribaund, 3 asist), Kaya Peker 3 (7 ribaund- 1 asist), Predrag Drobnjak 17 (3 ribaund), Rick Apodaca 4 (2 ribaund- 1 asist), Sinan Güler 4 (4 ribaund, 1 asist)&lt;br /&gt;GALATASARAY CAFE CROWN (61): Robert Hite 22 (5 ribaund- 3 top çalma), Charles Gaines 8 (10 ribaund, 2 asist), Chris Owens 8 (5 ribaund, 2 asist), Fatih Solak 0, Hüseyin Beşok 3 (2 ribaund), Dee Brown 6 (2 ribaund, 3 asist), Cüneyt Erden 3, Britton Johnson 4 (7 ribaund- 2 asist)&lt;br /&gt;1.PERİYOT: 11-192.PERİYOT: 13-163.PERİYOT: 18-144.PERİYOT: 18-12&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-4440573327648105143?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/4440573327648105143/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=4440573327648105143' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/4440573327648105143'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/4440573327648105143'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2008/04/yari-finaldeyiz-galatasaray-cafe-crown.html' title='YARI FİNALDEYİZ !. GALATASARAY CAFE CROWN BASKETBOL TAKIMI AVRUPA KUPASI OLAN ULEP CUP TA BİR DİGER TÜRK TAKIMI OLAN BESİKTASI YENDİ  YARI FİNALE CIKT'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-1951428048304267738</id><published>2008-04-06T03:06:00.000-07:00</published><updated>2008-04-06T03:07:03.256-07:00</updated><title type='text'>TÜM GALATASARAY CAMİASINA MÜJDE... FELDKAMP İSTİFA ETTİ.</title><content type='html'>FELDKAMP İSTİFA ETTİ!Teknik Direktörümüz Karl Heinz Feldkamp şok bir kararla istifa ettiğini açıkladı&lt;br /&gt;Şok! Teknik Direktörümüz Karl-Heinz Feldkamp, görevinden istifa ettiğini açıkladı. Feldkamp'ın istifası, yönetim kurulu tarafından da kabul edildi. Başkan Adnan Polat dün akşam saatlerinde futbolcularla tek tek toplantı yaptı. Uzun süren görüşmelerde yerli-yabancı bütün oyuncular, Feldkamp'ın kendileri ve takımla oynadığını, bunun sinir bozucu boyuta geldiğini belirttiler. Yersiz değişiklikleri, bazı futbolcuların alışık olmadığı mevkiilerde oynatılması sabırları taşırırken, oyuncuların başkan Polat'a "Bizimle oynuyor, sinirimizi bozuyor, oyuncu değişiklikleri hep yanlış. Bazı arkadaşlar hiç alışık olmadıkları yerde oynatılıyor ve taraftarların önüne atılıyor. Bizi hep yanlış oynattı. Kalli olmazsa şampiyon oluruz. Yoksa soünumuz kötü" diye konuştakları öğrenildi.&lt;br /&gt;Kaptanlar Hakan Şükür ve Hasan Şaş'ın yanı sıra yabancı oyuncular Nonda, Song ve Lincoln'ün de "Bu adamla bizim başarıya ulaşmamız mümkün değil" dedikleri ve "Gereksiz kaprisleri var. maçlara motive olamıyoruz" ifadesini kullandıkları bildirildi.&lt;br /&gt;Bu gelişmeler üzerine Adnan Polat, sezon başından beri Feldkamp'tan memnun olmayan yöneticilerin de ısrarı üzerine, son olarak Feldkamp ile görüştü. Polat'ın "Artık ön libero deneme, Nonda'ya şans ver. Futbolcularla iyi geçin" gibi sözleri üzerine Kalli'nin "İşime karışmayın. Ben bu ortamda çalışamam" diyerek istifa etti. Kalli'nin bugüne kadar her zaman destekcisi olan Polat ise "Tamam. Ancak yardımcın Ahmet Akcan da istifa etsin" diye konuştu.&lt;br /&gt;KULÜPTEN YAPILAN AÇIKLAMA...&lt;br /&gt;Galatasaray Kulübü'nün resmi internet sitesinden yapılan açıklamada, Karl-Heinz Feldkamp'ın yönetim ve teknik direktör arasındaki fikir ayrılıklarından dolayı istifa ettiği belirtilirken, şu ifadelere yer verildi:&lt;br /&gt;"Sezon başından bugüne Galatasaray Profesyonel Futbol Takımı'nın teknik direktörlük görevini sürdürmekte olan Karl-Heinz Feldkamp, yönetim ve teknik direktör arasındaki fikir ayrılıklarından dolayı istifa etmiştir. Karl-Heinz Feldkamp'ın istifası Galatasaray &lt;a href="http://www.sporx.com/"&gt;Spor&lt;/a&gt; Kulübü yönetim kurulu tarafından kabul edilmiştir. Yönetim kurulumuz bu istifayı kabul ederken, teknik direktör yardımcısı Ahmet Akcan'ın da istifasını istemiştir.&lt;br /&gt;Yarın oynanacak olan Galatasaray-Gençlerbirliği karşılaşmasında Adnan Sezgin - Burak Dilmen - Nezih Ali Boloğlu ve Cevat Güler'den oluşan ekip görev yapacaktır. Bu sezonun sonuna kadar görev yapacak olan teknik heyet en kısa zamanda belirlenecek ve takımın başına getirilecektir. Yönetim kurulumuz, bu gelişmenin takımımızı iki kupada şampiyonluk hedefinden geri çevirmeyeceği gibi, hedeflere daha sıkı sarılarak bir kenetlenme ve yeni bir motivasyon oluşturacağına yürekten inanmaktadır. Karl-Heinz Feldkamp'a ve Ahmet Akcan'a kulübümüze bugüne kadarki katkılarından dolayı teşekkür eder ve başarılar dileriz."&lt;br /&gt;ZACCHERONİ İLE EL SIKIŞILDI&lt;br /&gt;Polat’ın tam yetki verdiği yöneticiler Haldun Üstünel ve Murat Yalçındağ İtalya’ya geçerek Teknik Direktör Alberto Zaccheroni ile Milano’da masaya oturdu. Yöneticiler ile Zaccheroni arasındaki ilk görüşmenin olumlu geçtiği öğrenildi. Zaccheroni’nin, “Galatasaray gibi isim yapmış bir kulüpte görev almaktan gurur duyarım” dediği ifade edilirken, Haldun Üstünel ve Murat Yalçındağ, İtalyan hoca ile yaptıkları toplantının raporunu Adnan Polat ve yönetime sunacaklar. Şartlarda anlaşma sağlanamazsa alternatif olarak belirlenen Guidolin ve Tardelli isimlerine gidilecek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-1951428048304267738?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/1951428048304267738/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=1951428048304267738' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/1951428048304267738'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/1951428048304267738'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2008/04/tm-galatasaray-camiasina-mjde-feldkamp.html' title='TÜM GALATASARAY CAMİASINA MÜJDE... FELDKAMP İSTİFA ETTİ.'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-7646771409603524275</id><published>2008-02-17T11:00:00.000-08:00</published><updated>2008-02-17T11:01:13.887-08:00</updated><title type='text'>GALATASARAYIN YENİ TRANSFERİ AHMET APİMAH BARUSSO İMZALADI. BARUSSO ''GALATASARAY COK BUYUK BIR KULUP''</title><content type='html'>Sarı-Kırmızılı ekibin Roma’dan sezon sonuna kadar kiraladığı ve sezon sonunda da transfer önceliğine sahip olduğu Ahmed Barusso, imza töreninde iddialı konuştu. Galatasaray’da 15 numaralı formayı giyecek olan Ganalı futbolcu, ağır denebilecek bir sakatlık geçerdiğini ve yıldız oyuncuların bulunduğu Roma’da forma şansı bulamadığını belirterek, “Galatasaray büyük bir kulüp. Gelmemde asıl etken olan şey bu. Takımın taktiksel anlayışı içinde kendime yer bulacağımı düşünüyorum” dedi.&lt;br /&gt;‘Appiah’la konuştum’Sezon sonunda transfer önceliğinin Galatasaray’da bulunduğu Barusso, soruları şu şekilde yanıtladı:  “Yeni ekibimle anlaştıktan sonra, aralarında Nonda, Song ve Appiah’ın da bulunduğu birçok oyuncuyla konuştum. Tüm görüşmelerde Galatasaray’la ilgili çok güzel şeyler anlatıldı. Özellikle genç oyunculara kendilerini gösterme şansı tanıyan bir yapısının olduğu söylendi. Elimden geleni yapıp, takıma faydalı olmaya çalışacağım. Kendimi gösterme imkanı bulacağımı düşünerek buraya geldim.”&lt;br /&gt;‘Fenerbahçe’yi yeneriz’“Galatasaray ile birlikte önemli başarılara ulaşmak için sabırsızlanıyorum. Başarı isteyen oyunculardan kurulu bir takımda olduğumu biliyorum. Sezon sonunda Galatasaray ile devam etmemem için bir neden göremiyorum. Bir lakabım yok, bana ‘Ahmed’ ya da ‘Barusso’ diyebilirsiniz. Derbilerin önemini biliyorum, psikolojisi çok farklı olur. Derbi kazanmış oyuncular, kendilerini Dünya Kupası’nı kazanmış gibi hisseder. Fenerbahçe derbisinde iyi oynayacağımıza ve kazanacağımıza inanıyorum.”&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-7646771409603524275?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/7646771409603524275/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=7646771409603524275' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/7646771409603524275'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/7646771409603524275'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2008/02/galatasarayin-yeni-transferi-ahmet.html' title='GALATASARAYIN YENİ TRANSFERİ AHMET APİMAH BARUSSO İMZALADI. BARUSSO &apos;&apos;GALATASARAY COK BUYUK BIR KULUP&apos;&apos;'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-5617133866941983610</id><published>2008-01-27T03:13:00.000-08:00</published><updated>2008-01-27T03:15:00.308-08:00</updated><title type='text'>GALATASARAYIN YENİ TRANSFERİ YILDIZ OYUNCU AMHET APİMAH BARUSO'YU TANYALIM</title><content type='html'>Galatasaray'ın Ganalı futbolcu Ahmed Barusso'yu kadrosuna katıyor! 23 yaşındaki genç futbolcu Gana ile şu an Afrika Uluslar Kupası'nda mücadele ediyor...Barusso kimdir? Tam adı: Ahmed Apimah Barusso Ülkesi: Gana Doğum tarihi: 26 Aralık 1984 Doğum yeri: Akra Boyu: 1.84 Mevkii: Orta saha&lt;br /&gt;Kariyeri (Maç-gol)&lt;br /&gt;?-2003 FC Nania 61 (9)2003-2006 Manfredonia 32 (10)2006-2007 Rimini 8 (2)2007-2008 AS Roma 3 (-)&lt;br /&gt;Milli Takım2003- Gana 4 (1)&lt;br /&gt;1.84 boyundaki Ganalı Barusso, büyüdüğü şehrin genç takımı olan FC Nania'da oynarken, Gana'nın efsane futbolcusu Abedi Pele tarafından İtalyanlara tavsiye edildi ve Manfredonia'ya transfer oldu. Burada 3 sezon boyunca top koşturan Barusso, başarılı futboluyla dikkat çekti ve Serie B kulüplerinin gözdesi oldu. Modena ve Piacenza'yı reddedip Rimini'ye giden Ganalı futbolcu, etkili futbolunu burada da sürdürdü. Takımın Juventus ve Bologna ile oynadığı maçlarda 'Maçın Adamı' seçilen genç futbolcu Rimini'de bacağı kırıldığı için toplam 8 maçta forma giyebildi. Bu sezon AC Milan, Inter, Fiorentina ve Roma gibi kulüplerin Barusso için girdikleri mücadeleden galip çıkan Roma, Ganalı futbolcuyu kadrosuna kattı. Barusso, Roma ile ilk maçını 7 Ocak 2007 tarihinde takımın Parma'yı deplasmanda 3-0 yendiği maçta oynadı. Siyahi futbolcu bu sezon 5 kez Roma forması giydi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-5617133866941983610?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/5617133866941983610/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=5617133866941983610' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/5617133866941983610'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/5617133866941983610'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2008/01/galatasarayin-yeni-transferi-yildiz.html' title='GALATASARAYIN YENİ TRANSFERİ YILDIZ OYUNCU AMHET APİMAH BARUSO&apos;YU TANYALIM'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-6771794560021162869</id><published>2007-12-29T12:47:00.001-08:00</published><updated>2007-12-29T12:49:18.108-08:00</updated><title type='text'>GALATASARAYIN YENİ TRANSFERİ EMRE GÜNGÖR. ''RÜYALARIM GERÇEK OLDU''</title><content type='html'>"Rüyalarım gerçek oldu"Galatasaray'ın, Ankaragücü'nden transfer ettiği Emre Güngör, "Çok mutluyum. Rüyalarım gerçek oldu. Galatasaray'da forma giyeceğim için kendimi dünyanın en şanslı insanlarından biri olarak görüyorum" dedi. Cimbom'da kalıcı olabilmek için gece gündüz çalışacağını belirten Emre, "İşim zor ama forma savaşında ben de varım. İyi bir bonservis bedeli karşılığında beni alan Galatasaray'ın tüm beklentilerine cevap vereceğim.&lt;br /&gt;Milli formayı istiyorum&lt;br /&gt;Song ve Servet'i tüm Türkiye tanıyor. İkisi de kendini kanıtlamış, milli takım kariyerleri olan, klas isimler. Kendilerinden formayı kapabilmek için uğraş vereceğim. Hep beraber büyük bir rekabete girişeceğiz. Bu rakebetten Galatasaray kazançlı çıkacak. Galatasaray'ın o muhteşem taraftarının önüne çıkacağım günü sabırsızlıkla bekliyorum" şeklinde konuştu. Sarı kırmızılı takıma gitmekle hedefinin bitmediğini ifade eden Emre, " euro 2008finallerinde A Milli Takımımız’ın formasını giymek istiyorum. Fatih hocamın takdirini kazanabilmek için tüm gücümü ortaya koyacağım. Zaten Türkiye'deki süper bir takıma değil, bir Avrupa takımına transfer olduğumu düşünüyorum. Galatasaray'ın, hem Türkiye'yi, hem de Avrupa'yı taşıyacak çok iyi bir kadrosu var. Her bir oyuncunun ne kadar değerli olduğunu herkes biliyor. Aynı zamanda Süper Lig’in en iyi savunma göbeğine de sahip olduğunu kimse gözardı etmesin. Önemli olan, bu savunmada forma giyebilmektir" dedi.&lt;br /&gt;Her iki ayağını da iyi kullanan ve çok iyi bir hava hakimiyeti bulunan Emre, "Çok hırslı ve inançlıyım. Her zaman için formamın hakkını en iyi şekilde veririm. G.Saray forması da bende kalıcı olacak" dedi.&lt;br /&gt;Mustafa hoca yıldız avcısı&lt;br /&gt;Galatasaray'ın, Türkiye'nin Avrupa'ya açılan penceresi olduğunu kaydeden Emre, "Bakırköyspor'da oynadığım günlerde bana güvenen kulüp başkanımız Cemal Aydın'a şükran borçluyum. Yüzünü kara çıkartmadım. Tam bir aile ortamında futbol oynadık. Bu arada beni ve benim gibi yetenekli isimleri keşfeden antrenör Mustafa Kaplan'a da herkesin teşekkür borcu var. Mustafa hoca resmen bir yıldız avcısı. Hakan Kutlu'dan da çok şey öğrendim" şeklinde konuştu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-6771794560021162869?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/6771794560021162869/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=6771794560021162869' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/6771794560021162869'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/6771794560021162869'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/12/galatasarayin-yeni-transferi-emre-gngr.html' title='GALATASARAYIN YENİ TRANSFERİ EMRE GÜNGÖR. &apos;&apos;RÜYALARIM GERÇEK OLDU&apos;&apos;'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-5046295693445111589</id><published>2007-12-22T04:16:00.000-08:00</published><updated>2007-12-22T04:33:30.570-08:00</updated><title type='text'>Galatasarayın Uefa Kupasındaki Rakibi Bayer Leverkurseni Tanıyalım</title><content type='html'>Galatasarayımız'ın UEFA Kupası'ndaki rakibi Bayer Leverkusen, Almanya Bundesliga'nın köklü ekiplerinden biri. 1904 yılında kurulan ekip, maçlarını 22500 kişilik BayArena Stadyumu'nda oynuyor. Takımın teknik direktörlüğünü ise Michael Skibbe yapıyor. Kadrosunda Sergej Barbarez, Theofanis Gekas, Stefan Kiessling, Manuel Friedrich, Bernd Schneider ve Carsten Ramelow gibi yıldız isimleri bulunduruyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk yarısı tamamlanan Almanya Bundesliga'da da son haftalardaki etkili performansıyla dikkat çeken Bayer Leverkusen, ligde lider Bayern Münih'in 6 puan gerisinde, 30 puanla 4. sırada bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KADRO&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaleciler&lt;br /&gt;René Adler&lt;br /&gt;Benedikt Fernandez&lt;br /&gt;Erik Domaschke&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Defans&lt;br /&gt;Arturo Vidal&lt;br /&gt;Karim Haggui&lt;br /&gt;Jan-Ingwer Callsen-Bracker&lt;br /&gt;Ricardo Faty&lt;br /&gt;Jan-Ingwer Callsen-Bracker&lt;br /&gt;Manuel Friedrich&lt;br /&gt;Vratislav Greško&lt;br /&gt;Lukas Sinkiewicz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orta saha&lt;br /&gt;Sascha Dum&lt;br /&gt;Hans Sarpei&lt;br /&gt;Pirmin Schwegler&lt;br /&gt;Simon Rolfes&lt;br /&gt;Tranquillo Barnetta&lt;br /&gt;Paul Freier&lt;br /&gt;Bernd Schneider (İkinci kaptan)&lt;br /&gt;Gonzalo Castro&lt;br /&gt;Carsten Ramelow (Kaptan)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Forvet&lt;br /&gt;Theofanis Gekas&lt;br /&gt;Stefan Kießling&lt;br /&gt;Dmitri Bulykin&lt;br /&gt;Atanas Kurdov&lt;br /&gt;Michal Papadopulos&lt;br /&gt;Sergej Barbarez&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KÜNYE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam ad: TSV Bayer 04 Leverkusen e.V.&lt;br /&gt;Lakaplar: Werkself ("İşçi sınıfı")&lt;br /&gt;Kuruluş yılı: 1904&lt;br /&gt;Stat: BayArena, Leverkusen&lt;br /&gt;Stat kapasitesi: 22500&lt;br /&gt;Başkan: Wolfgang Holzhäuser&lt;br /&gt;Teknik direktör: Michael Skibbe&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-5046295693445111589?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/5046295693445111589/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=5046295693445111589' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/5046295693445111589'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/5046295693445111589'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/12/galatasarayn-uefa-kupasndaki-rakibi.html' title='Galatasarayın Uefa Kupasındaki Rakibi Bayer Leverkurseni Tanıyalım'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-8543313050066132794</id><published>2007-12-02T09:51:00.001-08:00</published><updated>2007-12-22T04:18:41.672-08:00</updated><title type='text'>bu videoyu herkez izlesin yazının üstüne tıklayıp izleyin yada yazıyı kopyalayıp site yazılan yere yapıştırın ve izleyin.</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=9gToA15PGRk&amp;amp;feature=related"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=9gToA15PGRk&amp;amp;feature=related&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-8543313050066132794?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/8543313050066132794/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=8543313050066132794' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/8543313050066132794'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/8543313050066132794'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/12/bu-videoyu-herkez-izlesin-yaznn-stne.html' title='bu videoyu herkez izlesin yazının üstüne tıklayıp izleyin yada yazıyı kopyalayıp site yazılan yere yapıştırın ve izleyin.'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-1255415177393913291</id><published>2007-12-02T09:49:00.000-08:00</published><updated>2007-12-02T09:50:29.483-08:00</updated><title type='text'>BİR DEVRE MÜHRÜNÜ VURAN İMPARATORLUK OSMANLI</title><content type='html'>Anadolu(Türkiye) Selçuklularının 1308 yılında ortadan kalkmasıyla beraber, özellikle Batı Anadolu'daki beylikler arasında, Türk birliğini yeniden tesis etmeyi amaçlayan mücadeleler kızışmış idi. İşte bu mücadelelerin neticesinde Anadolu'da Osmanoğullarının yıldızı parlayacak ve altı yüz yılı aşan muhteşem bir Türk devletine tarih tanıklık edecektir. Osmanoğullarının Menşe'i: Tarihi kaynaklara göre Osmanlı devletini kuranlar, Oğuzların 24 boyundan biri olan Kayı boyuna mensuptur. Oğuz an'anesine göre Kayılar, sağ kolda yer alan Boz-okların Günhan kolunun en büyük boyudur. Dolayısıyla Oğuz teşkilât yapısında Kayılar, hakim unsurdur. Bundan dolayı Dede Korkut'ta "hâkimiyet bir gün Kayı'ya değe; bu dediğim Osman neslidir" denilerek Osmanoğullarının hâkimiyeti meşrulaştırılır.&lt;br /&gt;Kayılar, Malazgirt Savaşı'nın hemen akabinde Anadolu'ya gelen Oğuz boylarındandır. Dolayısıyla onların Anadolu coğrafyası içerisinde yurt tutmaya yönelik göç hareketleri hem Anadolu'nun Türkleşmesi hem de Türkiye tarihinin şekillenmesi bakımından oldukça önemlidir. Tarihî kaynaklara göre elli bin kadar Tatar ve Türkmen gaza ve cihat maksadıyla önce Erzurum ve Erzincan'a, ardından da Artuklu sahasında yer alan Güneydoğu Anadolu'ya yönelmişlerdi. Kayı boyunun beyi Süleyman Şah, Halep'e giderken Fırat'ta boğulmuş ve "Türk Mezarı" da denilen Caber Kalesi'nde defnedilmiştir. Beylerini kaybeden "göçer evli"lerin bir kısmı, bugünkü Urfa-Viranşehir ve Mardin-Derik kazaları arasında bulunan Beriyye'ye gitmiş bir kısmı ise Anadolu'ya dağılmıştır. Bu sahalar, Kayı boyuna mensup Karakeçililer'in günümüzde de yoğun olarak yaşadıkları bölgelerdir.&lt;br /&gt;Babasının ölümü üzerine dört yüz kadar göçer evli ile bölgeyi terk eden Ertuğrul Gazi önce Pasin Ovası'na, Sürmeliçukuru'na varıp bir müddet burada kalmış, sonra Selçuklu Hükümdarı Sultan Alaaddin'in çağrısı üzerine Adıyaman ve ardından Ankara civarına gelmiştir. Yaklaşan Moğol tehlikesi ve uçları basan Bizans'a karşı yardımını gördüğü Ertuğrul Gazi liderliğindeki Kayıları Ankara civarındaki Karacadağ'a konduran Sultan Alaaddin, Rumlara karşı Sultanönü (Eskişehir)'nde kazanılan zaferde, ordusunun akıncılığını üstlenen Ertuğrul Gazi'ye Söğüt, Domaniç ve Ermeni Beli'ni yaylak ve kışlak olarak tahsis etmiştir. Ertuğrul Gazi'nin vefatı üzerine (1281 veya 1288), küçük oğlu Osman Bey, Kayıların başına geçmiştir.&lt;br /&gt;Kuruluş Devri&lt;br /&gt;Osmanlı Beyliğinin Kuruluşu;&lt;br /&gt;Osman Bey, Oğuz aşiretlerinin ittifakıyla başa geçtikten sonra, siyasî ve dinî bakımdan Anadolu'nun en itibarlı ve nüfuzlu tarikatlerinden Ahilerin mühim bir şahsiyeti olan Şeyh Edebali'nin kızı ile evlenerek, gücünü artırmış idi. Bundan sonra Osman Gazi, Bizans'a karşı genişleme politikasını uygulayarak, İnegöl, Karacahisar ve Yarhisar'ı ele geçirdi ve bölgenin mühim merkezlerinden olan Bilecik'i alarak, burayı beyliğin merkezi yaptı (1299). Bu tarih devletin kuruluş tarihi olarak kabul edilir. Selçuklu Sultanı III. Alaaddin Keykubad'ın İlhanlı Hükümdarı Gazan Han'ın kuvvetleri tarafından tutulup, İran'a götürülmesi üzerine Selçuklu ümerasından bazıları ve bölgedeki Türkmen beyleri Osman Bey'e teveccüh göstermiş; Oğuz an'anesine göre onun hâkimiyetini tanımayı kabul etmişlerdir. Nitekim Oğuz beyleri Oğuz Han töresine göre tertip edilen bir törende Osman Bey'in önünde diz çökerek, onun verdiği kımızı içmek suretiyle tâbiyetlerini sunmuşlardır. Ancak henüz küçük bir beylik durumundaki Osmanoğullarının, şeklen de olsa bu dönemde, İlhanlı hâkimiyetini tanıdıkları bilinmektedir. Osman Gazi, beyliğini ilân ettikten sonra idaresi altındaki bölgeleri beş kısma ayırarak buraları güvendiği ve savaşlarda yararlık gösteren kimselere tevcih etti. Oğlu Orhan'a Sultanönü, büyük kardeşi Gündüz Bey'e Eskişehir'i, Aykut Alp'e İn-önü'yü, Hasan Alp'e Yarhisar'ı ve Turgut Alp'e de İnegöl'ü verdi. Diğer oğlu Alaaddin'e ise şeyh Edebali'nin emin ve nazırlığında, ailenin geçimi için, Bilecik ve havalisinin gelirleri tahsis edildi.1302'de Bursa tekfurunun liderliğinde birleşen Rum tekfurlarının Koyunhisar (Bafeon) savaşında ağır bir mağlûbiyet tatmaları, Osman Bey'in Bursa ve Kocaeli taraflarına akınlar yapmasını oldukça kolaylaştırmıştı. Bir taraftan Bursa öte taraftan İznik Türk kuşatması altında tutuluyordu. Ancak yaşlılık sebebiyle Osman Bey, fetihler için oğlu Orhan'ı görevlendirmişti. Nitekim 1324 yılında Osman Bey vefat etti ve oğlu Orhan Bey Osmanlı tahtına çıktı.&lt;br /&gt;Orhan Bey, 1326 yılında Bursa'yı, uzun süren kuşatmanın ardından, ele geçirince babasının vasiyetini yerine getirerek, Osman Gazi'nin naaşını Bursa'ya nakletti ve burayı devletin yeni merkezi yaptı. Orhan Bey'in komutanlarından Akçakoca ve Karamürsel ise İstanbul kıyılarına kadar akınlarda bulunuyorlardı. Bu fetih ve akınlardan telâşlanan Bizans İmparatoru Andranikos büyük bir ordunun başında Osmanlılara karşı harekete geçtiyse de Maltepe (Palekanon) Savaşı'nda ağır bir yenilgi aldı (1329). Bu zafer, İznik ve İzmit'in ele geçirilmesini kolaylaştırmıştır. Rumeliye Geçiş; Karasi Beyliğinde başlayan taht mücadelelerinden istifade eden Orhan Bey, Balıkesir ve civarını topraklarına katarak, ileride gerçekleşecek olan Rumeli fetihleri için mühim bir mevkiye sahip olmuştur. Nitekim Karasi Beyliğinin deniz gücü ve Hacı İl Bey, Evrenos Bey gibi değerli komutanlar artık Osmanlıların emrine girmişlerdir. Bizans içindeki taht kavgaları ve Bulgar-Sırp saldırıları karşısında, gittikçe güçlenen Osmaoğullarından yardım isteyen Kantakuzen'in talebi üzerine Orhan Bey'in oğlu Süleyman, bir orduyla Rumeli'ye geçti (1345). Edirne'yi kuşatan Bulgar-Sırp kuvvetlerini bozan Süleyman Paşa bu zaferin karşılığında Gelibolu'daki Çimpe Kalesi'ni Bizans'tan aldı. Böylece Osmanlılar ilk kez Rumeli yakasında bir üs elde etmiş oluyordu (1356). Süleyman paşa Gelibolu'nun ardından Tekirdağ'a kadar olan bölgeleri de ele geçirerek buralara Anadolu'dan getirilen Türkmenleri yerleştirdi. Böylece Rumeli'de de Türkleşme hareketi başlamıştır. Süleyman Paşa'nın ölümünden sonra Rumeli'deki fetihler için kardeşi Murat Bey görevlendirildi (1359). Ancak 1362'de babası Orhan Bey'in de ölümü üzerine Murat Bey, Bursa'ya döndü ve Osmanlıların 3. hükümdarı olarak tahta çıktı (1362).&lt;br /&gt;Rumeli ve Balkanlarda Fetihler; I.Murat (Hüdavendigar) önce tahtta hak iddia eden kardeşlerini bertaraf etmekle işe başladı ve bu arada elden çıkan Ankara'yı yeniden aldı. Anadolu'da birliğin sağlanmasının ardından Murat Hüdavendigar, inkitaya uğrayan Rumeli ve Balkanların fethine yöneldi. Bu sırada Balkanlar karşıklık içindeydi. Bir taraftan Sırp Hükümdarı Düşan'ın ölümü ile Sırplar arasında iç mücadeleler şiddetlenmiş, öte yandan Macar Kralı Layoş, Balkanlarda Ortadokslara olan baskıları artırmıştı. Evrenos ve Hacı İl Bey komutasındaki kuvvetler bu durumdan da yararlanarak Keşan'dan Dimetoka'ya kadar olan yerleri fazla bir mukavemet görmeden ele geçirmişlerdi. Sazlıdere Zaferi ile Edirne ve Filibe, Lala Şahin Paşa tarafından fethedildi (1363/4). Bu savaşlarda Bulgarların yanında yer alan Bizans barış yapmak zorunda kaldı. Türk ilerleyişini durdurmak isteyen Macar, Bulgar,Sırp ve Ulahlardan müteşekkil bir Haçlı ordusu Macar Kralı Layoş'un liderliğinde Edirne üzerine yürüdü. Ancak Meriç sahilindeki Sırp Sındığı denilen mevkiide, kalabalık Haçlı ordusunu hazırlıksız yakalayan 10 bin kişilik kuvvetiyle Hacı İl Bey, büyük bir bozguna uğrattı (1364). Sırp Sındığı zaferiyle Osmanlılar, Balkanlardaki fetihlerine hız verdiler ve bunu kolaylaştıracağı için Osmanlı başkenti Bursa'dan Edirne'ye nakledildi. Fetihler karşısında çaresiz kalan Bulgarlar Türk himayesini kabul etmek zorunda kaldılar (1369). Çirmen Zaferi ile (1372) Batı Trakya ve Makedonya'nın bir kısmı Osmanlı hâkimiyetine girdi ve Selanik ile Köstendil'in de ele geçirilmesinin ardından Sırp Kralı Lazar, vergi verip, gerektiğinde asker göndermek şartıyla Osmanlılarla barış anlaşması imzaladı(1374). Yaklaşık on yıl süren mücadelede, Rumeli ve Balkanlarda fethedilen bölgelere Anadolu'dan mütemadiyen Türk nüfus kaydırılarak bölgede demografik dengeler Osmanlılar lehine değiştirilmeye başlanmıştı. Bu tarihten sonra bir müddet Balkanlardaki fetihlere ara verilmiş ve Anadolu'da Türk birliğini sağlamlaştırmaya yönelik düzenlemelere geçilmiştir. Bu maksatla I. Murat, oğlu Bâyezid'i Germiyan beyinin kızı ile evlendirmiş; Tavşanlı, Emet ve Simav gelinin çeyizi olarak Osmanlılara verilmiştir. Aynı şekilde Akşehir, Yalvaç, Beyşehri gibi bazı şehir ve kasabalar Hamidoğulları'ndan para karşılığı satın alınmış, Candaroğullar da Osmanlı hâkimiyetine girmişti. Artık Osmanlıların karşısında tek bir güç kalmıştı; Karamanoğulları.&lt;br /&gt;Alaaddin Ali Bey, Osmanlıların yeniden Balkanlara yönelmesini de fırsat bilerek, harekete geçmiş ancak I. Murat Konya önlerinde Karamanoğullarını yendiğinde Karaman beyi af dilemek zorunda kalmıştır(1387)&lt;br /&gt;Murat Hüdavendigar'ın yeniden Rumeli'ye yönelmesiyle birlikte Niş ve Sofya da dahil olmak üzere bütün Bulgaristan fethedildi.(1385/88). Timurtaş Paşa'nın Sırp kuvvetleri tarafından baskına uğratılıp, yenilmesi üzerine cesaretlenen Bulgar, Leh, Çek ve Macar kralları da Sırpların yanında yer aldılar. Fakat Çandarlı Ali Paşa, Bulgar Kralı Şişman'ı esir alarak Bulgarları bu ittifakın dışına attı. Buna rağmen Haçlı ordusu ilerleyişini sürdürünce, I. Murat ordusunun başına geçerek düşmanı Kosova'da karşıladı. I.Murat'ın oğulları Bâyezid ve Yakup'un da yer aldığı Osmanlı birlikleri büyük bir zafer kazandı. Sırp Kralı Lazar ve oğlu esir edilmiş, düşman kuvvetlerinin büyük bir kısmı imha olmuştu. (20 haziran 1389). Fakat I.Murat savaş meydanını gezerken bir Sırp tarafından hançerlenerek şehit düştü. Bunun üzerine Sırp kralı da Osmanlı askerleri tarafından öldürüldü. Osmanlılar için Balkanlarda tutunabilmek yolunda ölüm kalım savaşı olarak görülen I.Kosova Zaferi Sırplar tarafından asla unutulmamıştır. Günümüzde dahi masum Müslüman halka yönelik vahşetin arkasında bu mağlûbiyetin ezikliği ve intikam hissi yatmaktadır.&lt;br /&gt;Anadolu'da Türk Birliği'nin Sağlanması; I. Murat'ın şehit edilmesinin ardından oğlu Bâyezid, devlet adamlarının ittifakıyla hükümdar ilân edildi. Babasının ölümünü fırsat bilen Anadolu'daki beyliklerin Osmanlılar'a bıraktığı toprakları yeniden ele geçirmek maksadıyla harekete geçtiklerini haber alan Bâyezid, süratle Anadolu'ya döndü. 1390 yılında Germiyan, Aydın, Menteşe ve Saruhan beylikleri ortadan kaldırıldı. Ertesi yıl Hamidoğulları Beyliği toprakları ele geçirildi ve bu beyliklerin yer aldığı topraklarda Anadolu beylerbeyliği adıyla idarî bir ünite oluşturuldu. Ardından Osmanlıların en önemli rakip olarak gördüğü Karaman Beyliğine yönelen Yıldırım Bâyezid, Konya'yı kuşattı. Alaaddin Ali Bey'in barış talebi, Beyşehir ve çevresinin Osmanlılara bırakılmasıyla kabul edildi.(1391). Fakat Yıldırım Bâyezid'in Mora ile ilgilenmesini fırsat bilerek Ankara Sancak Beyi Sarı Timurtaş Paşa'yı esir alması üzerine, Yıldırım Bâyezid, Alaaddin Bey'e kesin bir darbe vurmaya karar verdi. Anadolu'ya geçen Yıldırım, üç gün süren savaşın ardından ele geçirilen Alaaddin Bey'i ortadan kaldırdı ve toprakları Osmanlılara ülkesine dahil edildi(1397). Karamanoğlu tehlikesinin bertaraf edilmesiyle, Anadolu'da Osmanlılara direnebilecek en güçlü devlet olarak Kadı Burhaneddin devleti kalmış idi. Daha 1392 yılında, Kadı Burhaneddin'in müttefiki durumundaki Candaroğlu Süleyman anî bir baskınla öldürülüp beyliğin Kastamonu şubesi ortadan kaldırılmıştı (1392). Ardından, ertesi yıl Amasya ve Merzifon civarı Osmanlı hâkimiyetine alınmıştı. Kadı Burhaneddin'in 1398'de Kara Yülük tarafından öldürülmesi üzerine, ona bağlı Sivas, Tokat, Kayseri, Malatya gibi şehirler birer birer ele geçirildi. Böylece Fırat'ın batısında kalan Anadolu toprakları Osmanlı sancağı altında birleştirilmiş oluyordu.&lt;br /&gt;Yıldırım Bâyezid'in İstanbul Kuşatması ve Balkanlardaki Fetihleri. Yıldırım Bâyezid'in Karaman seferine anlaşma gereği katılan Bizans İmparatoru V.Yuannis'in oğlu Manuel'in, babasının ölümü üzerine anlaşmayı çiğneyerek İstanbul'a kaçması sebebiyle Yıldırım, İstanbul'u kuşatmaya karar verdi. 1391'de başlayan ilk muhasara 1396 yılına kadar sürdürüldü. Bu maksatla İstanbul Boğazı'nda Anadolu Hisarı inşa edildi. Şehre dış yardımların gelmesini önlemeyi ve iaşe zorluğu altında savunmayı kırmayı hedefleyen bu muhasara Timur'un Anadolu'ya ulaşmasına kadar fasılalarla devam ettirilmiştir. Bu kuşatma sürerken bir yandan da Yıldırım, Bulgaristan, Arnavutluk ve Bosna taraflarında fetih hareketlerine devam etmekteydi. Kuşatma altındaki Bizans'ın da talebi ile Türklere karşı yeni bir Haçlı ittifakı oluşturan Macar Kralı Sigismund, İngiltere dahil bütün Avrupa devletlerinden topladığı 120 bin kişilik bir orduyla harekete geçti. Yıldırım Bâyezid düşmanı şaşırtan bir hızla Niğbolu Ovası'nda düşmanı karşıladı. 50-60 bin kişilik Osmanlı ordusu, sayıca çok üstün olan Haçlı ordusunu büyük bir bozguna uğrattı. Savaş meydanından kurtulabilenler, kaçarken Tuna'da boğuldular.(1396) Haçlılardan geriye sadece muazzam bir ganimet kalmıştı. Bu ganimetle, Edirne ve Bursa'da pek çok cami, medrese ve imaret inşa edilmiştir. Zaferin ardından, Eflâk, Bosna, Macaristan ve Mora üzerine seferler düzenlendi. İtibarı bu zaferle bir kat daha artan Yıldırım, Niğbolu dönüşünde Anadolu birliğini kurmaya yönelik nihaî adımları atmaya başlayacaktır.&lt;br /&gt;Ankara Savaşı ve Fetret Devri: Yıldırım Bâyezid, Fırat boylarına kadar topraklarını genişlettiği sırada, Timur da İran, Azerbaycan ve Irak'ı ele geçirmişti. Bazı Anadolu beyleri Timur'a sığınırken, ülkeleri istilâ edilen Celayirli Ahmet ve Karakoyunlu Kara Yusuf da Yıldırım Bâyezid'in yanına kaçmıştı. Böylece her iki devlet biribirine sınır komşusu olmuş, ancak bu durum iki hükümdarın da Türk dünyasının liderliğine oynamaları sebebiyle olumsuz neticeler doğurmuştur. Timur, Osmanlılara sığınan Celayirli Ahmet ve Kara Yusuf'un iade edilmemesini bahane edip Sivas'ı kuşatmış ve kendisine teslim edilmesine rağmen şehiri tahrip etmişti(1400). Bu olaydan sonra da her iki hükümdar arasında mektuplaşmalar devam etti. Fakat Timur'un, Anadolu beyliklerine topraklarının geri verilmesi ve bazı şehirlerin kendine bırakılması gibi talepleri Yıldırım tarafından reddedildi. Dolayısıyla iki fatih için savaş artık kaçınılmaz hâle gelmişti. 160 binlik Timur'un ordusunu, 70 bin kişiyle Çubuk Ovası'nda karşılayan Yıldırım Bâyezid, savaşın başlarında üstünlüğü ele geçirdi. Ancak Timur'un safında eski beylerini gören bazı askerlerin saf değiştirmesi ve Kara Tatarların Osmanlı ordusunun arkasını çevirmesi savaşın talihini değiştirdi. Bir avuç askerle direnmeye çalışan Yıldırım Bâyezid sonunda esir edildi (26 Temmuz 1402). Ankara Savaşı'nı kazanan Timur, Anadolu beyliklerini tekrar ihya etti ve böylece Anadolu Türk birliği parçalandı. Balkanlardaki Türk ilerleyişi durduğu gibi bir kısım topraklar da elden çıktı. Yıldırım'ın oğulları arasındaki taht mücadeleleri Osmanlı devletinin "Fetret Devri" boyunca 12 yıl müddetle devam etti. Şayet bu savaş gerçekleşmemiş olsaydı, hiçbir direnme gücü kalmayan İstanbul büyük bir ihtimalle Yıldırım Bâyezid zamanında Türklerin eline geçecekti. Dolayısıyla Ankara Savaşı Osmanlıları en az 50 yıl geriye götürmüştür.Esir düşen Yıldırım Bâyezid, yedi ay boyunca Timur'un yanında şehir şehir dolaştırıldıktan sonra üzüntüsünden ecele yenik düştü. Osmanlı şehzadeleri tahtın sahibi olabilmek için kıyasıya birbirleriyle mücadele etmeye başladılar. Bu mücadele Çelebi Mehmet'in tek başına devlet idaresine hâkim oluşuna kadar devam etti (1413). Çelebi Mehmet kardeşleri Süleyman, İsa ve Musa Çelebi'yi bertaraf ettikten sonra Anadolu Türk birliğini yeniden tesis etmek için çaba sarf etti. Güçlenen Karamaoğullarının nüfuzunu kırdı, Karamanoğlu Mehmet Bey'in eline geçen Osmanlı topraklarını geri aldı. Candaroğulları beyliğinden Çankırı'yı ve ardından Canik (Samsun) bölgesini yeniden Osmanlı ülkesine kattı. Fakat Şehzade Mustafa ve Simavna Kadısı oğlu Şeyh Bedreddin'in isyanları ülkeyi karıştırmaktaydı.(1419) Şehzade Murat Rumeli ve Manisa'da ortaya çıkan bu isyanı bastırdı, Şeyh Bedreddin ve adamları yakalanarak idam edildi. Timur'un beraberinde götürdüğü Mustafa Çelebi de Anadolu'ya döndüğünde tahtta hak iddia etmişti. Şehzade Mustafa'nın Selânik'te başlattığı isyan bastırıldı. Asi şehzade Bizans'a sığınmak zorunda kaldı. Çelebi Mehmet öldüğü zaman Osmanlı ülkesinde sükûnet büyük oranda tesis edilmeye başlanmıştı (1421).&lt;br /&gt;Babasının en büyük yardımcısı olan şehzade Murat tahta çıktığı zaman Bizans tarafından karşısına çıkarılan amcası Mustafa Çelebi'nin isyanını bir kez daha bastırdı ve Bizans'ı cezalandırmak için İstanbul'u kuşattı(1422). Bu defa küçük kardeşi Şehzade Mustafa'nın isyan haberini alan II.Murat, kuşatmayı kaldırarak kardeşini cezalandırmak zorunda kaldı. İsyancıların yanında yer alan Anadolu beyliklerine karşı harekete geçen II.Murat, Candaroğlu İsfendiyar Bey'i itaat altına aldı. İzmir Beyi Cüneyd'i ortadan kaldırıp, İzmir, Aydın ve Menteşe civarını ele geçirdi. Germiyanoğlu Yakub Bey'in çocuğu olmadığından, topraklarını Osmanlılara bırakmayı vasiyet etmişti. Onun ölümüyle Germiyan ili de Osmanlılara katılmış oldu(1428). Balkanlarda da durum Osmanlılar lehine düzelmeye başladı. Nitekim Fetret devri sırasında elden çıkan topraklar geri alındığı gibi, 1440'a kadar Belgrat hariç bütün Sırp toprakları Osmanlı hâkimiyetine girmişti. Fakat Erdel ve Eflâk'ta üst üste gelen bazı küçük bozgunlar Avrupa'da büyük bir sevinçle karşılanarak, Osmanlılara karşı yeni bir Haçlı seferinin tertip edilmesine cesaret vermişti. II. Murat, Balkanlardaki Osmanlı varlığını tehlikeye atmamak için Macarlarla Segedin Antlaşmasını imzaladı (1444) ve bu anlaşmadan sonra tahttan feragat etti. Küçük yaştaki oğlu II. Mehmet'in hükümdar olmasını fırsat bilen Macarlar anlaşmayı bozdu ve yeni bir Haçlı ittifakı oluşturuldu. II. Murat yeniden ordunun başına geçerek düşmanı Varna Savaşı'nda karşıladı. Macar kralı öldürüldü. Haçlıların lideri durumundaki Jan Hünyad güçlükle kaçabildi(1444). Çandarlı Halil Paşa'nın ısrarıyla ikinci kez tahta çıkan II. Murat, Mora ve Arnavutluk'a sefer düzenledi. Varna'nın intikamını almak isteyen Jan Hünyad yeniden harekete geçti. Fakat II. Kosova Muharebesi'nde bir kez daha Sırplar büyük bir yenilgiye uğratıldı (1448). Varna ve Kosova savaşlarıyla Osmanlılar Balkanlardaki durumunu iyice güçlendirmiş, Bizans'ın batıdan yardım alma umutları ise tamamen ortadan kaldırılmıştır. II. Murat 48 yaşında ölünce II. Mehmet yeniden Osmanlı tahtının sahibi olmuş (1451) ve Osmanlı Devleti artık bu dönemde tam bir cihan devleti hâline gelmiştir.&lt;br /&gt;Fatih ve Cihan Devleti'nin Doğuşu&lt;br /&gt;İstanbul'un Fethi: II. Mehmet, babasının ölümü üzerine ikinci kez Osmanlı tahtına oturduğunda, devletin ortasında bir şer adacığı hâlinde kalmış köhne Bizans'ı ortadan kaldırmayı öncelikle hedef olarak belirlemişti. Böylelikle Osmanlı devleti tam bir cihan devleti haline gelebilecekti. Hedefini gerçekleştirmek için ilkin Sırbistan ve Eflâk ile anlaşma imzalayan Fatih, Karamanoğlu tehlikesini de geçici de olsa bertaraf etti. Bizans'a ulaşabilecek muhtemel yardımı önlemek için Boğaz'ın Avrupa yakasına Rumeli Hisar'ını yaptırarak kuşatma hazırlıklarını tamamladı. Nihayet kuşatılan İstanbul'a karşı 6 Nisan 1453'te kara ve denizden saldırı başlatıldı. II. Mehmet, Edirne'de döktürdüğü çağının en güçlü toplarıyla İstanbul surlarını karadan sarsarken 18 Nisan'da donanma bütün İstanbul adalarını ele geçiriyordu. Fakat, Haliç'in zincirle kapatılması sebebiyle kara ve deniz birlikleri müşterek bir harekâta geçemiyor ve bu durum da kuşatmanın başarısına gölge düşürüyordu. Nihayet 22 Nisan'da Osmanlı donanmasının karadan Haliç'e indirilmesi gibi müthiş bir plânın gerçekleştirilmesi, kuşatmanın seyrini değiştirmeye başlamıştı. Seksen parçalık donanmayı bir anda karşılarında gören Bizans'ın direnme gücü artık kırılmıştı. 29 Mayıs 1453'teki nihaî harekâtla İstanbul fethedildiğinde, II. Mehmet, Peygamberimizin müjdesine mazhar oluyor ve "feth-i mübin" ile "Fatih"lik şerefini elde ediyordu.Bizans'ın ortadan kaldırılması hem Türk tarihi hem de dünya tarihi açısından büyük bir öneme sahiptir. Bu fetihle Osmanlı Devleti, artık tam bir cihan devleti hâline gelmiş, İslâm dünyası ve Avrupa içinde büyük bir prestij ve güç kazanmıştır. Avrupa için bu fetih çağ açıp, çağ kapayan bir fetihtir. Katolik Avrupa'nın, Ortadoks dünyasıyla bütünleşme çabaları, İstanbul'un fethiyle önlenmiş, aksine Balkanları da tamamen ele geçirmek suretiyle Fatih, kısa zamanda Ortadoksları himayesi altına almıştır. Nitekim Papa V.Nikola'nın Türklere karşı harekete geçilmesi fikri pek taraftar bulamamış, aksine, Ege adalarındaki halk, Balkanlardaki bazı despotluklar ve prensler Fatih'i İstanbul'un fethinden dolayı kutlayan mektuplar yazmışlardır. Papa'nın isteğine sadece Almanya, Napoli ve Venedik olumlu cevap vermiş fakat onlar da kendilerinden ziyade Sırp, Macar ve Arnavutları kışkırtarak sonuç almaya çalışmışlardır.&lt;br /&gt;Fatih'in Batı Politikaları:&lt;br /&gt;Sırbistan Seferleri; İstanbul'un fethinden sonra Osmanlılara bağlılığını bildiren ve ele geçirdiği bazı kaleleri geri veren Sırplar Macarlar ile iş birliği yaparak yeniden düşmanlıklarını göstermeye başlamışlardı. Bunun üzerine 1454-1457 arasında üç kez peşpeşe Sırbistan'a sefer düzenlendi. Belgrat dışındaki bütün Sırp toprakları ele geçirildi. Sırp Kralı Bronkoviç'in ölümüyle başlayan taht mücadelelerinden faydalanan Osmanlılar, Sırpları vergiye bağladılar. Taht kavgalarının yeniden alevlenmesi üzerine, Mora seferinde bulunan Fatih, Sırp meselesine son verilmesini emretti. Mahmut Paşa, 1459'da başkentleri Semendire'yi ele geçirilerek Semendire Sancakbeyliğini oluşturdu. Böylece Sırbistan'da 350 yıl sürecek Osmanlı hâkimiyeti başlamış oluyordu.&lt;br /&gt;Arnavutluk Seferleri; Papalık ve Napoli krallığının desteği ve kışkırtmasıyla harekete geçen Arnavutluk hâkimi İskender Bey, vurkaç taktiği ile Osmanlı kuvvetlerine baskınlar düzenlemekteydi. Bunun üzerine Fatih, bizzat sefere çıkmaya karar verdi. 1465 yılında gerçekleşen I.seferde, İlbasan Kalesi'ni yaptırıp, içine asker yerleştiren Fatih, Balaban Paşa'yı bölge için görevlendirerek, geri döndü. Ancak, Papa ve diğer devletlerden aldığı kuvvetlerle Türklere saldıran İskender Bey, Balaban Paşa'yı şehit etti ve İlbasan kalesi'ni kuşattı. Bunun üzerine Fatih II. Arnavutluk Seferi'ne çıktı (1467). Ele geçirilen topraklarda yeni garnizonlar oluşturuldu. Bu sırada İskender Bey ölmüş ve yerine oğlu Jean geçmişti. Arnavutlukta başlayan kargaşa sebebiyle Fatih 3. kez Arnavutluk seferini başlattı. Arnavutların elinde kalmış olan Kroya ve İşkodra kuşatıldı. Nihayet 1479'da Arnavutluk da bir Osmanlı vilayeti haline gelmiş oluyordu.&lt;br /&gt;Mora Seferleri; İstanbul'un fethinden sonra Bizans İmparatoru XII. Konstantin'in oğulları, rakipleri Kantakuzen ailesine karşı Mora'da, Osmanlıların yardımını istemişlerdi. Turahanoğlu Ömer Bey, akıncıları ile duruma müdahale etti ve muhalifler bertaraf edildi. Fakat bu sefer iki kardeş arasında mücadele başlamıştı. Bölge ülkelerinin Mora'yı istilâ niyetlerini bilen Fatih 1458'de harekete geçti. Korent'i ele geçiren Fatih, Mora'nın bir kısmını merkeze bağlayarak, burada bir sancak oluşturdu. Atina ve diğer bölgeler ise Osmanlı yönetimini kabul etti. Kardeşi Dimitrios'a karşı Arnavutların desteğini alan Tomas'ın Osmanlılarla yapılan anlaşmayı bozması üzerine 2.kez Mora'ya sefer düzenlendi. Tomas, Papa'nın yanına kaçmak zorunda kaldı. Bölgeye çok sayıda Türk yerleştirildi. Venedikliler bölge halkını Osmanlılara karşı ayaklandırmaya çalışıyorlardı. Ancak bunda başarı kazanamayan Venedik, Osmanlı kuvvetleri tarafından bozguna uğratıldı (1465).&lt;br /&gt;Eflâk ve Boğdan Seferleri; Yıldırım zamanında vergiye bağlanan Eflâk Prensliği'nin başına Fatih tarafından Vlad (Kazıklı Voyvoda) getirilmişti(1456). Osmanlılara bağlı görünen Vlad aslında gizliden gizliye düşmanlık ediyordu Vlad'ın Fatih'in elçilerini kazığa oturtarak öldürmesi üzerine 1462 yılında Fatih, Eflâk'a bir sefer düzenledi. Boğdan'dan da yardım alan Osmanlı kuvvetleri voyvodayı uzun süre takip etti. Neticede, sığındığı Macarların, Osmanlılarla yaptığı anlaşma üzerine Vlad'ı esir etmeleri ile mesele çözüldü. Fatih voyvodalığa Radul'u getirdi ve Eflâk bir Osmanlı eyaleti hâline geldi. 1455'ten itibaren Osmanlı Hâkimiyetini tanıyan Boğdan Prensliği'nin Kefe'nin fethinden sonra izlediği düşmanca siyaset üzerine Osmanlı kuvvetleri 1476'da Boğdan'a girdi. Fatih'in bizzat başında olduğu Osmanlı kuvvetleri Boğdan ordusunu büyük bir bozguna uğrattı. Böylece Boğdan da yeniden Osmanlı hâkimiyetini tanımış oluyordu.&lt;br /&gt;Bosna-Hersek Seferleri; Osmanlılara vergi yoluyla bağlı olan Bosna Kralının, anlaşmalara riayet etmemesi üzerine Üsküp'ten harekete geçen Fatih, Sadrazam Mahmut Paşa ve Turahanoğlu Ömer Bey'e Bosna'nın tamamen fethedilmesi emrini vermişti. 1463 yılındaki seferle Bosna Kralı Osmanlı hâkimiyetini yeniden tanıdı. Ancak şeyhülislamın da fetvasıyla sonra öldürüldü ve bu topraklarda Bosna Sancakbeyliği oluşturuldu. Fakat ordunun İstanbul'a dönmesi üzerine aynı yıl, Macar kralı Bosna'ya girdi. İkinci kez düzenlenen seferle Osmanlılar, Yayçe dışındaki bütün kale ve şehirleri yeniden ele geçirdiler. Bosna seferleri esnasında Hersek Kralı Stefan da ülkesinin bir kısım toprağının Osmanlılara doğrudan bağlanması şartıyla tahtında bırakılmıştı. Ancak 1483 yılında Hersek tamamen Osmanlı toprağı hâline gelecektir.Fatih, Bosna'yı Osmanlı topraklarına kattığı zaman "Bogomil" mezhebindeki Bosnalılara çok iyi davranmıştı. Hem Katolik hem de Ortadoksların kendi kiliselerine almak için baskı yaptıkları Bogomiller bu sebeple Osmanlı yönetimine sıcak bakmışlar ve kendilerine sağlanan din ve vicdan hürriyetinden etkilenerek zamanla Müslüman olmuşlardı. İşte bu Müslüman Bosnalılara "Boşnak" denilmektedir.&lt;br /&gt;Fatih devrinde Osmanlıların karada en güçlü komşusu ve rakibi Macarlar, denizde ise Venedik idi. Macarlar bu dönemde tek başlarına Osmanlılarla baş edemeyeceklerini bildiğinden, doğrudan bir savaşı göze alamamış, Fatih de tabiî sınır olan Tuna'yı geçmeyi düşünmemiştir. Ancak akıncılar vasıtasıyla, Macaristan'a güvenliğin sağlanmasına yönelik yüzlerce başarılı akın düzenlenmiştir. Keza Venedik Cumhuriyeti de Osmanlılarla doğrudan karşılaşmaktansa Balkanlardaki diğer devletleri kışkırtmayı yeğ tutmuştur. Güçlü donmasıyla Mora ve Ege'deki adalara sahip olmak isteyen Venedik, Osmanlılar karşısında istediği sonucu alamamış, aksine pek çok ada ve kıyı kaleleri Osmanlıların eline geçmiştir.&lt;br /&gt;Ege Adalarının Fethi; İstanbul'u ele geçiren Fatih, Bizans'a ait bütün toprakları hâkimiyeti altında birleştirmek istiyordu. Böylece Bizans'ın yeniden dirilmesini önleyeceği gibi, iktisadî ve siyasî açıdan da nüfuz alanını genişletebilecekti. Öncelikle Anadolu kıyısına yakın adaları hedef alan Fatih, Bizans, Venedik ve Cenevizlilerin elindeki bu adalardan Anadolu'ya yapılan korsan akınlarının önünü kesmiş olacaktı. İkinci olarak Orta ve Doğu Akdenizdeki adalar hedef alınmıştı ki, bu adalar Fatih'in İtalya'ya yani eski Roma'ya geçişini kolaylaştıracaktı.( Nitekim Gedik Ahmet Paşa komutasındaki bir Osmanlı donanması Napoli Krallığının elindeki Otranto'yu fethetmiş ve buradan Güney İtalya'ya akınlar düzenlenmiştir.(1480) Fakat Fatih'in ölümünden sonra başa geçen II. Bâyezid, Gedik Ahmet Paşa'yı geri çağırınca, şehir savunmasız kalmış ve İtalyanlar kaleyi tekrar ele geçirmişlerdir).1456 yılında öncelikle Çanakkale Boğazı'na hâkim olan adalardan Gökçeada (İmroz), Taşoz Enez ve Semendirek adaları ele geçirildi. Aynı tarihlerde Limni ve Midilli halkı Türk yönetimine girmek için Osmanlılara başvurmuştu. Önce Limni, ardından, uzun süren kuşatmayı müteakip Midilli (1467) ele geçirildi. Venedikliler 264 yıldır ellerinde tuttukları Ağrıboz Adası'ndan Mora ve Ege adalarındaki Türk birliklerine karşı saldırılarını yoğunlaştırmaktaydılar. Bunu önlemek maksadıyla Ağrıboz'un fethine karar veren Osmanlılar neticede 17 gün süren kuşatmadan sonra amaçlarına ulaştılar. Epir despotunun elindeki Zanta, Kefalonya ve Ayamavra gibi adalar da Fatih'in saltanatının son zamanlarında Osmanlı topraklarına dahil edilmiştir. Ancak St. Jean şovalyelerinin elindeki Rodos'a karşı girişilen birkaç muhasara neticesiz kalmıştır.&lt;br /&gt;Fatih'in Doğu Politikası: Karadeniz Politikası; Osmanlılar, Anadolu'nun büyük bir kısmını hâkimiyetleri altına almalarına rağmen kuzeyde, Karadeniz kıyısındaki bazı yerler Trabzon Rumları, Cenevizliler ve Candaroğullarının elinde bulunuyordu. Anadolu Türk birliğinin sağlanması ve ticaret güvenliği açısından bu bölgelerin ele geçirilmesi şarttı. İşte bu sebeplerle, Fatih karadan ve denizden kuvvetlerini harekete geçirdi. 1461 yılında Cenevizlilerin elindeki önemli bir üs olan Amasra teslim olmak zorunda kaldı. Seferin kendisine karşı yapıldığını sanan Candaroğlu İsmail Bey, Kastamonu'yu terk ederek Sinop'a çekildi. Bursa'ya dönerek birliklerini takviye eden Fatih, Trabzon seferine çıkarken, Sinop da dahil Candaroğullarının topraklarını savaşmaksızın ele geçirdi. Fatih'in asıl amacı 1204 yılında Lâtinlerin İstanbul'u işgal etmesi üzerine Bizans hanedanına mensup Komnenlerin ayrı bir devlet oluşturdukları Trabzon idi. Osmanlılara vergi vermeyi kabul eden Trabzon Rumları bir taraftan Fatih'in rakibi olan Uzun Hasan ile ittifak içine girmişti. Nihayet Fatih, karadan birliklerini Trabzon'a gönderirken, bir donanma da Sinop'tan kalkarak bölgeye yöneldi. Bu sırada Uzun Hasan'ın Osmanlı ordusunu arkadan çevirebileceği ihtimaline karşı Fatih, ordusunu Sivas'ın güneyinden Yassıçemen'e çevirdi. Uzun Hasan'ın annesi Sara Hatun'un ricası üzerine Akkoyunlularla bir anlaşma yapıldı. Anlaşmaya göre Akkoyunlular, Trabzon Rumlarına yardım etmemeyi vaat etmişlerdir. Anlaşmanın akabinde kara ve denizden Trabzon yeniden kuşatıldı. Çaresiz kalan Trabzon Hâkimi David Komnen şehri teslim etmeyi kabul etti (26 Ekim 1461). Böylece 258 yıl devam eden Trabzon Rum İmparatorluğu da tarihe karışmış oldu.&lt;br /&gt;Karadeniz'in Anadolu kıyılarını tamamen hâkimiyetine alan Fatih'in bundan sonraki hedefi, önemli ticaret limanları olan Ceneviz kolonilerini ortadan kaldırarak, Karadeniz'i tam bir Türk gölü yapmak idi.&lt;br /&gt;Gedik Ahmet Paşa komutasındaki donanma 1475 yılında Kefe, Azak ve Menkup iskele ve kalelerini ele geçirdi. Böylece Osmanlılar, Altınorda Hanlığı'nın zayıflamasıyla ortaya çıkan Kırım Hanlığı ile komşu oldu. Azak Kalesi'nin düşürülmesi sonucunda bazı Cenevizliler ile birlikte Kırım hanlarından Mengli Giray Han da esir edilmişti. Mengli Giray Han'ın İstanbul'a getirilmesiyle Kırım Hanlığı Osmanlı hâkimiyetine girmiş oldu. (1478). Kırım hanları 350 yıl boyunca Osmanlıların batıya karşı en güçlü müttefikleri olarak hizmet vermişlerdir.Anadolu'da Türk Birliğinin Gerçekleşmesi; Osmanlıların kuruluş devrinden beri en ciddî rakipleri durumundaki Karamanoğulları, Fatih'in politikalarına karşı, Akkoyunlu ve Memlûklu devletlerinin desteğini sağladığı gibi, Venediklilerle de bir ittifak kurmakta sakınca görmemişlerdi. Bu düşmanca tavır üzerine Fatih 1466 yılında Karamanoğulları üzerine yürümeye karar verdi. Beylik topraklarının büyük kısmı Osmanlıların eline geçmesine rağmen Fatih, Larende ve Silifke yörelerine çekilen Karamanoğullarına karşı mücadeleyi, Otlukbeli Savaşı'nın sonrasında da sürdürmüştür. Fakat Karaman Beyi Kasım'ın ölümünden sonra (1483) beylik tamamen oradan kalkmış olacaktır. Akkoyunlu Beyi Uzun Hasan, 1467 yılında Karakoyunlu topraklarına sahip olunca Osmanlılar aleyhine hâkimiyetini genişletmeye başlamıştı. Anadolu birliği yönündeki bu tehlike üzerine Fatih, 1473'te harekete geçti. Otlukbeli mevkiinde yapılan savaşta Osmanlılar büyük bir zafer kazandılar. Artık Akkoyunlular Osmanlılar için bir tehlike olmaktan çıkmıştı.&lt;br /&gt;Yavuz Sultan Selim Devri; Henüz Trabzon'da vali iken Doğu'da Safavilerin nasıl güçlendiğini gören ve onlarla başarılı bir mücadeleye giren Selim, tahta çıktıktan sonra, Anadolu'daki mezhep mücadelesine bir son vermek için Safavilerle doğrudan savaşa girmeyi kaçınılmaz görmekteydi. Nihayet ordusunun başında Doğu seferine çıkan Yavuz Selim, Çaldıran Ovası'nda Şah İsmail'in ordusuyla büyük bir meydan muharebesi yaptı. İki Türk hükümdarının mücadelesinden Selim üstün çıktı (23 Ağustos 1514). Doğu Anadolu toprakları Osmanlıların eline geçti. Yavuz, Tebriz'e kadar Şah İsmail'i takip etti. Dulkadiroğulları beyliği Osmanlı yönetimine alındı ve sonra ilhak edildi (1515)Babası döneminde Memlûklara karşı yapılan seferlerin çoğu kez başarısızlıkla neticelenmesi, Osmanlıların doğu'da ve İslâm dünyasında üstünlük kurmaları önündeki en büyük engel idi. Bu sebeple, Safavi tehlikesini bertaraf ettikten sonra Yavuz, Memlûklara karşı büyük bir ordu hazırladı. Mısır Memlûk Sultanı Kansu Gavri, Osmanlı ordusunu Halep'in kuzeyinde karşıladı. Ancak Mercidabık Savaşı Osmanlıların zaferiyle son buldu (24 Ağustos 1516). Kansu Gavri savaş sırasında öldü. Malatya'dan Sina yarımadasına kadar olan topraklar Osmanlıların eline geçti. Kışı Şam'da geçiren Yavuz, tekrar Mısır'a yöneldi. Yeni Memlûk Sultanı Tomanbay ile Kahire'nin kuzeyindeki Ridaniye mevkiinde yapılan savaşı da Osmanlılar kazandı. (22 Ocak 1517). Bu savaş Memlûk Devleti'nin sonu oldu. Suriye, Filistin, Mısır ve Hicaz Osmanlı hâkimiyetine girdi. Hülagû'nun Bağdat'ı işgal etmesiyle Memlûk himayesine giren halifelik müessesesi de böylece Osmanlılara geçmiş oluyordu. Nitekim Mekke şerifi şehrin anahtarını Yavuz Sultan Selim'e sunarak itaatini bildirmişti. Yavuz dönemi Osmanlıların doğu'da ve İslâm dünyası'nda en büyük güç haline geldiği bir dönemdir.&lt;br /&gt;Yükseliş Döneminin Zirvesi: Kanuni Sultan Süleyman&lt;br /&gt;Yavuz Sultan Selim'in sekiz yıl süren hâkimiyet devrinden sonra Osmanlı tahtına oğlu I.Süleyman geçti (1520). I.Süleyman'ın 46 yıllık saltanatında Osmanlı Devleti siyasî, askerî ve iktisadî açılardan zirveye ulaşmıştır. Bu sebeple dost düşman ona Kanuni, Muhteşem, Büyük Türk gibi lâkaplarla hitap etmiş ve tarihe de böyle geçmiştir.&lt;br /&gt;Avrupa'daki Gelişmeler; Kanuni döneminde özellikle Avrupa'da önemli dinî ve siyasî değişiklikler söz konusudur. Güçlü Macar krallığının Osmanlı hâkimiyetine girmesinden sonra, Kutsal Roma-Cermen İmparatoru Şarlken en ciddî rakip hâline gelmiş, onun oluşturduğu imparatorluğun uzantısı durumundaki Avusturya Arşidükalığı Osmanlılara sınırdaş olmuştur. Bu devlet ile Avrupa'nın en güçlü hanedanı olacak olan Habsburglar Avrupa'yı âdeta parselleyeceklerdir. Bu dönemde güçlenmeye başlayan Protestanlık, Avrupa'da mezhep çatışmalarının şiddetlenmesine sebep olmuştu. Doğu Avrupa'da da Lehistan ve Ortadoks Rusya güçlenmeye başlamıştı. Kanuni, Avrupa'daki siyasî ve dinî çekişmelerden faydalanarak, onların birleşmemesine özen göstermiş ve bunu bir devlet politikası hâline getirmiştir. Yine bu dönemde Akdeniz'de ve Okyanuslarda güçlü bir ticarî ve iktisadî filo oluşturan İspanyol ve Portekiz donanmaları Venedik'in yerini almış görünüyordu.&lt;br /&gt;Belgrat'ın Fethi ve Macaristan Seferi; Fatih'in Sırbistan seferinde ele geçirilemeyen Belgrat, Avrupa içlerine yapılacak akınlar için bir sıçrama noktası idi. Bu sebeple Kanuni, Macaristan seferine çıktığında ilkin Belgrat'ı kuşattı ve ele geçirdi(1521). Burayı bir üs olarak kullanan Osmanlılar artık rahatlıkla Avrupa içlerine sefer yapabilecekti. Nitekim Şarlken'e tutsak olan Fransa Kralı Fransuva'yı, kendisinden yardım talep etmesi üzerine, kurtarmayı amaçlayan Kanuni, 1526 yılında karşısındaki ittifakı parçalamak amacıyla yeniden Macaristan üzerine bir sefer düzenledi. 29 Ağustos 1526'da Mohaç Meydan Muharebesi ile Macar ordularını imha eden Kanuni, Budin'i (Budapeşte) ele geçirdi. Macaristan'ın bir bölümü ilhak edildi ve kalan kısmı Erdel Krallığı oluşturularak Osmanlı hâkimiyetine alındı.&lt;br /&gt;Avusturya Seferleri; Macaristan'ın ele geçirilmesi üzerine, ölen Macar kralı ile akrabalığını öne süren Avusturya Arşidükü Ferdinand, Macar topraklarında hak iddia etmiş ve Budin'i işgal etmişti. Bunun üzerine Kanuni, yeniden Macaristan'a sefer düzenledi. Budin kurtarıldı. Ancak Kanuni'nin asıl maksadı Viyana idi. Osmanlı ordusu şehri kuşattı ise de ele geçirmeye muvaffak olamadı(1529). I.Viyana Kuşatması'nın sonuçsuz kalmasından cesaretlenen Ferdinand, Budin'i tekrar işgal etti. Kanuni ünlü "Alman Seferi" ile mukabele ederek işgal edilen yerleri geri aldı. Ferdinand ile İstanbul'da bir anlaşma yapıldı. Bu anlaşmaya göre Ferdinand, Macaristan üzerinde hak talep etmeyecek ve Osmanlı hâkimiyetini tanıyacak ve elinde bulundurduğu Macaristan'a ait topraklar için de Osmanlılara vergi verecekti.(1533).&lt;br /&gt;Ferdinand'ın Macar kralının ölümünü fırsat bilerek anlaşmayı bozması üzerine Kanuni yeniden sefere çıktı. 1562'deki bu sefer sonucunda Macaristan'da Erdel Beylerbeyliği oluşturuldu. Avusturyalılar fırsat buldukça Macar topraklarına tecavüz etmişler ve her seferinde de Osmanlılardan gerekli cevabı almışlardır. Nitekim Kanuni'nin son seferi de Avusturya'ya karşı olmuş ve Zigetvar Kalesi kuşatılmıştır (1566)&lt;br /&gt;Fransa ile Münasebetler ve İlk Kapitülâsyon; Avrupa birliğini sağlamak isteyen Roma-Cermen İmparatoru Şarlken, bu maksatla Fransız Kralı Fransuva'yı esir etmişti. Kendisinden yardım isteyen kral ile iyi ilişkiler kuran Kanuni böylece Şarlken'e karşı bir müttefik kazanmış oluyordu. 1535 yılında iki ülke arasında ticaret ve dostluk anlaşması imzalandı. Anlaşma ile her iki ülke serbest ticaret hakkı elde edecek ve bu haklar iki hükümdarın yaşadığı sürece geçerli olacaktı. Lâkin kapitülasyon adıyla tarihe geçecek olan bu ticarî imtiyazlar sürekli hâle getirilmiş, sonraki devlet adamlarının basiretsizliği sebebiyle tek taraflı işlemeye başlamış ve başka devletlere de imtiyazların tanınmasıyla Osmanlı ekonomisi giderek dışa bağımlı hâle gelmiştir.&lt;br /&gt;İranla Münasebetler; Şah İsmail'in yerine geçen oğlu I.Şah Tahmasp, babası gibi, Osmanlıların düşmanı olan Venedik ve Avusturya ile ittifak kurmakta bir beis görmüyordu.&lt;br /&gt;Osmanlı ordusu, Avrupa'ya sefere çıktığında Safaviler, Doğu Anadolu topraklarına karşı saldırıya geçiyordu. Bu sebeple, Kanuni, Irakeyn (iki Irak; Irak-ı Acem ve Irak-ı Arap) seferi diye bilinen bir sefere çıktı (1534-35). Tebriz ve Bağdat Osmanlı topraklarına katıldı. Osmanlının Avrupa ile ilgilenmesinden yararlanan Safaviler fırsat buldukça yeniden harekete geçtiklerinde, bölgeye 1555 yılına kadar Nahcivan ve Tebriz üzerine birkaç kez sefer düzenlenmiştir. Osmanlılar karşısında fazla bir varlık gösteremeyen Şah Tahmasp nihayet barış anlaşması imzalamayı kabul etmek zorunda kalmış ve Amasya Antlaşması (1555) ile Osmanlı üstünlüğünü kabul ederek Bağdat, Tebriz ve Doğu Anadolu'nun Osmanlı hâkimiyetinde olduğunu tasdik etmiştir.&lt;br /&gt;Deniz Seferleri ve Fetihler; Kanuni devri karada olduğu gibi denizlerde de büyük bir üstünlüğün sağlandığı bir devirdir. Fatih'in alamadığı, St.Jean şövalyelerinin elindeki Rodos ve çevresindeki adacıklar, başarılı bir kuşatma sonunda ele geçirilmiş(1522), II. Bâyezid zamanından beri Akdeniz'de serbestçe faaliyet gösteren Barbaros kardeşlerin devlet hizmetine alınmasıyla deniz ve kıyılarda pek çok yer Osmanlı hâkimiyetine dahil olmuştur. Cezayir'i ellerinde bulunduran ve Osmanlılar adına, 1492 yılında İspanya'da soy kırıma uğrayan Musevîleri İstanbul'a gemilerle nakleden Barbaros kardeşler haklı bir üne sahip olmuşlardı. 1533 yılında Cezayir'i Osmanlılara bırakarak kaptan-ı deryalık görevini kabul eden Barbaros Hayrettin Paşa (Hızır Reis), 1538 yılında Andrea Doria komutasındaki Haçlı donanmasını Preveze'de büyük bir bozguna uğratarak, Osmanlılardın Akdeniz'in tek hâkimi olduğunu bütün dünyaya kabul ettirdi.&lt;br /&gt;Barbaros'un ölümünden sonra yerine geçen Turgut Reis de fetihlere devam etti.Nitekim St. Jean şövalyelerinin elinde bulunan Trablusgarp onun tarafından fethedilmiş (1551), Preveze'den sonraki en büyük deniz zaferi sayılan Cerbe Savaşı sonunda Haçlı donanması bir kez daha hezimeti tatmıştır. Sadece Akdeniz'de değil Kızıl Deniz ve Hint Okyanusunda da Osmanlı donanması faaliyette bulunmuştur. Uzak denizlerde istenilen sonuçlar elde edilememişse de bu dönemde Yemen ve Arabistan'ın güney kıyıları ile Habeşistan ele geçirilmiştir.&lt;br /&gt;Kanuni'nin Ölümü ve Sonrası; Zigetvar Muhasarası esnasında hastalanan Kanuni kalenin fethini göremeden 66 yaşında öldü (1566). Siyasî, askerî ve iktisadî bakımlardan Osmanlıyı zirveye çıkaran bu büyük hükümdarın yerine geçen ne II. Selim (1566-1574) ne de III. Murat (1574-1595) aynı evsafta kişiler değillerdi. Ancak Kanuni devrinde başlayan fetih rüzgârları o derece şiddetliydi ki, bu hükümdarlar devrinde de hızını devam ettirebildi. Şüphesiz bu başarılarda sadrazam Sokullu Mehmet Paşa'nın dirayetli siyasetinin de rolü büyüktür. Anadolu'nun Akdeniz'e bakan kıyılarında bir çıban başı gibi duran Venedik'in elindeki Kıbrıs bu fetih rüzgârıyla kuşatıldı. Lala Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı donanması adayı ele geçirir geçirmez (1571), buraya Anadolu'nun çeşitli sancaklarından Türkler yerleştirildi. Artık Kıbrıs da Türk olmuştu. Bu durumu hazmedemeyen Venedik, İspanyol, Malta donanmaları papa ve diğer bazı Avrupa devletlerinin de desteği ile harekete geçerek büyük bir savaş filosu oluşturdular. Korent Körfezi yakınlarında, İnebahtı önlerinde yapılan deniz savaşını Osmanlılar kaybetti (1571).&lt;br /&gt;Ancak kendileri de oldukça fazla zaiyat verdiğinden, Haçlı donanması Osmanlı kadırgalarını takip edecek durumda değildi. Sokullu kısa zamanda donanmayı yenileyerek yeniden Akdeniz'e indirdi. Venedik bu durum karşısında yeni bir savaşı göze alamadı ve Osmanlılara vergi vermeyi kabul etti. Kılıç Ali Paşa komutasındaki donanma Tunus'u yeniden Osmanlı topraklarına kattı (1574). Bu esnada II.Selim ölmüş ve yerine III. Murat geçmişti. Bu padişah devrinde, Şah Tahmasp'ın ölümüyle çalkanan İran'a savaş açıldı (1576) Gürcistan ve Azerbaycan'ın büyük bir kısmının ele geçirilmesiyle neticelenen ilk seferden sonra savaş 15 yıl sürdü. Bu uzun savaş ile daha fazla yıpranmak istemeyen Osmanlı Devleti ile İran arasında 1590'da bir barış anlaşması yapıldı. Yine bu dönemde başlayan Türk-Macar Savaşı I.Ahmet devrine kadar devam etti. Don ve Volga nehirlerini birleştirmeyi amaçlayan kanal projesi ile Süveyş kanalı teşebbüsünün mimarı olan Sokullu'nun 1579'daki ölümü ile Osmanlı Devleti büyük bir yara almıştır. Özellikle III.Murat'ın oğlu III.Mehmet'in (1595-1604), hükümet işlerini annesine bırakıp, bir köşeye çekilmesi Osmanlı'yı XVII. yüzyılda daha kötü yılların bekleyeceğinin âdeta habercisi idi.&lt;br /&gt;Duraklama Dönemi ve Son Başarılar&lt;br /&gt;III. Mehmet zamanında Avusturya'ya karşı devam ettirilen savaşlarda Eğri, Kanije ve Haçova zaferleri elde edilmişse de I. Ahmet (1604-1617), Zitvatorok Antlaşmasını imzalayarak (1606), Osmanlının, Avrupa'daki üstünlüğünün sona erdiğini bir anlamda kabul ediyordu. Her ne kadar ele geçen topraklar bu anlaşmayla Osmanlıda kalıyorsa da, artık iki devletin "eşit" sayıldığı hükme bağlanmıştı. XVI.yüzyıl başlarından itibaren Avusturya ve İran'la girilen uzun savaşlar, ehliyetsiz idareciler, liyakatin yerini iltimas ve rüşvetin alması, buna bağlı olarak devletin askerî ve iktisadî düzeninin temelini oluşturan timar sisteminin bozulmaya başlaması, devletin güç ve otoritesini, halkın huzur ve asayişini güvenliğini sarsmıştır. XVII. yüzyıla girilirken bu olumsuz şartlar, anarşinin artmasına sebep olmuştur. Merkez ve taşra teşkilâtında görülen bozulmalar, pek çok isyanın çıkmasını ve dolayısıyla devlet nizamının sarsılmasını beraberinde getirmiştir. Bu isyanları üç grupta toplamak mümkündür; Taşrada çıkan Celalî İsyanları, Eyalet isyanları ve İstanbul merkezli kapıkulu isyanları. Celalî isyanlarının en önemli sebepleri, yukarıda da belirttiğimiz gibi, devletin uzayan savaşlara bağlı olarak azalan gelirlerini karşılayabilmek için vergileri artırması, timar sistemindeki bozulmalar ve köylünün artan vergilere karşı huzursuzlukları idi. Halkın devlete olan güveninin sarsılması, isyancıların gücünü daha da artırıyordu. Kalenderoğlu, Karayazıcı, Deli Hasan gibi Celâlîlerin isyanlarına, medrese öğrencisi suhteler ve başıboş leventlerin isyanları da eklenince, devlet isyanları bastırmada oldukça zorlandı. Bu isyanlar yüzünden özellikle Anadolu'da dirlik ve düzenlik kalmadığı gibi, iktisadî durum da oldukça bozulmuştur. Yine bu otorite boşluğu nedeniyle Erzurum ve Sivas gibi yerlerin valileri ile Yemen, Bağdat, Eflâk, Boğdan gibi bağlı eyaletlerin yerli yöneticileri de isyan etmişlerdi.&lt;br /&gt;İstanbul'daki yeniçerilerin ulûfelerini zamanında alamamalarını bahane ederek çıkardıkları isyanlar doğrudan sarayı hedef almıştır. Fesat yuvası hâline gelen Yeniçeri Ocağı'nı düzenlemek isteyen II. Osman (1618-1622) yeniçerilerin hışmına uğramış, isyancılar sarayı basmıştır. Yeniçeriler, Genç Osman'ı tahttan indirerek yerine, III. Mehmet'in kardeşi I.Mustafa'yı getirmişler ve bununla da kalmayarak, Genç Osman'ı Yedikule Zindanlarında katletmişlerdir. Bu olay yeniçerilerin bir padişahı tahttan düşürüp, katletmelerinin ilk örneği olması açısından dikkat çekicidir.&lt;br /&gt;Yeniçerilerin başa geçirdiği I.Mustafa'nın bir yıl sonra ölmesiyle, Osmanlı tahtına IV. Murat geçer (1623-1640), genç padişah, hâkimiyetinin ilk on yılında devlet idaresindeki inisiyatifi valide Kösem Sultan'a bırakmış ve güçlenene kadar fesat çıkaranlara karşı tedbirli davranmıştır. Ancak saraydaki huzursuzluk ve Anadolu'da yeniden patlak veren isyanların tehlikeli boyutlara ulaşması üzerine 1632'de duruma müdahale eden IV. Murat, kısa zamanda otoriteyi tesis etmiştir. Sert tedbirlerle nifak çıkaranları, şeyhülislâm ve kardeşleri de dahil, öldürtmekten çekinmemiş, boşalan devlet hazinesini yeniden çeki düzene koymuştur. Toparlanan Osmanlı Devleti, Bağdat'ı ele geçiren İran'a savaş açtı. IV. Murat, ünlü seferiyle Bağdat'ı geri aldı (1638). İran ile yapılan Kasr-ı Şirin Antlaşmasıyla (1639), bugünkü sınırlara yakın olan Türk-İran sınırı yeniden çizildi.&lt;br /&gt;1640'ta, IV. Murat'ın ölmesi üzerine yerine kardeşi I. İbrahim geçti(1640-1648). Fakat onun sekiz yıllık saltanatında devlet her açıdan kötülemeye başlamıştı. Sonunda 1648 yılında o da öldürüldü ve çocuk yaştaki IV. Mehmet Osmanlı tahtına çıkarıldı (1648-1687). Harem ve Yeniçeri Ocağı devlet işlerine istedikleri gibi müdahale eder olmuşlardı. Bu kötü gidiş 1656'da Köprülü Mehmed Paşa'nın sadrazamlık vazifesine getirilmesine kadar devam etti.Köprülü Mehmet Paşa ve onun ailesinden olan diğer sadrazamlar XVIII. yüzyıl başlarına kadar Osmanlı Devleti'nin idaresinde belirleyici bir rol oynamışlardır. Köprülüler Devri olarak bilinen bu dönemde geçici de olsa bir istikrar sağlanmış ve Osmanlılar son fetihlerini bu devirde gerçekleştirebilmişlerdir. Köprülü Mehmet Paşa, içerde sükûneti sağladığı gibi, Venediklilerin eline geçmiş olan Bozcaada ve Limni'yi geri alıp, Çanakkale Boğazı'nı ablukadan kurtardı. Köprülü Mehmet Paşa öldüğünde, padişah yine geniş yetkilerle oğlu Köprülü Fazıl Ahmet Paşa'yı sadarete getirdi(1661). Erdel işlerine karışan Avusturya'ya karşı başlatılan savaşta Fazıl Ahmet Paşa, Uyvar'ı fethetti. Avusturya yapılan anlaşmayla, Erdel ile Uyvar ve Neograt kalelerinin Osmanlı hâkimiyetinde olduğunu kabul etti. Uzun süredir kuşatılan, Venedik'in elindeki Girit, Kandiye Kalesi'nin düşmesiyle Osmanlı hâkimiyetine girdi(1669). Lehistan'a yapılan sefer sonucunda Podolya da Osmanlı topraklarına katıldı (1676).&lt;br /&gt;Büyük başarılara imza atan Fazıl Ahmet Paşa'nın genç yaşta ölmesi üzerine, IV. Mehmet, Köprülü'nün damadı Kara Mustafa Paşa'yı sadrazamlığa getirdi(1676).&lt;br /&gt;Kara Mustafa Paşa, Çehrin'i ele geçirdi (1678). Bu zaferden sonra, Ruslar, Dinyeper nehrinin sağında kalan toprakları Osmanlılara bırakmak zorunda kaldıkları ilk anlaşmayı Türklerle yapmıştır (1681). Zaferlerin devamı getirerek Osmanlı'yı yeniden Avrupa'daki en geniş sınırlara ulaştırmak isteyen Kara Mustafa Paşa, Orta Macaristan'da, Katolik Avusturya'ya karşı isyan eden Protestan Macarları himayesine aldı. İmre Tököli Osmanlılar tarafından Orta Macaristan kralı olarak tanındı. Mustafa Paşa, büyük bir orduyla Viyana'ya sefer düzenledi. Kanuni'nin ele geçiremediği Avusturya'nın merkezi Viyana'ya karşı başlatılan bu ikinci sefer boyunca Osmanlılar hiçbir direnmeyle karşılaşmadılar. 1683'te kuşatma başladığında, Avusturya imparatoru çoktan şehri terketmişti. Ancak kuşatmanın uzun sürmesi, Lehistan ve Alman askerlerinin, şehrin imdadına yetişmesiyle neticelendi. İki ateş arasında sıkışan Kara Mustafa Paşa, büyük bir bozguna uğradı. (12 Eylül 1683). Osmanlılar Belgrat'a kadar geri çekilmek zorunda kaldı. Viyana bozgunu, sadrazamın Belgrat'ta hayatına mal olmuştu. Osmanlı devletine karşı Avusturya, Lehistan, Malta, Venedik ve son olarak Rusların katıldığı(1696) büyük bir ittifak oluşturuldu. Osmanlılar dört cephede bu ittifaka karşı mücadele verdiği sırada, içte de huzursuzluk artmaktaydı. IV. Mehmet tahttan indirilmesiyle yerine II. Süleyman (1687-1691) , II.Ahmet (1691-1695) devirlerinde huzursuzluk devam etti. Bu dönemde yine bir Köprülüzade olan Fazıl Mustafa Paşa, ordu ve maliyeyi düzene koymaya yönelik başarılı icraatlerde bulunmuş ise de aynı aileden Hüseyin ve Nu'man Paşalar, sadaret makamında başarı sağlayamamışlardı.&lt;br /&gt;II. Mustafa (1695-1703), Viyana bozgunu ve ardından gelen toprak kayıplarını önlemek amacıyla üç kez Avusturya'ya sefer düzenledi, ilk iki seferde kısmen başarı sağlandıysa da son seferde Osmanlı ordusu Zenta denilen yerde bozguna uğradı. Bunun üzerine İngiltere'nin araya girmesiyle Osmanlılar, ittifak güçleriyle Karlofça Antlaşması'nı imzalamak zorunda kaldı (26 Ocak 1699). 25 yıl için geçerli olacak bu anlaşma sonunda, Avusturya'ya Macaristan'ın büyük bir bölümü ve Erdel, Venediklilere Dalmaçya kıyıları ve Mora, Lehistan'a ise Podolya ve Ukrayna bırakılıyordu. Rusya ile yapılan üç yıllık ayrı bir anlaşma ile de Azak Kalesi Ruslara terk ediliyor ve onların İstanbul'da daimî bir elçi bulundurmaları kabul ediliyordu. Karlofça Antlaşması, Osmanlıların toprak kaybıyla neticelen şimdiye kadar imzaladıkları en ağır anlaşma idi.&lt;br /&gt;I.Edirne Vakası adı verilen bir ayaklanma ile Osmanlı tahtına III. Ahmet geçirildi (1703-1730). Rusya bu dönemde hem Doğu Avrupa hem de Karadeniz istikametinde topraklarını genişletme gayesini gütmekteydi. Poltova yenilgisinden sonra Osmanlılara sığınan İsveç Kralı XII. Şarl, iki ülke arasında yeniden bir savaşın başlaması için bir vesile oldu. Bu savaş ile Osmanlılar, Karlofça'da kaybettikleri toprakları tekrar kazanma fırsatını bulacaktı. Nitekim Prut'ta sıkıştırılan Ruslar (1711), anlaşma yaparak, Azak'ı terk etmek zorunda kaldılar. Karadağ'da isyan çıkartan Venedik'e karşı açılan savaşlarda ise işgal altındaki Mora kurtarıldı. (1715). Bu başarılar üzerine, sıranın kendisine geldiğini düşünerek harekete geçen Avusturya, Osmanlıları yenilgiye uğrattılar.&lt;br /&gt;Temeşvar ve Belgrat düştü. Osmanlılar Pasarofça Antlaşmasını imzalayarak (1718), Temeşvar ve Belgrad ile birlikte Küçük Eflâk ve Kuzey Sırbistan'ı Avusturya'ya bıraktı. Dalmaçya kıyılarındaki bazı kalelerin Venedik'e terki mukabilinde Mora muhafaza edildi. Osmanlılardın Balkanlar ve Orta Avrupa seferleri için staratejik bir mevkiide olan Belgrat'ın düşmesi, ağır sonuçlar doğurmuştur. Avusturya, Belgrat'tan Balkan içlerine sarkmakta daha başarılı olacaktır.&lt;br /&gt;Lâle Devri: Pasarofça Antlaşması neticesinde ortaya çıkan barışı iyi kullanmak isteyen Osmanlılar, artık Avrupa karşısında savunma durumunda kalacağını anladığından, Balkanlardaki sınır kalelerini tahkim etme, bölge halkını yanında tutmak için vergileri azaltma siyaseti uygulamaya ağırlık vermekteydi. Damat İbrahim Paşa, Osmanlılara üstünlük kurmuş olan Avrupa'yı her yönüyle tanımak için Avrupa başkentlerine elçiler göndertti. 1718-1730 yılları arasındaki bu dönem, sanatta lâle motifinin işlenmesi sebebiyle "Lâle Devri" adıyla anılmaktadır. Bu dönemde matbaa açılması, çini ve kumaş fabrikası kurulması gibi bazı müspet yenilikler yapılmışsa da, III. Ahmet ve saray çevresinin şaşalı eğlenceleri ve harcamaları huzursuzluğu artırmaktaydı. Damat İbrahim Paşa'nın, İran'a karşı başlatılan savaşta (1722) kesin netice alamaması ve uzayan savaş esnasında Tebriz'in sadrazamın gizli emriyle İran'a terk edildiği haberi, muhalefetin harekete geçmesine yetti.&lt;br /&gt;Patrona Halil Ayaklanması'nın patlak vermesiyle bu dönem sona eriyordu. Damat İbrahim Paşa ve yakınlarıyla Sultan III. Ahmet asiler tarafından katledildiler (1730)Bu olayın ardından III. Ahmet'in yeğeni I.Mustafa hükümdarlığa getirildi. (1730-1754). Kafkaslardaki sınır olaylarını bahane eden Rusya, Kırım Tatarlarına karşı büyük bir saldırı başlattı. Azak ve Bahçesaray Rusların eline geçti (1739). Fransa'nın da teşvikiyle Osmanlılar, Rusya'ya karşı savaş ilân etti. Rusya'nın yanında savaşa katılan Avusturya da, Eflâk ve Boğdan'a girmişti. Osmanlılar iki cephede de büyük başarılar kazandılar. Prusya, Fransa ve İsveç'in Osmanlılara yakınlaşması, Osmanlılar karşısında ummadıkları bir yenilgi tadan Rusya ve Avusturya'yı barış yapmaya zorladı. Bu savaş sırasında tekrar Osmanlıların eline geçen Belgrat'ta bir anlaşma imzalandı (18 Eylül 1739). Belgrat Anlaşmasıyla, Avusturya, Pasarofça barışıyla elde ettikleri tüm topraklardan geri çekildiler. Ruslar da Azak'ı terkederek bölgedeki kıyı ve deniz ticaretinin Osmanlı gemileriyle yapılmasını kabul etti. Bu anlaşma geçici de olsa Osmanlıların toparlanmasını sağlamıştır. Savaşta Türklerin tarafını tutan Fransa'yla, Kanuni döneminde tanınan imtiyazları genişleten ve süre tahdidi koymayan yeni bir kapitülâsyon antlaşması imzalanmıştır (1740). Damat İbrahim Paşa zamanında başlayan İran savaşları Lâle Devri'nden sonra da devam etmekteydi. Ruslar, çöküş dönemine giren Safavilerin elindeki Azerbaycan ve Dağıstan'ı işgal etmişlerdi.&lt;br /&gt;Şirvan halkının talebi üzerine Osmanlılar duruma müdahale etmiş, iki ülke arasında çıkabilecek savaş Fransa'nın araya girmesiyle önlenmişti. Rusya'nın kuzeydeki işgaline karşın Osmanlılar da Güney Azerbaycan'ı topraklarına kattılar. Şah Tahmasp 1732'de Osmanlılar ile barış yaptı. Bu durumu kabullenemeyen Afşar Nadir Bey, Şah Tahmasp'ı devirerek kendi hâkimiyetini ilan etti (1736). Osmanlılar bazı toprakları Nadir Han'a bırakmaya razı oldu. Her iki taraf için de yıpratıcı olan bu uzun savaşlar, Kasr-ı Şirin antlaşmasıyla çizilen sınırların aynen kabul edildiği 1746 anlaşmasıyla son bulmuştur.&lt;br /&gt;I.Mahmut döneminde, başarılı savaşların yanı sıra, ordu içinde de yeni düzenlemelere gidilmiştir. Aslen Fransız olup Osmanlı hizmetine girerek beylerbeyi olan Ahmet Paşa, Humbaracı Ocağı'nı kurarak (1734), batı savaş tekniklerini burada hayata geçirmiş idi. I.Mahmut'un üvey kardeşi III.Osman'ın (1754-1757) yerine geçen, amcaoğlu III. Mustafa (1757-1773) zamanında da ordu içerisinde bazı ıslahatlar devam ettirilmiştir. Nitekim onun döneminde Tophane ıslah edilerek yeni ve güçlü toplar dökülmüş, donanma yenilenmiştir. Ancak, Rusya ile başlayan harpler bu yeniliklerin yeterli olmadığını gösterecektir.&lt;br /&gt;Gerileme Dönemi ve Gerilemeyi Durdurdurma Çabaları&lt;br /&gt;1764 yılında Rusya, Osmanlıların toprak bütünlüğünü garanti ettiği Lehistan'ı işgal etmiş ve kaçan mülteciler Osmanlı sınırını geçen Ruslar tarafından katledilmiştir. Bu olay üzerine Osmanlı Devleti Rusya'ya savaş ilân etmiştir(1768). Ruslar, Baserabya ve Kırım'ı işgal ettikleri gibi, İngilizlerin de yardımıyla, Baltık filosonu Akdeniz'e göndererek, Mora Rumlarını isyana teşvik etmişler ve Çeşme'de demirli Osmanlı donanmasını gafil avlayarak, gemileri yakmışlardır. Bu arada Mısır'da da bir isyan hareketi başlamıştır. Ruscuk ve Silistre önlerinde Osmanlı kuvvetlerinin mevzii başarılar kazanmasının ardından II. Katerina, Lehistan işini halletmeyi plânladığından Osmanlılarla anlaşma yapmayı kabul etmiştir. I.Abdulhamit'in (1773-1789) başa geçmesinden sonra imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması ile (21 Temmuz 1774) Kırım Hanlığı Osmanlıdan kopartılarak sözde bağımsız bir devlet olmuş, Baserabya, Eflâk, Boğdan Osmanlılarda kalmış, ancak Azak ve Kabartay bölgesi Rus hâkimiyetine geçmiştir. Ruslar bu anlaşmayla İngiltere ve Fransa'ya tanınan kapitülâsyonları da kazanmış ve her yerde konsolosluk açma hakkını elde ederek, Osmanlının iç işlerine karışabileceği bir ortamı kendine hazırlamıştır. Nitekim 1783'te Kırım'ı işgal ve ilhak eden Rusya, Karadeniz'e hâkim olarak, sıcak denizlere inme politikasını gerçekleştirme yönünde büyük bir adım atmış, Ortadoksları himaye bahanesiyle de Balkanlardaki nüfuzunu kuvvetlendirmiştir.&lt;br /&gt;Rusya'nın nihaî amacı, İstanbul'u ele geçirerek Bizans'ı yeniden diriltmek idi. İşte bu maksatla, Osmanlı Devleti'ni taksim etmek üzere Avusturya ile gizli bir anlaşma yapıldı. Bu anlaşmayı haber alan Osmanlı Devleti, Prusya ve İngiltere'nin de tahrikiyle Rusya'ya karşı savaş açtı. Halkın infialine neden olan Kırım'ı geri almak Osmanlının en büyük arzusuydu. Ancak bu savaşa Rusya'nın müttefiki olan Avusturya'nın da katılmasıyla, Osmanlılar iki cephede birden mücadele etmek zorunda kaldılar(1788). Avusturya'ya karşı iki kez savaş kazanıldı. Belgrat ve Banat ele geçirildi. Ancak Rusya'ya karşı doğu cephesinde başarı sağlanamadı. Bu tarihlerde Osmanlı tahtına III. Selim çıkmıştı (1789-1807). III. Selim İsveç ile bir anlaşma yaparak Rusya'ya karşı bir müttefik kazanmıştı. Ancak Rusya Bükreş ile Küçük Eflâk'ı almış, ardından da Belgrat ve Bender düşmüştü. 1790'da Avusturya İmparatoru II.Joseph ölünce iç ayaklanmalar baş göstermiş ve Fransız ihtilalinin etkileri bu ülkede de hissedilmeye başlanmıştı. Bunun üzerine yeni İmparator II.Leopold, Ziştovi anlaşmasını imzalayarak Osmanlılarla olan savaşı sona erdirdi (1791). Bu anlaşma mevcut statükoyu muhafaza eden maddelerden ibaretti. Rusya ile de, İspanya'nın aracılığıyla Yaş Barış Antlaşması imzalandı (1792). Rusya'nın savaş sırasında işgal ettiği yerlerden sadece Özi, anlaşmayla verilmiş oluyordu. Hem Avusturya hem de Rusya bu anlaşmalarla, Fransa ve Lehistan'daki gelişmelere dikkatlerini verirken, Osmanlı Devleti de gerekli ıslahatları yapmak için bir soluklanma zamanı bulabilecekti.&lt;br /&gt;19. y.y. Osmanlı Devleti'nde Islahat Çabaları&lt;br /&gt;Nizam-ı Cedit&lt;br /&gt;İyi bir eğitim görmüş olan III. Selim bu barış döneminden faydalanarak, devlet içinde, özellikle askerî alanda, ıslahatlar yapmak istiyordu. Bu maksatla, Nizâm-ı Cedit adı verilen ilk ıslahat hareketiyle, yeni bir ordu kurdu(1793). Yeniçeri Ocağı'nı kaldıramayacağını bildiğinden, öncelikle Nizâm-ı Cedid denilen bu orduyu batılı tarzda düzenleyip, başarısını kanıtlamak gerekliydi. Ancak bundan sonra Yeniçeri Ocağı lağvedilebilirdi. Fakat kendileri aleyhine ortaya çıkan gelişmelerden endişe duyan Yeniçeriler, bazı devlet adamlarını da yanlarına çekerek yeniliklere karşı çıktılar ve isyan ettiler. Üstelik bu arada Napolyon Bonapart, bir orduyla Mısır'ı işgale başlamıştı (1798). Osmanlılar, Rusya, İngiltere ve Sicilya'nın da menfaatlerine dokunan Fransız işgaline karşı harekete geçti. Ehramlar savaşıyla, Mısır'ı ele geçirip, kuzeye yönelen Bonapart, Akka'da Osmanlı savunmasını geçemedi (1799). Kuşatmayı kaldıran Napolyon geri dönerken, yerine bıraktığı ordu komutanları da mağlûp edildiler. Neticede Fransızlar Mısır'ı terk etmek zorunda kaldı(1801). Fransa'yı barışa zorlayan önemli bir sebeplerden birisi de, Akdeniz'de Rus ve Türk donanmalarının iş birliği yapmaları, İngiltere'nin Fransız savaş ve ticaret gemilerini taciz etmesiydi. Fransa'nın Akdeniz ve Orta Doğu'daki ticarî menfaatlerinin zedelenmesi onları barışa zorlamaktaydı.&lt;br /&gt;1802'de imzalanan anlaşmayla Fransa bölgede yine ticaret yapma güvencesi almış ve kapitülâsyon hakkını elde etmiştir. Bu olayı bahane ederek Akdeniz'e inen Rus donanması, Osmanlı donanmasıyla birlikte Fransa'nın elindeki bazı adaları ele geçirmiş idi. Fakat halk, ebedî düşman olarak gördüğü Rusya ile iş birliği yapılmasına büyük tepki göstermiş ve bunun sonunda III. Selim'e ve ıslahatlarına karşı cephe genişlemişti. Üstelik Napolyon'un, Orta Doğu'da Araplara yönelik propagandasının da etkisiyle bölgede bazı isyanlar çıkmıştı. Böylece Bulgaristan ve Sırbistan'da çıkan isyanlara bir de Suriye'de ve Hicaz'da çıkan isyanlar eklenmiş oluyordu. Vehhabiler ayaklanarak, 1803-1804'te Mekke ve Medine'yi ele geçirmişlerdi. Osmanlıların tekrar Fransa ile yakınlaşmaları, İngiliz ve Rusları harekete geçirmiş ve sonunda Rusya Eflak ve Boğdan'ı işgal etmişti. Bu savaş sürerken Nizâm-ı Cedit'in Rumeli''ye de kaydırılmasından memnun olmayan isyancılar Şehzade Mustafa'nın tahrik ve teşvikiyle birleşerek İkinci Edirne Vak'ası denilen büyük bir ayaklanma başlatmışlardı (1806). Neticede İstanbul'da patlak veren Kabakçı Mustafa İsyanı III. Selim'in sonunu hazırladı. Saraya giren isyancılar III. Selim'i tahttan indirerek yerine IV. Mustafa'yı tahta geçirdiler (29 Mayıs 1807). Nizâm-ı Cedid lağvedildi. Fakat III.Selim'e bağlı olan Ruscuk bayraktarı Mustafa, yenilik taraftarlarıyla birleşerek, karşı darbede bulundu. Amacı III. Selim'i yeniden tahta çıkarmaktı. IV. Mustafa'nın, sabık padişahı öldürttüğünün öğrenilmesi üzerine, kardeşi II.Mahmut başa geçirildi (28 Temmuz 1808).&lt;br /&gt;Alemdar Mustafa Paşa sadareti üslenerek, III. Selim'in başlattığı ıslahatları devam ettirmeye çalıştı. Nizâm-ı Cedit'i, Sekbân-ı Cedit adı ile yeniden canlandırdı. Ancak ulemayı ve yeniçerileri memnun edemeyen Alemdar Mustafa Paşa, 1809'da çıkan bir isyanda öldü.&lt;br /&gt;II.Mahmut ve Islahat Hareketleri; II. Mahmut devri (1808-1839), hem gerçekleştirilen yenilik hareketleri ile hem de etnik ve siyasî isyanlarıyla Osmanlı Devleti'nin yol ayrımına girdiği bir dönemi ifade eder. II.Mahmut, öncelikle orduyu baştan aşağı düzenlemek ile işe başladı. Yeniliklere karşı çıkan Yeniçeri Ocağı bir nizamname ile ortadan kaldırıldı. Vak'a-yı Hayriye olarak adlandırılan bu köklü değişiklikle (15-16 Haziran 1826), yeni bir ordu oluşturuldu. Ancak yeniçeriler bu düzenlemeye boyun eğmeyerek isyan ettiler. Sadrazam'ın sarayını basan yeniçeriler sadrazamın ve ıslahatçıların başlarını istediler. Ancak At Meydanı'nda toplanan yeniçeriler dağıtıldı, ocakları bombalandı. Böylece Avrupa tarzında yeni bir ordunun kurulması yönündeki en büyük engel ortadan kaldırılmış oluyordu. II. Mahmut hükûmet teşkilâtında da değişikliklere giderek kabine ve nezaret (bakanlık) usulünü benimsedi. 1836 yılında Dahiliye ve Hariciye Nazırlıkları kuruldu. Avrupa devletleri ile A.B.D ile ticarî anlaşmalar yapıldı. İktisadî ve adlî sistemde değişikliklere gidildi. Avrupa tarzında eğitim veren rüştiyeler, Harbiye ve Tıbbiye okullarının açılması vb. gibi eğitim alanında da ıslahatlar gerçekleştirildi.&lt;br /&gt;Fakat, kimi şeklî, kimi öze yönelik bu yenilikler devletin içinde bulunduğu zorlukları aşmasına yetmediği gibi, Osmanlı coğrafyasındaki parçalanma II.Mahmut döneminde daha da hissedilir hale geldi.&lt;br /&gt;Sırp ve Yunan İsyanları; Fransız İhtilâli'nin getirdiği milliyetçi fikirlerle temellendirilen ancak, daha ziyade arkasında Rusya ve diğer Avrupa devletlerinin teşvik ve tahriki olan etnik ve mahallî isyanlar bu dönemde alevlendi. III.Selim zamanında isyan eden Sırplar, 1812 Bükreş Antlaşması ile bazı imtiyazlar almalarına rağmen, yeniden ayaklandılar. Yeniçeri Ocağının kaldırıldığı tarihlerde Sırplarla kısmî bir anlaşmaya varıldı. Ancak 1830'da bir hatt-ı şerif ile Sırbistan'ın Osmanlı hâkimiyetinde bir prenslik olarak varlığı kabul edildi. Rusya'nın XIX. yüzyıla girerken Osmanlıya karşı sürdürdüğü savaşların altında Balkanları ve özellikle Rumları Osmanlı Devleti'nden koparmak yatıyordu. Nitekim Odessa'da yeniden örgütlendirilen Etnik-i Eterya adlı cemiyetin başkanlığına Yunan İsyanı sırasında Çar I.Alexsandre'ın yaveri Prens İpsilanti getirilmişti. Yapılan plana göre Yunanistan, Yanya ve Tuna civarında isyanlar çıkarılacaktı. İpsilanti 1821'de Romanya'ya geçerek Ortodoksları ayaklandırmaya çalıştı fakat başarılı olamadı. Çar, Türklere yenilerek Macaristan'a kaçacak olan İpsilanti'yi desteklemekten vazgeçti. Bu sırada Mora'da da Patras başpiskoposu isyan etmişti (25 Mart 1821). 1822'de Yunanlılar bağımsız olduklarını ilân ettiler, Mora'da ve adalarda çok sayıda Türk'ü katlettiler. Rusya ve Avrupa bu isyanı gayriresmî yollardan desteklemekteydiler.&lt;br /&gt;Girit ve Mora valiliğinin kendisine verilmesini II.Mahmut'a kabul ettiren Mehmet Ali Paşa bu isyanı bastırmakla görevlendirildi. 1822'de Girit'e, 1824-25'te Mora'ya girildi. Bu gelişme karşısında Rusya, Fransa ve İngiltere aralarında anlaşarak (1827), Yunanistan'ın özerk bir prenslik olarak kabul edilmesi hususunda Osmanlıları sıkıştırmak istediler. Türkler bu olayı iç işlerine müdahale olarak kabul edip, teklifi reddetti. Bunun üzerine Osmanlı ve Mısır donanması Navarin'de, bir kaza sonucu(!), yok edildi. Üç ülkeyle ilişkiler kesildi ve 1828'de Rusya, müttefiklerinin desteğiyle Osmanlı Devleti'ne savaş ilân etti. Rus ordusu doğuda Erzurum'u ele geçirdi. Batıda ise Edirne işgal edildi. Padişah, Prusya, Fransa ve İngiltere elçilerini araya sokarak, Londra Protokolünü kabul edeceğini bildirdi. Böylece Edirne Antlaşması(1829) ve ardından Londra Konferansı (1830) imzalandı. Antlaşma ile Prut iki ülke arasında sınır oluyor, Eflâk, Boğdan ile Sırbistan'ın özerkliği kabul ediliyordu. Girit'in Osmanlılarda kalması şartıyla Yunanistan'ın bağımsızlığı da tasdik ediliyordu.&lt;br /&gt;Mehmet Ali Paşa İsyanı ve Mısır Meselesi; Mora'nın elden çıkmasıyla, oğlu İbrahim'in Mora valisi olma ümidini kaybeden Mısır Valisi M.Ali Paşa, II.Mahmut'tan, yardımlarına karşılık, Suriye'nin idaresini istedi. Bu isteğin reddedilmesi üzerine M.Ali Paşa harekete geçti ve Filistin ile Suriye'ye girdi (1831). Akka ve Şam, oğlu İbrahim tarafından ele geçirildi. İbrahim Paşa, kısa zamanda Anadolu'ya kadar ilerledi.&lt;br /&gt;Konya yakınlarındaki savaşta Osmanlı ordusunu yenilgiye uğrattı. Her birinin ayrı hesabı olduğu büyük devletler, telâşlanarak araya girmek istediler. Fransa ve İngiltere'nin anlaşamaması üzerine, Rusya durumdan faydalandı. Zor durumdaki II.Mahmut, Rus ordusunun ve donanmasının İstanbul yakınlarına gelmesine müsaade etti. Rusya'nın kârlı çıkmasından endişelenen Fransa ve İngiltere, II.Mahmut ile anlaşma yapması için M.Ali Paşa'ya baskı yaptılar. Neticede Kütahya Antlaşması imzalandı (1833). Bu anlaşmayla, Mehmet Ali Paşa, Mısır ve Girit'ten başka Şam ve oğlu İbrahim de, Cidde valiliği yanı sıra Adana'yı uhdelerine alacaklardı. Rusya, yardımlarına karşılık II.Mahmut ile Hünkar İskelesi Antlaşması diye bilinen bir anlaşma yaparak, İstanbul'daki durumunu kuvvetlendirmeyi başardı (1833). Anlaşmaya göre Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünün garantisi ve gereğinde Osmanlının yardımına koşulması karşılığında Rusya, Boğazların bütün yabancı savaş gemilerine kapatılmasını kabul ettiriyordu. II.Mahmut, Kütahya anlaşmasından memnun değildi. Bu sebeple M.Ali Paşa'ya karşı yeniden harekete geçti. Fakat Osmanlı ordusu Nizip'te bir kez daha yenildi (1839). Üstelik Kaptan Paşa, Osmanlı donanmasını Mısır'a teslim etmişti. Bu arada II. Mahmut ölmüş ve yerine I.Abdulmecit geçmişti (1839-1861). Mısır Meselesi'nin Çözümü ve Boğazlar Meselesi; Rusya'nın Hünkar İskelesi Antlaşmasına dayanarak duruma tek başına müdahale etmesini uygun bulmayan İngiltere ve Fransa yeniden devreye girdiler. Avusturya ve Prusya'nın da katılmasıyla Londra'da bir konferans toplandı (1840).&lt;br /&gt;Toplantıda Mehmet Ali Paşa'nın veraset yoluyla Mısır valiliğine sahip olması karşılığında, Suriye'den ve elinde tuttuğu Osmanlı donanmasından vazgeçmesi istendi. Konferans kararlarını M.Ali Paşa'nın tanımaması üzerine İngiltere Suriye limanlarını donanması ile topa tuttu. Nihayet M.Ali Paşa durumu kabul etti. I.Abdulmecit de iki ferman yayımlayarak onun valiliğini onayladı. Ardından İngiltere kendileri aleyhine olan Hünkar İskelesi Antlaşması'nın yürürlükten kaldırılmasını öngören uluslararası bir konferansa ev sahipliği yaptı. Londra Antlaşması ile (Temmuz 1841), İstanbul ve Çanakkale boğazları'nın barış zamanında savaş gemilerine kapalı tutulmasının kararlaştırıldığı bir Boğazlar Sözleşmesi imzalandı. Böylece İngiltere, Rusya'nın elinden inisiyatifi almış oluyordu.&lt;br /&gt;Tanzimat Dönemi&lt;br /&gt;Daha önceleri gerçekleştirilmeye çalışılan Islahat Hareketleri, Osmanlı Devleti'nin kendi iradesiyle uygulamaya çalıştığı, içte ve dıştaki başarısızlıklarını önlemeye yönelik yenilikleri ifade etmekteydi. Ancak Avrupa ve Rusya'nın mütemadiyen iç işlerine müdahale etmesi, Osmanlı Devleti'ni, kendi inisiyatifi dışında, yeni tedbirler almaya zorlamaktaydı. Özellikle gayrimüslim unsurları bahane eden devletlerin müdahalelerine fırsat vermemek için idarî ve hukukî düzenlemelere gidilmesi düşünülmekteydi. Hariciye Nazırı Mustafa Reşit Paşa'nın hazırladığı düzenlemeler, I.Abdülmecit tarafından tasdik edilmişti. 3 Kasım 1839'da I.Abdülmecit "Gülhane Hatt-ı Hümayunu"nu ilan ettirdi.&lt;br /&gt;Bu fermanda, dini ve ırkı ne olursa olsun Osmanlı tebaasından olan herkesin eşit olması, herkesin yasalara göre yargılanması, varlığı ölçüsünde vergilendirilmesi ve askerlik süresinin 4-5 yılı geçmemesi gibi hükümler yer alıyordu. Ayrıca Osmanlı Devleti bu dönemde Avrupa tarzına öykünen idarî düzenlemelerde de bulundu. Bu şekilde Avrupa devletlerinin en azından bazılarının, Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğüne saygısının kazanılması hedeflenmekteydi. Fakat gelişen siyasî olaylar, bunun o kadar kolay olmayacağını gösterecektir.&lt;br /&gt;Şark Meselesi ve Kırım Savaşı; Tanzimat döneminde nispeten sağlanan barış ortamı, Rusya'nın müdahalesiyle tekrar bozulmaya başladı. Balkanlarda panislavist bir politika izleyen Rusya, aynı zamanda "Kutsal yerler sorunu"nu ortaya atarak, doğrudan doğruya Osmanlı Devletinin varlığını hedef almaktaydı. Avrupalılar tarafından "Şark Meselesi", önceleri Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünün sağlanması şeklinde düşünülürken, daha sonra bu toprakların paylaşımı sorunu hâline dönüştürüldü. Çünkü Osmanlı Devleti artık bir "hasta adam" idi. Ancak R.Mantran'ın da ifade ettiği gibi, hasta, kendisini iyileştirmeyi amaçlamayan doktorların insafına kalmıştı. Onlar, Avrupa'nın hasta adamının mirasını paylaşma telâşındaydı.&lt;br /&gt;Küçük Kaynarca antlaşması'ndan sonra Osmanlı topraklarındaki Ortodokslar'ın haklarını koruma rolünü üstlenen Rusya, Kudüs merkezli "kutsal yerler"in korunması ve idaresi hususunu da gündeme getirdi. Fransızlarla imzalanan kapitülâsyonlarda, Lâtin din adamlarına Kudüs Kilisesi üzerinde bazı haklar tanınmıştı.&lt;br /&gt;1808'den itibaren Rusya'nın baskıları neticesinde onların yerini Ortodoks papazlar almaya başladı. Fransa'nın ve Rusya'nın 1850-51'de Bab-ı Ali'ye bu durum hakkında yaptıkları müracaatlar, kurulan komisyonlarda değerlendirildi ve bazı kararlar alındıysa da hiçbirini memnun edemedi. Bunun üzerine Çar I.Nikola, İngiltere'ye Osmanlı Devleti'ni aralarında paylaşmayı teklif etti ve İngilizlerin sessizliğini koruması üzerine de askerlerini Baserebya ve Lehistan'a çıkarttı. Rus elçisi Mençikof'un aşırı tavizler içeren teklifini reddeden I.Abdülmecit, İngilizlere yakın olan Mustafa Reşit Paşa'yı sadrazamlığa getirdi. Ruslar 26 Haziran 1853'te, Prut'u geçerek, Eflâk ve Boğdan'ı istilâ ettiler. Osmanlı Devleti, Fransa ve İngiltere ile ittifak anlaşması imzaladı. Bu ittifaka Avusturya ve İtalyan birliğini kurmaya çalışan Piyemento hükûmeti de katıldı. İttifak donanması Çanakkale'de mevzilenmişti. Durumdan endişelenen Rusya, askerlerini geri çekmeye başladı. Müttefikler, Rusya'nın Karadeniz'deki gücünü ortadan kaldırmak için, Kırım'a yöneldiler. Rusların en büyük üssü olan Sivastopol, bir yıl süren bir kuşatmanın ardından ele geçirildi (1855). Bu sırada tahta oturan II.Alexandre, barış yapmayı kabul etti. Müttefiklerin yanı sıra Prusya'nın da katıldığı Paris Antlaşması ile (30 Mart 1856), taraflar işgal ettikleri bölgelerden çekilecek, Osmanlıların toprak bütünlüğü ve Boğazların statüsü, Avrupa'nın "kefilliği" altında korunacaktı. Osmanlıların Avrupa Konseyi'ne dahil edilmesi karşılığında ise, sultan yeni bir ıslahat fermanı irat edecekti. Bu madde ve Karadeniz'in tarafsızlığının kabulü, savaşın galibi durumundaki Osmanlılardın aleyhine idi. Nitekim, Eflâk ve Boğdan'ın birleşmesi ve Sırbistan'a yönelik yeni haklar da Paris Antlaşmasıyla tescil edilmişti.&lt;br /&gt;Islahat Fermanı&lt;br /&gt;Henüz Kırım Savaşı sürerken, Viyana'da bir araya gelen İngiltere, Fransa ve Avusturya, Hristiyanlarla Müslümanlar arasındaki farklılıkların her alanda ortadan kaldırılmasını öngören bir fermanı sultanın yayımlamasını, barış için ön şart koşmuşlardı. Paris Antlaşması müzakere edilirken, müttefiklerin bu istekleri I.Abdülmecit tarafından yerine getirildi ve Islahat Fermanı ilân edildi (18 Şubat 1856). Tanzimat'la kabul edilen hususların esas alındığı bu fermanla, Müslümanlarla Hristiyanlar arasında eşitlik sağlandığı Avrupa'ya garanti edilmiş oluyordu. Ayrıca iç hukuk alanında ve ticaret hukukunda da yenilikler getiriliyor, Ceza ve medenî hukukun bir bölümü, dinî esaslardan arındırılıyordu. Aslında Tanzimat süreciyle başlayan bu değişiklikler, idari yapılanmada da kendisini hissettirmiştir. 1868'de Şura-yı Devlet ve Divan-ı Ahkam-ı Adliye kurularak buralarda hem Hristiyanlar hem de Müslümanlar görevlendirilmiştir. Islahat Fermanı ile getirilen düzenlemelerin uygulanması daha çok I.Abdülaziz'in tahta çıkması (1861-1876) ile gerçekleşebilmiştir.&lt;br /&gt;Paris Antlaşmasına imza koyan devletler, anlaşma maddesinde de yer aldığı için Islahat Fermanı'nı, Osmanlı Devleti'ne müdahale etmede bir koz olarak kullanmışlardır. Nitekim Fransa, Dürzilerin Katolik Marunilere saldırmasını bahane ederek Lübnan'a asker çıkarmış ve 1871'e kadar orada kalmıştır. Karadağ'da çıkan bir anlaşmazlık yine büyük devletlerin aracılığı ile halledilmiştir (1862). Güçlü devletler tarafından teşvik ve tahrik edilen Balkanlardaki Hristiyan toplulukları, çıkardıkları isyanlar bastırılsa dahi, Osmanlı Devleti'nden yeni haklar elde etmeyi başaracaklardır. Örneğin Sırplar ve Bulgarlar yeni haklar elde etmiş, Eflâk ve Boğdan'ın Romanya adı altında birleşmeleri kabul edilmiştir. Muhtariyet hakları genişletilen Mısır'da, İngiliz-Fransız nüfuz mücadelesi kızışmış, III. Napolyon'un teşebbüsü üzerine, Abdülaziz istemediği hâlde Süveyş Kanalı projesini kabul etmek zorunda kalmış ve kanal 1869'da büyük bir törenle açılmıştır.&lt;br /&gt;I.Meşrutiyet Dönemi&lt;br /&gt;Avrupa devletleri ve özellikle Rusya'nın kışkırttığı topluluklar, bağımsızlıklarını ilân etmek için harekete geçmekteydiler. 1866'da Girit İsyanı çıktı. Yunanistan'a bağlanmak amacıyla başlayan isyan bastırılmasına rağmen, Avrupa devletleri araya girerek sultanın Girit'e yeni bir statü vermesini sağladılar (1868). Rusya tarafından oluşturulan komitalar vasıtasıyla Bulgarlar ayaklandırıldı. Onlara da geniş haklar verildi (1870). Fakat bununla yetinmeyen Bulgarlar, Bosna ve Hersek'teki karışıklıkların ardından yeniden ayaklandılar (1875-76).&lt;br /&gt;Bulgar isyanı sert biçimde bastırıldı. Fakat bu sırada Genç Osmanlılar, Abdülaziz'e başlattıkları muhalefeti, mücadeleye dönüştürdüler. Nihayet Mithat Paşa'nın öncülüğündeki yenilikçi idareciler Abdülaziz'i tahttan indirerek yeğeni V.Murat'ı başa geçirdiler(30 Mayıs 1876). Ancak hastalığı sebebiyle üç ay sonra o da tahttan indirilerek, Kanun-ı Esasi'yi ilân edeceğini beyan eden kardeşi II.Abdülhamit Osmanlı tahtına çıkarıldı.&lt;br /&gt;Bu arada Rusya'nın Osmanlı Devleti'ne baskı kurmasını kendi menfaatine aykırı gören İngiltere, Balkanlardaki bunalımı görüşmesi için İstanbul'da uluslar arası bir konferans toplanmasını sağlamıştı. İstanbul Konferans çalışmalarını sürdürürken II.Abdülhamit Meşrutiyet'i ilân etti (23 Aralık 1876). Kurulacak Meclis-i Mebusan'da bütün topluluklar temsil edilebilecekti. Parlâmenter monarşi, İstanbul Konferansı'nın toplanış sebebini tamamen ortadan kaldırmasına rağmen, konferansa katılan devletler, Balkan topluluklarının bağımsızlıklarını istediklerinden bir sonuca varılamadı. Osmanlı Devleti'nin çağrılmadığı Londra'da toplanan bir başka konferansta, büyük devletler isteklerini tekrarladılar. Rusya, Osmanlı Devleti'ne alınan kararları kabul ettirmek için savaş ilân etti.(Nisan 1877). Tarihimizde "93 Harbi" diye bilinen 1877-1878 Osmanlı Rus Harbi, askerî ve siyasî bakımdan önemli sonuçlar doğurmuştur.&lt;br /&gt;Kanun-ı Esasi'nin kabulü ile açılan Genel Meclis, padişah tarafından seçilen Ayan Meclisi ve halk tarafından seçilen Mebusan Meclisi'nden ibaretti. Londra Konferansı'ndan önce çalışmaya başlayan bu meclis, hükûmet tarafından sunulan teklif ve kanun tasarıların karara bağlayarak ilk dönem çalışmalarını tamamlamıştı. Ancak 93 Harbi'nin sürdüğü sıkıntılı zamanlarda meclisteki azınlık mebusları çalışmaları sekteye uğrattığı gibi, bunalımın artmasını da sağlıyorlardı. Nitekim Gazi Osman Paşa'nın büyük bir kahramanlık göstererek 5 ay savunduğu Plevne'yi aşan Ruslar, Yeşilköy'e kadar ilerlemişlerdi. Doğu'da ise ancak Erzurum önlerinde durdurulmuşlardı. Meclis savaşın gidişatından hükûmeti ve padişahı sorumlu tutarak, siyasî tansiyonu yükseltmekteydi. II. Abdülhamit, devletin ileri gelenleri ve bazı mebuslarla yaptığı toplantıdan bir sonuç alamayınca, Kanun-ı Esasi'nin kendisine verdiği yetkiyi kullanarak, etnik yapısının karışıklığı sebebiyle çalışmaları aksayan meclisi kapattı (14 Şubat 1878). Bu I.Meşrutiyet'in sonu demekti.&lt;br /&gt;Berlin Kongresi ve Balkanlardaki Gelişmeler; İstanbul önlerine kadar gelmiş olan Rusya ile Yeşilköy (Ayastefanos) Antlaşması imzalandı (3 Mart 1878). Bu anlaşmayla, sözde Osmanlı'ya bağlı Dobruca, Doğu Makedonya ve Trakya'yı içine alan Büyük Bulgaristan Prensliği kuruluyor; Romanya, Sırbistan ve Karadağ bağımsızlıklarına kavuşuyordu. Ancak, Rusya'nın genişlemesinden rahatsızlık duyan Avrupa devletlerinin araya girmesiyle bu anlaşma hükümleri yürürlüğe giremedi.&lt;br /&gt;İngiltere donanmasını harekete geçirdi. Osmanlı Devleti ile yaptığı bir anlaşmayla Kıbrıs'a yerleşti ( 4 Haziran 1878). Araya giren Bismark, ülkesinde bir konferansa ev sahipliği yaparak hem muhtemel bir savaşı önlemek hem de Almanya'nın menfaatlerini korumak istiyordu. Nitekim Osmanlı Devleti, İngiltere, Fransa, Avusturya, Almanya, İtalya ve Rusya'nın da katıldığı Berlin Kongresi 13 Temmuz 1878'de imzalanan bir anlaşmayla son buldu. Bu anlaşma, artık Rusya'nın yanı sıra, diğer devletlerin de parçalamaya çalıştıkları Osmanlı'dan, kendi paylarını alma anlaşmasıydı. Berlin ve Ayestafanos antlaşmalarında öngörüldüğü gibi, Sırbistan, Karadağ ve Romanya'nın bağımsızlığı onaylandı. Bulgaristan üç bölüme ayrıldı. Bulgaristan Prensliği haricinde müstakil bir Doğu Rumeli eyaleti oluşturuldu. Girit'in statüsüne benzer bir statüyle Makedonya, Osmanlı Devleti'nin elinde kaldı. Yunanistan Tesalya ve Epir'in bir bölümünü aldı. Bosna-Hersek, Avusturya tarafından işgal edildi. Rusya, Kars, Ardahan ve Batum'a sahip oldu. Berlin Kongresi, büyük devletlerin Osmanlı Devleti'ni paylaşma ve ortadan kaldırma arzularının bir neticesi idi. Balkanlarda büyük devletlerin inisiyatifiyle ortaya çıkan küçük devletçikler, bölgede o dönemden günümüze kadar ulaşan siyasî ve etnik çatışmaların piyonları olmaktan öteye gidemediler. Nitekim Avusturya'nın ve Rusya'nın Balkanlarda nüfuzlarını artırmaları, Balkan Savaşları ve I.Dünya Savaşı'nın çıkmasına yol açacaktır.&lt;br /&gt;Berlin Kongresi'nin sonuçları kısa zamanda ortaya çıkmaya başlamıştı.&lt;br /&gt;Balkanlardan bir pay alamayan Fransa, önceden nüfuz sahasına dahil ettiği Cezayir ile Tunus arasındaki sınır problemini bahane ederek, Tunus'u işgal etti (1881). Fransa ile İngiltere arasında çekişmeye sahne olan Mısır'da, Hidiv İsmail Paşa'ya karşı başlatılan bir askerî ayaklanma ile ortaya çıkan durum İstanbul'da görüşülürken, İngilizler İskenderiye'yi topa tuttu. Osmanlıların karşı çıkmalarına rağmen İngilizler Mısır'ı ele geçirdiler(1882). Bulgaristan Prensliği, Doğu Rumeli'de çıkan isyanı değerlendirerek (1885), bölgeyi kontrolü altına aldı. Osmanlı Devleti Rusya'nın baskısı sonunda, Kırcaali ve Rodop dışındaki Doğu Rumeli Valiliği'nin Bulgar Prensliği'nin idaresine geçmesini kabul etmek zorunda kaldı (1886). İkinci Meşrutiyet'in ilânı sırasında ise Bulgarlar bağımsızlıklarını ilân ettiler (1908). Bulgar, Yunan ve Arnavutların hak iddia ettiği Makedonya'da çıkan olaylar Osmanlı kuvvetleri tarafından bastırıldı. Fakat, Rusya ve Avusturya devreye girerek Osmanlı hâkimiyetindeki Makedonya'da, ülkelerinden iki gözlemcinin görev yapmasını sağladılar (1893). Megalo İdea adını verdiği Bizans'ı diriltme çabasındaki küçük Yunanistan, 1896'da çıkan isyanı bahane ederek Girit'i ilhaka yeltendi (1896). Osmanlılar Dömeke Meydan Savaşı ile Yunanlıları büyük bir bozguna uğrattılar (1897). Fakat Rusya ve Avrupa devletlerinin müdahalesi ile İstanbul'da toplanan bir konferans ile Girit'te valiliğine Yunan kralının oğlunun getirildiği özerk bir yönetim kurulması, adanın fiilen Yunanistan'a bırakılması anlamına geliyordu.&lt;br /&gt;93 Harbi'nden sonra sun'i bir Ermeni Meselesi ortaya çıkarılmıştı. Osmanlı Devleti'ne bağlılıkları sebebiyle "millet-i sadıka" olarak adlandırılan Ermeniler, önceleri Doğu Anadolu'yu ele geçirmek isteyen Rusya ve ardından İngiltere tarafından kullanılmaya başladılar. Hınçak ve Taşnak tedhiş örgütlerini kurarak, İstanbul ve taşrada terör yaratan bazı Ermeniler özellikle İngilizler tarafından destekleniyorlardı. Doğu'da hiçbir zaman çoğunluk olamayan Ermenilere kurdurulacak bir devlet ile Rusya Akdeniz ve Orta Doğu'ya sızabilecekti. İngiliz himayesindeki bir Ermeni devleti ise aksine bunu önleyebilirdi. Her iki tarafında kullandığı Ermeniler 1889'dan itibaren tedhişe başladılar. Van, Erzurum ve Bitlis'te çıkan olaylar bastırıldı. Ardından başkentte Osmanlı Bankası'na kanlı bir baskın yaparak bankayı işgal ettiler. II.Abdülhamit'e yönelik bir suikast teşebbüsünde bulundular. I.Dünya Savaşı ve İstiklal Harbi yıllarında da Ermeniler devlet aleyhine faaliyetlerini devam ettirmişlerdir.&lt;br /&gt;II. Meşrutiyet Dönemi&lt;br /&gt;I.Meşrutiyet'in kaldırılmasından sonra II.Abdülhamit içte ve dışta meydana gelen olumsuz gelişmelerin de etkisiyle, katı bir yönetim sergilemeye başlamıştı. Meşrutiyet taraftarları da buna karşılık muhalefetlerinin dozunu artırmışlardı. Osmanlılık fikrinin temsilcisi olan Sadrazam Midhat Paşa 1881'de ölüm cezasına çarptırılmış, sonra affedilerek, Arabistan'a sürgüne gönderilmiş ve 1883'te öldürülmüştü.&lt;br /&gt;Ali Suavi, Ziya Paşa ve Namık Kemal gibi kişiler de sultan tarafından bertaraf edilmişlerdi. Ancak devletin içinde bulunduğu güç durum onların başlattığı muhalefetin güçlenerek büyümesine zemin hazırlamaktaydı. Balkanlardaki çalkantıların yanı sıra Osmanlı Devleti iktisadî açıdan da çok zor durumda idi. Devlet iç ve dış borçlarını kapatabilmek için batılıların elindeki Osmanlı Bankası ile malî bir anlaşma imzalamak zorunda kalmıştı (1879 ve 1881). Buna göre banka mali yardımları karşılığında, devletin bazı gelirlerini devralıyordu. İngiliz ve Fransızların kontrolünde bu maksatla kurulan Düyun-ı Umumîye İdaresi Osmanlı ülkesini âdeta bir sömürge hâline getirecektir.&lt;br /&gt;Genç Türkler veya Jön Türkler adı verilen ve yurt dışında ve içinde faaliyet gösteren Meşrutiyet taraftarları, İstanbul'da İttihad-ı Osmani derneğini kurmuşlar ve bu dernek 1894/95'te İttihat ve Terakki Cemiyeti adını almıştı. Selanik'te Enver ve Niyazi Paşalar gibi subayların da katılmasıyla güçlenen İttihatçılar, Osmanlı devletini ancak Kanun-ı Esasî'nin yeniden kabulünün kurtarabileceğini düşünüyorlardı. Kolağası Niyazi Bey ve ona katılan Enver Bey'in Resne'de isyan ederek dağa çıkmaları ve Rumeli'de halk tarafından büyük bir destek bulmaları üzerine II.Abdülhamit anayasayı yürürlüğe koyarak II.Meşrutiyet'i ilân etti ((23 Temmuz 1908).&lt;br /&gt;17 Aralık 1908'de meclis yeniden açıldı. Yapılan seçimlerde İttihat ve Terakki Fırkası büyük bir başarı sağlamıştı. Ancak bu gelişmeler esnasında Bulgaristan bağımsızlığını elde etmiş ve Girit meclisi Yunanistan'a ilhak kararı almıştı.&lt;br /&gt;İşgal altındaki Bosna Hersek ise Avusturya tarafından fiilen ilhak edilmişti (5 Ekim 1908) Millî bir politika izlemeyi amaçlayan İttihatçılar, olumsuz gelişmelerin de etkisiyle gittikçe otoriter bir idare oluşturmaya başlamışlardı. Bundan faydalanmak isteyen Meşrutiyet aleyhtarları, bazı Avrupa devletlerinin de kışkırtmasıyla isyan ettiler. İstanbul'daki Avcı Taburları'nın 13 Nisan 1909'da başlattıkları isyan sırasında pek çok İttihatçı öldürüldü. II.Abdülhamit olayları önleyemedi. Bunun üzerine Mahmut Şevket Paşa komutasındaki ordu Selanik'ten yola çıktı. Harekat Ordusu adı verilen bu ordunun kurmay başkanı Mustafa Kemal idi. Harekat Ordusu, kısa sürede duruma hâkim olarak isyanı bastırdı. İsyandan sorumlu tutulan II.Abdülhamit, şeyhülislâmdan alınan fetva ile meclis tarafından tahttan indirildi (27 Nisan 1909) ve kardeşi V. Mehmet Reşat yerine getirildi. V.Mehmed (1909-1918) devlet idaresinde inisiyatifi İttihatçı hükûmete bırakmıştı. Yeni iktidar zamanında da felâketler birbirini takip etti. Osmanlı Devleti hızla dağılma devrine girmekteydi.&lt;br /&gt;Trablusgarp Savaşları&lt;br /&gt;Osmanlıların iç işleri ve Balkanlardaki gelişmelerle uğraşmasını fırsat bilen İtalyanlar, Avusturya'nın Bosna-Hersek'i ilhak etmesi (1908), Arnavutların isyanı (1910) gibi olaylardan da cesaretlenerek, pastadan pay alabilmek için Trablusgarp'a asker çıkardı. (Eylül 1911). İtalyan donanması denizden, İngilizler ise Mısır'ı ellerinde bulundurduğundan karadan, Osmanlıların bölgeye asker göndermesini imkânsız hâle getirmişti. Bu sebeple Osmanlı hükûmeti gizlice Türk subaylarını bölgeye göndererek mahallî bir direnişi örgütleme yolunu seçmişti. Derne ve Tobruk'da Mustafa Kemal, Bingazi'de ise Enver Paşa İtalyanlara karşı büyük başarılar kazandı. Savaşı kazanamayacağını anlayan İtalya, Osmanlıları barışa zorlamak için Oniki Ada'yı işgal etti. Ancak bundan ziyade Balkanlarda başlayan savaş Osmanlıların barışı imzalamaya zorladı. Uşi Antlaşması ile İtalyanlar işgal ettikleri yerleri muhafaza ettiler (1912)&lt;br /&gt;Balkan Savaşları&lt;br /&gt;Türk-İtalyan Savaşı'nın başladığı sırada Balkan devletleri aralarındaki anlaşmazlıkları bir tarafa bırakarak, Osmanlı Devleti'ne karşı bir ittifak oluşturdular. Rusya'nın mimarlığında gerçekleşen Bulgar-Sırp ittifakına daha sonra Yunanistan ve Karadağ da katıldı (1912). Karadağ ile başlayan savaşa 18 Ekimde diğer Balkan devletleri de iştirak etti. Bu sırada Osmanlı askerleri, subayların bir kısmının politik çekişmelerle meşgul olmasından dolayı dağınık bir hâldeydi. Bunun sonucunda Balkan devletleri, Osmanlılar karşısında kendilerinin de beklemediği bir zafer kazandılar. Yunanlılar Ege adalarını ele geçirdiler. Sırplar Kumanova'da üstünlük sağladılar. Sırpların denize çıkmalarını önlemek için Avusturya'nın desteği ile Arnavutluk bağımsızlığını ilan etti (28 Kasım 1912).&lt;br /&gt;Bulgarlar ise Edirne'yi ele geçirerek Çatalca'ya kadar ilerlediler. (19 Kasım 1912). 16 Aralıkta Londra'da başlayan görüşmeler bir ara iktidardan düşen İttihatçıların yeniden iş başına gelmesi üzerine kesilmişti. Nihayet Mayıs ayında Londra Antlaşması imzalanarak I.Balkan Savaşı sona erdi. Gelibolu Yarımadası hariç Trakya, Bulgaristan'a verildi. Makedonya'nın büyük bir kısmı Yunanistan ve Sırbistan arasında paylaşıldı. Özellikle Makedonya'nın paylaşımı Bulgarları rahatsız etmekteydi. Sırbistan ve Yunanistan, Bulgarlara karşı ittifak oluşturdu. Bu ittifaka Romanya da katıldı. Bulgaristan ile bu ittifak savaşa girince, durumdan faydalanmak isteyen Osmanlı Devleti de Bulgar işgalindeki toprakları geri almak için harekete geçti. Kırklareli ve Edirne kurtarıldı. II.Balkan Savaşı, tarafların imzaladığı Bükreş Antlaşması ile sona erdi (1913). Bulgaristan ile imzalanan İstanbul Antlaşması ile, Meriç nehri iki ülke arasında sınır oldu. Bulgaristan'daki Türklerin hakları belirlendi (29 Eylül 1913). Yunanistan ile imzalanan Atina Antlaşması ile ise Girit'in Yunanistan'a bırakılması kabul edildi (14 Kasım 1913). Büyük devletler bu anlaşmalardan sonra Çanakkale Boğazı yakınlarındaki Bozcaada ve İmroz'u Osmanlılara geri verdiler. Balkan Savaşları, Balkanlardaki Türk varlığının büyük bir kıyıma uğramasına sebep olmuştur. Yüz binlerce Türk savaşlar sırasında ve sonrasında aç ve yokluk içinde buradan göç etmek zorunda kalmıştır.&lt;br /&gt;I.Dünya Savaşı ve Osmanlı Devleti'nin Yıkılışı&lt;br /&gt;Sadrazam Mahmut Şevket Paşa'nın öldürülmesi ile (21 Haziran 1913), İttihat ve Terakki Fırkası, hükûmetin idaresini tamamen ellerine geçirmişti. Enver, Talat ve Cemal Paşalar, Osmanlı Devleti'nin iç ve dış politikasını belirlemede en etkili nazırlardı. Balkan savaşlarından sonra, ordu ve donanmayı güçlendirmek isteyen hükûmet, Avrupa devletlerinden mühendisler ve askerî uzmanlar getirtmekteydi. Osmanlı Devleti, dış siyasetini de, dengeleri gözeterek yeniden belirlemek ihtiyacını hissetmekteydi. Emperyalist devletler, nüfuz alanlarını korumak veya genişletmek maksadıyla siyasî, askeriî ve iktisadî açıdan ittifaklar oluşturmaktaydı. İngiltere ve Fransa'ya nazaran sömürgeciliğe geç başlayan Almanya, Afrika, Avrupa ve Orta Doğu'da nüfuz sahasını genişletmek istiyor ve Osmanlı Devleti'ne bu maksatla yakın durmayı yeğliyordu . Avusturya-Macaristan İmparatorluğu da, Balkanlarda Panislâvizmi gerçekleştirmeye çalışan Rusya'ya karşı Almanlarla iş birliği içindeydi. İngiltere ve Fransa tarafından pay edilmiş Kuzey Afrika'da gözü olan İtalya da bu ittifaka yakındı. Dolayısıyla Almanya önderliğindeki Üçlü İttifak'ın (Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya) doğal rakibi, İngiltere'nin öncülüğündeki Fransa ve Rusya'dan oluşan Üçlü İtilâf (Anlaşma) devletleri idi. Avusturya-Macaristan Veliahtı Ferdinand'ın, Sırbistan ziyareti esnasında bir Sırp tarafından öldürülmesi (28 Haziran 1914), bu iki cepheyi sıcak savaşa sokmaya yetti.&lt;br /&gt;Daha sonra Romanya, Japonya ve ABD İtilaf Devletleri, Bulgaristan ve Osmanlı Devleti ise İttifak devletleri safında bu savaşa girdiler.&lt;br /&gt;Osmanlı Devleti savaştan önce İngiltere ve Fransa'ya yakın bir politika izlemek istedi. Ancak hem hükûmet ve halk içerisindeki tepkiler hem de İtilaf Devletleri'nin buna sıcak bakmaması, Osmanlıları Almanya'ya yanaştırmaktaydı. Özellikle Enver ve Talat Paşalar, Osmanlı Devleti'nin yeniden silkinmesi ve kaybettikleri toprakları kazanabilmesi için Almanya'nın yanında yer almayı uygun buluyorlardı. Hükûmet başlangıçta tarafsız kalmayı tercih etmişti. Almanların II.Abdülhamit devrinden itibaren Osmanlı Devleti'nin yenileşme çabalarına katkıda bulunması ve bu maksatla gönderdikleri askerî ve sivil uzmanların varlığı, İtilaf Devletleri'nin, Osmanlı Devleti'nin tarafsız kalamayacağı şüphesini artırıyordu. Bu tutum, dolayısıyla Almanya yanlılarının tezini kuvvetlendirmekteydi. Enver ve Talat Paşa'nın öncülük ettiği bu grup, Almanların yanında savaşa girmekle, Kafkaslar, Balkanlar ve Ege'de kaybedilen toprakların geri alınabileceği ve Osmanlı Devleti'ni nefes alamaz hâle getiren kapitülâsyonlar ve düyun-ı umumîden kurtulunabileceğini öne sürmekteydiler. Nitekim Almanya'ya ait Goben ve Breslav zırhlılarının Türk bayrağı çekilerek, Rus limanlarını bombalaması, Osmanlı Devleti'nin Almanya safında savaşa girmesine vesile olacaktır (1 Kasım 1914).&lt;br /&gt;Osmanlı Devleti I.Dünya Savaşı'nda tam yedi cephede mücadele etti; Kafkasya, Kanal, Hicaz ve Yemen, Irak, Suriye ve Filistin, Galiçya ve Çanakkale. Bütün cephelerde Osmanlı askerleri büyük bir kahramanlık örneği gösterdiler. Ancak, yedi cephede birden savaşı sürdürmek, zor şartlar içerisinde bulunan Osmanlı Devleti için çok güçtü. Enver Paşa'nın kumanda ettiği Kafkas Cephesi'nde Osmanlılar büyük zayiat verdiler. Doğu Anadolu ve Trabzon düştü. Kanal (Süveyş) cephesinde ise Cemal Paşa, Fransız ve İngilizlere başarıyla direndi. Hicaz ve Yemen'deki Osmanlı birlikleri, destek görmemelerine rağmen, kutsal yerleri korumak uğruna, harbin sonuna kadar Şerif Hüseyin ve İngilizlere karşı koydular. Basra'ya çıkan İngilizler Kuttü'l-Amare'de büyük bir bozguna uğradılar. Komutanları General Townshend esir edildi (29 Nisan 1916) Ancak, 1918'de yeni birliklerle saldıran İngilizler, ihanet eden Arap kabilelerinin de yardımıyla Basra'da olduğu gibi, Suriye'de de saldırılarını artırdılar. M.Kemal, Halep'te bir savunma hattı oluşturdu. Galiçya, Makedonya ve Romanya'da Osmanlı birlikleri, Avusturya ve Bulgaristan'a yardımcı olmak için büyük bir özveriyle savaştılar. Türkler, en büyük direnmeyi Çanakkale'de gösterdiler. İtilaf Devletleri 19 Şubat 1915'den itibaren muazzam bir donanma ve yüz binlerce askerle saldırıya geçtiler. 18 Mart'ta İtilaf donanmasına ait pek çok gemi batırıldı. Ardından Gelibolu Yarımadası'ndaki Settü'l-Bahir ve Arıburnu'na asker çıkararak, karadan da saldırıya geçtiler. Anzak ve Hint birliklerinin de katıldığı kara savaşları, tam bir ölüm kalım savaşı oldu. M.Kemal'in de büyük bir askerî deha olarak ortaya çıktığı bu savunma karşısında İtilaf Devletleri geri çekilmek zorunda kaldı.&lt;br /&gt;Bütün dünyaya öğretilen "Çanakkale Geçilmez" sözü, 250 bin Türk evlâdının şehit kanıyla yazılan bir büyük destan oldu. İtilaf Devletlerinin Çanakkale bozgunu, Rusya'nın yardım alma ümitlerini suya düşürmüş ve bunun neticesinde gerçekleşen Bolşevik İhtilâli, Çarlık Rusyası'nın sonu olmuştur. Rusya'nın savaştan çekilmesi üzerine 7 Aralık 1917'de imzalanan anlaşmayla Doğu cephesinde Türk-Rus Savaşı sona ermiştir.&lt;br /&gt;Osmanlı Devleti, I.Dünya Savaşı'nda yedi düvele karşı muhteşem bir mücadele sergilemiştir. Ancak 29 Eylül 1918'de Bulgaristan'ın teslim olması Osmanlılar ile Almanya arasındaki irtibatın kesilmesine yol açmıştır. Müttefiklerinin savaştan yenik ayrılmasıyla birlikte Osmanlılar da ateşkes anlaşmasını imzalamak durumunda kalmışlardır. İttihat ve Terakki Fırkası'nın hükûmetten çekilmesinin ardından kurulan Ahmet İzzet Paşa başkanlığındaki hükûmet, Bahriye Nazırı Rauf Bey başkanlığındaki bir heyeti Limni'nin Mondros limanına göndermiş ve Mondros Ateşkes Anlaşması'nın imzalanmasıyla (30 Ekim 1918), Osmanlılar resmen savaştan çekilmişlerdir. Ateşkes anlaşmasıyla İtilaf Devletleri, Osmanlı ülkesini işgal etme hakkını elde etmişlerdir. Bu durum, Osmanlı Devleti'nin fiilen paylaşılması demekti.&lt;br /&gt;Nitekim, İngiliz, Fransız, İtalyan birlikleri bu anlaşmaya dayanarak Anadolu'da işgallere başlamışlar, Asırlarca Osmanlının hâkimiyetinde yaşayan Yunanlılar da, ağabeylerinin müsaadesiyle İzmir'e asker çıkarmışlardır (15 Mayıs 1919). İşgallere karşı Anadolu Türk'ünde büyük bir infial yaratmış ve 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a çıkmasıyla, düşmana karşı "Milli Mücadele" başlamıştır. İtilaf Devletlerinin Sevr Anlaşması'nı İstanbul hükûmetine imzalatması (10 Ağustos 1920), Milli Mücadele'nin güçlenmesinden endişe eden düşmanların bir an önce Türk millî varlığını ortadan kaldırmayı amaçlamalarından başka bir şey değildi. Fakat bu anlaşma hükümleri hiçbir zaman uygulanamadı. Ankara'da açılan Milli Meclis'in iradesi, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının büyük ve onurlu mücadelesi bu oyunları bozdu. İstiklâl Harbi'ni kazanılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuş oldu. Yeni Türk devleti "Millî Hâkimiyet" ilkesinin tabi^İ bir neticesi olarak 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldırdı. Dolayısıyla bu tarih 622 yıl devam eden Osmanlı Devleti'nin de resmen sonu oluyordu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-1255415177393913291?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/1255415177393913291/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=1255415177393913291' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/1255415177393913291'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/1255415177393913291'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/12/bir-devre-mhrn-vuran-imparatorluk.html' title='BİR DEVRE MÜHRÜNÜ VURAN İMPARATORLUK OSMANLI'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-6195123348546582586</id><published>2007-11-27T02:12:00.003-08:00</published><updated>2007-11-27T02:13:45.513-08:00</updated><title type='text'>bu videoyu herkez izlesin yazının üstüne tıklayıp izleyin yada yazıyı kopyalayıp site yazılan yere yapıştırın ve izleyin</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=9gToA15PGRk&amp;amp;feature=related"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=9gToA15PGRk&amp;amp;feature=related&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-6195123348546582586?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/6195123348546582586/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=6195123348546582586' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/6195123348546582586'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/6195123348546582586'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/11/bu-videoyu-herkez-izlesin-yaznn-stne.html' title='bu videoyu herkez izlesin yazının üstüne tıklayıp izleyin yada yazıyı kopyalayıp site yazılan yere yapıştırın ve izleyin'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-7997791773699035803</id><published>2007-11-27T02:12:00.001-08:00</published><updated>2007-11-30T06:53:42.817-08:00</updated><title type='text'>İŞTE GALATASARAY !!! UEFA KUPASINDA PANİONUOSU YENDİK</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.webaslan.com/cnt.php?pg=vodafone_gs&amp;amp;url=http://www.webaslan.com/haber/haber_oku.php?frm_id=23829" target="_top"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;Geri döndük!UEFA Kupası'nda H Grubu 3. maçında Yunan temsilcisi Panionios ile karşılaşan Galatasarayımız, ilk yarısında etkili futbol ortaya koyamadığı maçta, ikinci yarıda resmen bambaşka bir kimliğe büründü ve rakibini dağıttı. Galibiyet gollerimiz 50. dakikada genç golcü Serkan Çalık, 63. dakikada Rigobert Song'un penaltısı ve  83. dakikasında Hakan Şükür'ün kafa vuruşuyla geldi! Bu galibiyete gerçekten ihtiyacımız vardı. Aldığımız bu 3 puanla adeta grupta yeniden doğduk. Şimdi sıra A.Vien maçında!&lt;br /&gt;Yunan ekibinde Makos maçın 64. dakikasında kırmızı kart görerek takımını 10 kişi bıraktı.&lt;br /&gt;Galatasaray bu sonuçla gruptaki ilk puanlarını alıp gruptan çıkma iddiasını sürdürürken, Panionios 1 puanda kaldı. Sarı-kırmızılılar 15 gün sonra gruptaki son maçında Avusturya Wien ile Ali Sami Yen Stadı'nda karşı karşıya gelecek. &lt;br /&gt;İLK YARI OLMADI..&lt;br /&gt;Galatasarayımız, kendisi için çok önemli olan bu maça tutuk başladı. İlk yarıda bekleneni veremedik. Etkili atak yapamadığımız gibi, kalemizde de bir takım tehlikeler yaşadık. Ama ikinci yarıda resmen fırtına yaşattık!&lt;br /&gt;SERKAN ÇALIK YİNE ATTI!&lt;br /&gt;Galatasaray'ın son haftalardaki yıldızı Serkan Çalık, Yunanistan deplasmanında Galatasaray'ı öne geçiren gole imza attı. Karşılaşmanın 50. dakikasında Arda'nın pasında kaleciyi geçip boş kaleye çarpazdan topu ağlara gönderdi ve sarı-kırmızılı takımı 1-0'lık üstünlüğe taşıdı. Bravo Serkan! Bu formunu hep sürdür!&lt;br /&gt;SONG'UN NEFİS PENALTISI...&lt;br /&gt;Galatasaray Panionios'ta Serkan'ın golünden 13 dakika sonra Song'un penaltı atışından geldi. Serkan Çalık'ın düşürülmesiyle kazanılan penaltı atışında topun başına sürpriz bir şekilde Song geçti. Song çok şık bir vuruşla topu ikinci kez Panionios ağlarına gönderdi ve takımını rahatlatan golü attı.&lt;br /&gt;KRAL NOKTAYI KOYDU!Galatasarayımız rakibinin 10 kişi kalmasıyla iyice rahatladı ve rahat pozisyonlar bulmaya başladı. Maçın 83. dakikasında Mehmet Güven'in sol kanattan yaptığı ortaya  Hakan Şükür ceza sahası içinde çok iyi yükseldi ve topu kafayla köşeden ağlara yolladı.&lt;br /&gt;PANİONİOS 10 KİŞİ KALDI...&lt;br /&gt;Serkan Çalık'ı düşürüp penaltıya sebebiyet veren Makos bu pozisyonun ardından sarı kart gördü. Penaltı atışının ardından itirazlarını sürdüren Makos ikinci sarı kartını da görerek takımını 10 kişi bıraktı.&lt;br /&gt;GALATASARAYIMIZ YİNE GURUR KAYNAĞI!&lt;br /&gt;Yunan takımlarına karşı deplasmanlarda bu karşılaşmaya kadar galibiyetimiz yoktu. Galatasaray'ın Panionios'u Atina'da mağlup etmesiyle Türk takımları Yunanistan'daki ilk galibiyetini de almış oldu.&lt;br /&gt;FELDKAMP'TEN TEK FORVET&lt;br /&gt;Galatasaray Teknik Direktörü Karl Heinz Feldkamp maça tek forvetle başlayarak, Galatasaray'ın galip gelmesi gereken bir maçta ilk yarıyı adeta es geçti. Sarı-kırmızılı takım ilk yarıda rakip kaleye hiç şut atamazken yalnızca 1 korner kullandı. Serkan Çalık uzun Panionios defans oyuncuları arasında kaybolurken, orta saha oyuncuları da forvete yeterince destek veremedi.&lt;br /&gt;KRAL GELDİ, OYUNU ÇEVİRDİ!&lt;br /&gt;Galatasaray ikinci yarıya Linderoth-Hakan Şükür değişikliği ile başladı. Bu değişiklik oyunda hemen etkisini gösterdi. Hakan Şükür'ün ileride top tutmasıyla sarı-kırmızılı takım rakip kale önünde daha çok çoğalmaya başladı. Hakan Şükür karşılaşmanın 83. dakikasında şık bir kafa vuruşuyla topu ağlara göndererek takımını iyice rahatlattı.&lt;br /&gt;MAÇTAN DAKİKALAR (İLK YARI)15. dakikada Lincoln'ün ceza alanına gönderdiği hava topuna kaleci Tabassis, Galatasaraylı oyunculardan önce yükselerek sahip oldu. 27. dakikada gelişen Galatasaray atağında Lincoln, topu ceza alanına gönderdi. Serkan'ın hareketlendiği meşin yuvarlağı rakip oyuncular dokunarak uzaklaştırdı. 38. dakikada kazanılan serbest vuruşu Fernandez kullandı. Bu oyuncunun doğrudan kaleye gönderdiği topu, kaleci Orkun yumruklayarak gole gitmesine izin vermedi. 45. dakikada gelişen Panionios atağında, Fernandez'in uzak mesafeden kaleye gönderdiği top yandan auta gitti ve maçın ilk yarısı golsüz eşitlikle sona erdi. MAÇTAN DAKİKALAR (İKİNCİ YARI)50. dakikada Arda'nın pasıyla ceza sahasında kaleci ile karşı karşıya kalan Serkan Çalık, kaleciyi de çalımlayarak meşin yuvarlağı boş ağlara gönderdi ve takımını öne geçirdi. 0-163. dakikada Hakan Şükür'ün pasıyla ceza sahasına giren ve kaleci ile karşı karşıya kalan Serkan Çalık, Markos'un müdahalesiyle yerde kaldı. Maçın hakemi penaltı noktasını gösterdi. Penaltı vuruşunu kullanan Song, düzgün bir vuruşla topu ağlara göndererek, farkı ikiye çıkardı. 0-264. dakikada hakeme itirazlarını sürdüren Makos, ikinci sarı karttan kırmızı kartla oyun dışında kaldı.67. dakikada kazanılan serbest vuruşu kullanan Maniatis'in vuruşunda kaleci Orkun, topu köşeden kornere çeldi. 82. dakikada Mehmet Güven'in sol kanattan ceza sahasına ortasında Hakan Şükür'ün kafa vuruşunda top ağlarla buluştu. 3-0&lt;br /&gt;STAT: Panionios HAKEMLER: Alberto Undiano Mallenco, Fermin Martinlez Ibanez, Roberto Alonso Fernandez  (İspanya) PANIONIOS: Tambasis, Maniatis, Pletsch, Spiropoulos, Fernandez, Makos, Kumordzi  (Scoufalis dk. 65 ) Majstorovic, Goundoulakis  (Kondis dk. 80), Djebbour, Aravidis  (Koutsopoulos dk. 66)YEDEKLER: König, Berthe, Kapetanos, WagnerTEKNİK DİREKTÖR: Ewald Lienen GALATASARAY: Orkun, Uğur, Song, Servet, Volkan, Arda  (Mehmet Güven dk. 80 ), Mehmet Topal, Linderoth  (Hakan Şükür dk. 46), Hasan Şaş, Lincoln, Serkan Çalık  (Sabri dk. 86)YEDEKLER: Aykut, Nonda, Özgürcan, Ümit Karan TEKNİK DİREKTÖR: Karl Heinz FeldkampKIRMIZI KART: Makos (dk. 64) (Panionios)GOLLER: Serkan Çalık (dk. 50), Song (dk. 63 pen.), Hakan Şükür (dk. 82) SARI KARTLAR: Mehmet Topal (Galatasaray), Pletsch, Djebbour (Panionios)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-7997791773699035803?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/7997791773699035803/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=7997791773699035803' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/7997791773699035803'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/7997791773699035803'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/11/bu-videoyu-herkez-izlesin-yazy.html' title='İŞTE GALATASARAY !!! UEFA KUPASINDA PANİONUOSU YENDİK'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-6825720808800665873</id><published>2007-11-19T06:30:00.000-08:00</published><updated>2007-11-19T06:31:06.210-08:00</updated><title type='text'>GALATASARAY PİSTLERE İNİYOR</title><content type='html'>Superleague Formula, gelecek yıl ağustos ayında başlayacak olan motorsporları organizasyonunda mücadele etmek ve dünyanın sayılı futbol kulüpleriyle birlikte start düzlüğünde yer almak üzere Galatasaray Kulübü'nü davet etti.&lt;br /&gt;Galatasaray Kulübü Başkanı Özhan Canaydın, motor sporlarına kayıtsız kalamayacaklarını belirterek, ''Galatasaray Kulübü, dünyanın yükselen değerlerinden biri olan motor sporlarına kayıtsız kalamazdı'' dedi. Galatasaray Kulübü'nün resmi internet sitesinden yapılan açıklamaya göre, 750 beygir gücündeki ve 12 silindirli 20 Formula aracının yer alacağı Superleague Formula organizasyonuna, Galatasaray Kulübü'nün yanı sıra AC Milan, FC Porto, Olympiakos, PSV Eindhoven, Borussia Dortmund, RSC Anderlecht, Flamengo ve FC Basel'in de katılacağı bildirildi.&lt;br /&gt;Nisan 2007'de kamuoyuna açıklanan ve 2008 yılı içinde hayata geçmesi beklenen yarışların, başlangıçta Avrupa'nın en meşhur 6 yarış pistinde organize edilmesi planlanıyor.&lt;br /&gt;Superleague Formula'nın Başkanı ve en üst düzey yöneticisi olan Alex Andreu, yaptığı basın açıklamasında, ''Dünyanın en önemli futbol kulüplerini start düzlüğünde görmeyi hedefleyen Superleague Formula, Galatasaray Kulübü'nün aramıza katıldığını açıklamaktan büyük mutluluk duymaktadır. Andreu, önümüzdeki üç hafta içinde Brezilya'da (Rio de Janeiro) Flamengo, Belçika'da (Brüksel) RSC Anderlecht ve İsviçre'de FC Basel'in organizasyona katılım törenleri kamuoyu ve medya ile açıklanacağını belirtirken, ''Katılacak olan diğer kulüplerle ilgili açıklamalar ise yeni yılın hemen başında duyurulacaktır. Galatasaray Kulübü, en sık katılan takımlardan biri olarak Şampiyonlar Ligi tarihinde en çok gelir elde eden 20 takım arasında yer almaya devam etmektedir. 2000 yılında oynadığı UEFA Kupası finalinde, kupa tarihindeki en yüksek ikinci TV izlenme oranına ulaşan Galatasaray, global bir futbol markası olarak ulaştığı zirveyi bir kez daha belgeleme imkanı bulabilmiştir'' dedi.&lt;br /&gt;''YÜZDE 40 GALATASARAY'I DESTEKLEMEYE DEVAM EDECEK''&lt;br /&gt;Galatasaray Kulübü Başkanı Özhan Canaydın ise yaptığı açıklamada ''2010 yılında 77 milyona ulaşması beklenen Türkiye nüfusunun bugün olduğu gibi gelecek yıllarda da yaklaşık yüzde 40'ının Galatasaray'ı desteklemeye devam edeceğine ve Türkiye'nin global ölçekteki en değerli futbol markasının Galatasaray olarak kalacağına inancının tam olduğunu'' söyledi.&lt;br /&gt;Canaydın, Galatasaray'ın Superleague Formula'ya katılması hakkında yaptığı değerlendirmede, ''Kuruluşundan bugüne olimpik &lt;a href="http://www.sporx.com/"&gt;spor&lt;/a&gt; branşlarını ardı ardına Türk sporseverleriyle ilk kez tanıştıran Galatasaray Kulübü, halen 12 branşta faaliyetlerine başarıyla devam etmektedir. Lider konumdaki taraftar kitlesinin yaş ve eğitim düzeyi göz önüne alındığında Galatasaray Kulübü, dünyanın yükselen değerlerinden biri olan motor sporlarına kayıtsız kalamazdı'' dedi.&lt;br /&gt;Hakan Şükür ise yaptığı açıklamada, Galatasaray'ın dünyanın sayılı global futbol markalarının boy göstereceği Superleague Formula'da Türkiye'yi temsilen yer almasından onur duyacaklarını belirterek, ''Takım arkadaşlarım ve ben, kulübümüzün renkleri ve armasıyla mücadele edecek olan Formula aracının yarış pistlerinde boy ölçüşeceği dünyanın sayılı futbol kulüpleriyle, yeşil sahalarda da sıkça karşılaşmaya devam edeceğiz'' dedi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-6825720808800665873?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/6825720808800665873/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=6825720808800665873' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/6825720808800665873'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/6825720808800665873'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/11/galatasaray-pistlere-iniyor.html' title='GALATASARAY PİSTLERE İNİYOR'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-7498541370766137223</id><published>2007-11-15T09:50:00.000-08:00</published><updated>2007-11-15T09:51:43.200-08:00</updated><title type='text'>2007 YILI İSVEÇLİ EN İYİ ORTA SAHA FUTBOLCUSU : GALATASARAYLI TOBİAS LİNDEROTH</title><content type='html'>Galatasaray'ın İsveçli oyuncusu Linderoth ülkesinin en iyi orta saha oyuncusu seçildi. Yüksek oy aldı Galatasaray'ın İsveçli futbolcusu Tobias Linderoth ülkesinden gelen haberle büyük bir gurur yaşadı. İsveç'te geleneksel olarak düzenlenen yılın futbolcusu ödülleri oylamasında, bu sezon sarı-kırmızılı formayı giyen Linderoth, 2007 yılının en iyi orta saha oyuncusu olarak belirlendi. Derbiyi bekliyor Oylamada&lt;br /&gt;&lt;a href="http://ads.sabah.com.tr/adserver/click.ads?n=af578454" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt;İnter'de forma giyen Zlatan İbrahimovic ise yılın futbolcusu ve yılın forveti ödüllerine layık görüldü. Öte yandan ülkesinde 1 numara olan Linderoth'un, Trabzon derbisine yetişmesi bekleniyor. Tedavisi süren İsveçli futbolcu, "Derbide oynamak istiyorum" dedi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-7498541370766137223?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/7498541370766137223/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=7498541370766137223' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/7498541370766137223'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/7498541370766137223'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/11/2007-yili-isveli-en-iyi-orta-saha.html' title='2007 YILI İSVEÇLİ EN İYİ ORTA SAHA FUTBOLCUSU : GALATASARAYLI TOBİAS LİNDEROTH'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-8134552820657301963</id><published>2007-10-23T11:12:00.000-07:00</published><updated>2007-10-23T11:21:08.162-07:00</updated><title type='text'>BÜYÜK TÜRK MİLLETİ - kuzey ırak - pkk</title><content type='html'>BENİMDE OLDUĞUM GİBİ ŞUAN BÜYÜK TÜRK MİLLETİNİN BÜTÜN FERTLERİ BÜYÜK BİR ÜZÜNTÜ İÇERİSİNDE BUNUN SEBEBİ KORKAK PKK'NIN VURKAÇ VE MAYIN GİBİ KORKAKÇA SALDIRILARLA SON BİR AYDA 30'DAN FAZLA ŞEHİT VERMEMİZE SEBEP OLMASIDIR.&lt;br /&gt;BU PKK KÖPEKLERİ ÜLKEMİZ SINIRLARINDA BULUNSA ŞİMDİYE SOYU KURUMUŞTU AMA YANDAKİ HERŞEYİNİ BİZİM SAĞLADIĞIMIZ KOMŞU ÜLKEMİZ IRAK'TA BULUNMAKTALAR ORDAN GİRİP KORKAKÇA SALDIRILARINI YAPIP TEKRAR KUZEY IRAK A KAÇMAKTALAR BU SEBEBİN TEK ÇÖZÜMÜ BİR SINIRÖTESİ HAREKATTIR. BUDA MECLİSTEN TESKERE GEÇTİ ARTIK DERHAL YAPILMALIDIR. NEDEN BEKLEDİĞİMİZ MEÇHUL KİMSE BİLMİYOR. EĞER Bİ AMERİKA ENDİŞESİ VARSA HİÇ KİMSE MERAK ETMESİN AMERİKA TÜRKİYEDEN İTLER YANİ KÖPEKLER GİBİ KORKMAKTADIR BİZ ÇOK GÜÇLÜ SİLAHLARI VE ÇOK GÜÇLÜ ASKERLERİ BULUNAN BİR ÜLKEYİZ EĞER ÖYLE OLMASAYDIK BÖYLE ZENGİN BİR ÇOĞRAFYADA BULUNMAMIZ SEBEBİYLE AMERİKA IRAK GİBİ BİZİDE İŞGAL ETMEYE KALKARDI.&lt;br /&gt;KUZEY IRAKA GİRELİM VE PKK'YI BİTİRELİM EĞER BİZE KARŞI ÇIKMAYA KALKANLAR OLURSA ONLARIDA EZER GEÇERİZ . HİÇ KİMSENİN MERAKI OLMASIN BUNDAN KİMSENİNDE ŞÜPHESİ OLMASIN.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TEKRAR MİLLETMİZİN BAŞI SAĞOLSUN&lt;br /&gt;ŞEHİT AİLELERİNİNDE AYRICA BAŞI SAOĞLSUN&lt;br /&gt;BAŞKA NE DİYELİM VATAN SAĞOLSUN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-8134552820657301963?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/8134552820657301963/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=8134552820657301963' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/8134552820657301963'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/8134552820657301963'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/10/byk-trk-milleti-kuzey-rak-pkk.html' title='BÜYÜK TÜRK MİLLETİ - kuzey ırak - pkk'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-7996193184066403983</id><published>2007-10-10T03:02:00.001-07:00</published><updated>2007-10-10T03:02:35.198-07:00</updated><title type='text'>UEFA KUPASINDAKİ RAKİPLERİMİZİ TANIYALIM</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.webaslan.com/cnt.php?pg=vodafone_gs&amp;amp;url=http://www.webaslan.com/haber/haber_oku.php?frm_id=23829" target="_top"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;Rakiplerimizi tanıyalım!Temsilcimiz Galatasaray, Bordeaux (Fransa), A.Wien (Avusturya), Panionios (Yunanistan), Helsingborg (İsveç) ekipleriyle H Grubu'nda buluştu. Rakiplerimize kısa kısa bakmak gerekirse...&lt;br /&gt;FC Girondins de Bordeaux&lt;br /&gt;Fransız ekibi maçlarını 34 bin kişilik Stade Chaban Delmas Stadyumu'nda oynuyor. Fransız ekibi ligi geçtiğimiz sezon 6. sırada tamamlamıştı. Bu sezon takıma katılan yeni isimler ise Souleymane Diawara (defans, Charlton, David Bellion (forvet, Nice), Alou Diarra (orta saha, Lyon), Mathieu Chalmé (defans, Lille). Sezon başında ise takımdan Faubert, Rio Mavuba, Jean-Claude Darcheville gibi etkili isimler ayrılmıştı. 1996 yılında Bordeaux  Vardar Skopje, Rotor Volgograd, Real Betis, AC Milan ve Sparta Prag'ı sırayla geçerek UEFA'da finale yükselmiş finalde üstün Alman teknolojisi Bayern Münih tarafından yerle bir edilmişti. Takımın teknik direktörlüğünü geçtiğimiz sezonun sonundan beri Fransız isim Laurent Blanc yapıyor. Takım Fransa'daki maçlarını Lacivert ağırlıklı bir forma ile oynarken, deplasmanda beyaz ağırlıklı bir forma ile sahada yer alıyor. Bordeux Fransa Ligue 1'de şu an 4. sırada yer alıyor.&lt;br /&gt;Galatasaray geçen sezon Şampiyonlar Ligi'nde Fransız temsilcisi Bordeaux ile aynı grupta mücadele etmişti. Ali Sami Yen Stadı'nda oynanan ilk maç 0-0 golsüz eşitlikle sona ererken, UEFA Kupası'na katılmak için büyük bir önem taşıyan Grubun son maçında Bordeaux, Fransa'da Galatasaray'ı 3-1 yenmişti. Bu karşılaşmada Arda Turan kırmızı kart görerek Galatasaray'ı 10 kişi bırakmıştı.&lt;br /&gt;Bordeaux'un kadrosu&lt;br /&gt;1   kaleci Kévin Olimpa 16  kaleci Ulrich Ramé (kaptan) 30  kaleci Mathieu Valverde 2  defans Paul Baysse 3  defans Carlos Henrique 6  defans Franck Jurietti 27  defans Marc Planus 18  defans Romain Brégerie 28  defans Benoît Trémoulinas 7  orta saha Johan Micoud 8  orta saha Alejandro Alonso 4  orta saha Alou Diarra 5  orta saha Fernando Menegazzo 10  orta saha Juan Pablo Francia 13  defans David Jemmali 14  defans Souleymane Diawara 17  orta saha Wendel 19  orta saha Pierre Ducasse 20  orta saha Christian Peruchini 22  orta saha Ted Lavie 23  defans Florian Marange 11  forvet David Bellion 12  forvet Edixon Perea 23  forvet Henri Saivet 15  forvet Jussiê 26  forvet Gabriel Obertan 9   forvet Fernando Cavenaghi 29  forvet Marouane Chamakh&lt;br /&gt;Başarıları:Ligue 1: 1949/50, 1983/84, 1984/85, 1986/87, 1998/99. Ligue 2: 1991/92. Coupe de France 3: 1940/41, 1985/86, 1986/87. Coupe de la Ligue 2: 2001/02, 2006/07 Fransa Süper Kupası: 1986 Coppa delle Alpi: 1980 UEFA Intertoto Cup: 1995/1996&lt;br /&gt;FK Austria Wien&lt;br /&gt;Avusturya Bundesliga'yı geçtiğimiz sezon 6. sırada tamamlayan 1911 yapımı ekip maçlarını 11.800 kişilik Horr Stadion'da oynuyor. Mor-beyazlı ekip iki sezon önce Avusturya Bundesliga'da şampiyonluğa uzanmıştı. Takımı Parits, Georg Zellhofer yönetiyor. Takım 1999 yılında Frank Stronach tarafından satın alınmıştı. 2004-2005 yılında takım yapılan takviyeler ve mali destek ile UEFA'da çeyrek finale kadar yükselerek büyük bir başarı elde etmişti. Ekibin ikinci dünya savaşı öncesinde o zamanki adıyla Mitropa Cup (UEFA Kupası)'nda iki şampiyonluğu bulunuyor. 2005 yılında ise takımın sahibi Stronach'ın revizyon istemesiyle takımın önemli oyuncularından Vladimír Janocko, Joey Didulica, Libor Sionko, Filip Šebo ve Sigurd Rushfeldt ile yollar ayrılmıştı.&lt;br /&gt;Son yıllarda Red Bull'un sponspor olmasınıyla büyük atağa kalkan Salzburg'un gölgesinde kalan Avusturya Wien bu yıl toparlandı ve liderliğe oturdu. Avusturya Bundesliga'da 14 hafta sonunda tek yenilgisi olan A.Wien'in en önemli silahları Acimovic ve Vachusek. Bu oyuncuların yanı sıra Polonyalı Bak ve Radowski diğer etkili isimler olarak göze çarpıyor.&lt;br /&gt;Kadrosu&lt;br /&gt;1  kaleci Szabolcs Sáfár 32  kaleci Saso Fornezzi 13  kaleci Bartolomej Kuru 3  defans Fernando Ariel Troyansky 4  defans Christian Ramsebner 5  defans Mario Majstorovic 24  defans Franz Schiemer 6  defans Jacek Bak 31  defans Joachim Standfest 18  defans Florian Metz 16  defans Ronald Gercaliu 22  defans Johannes Ertl 28  defans Michael Madl (kiralık - FC Wacker Tirol) 29  defans Markus Suttner 8  orta saha Arkadiusz Radomski 10  orta saha Štepán Vachoušek 20  orta saha Andreas Lasnik 15  orta saha Jocelyn Blanchard 2  orta saha Alexander Grünwald30  orta saha Milenko Acimovic 23  orta saha Emin Suliman26  orta saha Yüksel Sariyar     orta saha Philipp Netzer 11  forvet Johannes Aigner 14  forvet David Lafata 17  forvet Thomas Pichlmann 19  forvet Rubin Okotie 27  forvet Sanel Kuljic 9  forvet Wolfgang Mair    forvet Dragan Dimic&lt;br /&gt;Başarıları&lt;br /&gt;Lig: 1924,1926,1949,1950,1953,1961,1962,1963,1969,1970,1976,1978,1979,1980,1981,1984,1985, 1986,1991,1992,1993,2003,2006Avusturya Kupası: 1921,1924,1925,1926,1933,1935,1936,1948,1949,1960,1962,1963,1967,1971,1974,1977,1980,1982,1986,1990,1992,1994,2003,2005,2006, 2007Avusturya Süper Kupası:  1990,1991,1992,1993,2003,2004Kupa Galipleri Kupası: 1978&lt;br /&gt;Panionios GSS FC&lt;br /&gt;1890 yılında kurulan Atina ekibi Panionios maçlarını 11,700 kişilik 11,700 Nea Smyrni'deki Panionios Stadyumu'nda oynuyor. Başkanlığını Georgios-Eleytherios Katsifarakis'in yaptığı ekibin teknik direktörlüğünü ise Ewald Lienen yapıyor. 53 yaşındaki Alman çalıştırıcı Almanya Bundesliga'da Duisburg, Hansa Rostock, FC Köln, Borussia Mönchengladbach, Hannover 96 ve İspanya'da CD Tenerife takımlarını daha önce çalıştırmış ve 2006 yılında Yunan ekibinin başına geçmişti. Panionios Yunanistan Süper Ligi'ni geçtiğimiz sezon beşinci sırada tamamlamıştı. Kendi seyircisi önünde kırmızı-lacivert renkli forma ile mücadele eden ekip deplasmanda beyaz - lacivert renkli formayı tercih ediyor. Takım bu sezon başında Michael Delur'u Schalke'den, Bennard Yao Kumordzi'yi Egaeolo'dan, Ivica Majstorovic'i Unterhaching'den, Kostas Kapetanos'u Iraklis'den, Dimitris Siovas'i Xanti'den, Manolis Skoufalis'i Kerkyra'dan ve Giannis Kontoes'i Fostiras'dan transfer etmişti.&lt;br /&gt;Bu sezon takımda yer almayan isimler ise Tamadani Nsaliwa (AEK Athens FC), Drazen Zezel (NK Domzale), Oumar Kondé (FC Zürih). İki kere Yunanistan Kupası'nda şampiyonluğa uzanan Panionios'un henüz Yunanistan Ligi'nde bir şampiyonluğu bulunmuyor. Panionios ekibini sportif anlamda hayata geçiren isimler ise Kurtuluş Savaşı'nda Yunanlılara karşı aldığımız zafer sonucu İzmir'i terketmek zorunda kalan bir grup insan. İzmir'de kaybettikleri savaş sonucu Atina'ya yerleşen grup Panionios'u ilk sportif faaliyetleri içine sokmuştu.&lt;br /&gt;UEFA'da seri başı olmadan elemelere katılan Panionios, adını gruplara yazdırdı ve büyük bir başarıya imza attı. UEFA Kupası'nda Fransa'nın güçlü temsilcisi Sochoux ile eşleşen Panionios'a turu geçmesi konusunda hiç şans tanınmadı ancak Yunan temsilcisi Sochaux'u deplasmanda 2-0 mağlup edip evinde 1-0 mağlup oldu ve turu geçmeyi başardı.. Kadrosunda 14 yabancı futbolcu bulunan Yunan ekibinde Avusturyalı kaleci König görev yapıyor. Schalke'de bir dönem forma giyen golcü futbolcu Michael Delura takımın en önemli gol silahı.  Olympiakos, Panathinaikos ve AEK Athens gibi takımların gölgesinde bulunan gerek Yunan liginde gerekse Uluslararası alanda önemli başarısı olmayan Panionios kendi saha ve seyircisi önünde gösterdiği etkili performansı deplasman maçlarında gösteremiyor. Geçen sezon deplasmanda oynadığı 15 maçın sadece 3'ünü kazanan Yunan temsilcisi yine dikkat edilmesi gereken bir takım.&lt;br /&gt;Kadrosu:&lt;br /&gt;1  kaleci Miroslav Koenig 12  kaleci Haralambos Tabasis 2  defans Giannis Maniatis 3  defans Josef Gaspar 4  defans Sékou Berthé 5  defans Marcelo Jose Pletsch 13  defans Evvagelos Koutsopoulos 14  defans Grigoris Makos 17  defans Albi Kondi 24  defans Savas Exouzidis 19  defans Ivica Majstorovic --  defans Manolis Skoufalis --  defans Dimitris Siovas --  defans Giannis Kontoes 29  defans Hristos Hatzifountas --  orta saha Nikos Stamos 15  orta saha Bennard Yao Kumordzi 16  orta saha Rebeiro Wagner 19  orta saha Spiros Dorovinis 8  orta saha Kostas Kapetanos 20  orta saha Fanouris Goundoulakis 21  orta saha Nikos Spiropoulos 23  orta saha Dario Fernandez 28  orta saha Marios Nicolaou 9  forvet Rafik Djebbour 10  forvet Lourenço da Silva 11  forvet Christos Aravidis 18  forvet Michael Delura44  forvet Giorgos Xidis 35  forvet Dimitrios Sialmas 47  forvet Kyriacos Pavlou  Helsingborgs IF&lt;br /&gt;İsveç'in 1907 yılında kurulan kırmızı-lacivertli ekibi Helsingborgs maçlarını 16,673 kapasiteli Olimpiyat Stadı'nda oynuyor. Takımın teknik direktörlüğünü ise Stuart Baxter yapıyor. 2005 yılında istediği başarıyı elde edemeyen Helsinborgs aynı sezon içinde derbi mücadelesi olan Malmö FF'ye karşı oynadığı iki maçı da kaybetmişti. 2006 yılında ise Malmö karşısında alınan bir yenilgi daha teknik adam Peter Swärdh'in işine son verilmesine sebep olmuştu.&lt;br /&gt;Sward'dan sonra 2006 Dünya Kupası'nın ardından takımın başına ekibin eski ve unutulmaz yıldız futbolcusu Henrik Larsson geçti.  Stuart Baxter, Larsson birliğinde ekip geçen sezon Allsvenskan'yı 4. sırada tamamladı.  Takımın müzesinde 6 lig, 4 İsveç Kupası bulunuyor. Ekibin lakapları ise Kırmızılar anlamına giren Di Röe (The Reds) ve Süt İneği anlamına gelen Mjölkkossan (The Milk Cow).&lt;br /&gt;Hollanda ekibi Heerenveen'e ilk maçta 5-3 mağlup olup, evinde 5-1 kazanan İsveç ekibinin en önemli yıldızı dünya futbolunun sayılı golcülerinden Henrik Larsson. Larsson dışında dikkat edilmesi gerek bir diğer oyuncu ise Omotoyossi. Larsson dışında önemli bir yıldızı, Omotoyossi dışında da etkili bir oyuncusu olmayan Helsingborg katı savunması ve oyun disiplininden kopmamasıyla dikkat çekiyor. İsveç Ligi'nde şu anda 9. sırada bulunuyor ve kötü bir sezon geçiriyor. İsveç Ligi'nde iki hafta sonra sezonun bitecek olması Galatasaray için avantaj da olabilir dezavantajda.&lt;br /&gt;Kadrosu1  kaleci Daniel Andersson 22  kaleci Oscar Berglund 23  defans Erik Wahlstedt 25  defans Oskar Rönningberg 28  defans Johan Falkesäter 18  defans Samir Beloufa 14  defans Leandro Castán 21  defans Christoffer Andersson 3  defans Adama Tamboura 4  defans Andreas Landgren 5  defans Andreas Jakobsson 33  defans Marcus Nilsson 6  orta saha Imad Khalili (kiralık - Bunkeflo IF) 19  orta saha Martin Kolar 2  orta saha Isaac Chansa 8  orta saha Fredrik Svanbäck 9  orta saha Andreas Dahl 10  orta saha Marcus Lantz 16  orta saha René Makondele 13  orta saha Ólafur Ingi Skúlason 26  orta saha Joel Ekstrand 32  orta saha Mathias Unkuri 7  forvet Gustaf Andersson 11  forvet Razak Omotoyossi 15  forvet Olivier Karekezi 17  forvet Henrik Larsson 29  forvet Patrik Åström 20  forvet Fredrik Olsson     forvet Mike Sserumaga     BaşarılarıLig: 1932–33, 1933–34, 1940–41, 1999 Allsvenskan: 1928–29, 1929–30, 1932–33, 1933–34, 1940–41, 1999 Svenska Cupen:  1941, 1997–98, 2006&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-7996193184066403983?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/7996193184066403983/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=7996193184066403983' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/7996193184066403983'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/7996193184066403983'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/10/uefa-kupasindaki-rakiplerimizi.html' title='UEFA KUPASINDAKİ RAKİPLERİMİZİ TANIYALIM'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-5040085058088616726</id><published>2007-10-09T11:54:00.000-07:00</published><updated>2007-10-10T03:08:24.076-07:00</updated><title type='text'>UEFA KUPASINDA GALATASARAYIN RAKİPLERİ VE MAÇ PROGRAMI</title><content type='html'>GALATASARAYIMIZIN UEFA KUPASI GURUBUNDAKİ RAKİPLERİ BELLİ OLDU : BORDEAUX , AUSTRİA WİEN , PANİONİOS , HELSİNBORG  GALATASARAY BU TAKIMLARIN HEPSİNDE DAHA YILDIZ DAHA ÜNLÜ BİR KADROYA SAHİP DAHA TECRÜBELİ VE BAŞARILI AMA FUTBOL BU BELLİ OLMAZ BİZİM HEDEFİMİZ MANCHESTERDEKİ UEFA KUPASI FİNALİ HİÇBİR TAKIMI KÜÇÜMSEMEMEK LAZIM AYRICA GALATASARAYIN MAÇ PROGRAMI ŞÖYŞE :&lt;br /&gt;UEFA Kupası 2. tur (H) Grubu’nda mücadele edecek Galatasaray, ilk maçını 25 Ekim Perşembe günü, deplasmanda Fransa’nın Bordeaux takımıyla oynayacak. Sarı-kırmızılılar, tek devreli lig usulüne göre oynanacak grup maçlarının ikincisinde, 8 Kasım Perşembe günü İsveç’in Helsinborg takımını İstanbul’da konuk edecek. Galatasaray, gruptaki 3. maçında ise 29 Kasım Perşembe günü Yunanistan deplasmanında Panionios ile karşılaşacak. 5-6 Aralık’ta oynanacak grup maçlarını bay geçecek Galatasaray, gruptaki son maçında ise 20 Aralık Perşembe günü, İstanbul’da Avusturya’nın Austria Wien takımı ile mücadele edecek.&lt;br /&gt;25 EkimBordeaux-Galatasaray&lt;br /&gt;8 KasımGalatasaray-Helsinborg&lt;br /&gt;29 KasımPanianios-Galatasaray&lt;br /&gt;20 AralıkGalatasaray-Austria Wien&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-5040085058088616726?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/5040085058088616726/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=5040085058088616726' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/5040085058088616726'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/5040085058088616726'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/10/uefa-kupasinda-rakiplerimiz-belli-oldu.html' title='UEFA KUPASINDA GALATASARAYIN RAKİPLERİ VE MAÇ PROGRAMI'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-5691810893987876203</id><published>2007-10-07T01:46:00.000-07:00</published><updated>2007-10-07T01:47:06.665-07:00</updated><title type='text'>İSVİÇRE BASINI GALATASARAYA 5-1 YENİLEN SİONU ELEŞTİRİ YAĞMURUNA TUTTU</title><content type='html'>Le Matin gazetesi, "Galatasaray Sion`u traşladı" ifadesini kullanırken, 36. dakikada İsviçre'deki gibi skorun 3-0 olduğunu, ancak bu sefer skor tabelasının yer değiştirdiğini yazdı. Gazete ayrıca kulübesinde golleri saymaktan başka bir şey yapmadığını iddia ettiği teknik direktör Alberto Bigon'un geleceğinin de garanti altında olmadını yazdı. Gazeteye göre Bigon, FC Sion'un bu hafta sonu ligde oynayacağı karşılaşmada puan kaybetmesi halinde takımın başından uzaklaştırılacak. Le Matin ayrıca, Başkan Constantin'in, "Galatasaray, UEFA Kupası'nda bu yıl yarı final veya final oynar" demecine yer verdi.&lt;br /&gt;Le Temps gazetesi ise "Galatasaray, Sion'u safdışı etti" başlıklı haberde, Galatasaray'ın, Sion'un UEFA Kupası'nda ikinci tura kalma hayallerini yarım saatte çöpe attığını yazarken, iki gol bulan Ümit Karan'a övgüde bulundu. Tribune De Geneve gazetesi de, bu sonucun Sion için mucize olmadığını belirterek, "Ali Sami Yen'de Galatasaray'ın dediği oldu. İlk 20 dakikada Galatasaray istediğini aldı. Galatasaray'a 5-1 yenilen Sion, UEFA'yı arka kapıdan terk etti" ifadelerini kullandı.&lt;br /&gt;24 Heures gazetesi, "Ali Sami Yen tarifesi 5'lik" başlığını kullandığı haberde şu cümlelere yer verdi: "Sion, Türkiye'den bir tokat yedi. Sion, Ali Sami Yen`de yeni bir mucize yaratamadı. İki takım arasında klas bakımından büyük fark var. Seyircisinin önüne 5 haftadır çıkamayan Galatasaray, bu sefer onların önünde büyük bir güvenle çıkarken, coştukça coştu." "Rüya 20 dakika sürdü, Sion sonra gerçekle başbaşa kaldı" başlığını kullanan 20 Minutes gazetesi ise, "Sion 5-1'lik skorla adeta nakavt oldu. Sion ilk yarının skoru 3-0 iken zaten maçı bıraktığı görünümündeydi. Ali Sami Yen'de 22 bin taraftar adeta bir ateş küresiydi. Bu neticeyle Sion, UEFA Kupası'nın dışında kaldı" yorumunu yaptı.&lt;br /&gt;Le Matin Bleu gazetesi ise maçı şöyle değerlendirdi: "Sion, Galatasaray'ı iyi tartamadı ve onların ağırlığını da kaldıramadı. Sion'un bu haliyle bundan başka bir netice alması da fazla iyimserlik olurdu. Maç Galatasaray'ın kontrolü altında geçerken, Sion'un fazla yapacak bir şeyi yoktu. Böylece Sion boyunun ölçüsünü almış oldu. Sion'un ümitleri seneye kaldı."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-5691810893987876203?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/5691810893987876203/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=5691810893987876203' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/5691810893987876203'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/5691810893987876203'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/10/isvire-basini-galatasaraya-5-1-yenilen.html' title='İSVİÇRE BASINI GALATASARAYA 5-1 YENİLEN SİONU ELEŞTİRİ YAĞMURUNA TUTTU'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-6815082324227293960</id><published>2007-10-07T01:44:00.000-07:00</published><updated>2007-10-07T01:45:48.539-07:00</updated><title type='text'>GALATASARAY TEKNİK DİREKTÖRÜ FELDKAMPP : 5-1 LİK GALİBİYETİ HAK ETTİK --- FC SİON TEKNİK DİREKTÖRÜ BİGON : GALATASARAYA YENİLMEK UTANÇ DEĞİLDİR</title><content type='html'>Galatasaray Teknik Direktörü Karl Heinz Feldkamp, FC Sion karşısında aldıkları 5-1'lik skoru hak ettiklerini söyledi.4.10.2007&lt;br /&gt;'Korktuğum olmadı'Feldkamp, maçtan sonra düzenlediği basın toplantısında, FC Sion karşısında, ilk maçın ikinci yarısında başladıkları futbolun devamını bu maçta oynadıklarını ifade ederek, "Bu skoru hak ettik. Korktuğum bir şey vardı, 3. golü bulduktan sonra ileri gidip bir gol yiyebilirdik, arkasından bir tane daha yiyip zora girebilirdik. Bu beni rahatsız etti, ama sonuçta bu yüksek skoru hak ettik" diye konuştu.  Alman teknik adam, rakiplerinin Cenevre’de kendilerine karşı yapabileceklerinin üstünde oynadığını dile getirdi.        Seyirciye övgüSeyircilerin maçta kendilerini ileriye ittiğini anlatan Feldkamp, "Onlar oyunu hızlandırıyorlar. Aslında bazen kontrol etmeye çalışıyorum, ama böyle bir statta kaynama olunca hızlanmamak zor oluyor. Barış bir ara öyle hızlıydı ki toptan önce o kaleye girdi" dedi. Feldkamp, maçları perşembe-pazar oynamanın sıkıntı yaratabileceğini vurgularken, "Aslında çarşamba-pazar daha uygun. Yarın sakatlıklar veya oyuncuların fizik durumuna göre, pazar günü yapacağımız Kayserispor maçında kadroda değişikliğe gidebilirim" diye görüş belirtti.         Ucuza geldi, golünü attıİsmail Bouzid ile hafta boyunca konuştuğunu belirten Alman teknik adam, "Ona genç bir oyuncu olduğunu, büyük takıma geldiğini, geçtiğimiz haftalarda çok şeyler öğrendiğini söyledim. Şansı da yaver gitti ve bir ol attı. Genç bir oyuncu, büyük bir para da verilmedi kendisine" ifadesini kullandı.Maçta, takım olarak çok iyi performans gösterdiklerini belirten Feldkamp, "Lincoln ve Hakan bu hafta çok iyi çalıştı, ufak tefek sıkıntıları hazmetmek zorunda kaldık, ama takım olarak çok iyi oynadık" açıklamasını yaptı.         Bigon: "Galatasaray'a kaybetmek utanç değil"FC Sion Teknik Direktörü Alberto Bigon, maçı güçlü olan takımın kazandığını ifade ederek, "Galatasaray gibi güçlü bir takıma kaybetmek utanç vesilesi değildir" dedi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-6815082324227293960?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/6815082324227293960/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=6815082324227293960' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/6815082324227293960'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/6815082324227293960'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/10/galatasaray-teknik-direktr-feldkampp-5.html' title='GALATASARAY TEKNİK DİREKTÖRÜ FELDKAMPP : 5-1 LİK GALİBİYETİ HAK ETTİK --- FC SİON TEKNİK DİREKTÖRÜ BİGON : GALATASARAYA YENİLMEK UTANÇ DEĞİLDİR'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-4905366894199872165</id><published>2007-10-07T01:42:00.000-07:00</published><updated>2007-10-07T01:43:22.335-07:00</updated><title type='text'>ASLANIMIZ KÜKREDİ</title><content type='html'>Sion Başkanı Constantin'in 'Soyunma odalarına gaz maskeleriyle gireceğiz' açıklaması, Sarı-Kırmızılı oyuncuları motive etti. Aslan, İsviçreli rakibi karşısında gole doymadı.5.10.2007&lt;br /&gt;Stat: Ali Sami YenHakemler: Michael Weiner, Volker Wezel, Tobias Welz (Almanya)Galatasaray: Orkun xx, Uğur xxx, Song xxx, Servet xxx, Volkan xxx, Barış xx, Linderoth xxx (Dk. 86 Bouzid xx), Lincoln xxx (Dk. 80 Nonda x), Arda xxx (Dk. 69 Hasan xx), Ümit xxx, Hakan Şükür xxxFC Sion: Vailati x, Alioi xx (Dk. 63 Reset x), Goncalves Kali xx, Bühler xx, Nwaneri xx, Obradovic xx, Galindo x (Dk. 63 Geiger x), Vanczak xx, Dominguez xx, Mucana Paito xx, Adeshina x (Dk. 73 Saboroi x)Goller: Dk. 22 ve Dk. 29 Ümit, Dk. 36 Lincoln, Dk. 68 Arda, Dk. 90 Bouzid (Galatasaray), Dk. 90 Nwaneri (FC Sion)Sarı Kartlar: Dk. 14 Dominguez, Dk. 45 Obradovic (FC Sion)&lt;br /&gt;Hakan Şükür ve Lincoln’ün cumartesi günü kadro dışı kalması ile Sarı-Kırmızılı camia kazandığı derbinin tadını çıkaramamıştı. Hafta boyunca kadro dışı polemiği derbi galibiyetinin önüne geçmişti. İki yıldız dün sahadaydı. Galatasaray kazanmaya konsantre olmuş ve takımına hasret kalan tribünler coşkuluydu. Lincoln gösterdiği performansla hafta sonu yaşanan olayların etkisinde kalmadığını gösterdi...  22. dakikada Linderoth orta sahada rakibinden sökerek aldığı topu Lincoln’e verdi, Brezilyalı Ümit Karan’ın önüne yuvarladı. Ümit harika sağ ayak içi plasesi ile Galatasaray’ı öne geçirdi: 1-0.29’da Uğur ceza sahasına şişirdi, Hakan Şükür indirdi, Ümit Karan yerden sert vurdu: 2-0.37’de ise Arda ceza sahasına girmekte olan Lincoln’ü gördü, yıldız oyuncunun sert şutu defansa çarptı ve ağlarla buluştu: 3-0... İlk yarı bu skorla kapandı.İkinci yarının ilk pozisyonu 55’te yine temsilcimizden geldi. Arda’nın güzel pasında Hakan Şükür kaleci ile karşı karşıya kaldı. Kral topa vurmakta geç kalınca Goncalves topu kaptı...68’de Lincoln’ün topuk pası ile ceza sahasına giren Arda sağ ayak içi ile Tanjuvari bir vuruşla skoru 4-0’a getirdi.90. dakikada Dominguez’in güzel pasına  Nwaneri güzel vurdu ve Sion’un tek sayısı geldi: 4-1.92’de Hasan Şaş’ın ortasına voleyi vuran Bouzid Galatasaray’ın 5. golünü attı: 5-1.Aslanlar, İsviçre’deki şok mağlubiyet ve Sion Başkanı Constantin’in, “İstanbul’da soyunma odalarına gaz maskesiyle gireceğiz” açıklaması üzerine iyi motive olmuştu. Maçı daha ilk yarıda koparan Galatasaray, rakibini yerle bir ederken, gözünü pazar günü Süper Lig’de oynayacağı Kayserispor deplasmanına çevirdi.Raşit Altun&lt;br /&gt;Maçtan notlarUlusoy zafer sarhoşu!Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy, Galatasaray’ın zaferiyle zevkten dört köşe oldu. Mücadeleyi büyük bir heyecanla takip eden Ulusoy, özellikle Arda’nın 68. dakikadaki golüyle koltuğunda sıçrayıp, yumruğunu havaya kaldırdı ve mutluluğunu yanındakilerle paylaştı. Maçı, Şenes Erzik, Levent Kızıl, Tahir Kıran ve Ayhan Bermek gibi futbol camiasının ağır topları da izledi.Bugün çok kırmızısınız!Adidas, kombine bilet alanlara hediye verilmek üzere kırmızı bir forma tasarlamıştı Galatasaray için. Ancak taraftarlar bu formaları çok beğenince, Sarı-Kırmızılı yönetim, hemen piyasaya sunma kararı aldı. Galatasaraylılar’dan büyük rağbet gören kırmızı formayı, takım dün ilk kez giydi. Ve bu değişiklik, Cim Bom’a uğur getirmiş olacak ki, Aslan güzel futbolunu farka giderek süsledi.&lt;br /&gt;Ulusoy’un coşkusuTürkiye Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy, Galatasaray’ın zaferiyle zevkten dört köşe oldu. Mücadeleyi büyük bir heyecanla takip eden Ulusoy, özellikle Arda’nın 68. dakikadaki golüyle koltuğunda sıçrayıp, yumruğunu havaya kaldırdı ve mutluluğunu yanındakilerle paylaştı. Maçı, Şenes Erzik, Levent Kızıl, Tahir Kıran ve Ayhan Bermek gibi futbol camiasının ağır topları da izledi.&lt;br /&gt;Constantin sahadaTürkiye aleyhine kullandığı rencide edici ifadelerle büyük tepki toplayan Sion Başkanı Christian Constantin, soyunma odasından takımıyla birlikte sahaya çıktı. Bir süre çimler üzerinde gezinen Constantin, tribünlerin ıslıklı protestosuyla karşılaştı. Bu arada İsviçreli medya mensupları, kendilerine ayrılan yayın yerini beğenmeyip, şikayette bulundu ama her şey prosedürüne uygundu.&lt;br /&gt;Sezgin: Umarım utanmıştırAdnan Sezgin, maç sonunda Sion Başkanı Constantin’i hedef aldı: “Herhalde çok dizi filmi izliyor, roman okuyor ya da macera filmlerine meraklı. Umarım yaptığı açıklamalardan utanmıştır. konukseverliğimizi gösterdik.”Nyon’da yer hazır!Sarı-Kırmızılı idareciler, kurada rakip Sion çıkar çıkmaz, Nyon’da otel rezervasyonu yaptırmıştı. Gruplarda karşılaşacakları takımların belirleneceği kurayı izlemek için erken davranan idareciler, ilk maçın ardından bir parça umutsuzluğa kapılsa da, Ali Sami Yen’deki rövanş beklentileri yanıltmadı. Şimdi Nyon’da yerler hazır, 9 Ekim günü iple çekiliyor. Sezgin ile Üstünel’in İsviçre’ye birlikte gidecekleri öğrenildi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-4905366894199872165?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/4905366894199872165/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=4905366894199872165' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/4905366894199872165'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/4905366894199872165'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/10/aslanimiz-kkredi.html' title='ASLANIMIZ KÜKREDİ'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-5506570934140500490</id><published>2007-10-04T09:55:00.000-07:00</published><updated>2007-10-04T09:56:15.587-07:00</updated><title type='text'>ASLANIMIZIN KÜKREME ZAMANI GELDİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.webaslan.com/cnt.php?pg=vodafone_gs&amp;amp;url=http://www.webaslan.com/haber/haber_oku.php?frm_id=23829" target="_top"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;Takımımız UEFA Kupası 1. Tur rövanş maçında Ali Sami Yen'de Sion'u konuk ediyorGalatasaray, UEFA Kupası 1. tur ilk maçında deplasmanda 3-2 mağlup olduğu İsviçre'nin FC Sion takımı ile Ali Sami Yen'de karşı karşıya geliyor. 21.30'da başlayacak olan karşılaşmayı Almanya Futbol Federasyonu'ndan Michael Weiner, Volker Wezel ve Tobias Welz hekem üçlüsü yönetecek. Maçta 4. hakem olarak Babak Rafati görev alacak.&lt;br /&gt;Galatasaray, Ali Sami Yen Stadı'nda oynanacak karşılaşmada Sion karşısında alacağı 1-0, 2-1 ya da daha farklı skorlu galibiyetlerde turu geçecek. Galatasaray'ın normal sürede 3-2 galip gelmesi halinde uzayacak karşılaşmada, her türlü beraberlik, rakibin galibiyeti ve Galatasaray'ın tek farklı diğer galibiyetleri (4-3, 5-4 vb.) İsviçre temsilcisinin turu geçip gruplara kalmasını sağlayacak.&lt;br /&gt;Galatasaray'da Okan, Sabri ve Ayhan dışında sakat oyuncu bulunmuyor. Feldkamp tarafından geçtiğimiz hafta oynanan Beşiktaş maçının kadrosundan çıkartılan Hakan Şükür ve Lincoln'un, FC Sion karşılaşmasında takımdaki yerlerini alması bekleniyor.&lt;br /&gt;G.SARAY 201. MAÇINA ÇIKIYOR&lt;br /&gt;UEFA Kupası 1. tur rövanş maçında İstanbul'da İsviçre'nin FC Sion takımıyla karşılaşacak Galatasaray, Avrupa kupalarında 201. maçına çıkacak. Gösterdiği performansla Avrupa arenasında en başarılı Türk ekibi olarak dikkati çeken sarı-kırmızılılar, bugüne kadar Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası ile Şampiyonlar Ligi'nde 131, UEFA Kupası'nda 36, Avrupa Kupa Galipleri Kupası'nda 32 ve Süper Kupa'da da 1 kez olmak üzere, Avrupa kupalarında toplam 200 maç oynadı.&lt;br /&gt;2000 yılında UEFA Kupası ve Avrupa Süper Kupası'nı müzesine götürerek tarih yazan Galatasaray, geride kalan 200 Avrupa Kupası maçında 73 galibiyet ve 77 yenilgi alırken, 50 karşılaşmada ise eşitliği bozamadı. Bu karşılaşmalarda rakip filelere toplam 260 gol göndermeyi başaran Galatasaray, kalesinde ise 295 gole engel olamadı.&lt;br /&gt;MUHTEMEL 11'LER&lt;br /&gt;GALATASARAY&lt;br /&gt;OrkunUğurSongServetVolkanLinderothArdaBarışLincolnÜmit KaranNonda&lt;br /&gt;FC SİON&lt;br /&gt;VailatiKaliNwaneriAliouiPaitoGeigerVanczakObradovicDominguezAdeshinaBuehler&lt;br /&gt;STAT: Ali Sami YenSAAT: 21.30HAKEM: Michael WeinerYAYIN: D Smart&lt;br /&gt;TÜRKİYE - İSVİÇRE REKABETİ&lt;br /&gt;FC Sion ile Galatasaray arasında oynanacak UEFA Kupası 1. tur rövanş maçıyla birlikte Türk ve  İsviçre futbol takımları Avrupa kupalarında 20. kez karşı karşıya gelecek. İki ülke ekipleri arasında bugüne dek yapılan 19 maçın 10'unu Türk, 6'sını ise İsviçre ekipleri kazanırken, 3 maç da berabere sonuçlandı. Türk takımları, bu karşılaşmalarda toplam 38 gol atarken, 33 gol yedi.&lt;br /&gt;9 EŞLEŞME, 5 TUR&lt;br /&gt;Türk ekipleri, İsviçre takımları ile daha önce Avrupa kupalarında 9 kez eşleşirken, bunların 5'inde turu geçen taraf oldular. Türk takımları içinde İsviçre ekipleri ile en çok eşleşen Galatasaray olurken, sarı-kırmızılılar, 6 eşleşmede 4 kez turu geçmesini bildi. Bu arada Antalyaspor, UEFA Intertoto Kupası grup maçında İsviçre'nin FC Basel takımına 5-2 yenilirken, Malatyaspor da UEFA Kupası 1. turunda aynı takıma 2003-2004 sezonunda elenmişti.&lt;br /&gt;EN FARKLI GALİBİYET VE MAĞLUBİYETİ GALATASARAY ALDI&lt;br /&gt;İsviçre takımlarıyla oynanan karşılaşmalarda en farklı skorlu galibiyet ve mağlubiyeti Galatasaray aldı. Galatasaray, Neuchatel Xamax karşısında 5-0'lık sonuçla İsviçre ekiplerine  karşı en farklı galibiyeti alırken, İsviçre takımlarının en farklı galibiyetini ise 5-1'lik sonuçla FC Sion, yine Galatasaray karşısında elde etti. Bu arada, Türk ve İsviçre futbol takımları arasında bugüne dek oynanan 19 maçta da gol atıldı.&lt;br /&gt;FC SION'A 1 KEZ ELENDİ, 1 KEZ ELEDİ&lt;br /&gt;Galatasaray, karşılaşacağı FC Sion ile daha önce 2 kez eşleşirken, rakibini 1 kez eledi, 1 kez de elenmekten kurtulamadı. Kupa Galipleri Kupası'nda 1965-66 sezonunda FC Sion ile karşı karşıya gelen Galatasaray, 5-1'lik mağlubiyetin ardından aldığı 2-1'lik galibiyete rağmen elendi. 1997-98 sezonu Şampiyonlar Ligi ön eleme turunda ise Galatasaray, her iki  karşılaşmayı da 4-1 kazanarak, rakibini elemeyi başardı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-5506570934140500490?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/5506570934140500490/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=5506570934140500490' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/5506570934140500490'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/5506570934140500490'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/10/aslanimizin-kkreme-zamani-geldi.html' title='ASLANIMIZIN KÜKREME ZAMANI GELDİ'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-4310233856445544242</id><published>2007-08-10T03:28:00.000-07:00</published><updated>2007-09-01T14:05:54.312-07:00</updated><title type='text'>NONDA İMZALADI</title><content type='html'>78209 kez okunduShabani Nonda İmzaladı Galatasaray’ın yeni transferi Shabani Nonda, Florya Metin Oktay Tesisleri Turgay Vardar Basın Odası’nda düzenlenen imza töreni ile resmen Galatasaraylı oldu.Galatasaray ile sözleşmeye imzalayan Shabani Nonda’nın imza törenine Yönetim Kurulu Üyesi Haldun Üstünel, Galatasaray Futbol A.Ş. Genel Müdürü Adnan Sezgin ve takım menajeri Mustafa Turgun da katıldı. Galatasaray’da 20 numaralı formayı giyecek olan Shabani Nonda imza töreninde şunları söyledi, “Galatasaray'da oynayacak olmamdan dolayı gurur duyuyorum. Avrupa'nın en önemli kulüplerinden birine geldim. Galatasaray’ın bana gösterdiği özel ilgiden dolayı çok mutluyum. Benim G.Saray'a ne kadar çok gelmek istediğimi Roma'ya göstermem gerekti. Roma'da istediğim süreleri alamıyordum, bundan sonra Galatasaray'da neler yapabileceğimi sahada göstereceğim. Türk Futbolu'nu tanıyorum dersem yalan söylemiş olurum. Üç büyükleri biliyorum yalnızca. Türkiye'de şu kadar gol atarım gibi bir iddiam olmaz ama söyleyeceğim tek şey, evet gol atacağım. Ümit Karan ve Hakan Şükür'ü tanıyorum, ikisi de çok iyi golcüler. 30 yaşındayım ve futbol hayatımda bir çok şey yaşadım, aramızda iyi bir rekabet olacaktır. Aramızdaki bu rekabet takıma fayda sağlayacaktır”. Galatasaray'a gelirken eski takım arkadaşı Tugay ile konuşup konuşmadığı sorusuna Nonda, “Bu transferden önce konuşmadım ama çok eğlenceli bir insan olan Tugay ile daha önce Türkiye ve Galatasaray hakkında konuşmuştuk” &lt;a href="http://ads.sabah.com.tr/adserver/click.ads?n=af578454" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-4310233856445544242?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/4310233856445544242/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=4310233856445544242' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/4310233856445544242'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/4310233856445544242'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/08/hasan-kabzeden-3-yillik-imza.html' title='NONDA İMZALADI'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-5963908713496085627</id><published>2007-08-10T03:23:00.000-07:00</published><updated>2007-09-01T14:04:35.361-07:00</updated><title type='text'>GALATASARAYIN ALTIN AYAKKABI ALMIŞ DÜNYACA ÜNLÜ FORVETİ NONDAYI TANIYALIM</title><content type='html'>Nonda'yı tanıyalım!..Transferde dur durak bilmiyoruz. Necati'nin takımla ilişkisinin kesilmesi ve Hasan Kabze'nin Rusya'nın Rubin Kazan takımına transfer olmasından sonra forvet arayışlarını hızlandıran Galatasarayımız, aradığı golcüyü buldu. Shabani Nonda... Futbol kariyeri başarılarla dolu olan Shabani Nonda kimdir, kısaca bir göz atalım...&lt;br /&gt;6 Mart 1977 Bujumbura, Burundi doğumlu 1.82 boyunda, 72 kilo olan Shabani Nonda, Kongo Milli Takımı'nın formasını giyiyor. 2000'de Monaco'ya transfer olan Nonda, 2004 Şampiyonlar Ligi finalinde Monaco formasıyla final oynadı. Monaco'da 57 gol kaydeden futbolcu ardından 31 Ağustos 2006'da bir yıllığına kiralık olarak Tugay Kerimoğlu'nun da formasını giydiği Premier League ekibi Blackburn Rovers'a geçti. 29 Ağustos'ta Roma'dan Galatasaray'a geçtiği haberi gelen futbolcu Rovers'da bir sezonda 26 maçta 7 gol kaydetti.&lt;br /&gt;95/98 yılları arasında üç sezon FC Zürich'de oynayan Nonda İsviçre'de 75 maçta 36 gol kaydetti. 98/00'de iki sezon da Stade Rennais'de oynayan Kongolu futbolcu 62 maçta 31 gol kaydetti. Nonda'nın Burundi'de doğmuş olmasına rağmen Kongo vatandaşlığı bulunuyor ve 5 kez milli takım ile sahaya çıktı.&lt;br /&gt;2002-03'te Monaco ile geçirdiği muhteşem sezonda 26 lig golü kaydeden futbolcu ciddi bir şekilde dizinden sakatlandı ve 2003/04'te sadece 7 maça ilk 11'de ve 5 maça da sonradan girdi 5 gol kaydetti. İki sezon boyunca sakatlıklarla boğulan Nonda uzun süre eski formunu sergilemekte zorlandı.&lt;br /&gt;İngiltere'de oynama başarısı gösteren nadir Kongolu futbolculardan olan Shabani Nonda için Rovers'da taraftarlar, "Do do doo... Nonda!" ve "Who's that coming over the hill, it's Shabba Nonda, Shabani Nonda! (O tepenin arkasından gelen kim, Shabba Nonda, Shabani Nonda!)" şeklinde besteler yaptı.&lt;br /&gt;Nonda'nın Rovers taraftarının taktığı Shabba ve kendisinin favorisi olan ve aynı zamanda ikinci ismi olan Chris takma isimleri bulunuyor. 90'lı yıllarda Tanzanya'da Young Africans'da (Yanga) oynayan Nonda o zamanlarda "Papii" takma adıyla&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-5963908713496085627?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/5963908713496085627/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=5963908713496085627' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/5963908713496085627'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/5963908713496085627'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/08/postiga-pazar-gn-istanbula-geliyor.html' title='GALATASARAYIN ALTIN AYAKKABI ALMIŞ DÜNYACA ÜNLÜ FORVETİ NONDAYI TANIYALIM'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-4876708159837221047</id><published>2007-08-04T06:06:00.001-07:00</published><updated>2007-08-04T06:09:23.546-07:00</updated><title type='text'>GALATASARAY SK - KARŞIYAKA</title><content type='html'>GALATASARAY YENİ FORVETİNİN AÇIKLANACAĞI MAÇA ÇIKIYOR AMA BU MAÇTAN SONRADA AÇIKLANABİLİR GALATASARAYIN YENİ FORVETİ&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-4876708159837221047?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/4876708159837221047/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=4876708159837221047' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/4876708159837221047'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/4876708159837221047'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/08/galatasaray-sk-kariyaka.html' title='GALATASARAY SK - KARŞIYAKA'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-3332136501278769737</id><published>2007-08-04T06:06:00.000-07:00</published><updated>2007-08-04T06:10:04.282-07:00</updated><title type='text'>KAAN ÖZPINAR</title><content type='html'>KAAN ÖZPINAR&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-3332136501278769737?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/3332136501278769737/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=3332136501278769737' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/3332136501278769737'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/3332136501278769737'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/08/oks-sonu-bilgileri-kazandiim-okul.html' title='KAAN ÖZPINAR'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-8359604049305161239</id><published>2007-08-03T08:21:00.000-07:00</published><updated>2007-08-03T08:23:20.435-07:00</updated><title type='text'>RAKİP ; SLAVEN KOPRİVNİCA</title><content type='html'>&lt;ol&gt;&lt;li&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.webaslan.com/cnt.php?pg=sx_ads_haber&amp;url=http://alisveris.sporx.com/index.php?cPath=114_22" target="_blank"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;Galatasaray'ın UEFA Kupası 2. Eleme Turu'ndaki rakibi Hırvatistan'ın NK Slaven Koprivnica takımı olduGalatasaray UEFA Kupası 2. Eleme Turu’nda Hırvatistan'ın NK Slaven Koprivnica takımı ile eşleşti. İlk maç 16 Ağustos'ta Hırvatistan'da, rövanşı ise 30 Ağustos’ta İstanbul'da oynanacak. Avrupa Şampiyonlar Ligi 3. ön eleme turu kura çekiminin ardından yapılan UEFA Kupası kura çekimine 64 takım katılırken, bu turun sonunda 32 takım UEFA Kupası'na 1. turdan devam edecek. &lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-8359604049305161239?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/8359604049305161239/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=8359604049305161239' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/8359604049305161239'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/8359604049305161239'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/08/rakip-slaven-koprivnica.html' title='RAKİP ; SLAVEN KOPRİVNİCA'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-5632295785001794061</id><published>2007-08-02T02:43:00.000-07:00</published><updated>2007-08-02T02:44:18.271-07:00</updated><title type='text'>HARRY POTTER FLORYAYA GELİYOR</title><content type='html'>Filmleri gişelerde hasılat rekorları kıran Harry Potter’ın oyuncuları salı günü Florya’ya gelerek Galatasaraylı oyuncuları ziyaret edecek. Yeni film Harry Potter Zümrüdüanka Yoldaşlığı’nın tanıtımı için Warner Bros, tüm ekibi toplayıp Türkiye’ye gelme kararı alınca, filmin yıldızları da yurt dışından tanıdıkları ve hayranı oldukları Galatasaray’ı görmek istedi. Film ekibinin bu talebi, camiada sevinç yarattı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-5632295785001794061?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/5632295785001794061/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=5632295785001794061' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/5632295785001794061'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/5632295785001794061'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/08/harry-potter-floryaya-geliyor.html' title='HARRY POTTER FLORYAYA GELİYOR'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-3110289106850148929</id><published>2007-07-29T14:41:00.001-07:00</published><updated>2007-07-29T14:42:25.467-07:00</updated><title type='text'>ANKETLERİMİZE KATILIN</title><content type='html'>SAYIN ZİYARETÇİLERİMİZ BİZİM SİTEMİZDE YAYINLANMAKTA OLAN ANKETLERE KATILINIZ VE OY VERİNİZ ANKETLERİMİZ SOL KÖŞEDE BULUNMAKTADIR&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-3110289106850148929?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/3110289106850148929/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=3110289106850148929' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/3110289106850148929'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/3110289106850148929'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/07/anketlerimize-katilin_29.html' title='ANKETLERİMİZE KATILIN'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-2372378365138040059</id><published>2007-07-25T10:38:00.001-07:00</published><updated>2007-07-29T14:41:16.868-07:00</updated><title type='text'>LİNCOLN HARİKAYDI AMA...</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.webaslan.com/cnt.php?pg=sx_ads_haber&amp;url=http://alisveris.sporx.com/index.php?cPath=114_22" target="_blank"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;Galatasarayımız, Brezilyalı yıldızı Lincoln ile İstanbulspor karşısında oynadığı futbolla göz doldurduYurtdışı hazırlık kampını İsviçre ve Almanya'da tamamlayan Galatasarayımız, sezon öncesi ilk kez taraftarlarımızın huzurunda Lig A ekibi İstanbulspor ile Olimpiyat Stadı'nda karşı karşıya geldi. Karşılaşma 0-0 berabere tamamladı. Galatasarayımız maçta Lincoln'ün ayağından birde penaltı kaçırdı. Galatasarayımız son hazırlık maçında İstanbulspor ile karşılaştı. Atatürk Olimpiyat Stadyumu'nda oynanan ve Süleyman Abay tarafından yönetilen mücadelede taraftarımızın beklediğini gerçekleştiren Teknik Direktörümüz Feldkamp yeni transfer Lincoln'ün yanı sıra Linderoth, Volkan, Serkan, Barış ve Orkun'u ilk 11'de sahaya sürdü. Kalli'nin yenilerden sadece Bouazid'i yedek kulübesinde oturtuğu mücadeleyi tribünde yaklaşık 20 bine yakın G.Saray taraftarı izledi.&lt;br /&gt;Lincoln'e yoğun destek&lt;br /&gt;Lincoln'ün sahaya çıkmasıyla birlikte taraftarlar uzun süre futbolcu lehinde tezahüratlarda  bulundu. Galatasaray ikinci başkanı Adnan Polat ile Futbol A.Ş. Genel Müdürü Adnan Sezgin mücadeleyi yanyana izlediler. Süleyman Abay’ın başlama vuruşu ile G.Saray takımı İstanbulspor sahasına yerleşmeye çalıştı. Maçın 3. dakikasında yeni transfer Lincoln’ün şık pasında Özgürcan kaleciyle karşı karşıya kaldı, ancak yararlanamadı. Konuk ekip İstanbulspor ise Elvir Balic önderliğinde geliştirdiği iki önemli ataktan yararlanamadı.&lt;br /&gt;Song kaleciyi itti&lt;br /&gt;Maçın 15. dakikasında havalanarak kaleye giden top öncesi hakem Süleyman Abay, Song’un kaleciyi ittiğini tespit etti. Lincoln’ün 23. dakikada kullandığı serbest vuruş farklı şekilde auta çıktı. Maçın 30. dakikasında İstanbulsporlu Samet'in Lincoln'e yaptığı faule tribündeki seyirciler büyük tepki gösterdi. Maçın 41. dakikasında Lincoln'ün şutu İstanbulsporlu Samet'in eline çarpınca hakem Süleyman Abay penaltıya hükmetti. Tribünlerin ısrarıyla birlikte topun başına geçen lincoln'ün vuruşunda kaleci Yılmaz gole izin vermedi. İlk yarının son dakikasında Lincoln gene uzaktan bir şut denedi ancak başaramadı. Mücadelenin ilk yarısında başka gol olmadı ve mücadele 0-0 beraberlikte tamamlandı. G.Saray ilk yarı boyunca 11 kez İstanbulspor kalesini yoklarken, konuk ekibin ise sadece tek şutu bulunuyordu.&lt;br /&gt;Kaleyi gördüğü yerden şut çekti&lt;br /&gt;İkinci yarıya Ardayı kenara alarak başlayan Kalli, onun yerine Okan'ı oyuna aldı. G.Saray 50. dakikadan itibaren taraftarlarının da desteğiyle ataklarını sıklaştırdı. Bu ataklarda Ayhan, Serkan ve Özgürcan müsait pozisyonlarda topu ağlarla buluşturamadı. Kalli bu yarıda Ayhan'ın yerine Hasan Şaş, Volkan'ın yerine Anıl ve Özgürcan'ın yerine de Tomas'ı oyuna aldı. Lincoln'ün bu yarıda denediği şutlar kalenin çok uzağından auta çıktı. Maçta gol sesi çıkmadı ve başladığı gibi 0-0 berabere tamamlandı. Maç sonrasında tribünler yeni transferlere alkışlarla destek verdi. MAÇTAN DAKİKALAR (İLK YARI)&lt;br /&gt;Galatasaray ile Türk Telekom Lig (A) ekiplerinden İstanbulspor arasında yapılan özel karşılaşma golsüz eşitlikle sonuçlandı. 10. dakikada Baliç'in sağdan kullandığı köşe atışı sonrası Galatasaray ceza alanında karambol oluşurken, ön direkte boşta kalan topu Linderoth, yine kornere atarak tehlikeyi uzaklaştırdı. 18. dakikada İstanbulspor savunmasının arkasına sarkarak sol çaprazda kaleciye karşıya karşıya kalan Serkan'nın plase vuruşunda, meşin yuvarlak kaleci Yılmaz'ın ellerinde kaldı. 30. dakikada Lincoln'ün sağ kanattan yaptığı orta sonrası altıpas çizgisi üzerinde iyi yükselen Serkan, topa şık bir kafa vuruşu yaptı. Top, kaleci Yılmaz'dan sekerek direğe çarparken, ikinci hamlede Yılmaz meşin yuvarlağı kontrol etti. 33. dakikada yaptığı verkaç sonrasında ceza alanında topla buluşan Arda, karşı karşıya pozisyonda kaleci Yılmaz'ın müdahalesine engel olamadı. Seken topun gelişine Serkan'ın şutunda meşin yuvarlak üstten auta çıktı. 38. dakikada İstanbulspor ceza alanı sağ çaprazında yaptığı şık hareketlerin ardından Arda, topu uygun durumdaki Özgürcan'a aktardı. Ancak bu futbolcu, kötü bir kafa vuruşu yapınca meşin yuvarlak auta gitti. 40. dakikada Lincoln'ün ceza alanı ön çizgisi üzerinden attığı şuta, İstanbulspor savunmasında Salim topa elle müdahale edince, hakem Süleyman Abay penaltı noktasını gösterdi. 41. dakikada penaltı atışını kullanan Lincoln'ün vuruşunda, meşin yuvarlak yan direkten döndü ve İstanbulspor defansı tehlikeyi uzaklaştırdı.&lt;br /&gt;MAÇTAN DAKİKALAR (İKİNCİ YARI)&lt;br /&gt;57. dakikada Özgürcan'ın soldan ortasında, ön direkte Lincoln topa dokunamayınca, arkasındaki Almir'den seken top kaleye yöneldi. Kaleci Yılmaz, ani bir refleksle meşin yuvarlağı kontrol ederek tehlikeyi önledi. 61. dakikada Lincoln'ün pasıyla sol kanatta hareketlenen Serkan'ın ortasında, ceza alanında Ayhan'ın kafa vuruşu sonrasında top kaleci Yılmaz'ın müdahalesiyle kornere gitti. 71. dakikada Lincoln'ün aşırtma pası sonrası İstanbulspor savunmasının arkasına sarkan Özgürcan'ın kaleciyle karşı karşıya pozisyonda vuruşu kötü olunca top auta çıktı. 82. dakikada Lincoln'ün ara pası sonrası bir anda kaleciyle karşı karşıyla kalan Serkan'ın yerden vuruşunda, top kaleci Yılmaz'dan döndü. 87. dakikada sağ çaprazdan Ergün'ün kullandığı serbest vuruş sonrası penaltı noktası üzerinde Gürkan'ın şık kafa vuruşunda, meşin yuvarlak üsten auta gitti ve karşılaşma, 0-0'lık skorla sona erdi.&lt;br /&gt;GALATASARAY: 0 - İSTANBULSPOR: 0 Stat: Atatürk Olimpiyat Hakemler: Süleyman Abay, Alpaslan Dedeş, Tarık Ongun     Galatasaray: Orkun, Barış, Song, Servet, Volkan (Dk. 57 Anıl) Linderoth (Dk. 89 Emre), Ayhan (Dk. 64 Hasan), Lincoln, Arda (Dk. 46 Okan), Özgürcan (Dk. 72 Tomas), Serkan   İstanbulspor: Yılmaz, Samet, Cemil, Uğur, Uğurtan, Özgür (Dk. 71 Gürkan), Baliç (Dk. 63 Aytek), Deniz (Dk. 71 Oktay), Almir, Savaş (Dk. 82 Volkan), Salim (Dk. 46 Ergün) Sarı Kartlar: Dk. 27 Baliç, Dk. 33 Almir, Dk. 79 Ergün (İstanbulspor), Dk. 36 Arda, Dk. 90 Anıl (Galatasaray)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-2372378365138040059?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/2372378365138040059/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=2372378365138040059' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/2372378365138040059'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/2372378365138040059'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/07/anketlerimize-katilin.html' title='LİNCOLN HARİKAYDI AMA...'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-3417429312720623320</id><published>2007-07-04T13:53:00.000-07:00</published><updated>2007-07-04T14:00:55.306-07:00</updated><title type='text'>BU İNTERNET SİTESİNİN SAHİBİ : KAAN ÖZPINAR  ( TANIYALIM )</title><content type='html'>BU İNTERNET SİTESİNİN SAHİBİ KAAN ÖZPINAR OTUZ ( TEMMUZ ) BİN DOKUZ YÜZ DOKSAN ÜÇTE ( 1993 ) KONYANIN HÜYÜK İLÇESİNDE DOĞDU BABASININ UZMAN ÇAVUŞ ( BİR RÜTBE ) OLMASI SEBEBİ İLE ÇOK YER GEZDİ 0 YAŞINDAN 2 YAŞINA KADAR SİİRT 2 YAŞINDAN 8 YAŞINA KADAR BARTINDA YAŞADI BİRİNCİ SINIFI BURDA OKUDU 8 YAŞINDAN 12 YAŞINA KADAR ADIYAMANDA  2. 3. 4. 5. SINIFI ADIYAMANDA OKUDU 12 YAŞINDAN 14 YAŞINA KADAR ANTALYA SİDEDE YAŞADI 6. VE 7. SINIFI BURDA OKUDU 14 YAŞINDA ANTALYA AKSEKİYE GELDİ VE HALA AKSEKİDE YAŞIO 8. SINIFI BURADA OKUDU DERSLERİNE BAŞARILI VE MİLLİYETÇİ BİR YAPISI VAR&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-3417429312720623320?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/3417429312720623320/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=3417429312720623320' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/3417429312720623320'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/3417429312720623320'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/07/bu-internet-sitesinin-sahibi-kaan.html' title='BU İNTERNET SİTESİNİN SAHİBİ : KAAN ÖZPINAR  ( TANIYALIM )'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-9120040107445497059</id><published>2007-06-30T09:10:00.001-07:00</published><updated>2007-06-30T09:10:44.441-07:00</updated><title type='text'>GALATASARAYIN YENİ TRANSFERİ LİNCOLN'Ü TANIYALIM</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.webaslan.com/cnt.php?pg=sx_ads_haber&amp;amp;url=http://alisveris.sporx.com/index.php?cPath=114_22" target="_blank"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;Henüz 9 yaşındayken Atletico Mineiro tarafından keşfedilen Lincoln, profesyonelliğe adım attığı 1997 yılından 2001 yılına kadar bu kulübün formasını giyer.&lt;br /&gt;2001 yılında Almanya'ya, Kaiserslautern'e transfer olan Brezilyalı oyuncu, iyi geçirdiği ilk sezonun ardından kalan 2 sezonda sakatlıklarla boğuşmaktan pek de iyi bir dönem geçirmez. Çıktığı 53 maçta 12 gole imza atan Lincoln, 2004 yılında Kaiserslautern'i bırakıp Schalke'ye transfer olur. İlk geldiğinde sakatlığının izlerini taşıyan Brezilyalı oyuncu çok iyi bir performans gösterir ve kulüp kendisinden çok memnun kalır. Mavi-beyazlı kulüp, 1 yıllık sözleşme yaptığı Lincoln'ün kontratı 2008'e kadar uzatır.&lt;br /&gt;Teknik olarak harika bir oyuncu olan Lincoln, rakip savunmalar için çok tehlikeli olmasıyla değil, sinirli tavırları ve kışkırtıcı hareketleriyle gündeme oturur. Özellikle de eski takımı Kaiserslautern'le Fritsz Walter Stadyumu'nda oynadıkları maçlarda yaptıklarından sonra büyük tepki alır. Halen Schalke 04 forması giyen Brezilyalı futbolcu, geçtiğimiz sezon attığı harika gollerle hafızalara kazınır.&lt;br /&gt;MİLLİ TAKIM KARİYERİ&lt;br /&gt;Çok iyi futbolculardan oluşan Brezilya Milli Takımı'nda düşünülmeyen Lincoln'e, 2005 yılında, Almanya Milli Takımı için oynaması teklif edilir ancak bu öneri, teknik direktör Jurgen Klinsmann tarafından geri çevrilir. 2007 yılında göreve gelen Dunga tarafından aynı yıl düzenlenen Copa Amerika'ya çağırılan Lincoln beklenen patlamayı gerçekleştiremez.&lt;br /&gt;BAŞARILARI&lt;br /&gt;2 Almanya Kupası1 Lig Kupası 1 Intertoto Kupası (2004 yılında Schalke 04 ile) 2004/2005 sezonunda Schalke'de yılın en iyi futbolcusu seçildi.&lt;br /&gt;Tam adı: Cássio de Souza SoaresPozisyon: Orta sahaDoğum tarihi: 22.01.1979Doğum yeri: Sao Bras do Suacui (Brezilya)Boy: 1,77 Kilo: 71Medeni durumu: Bekar&lt;br /&gt;Kariyeri (Maç-gol)&lt;br /&gt;1990-2001 Atletico Mineiro (50) (4)2001-2004 FC Kaiserslautern (53) (12)2004-2007 Schalke 04 (83) (20)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-9120040107445497059?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/9120040107445497059/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=9120040107445497059' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/9120040107445497059'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/9120040107445497059'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/06/galatasarayin-yeni-transferi-lincoln_30.html' title='GALATASARAYIN YENİ TRANSFERİ LİNCOLN&apos;Ü TANIYALIM'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-384216147647412685</id><published>2007-06-30T09:08:00.000-07:00</published><updated>2007-06-30T09:09:20.593-07:00</updated><title type='text'>GALATASARAYIN YENİ TRANSFERİ SERKAN ÇALIK'I TANIYALIM</title><content type='html'>G.Saray'ın bu sene Almanya 2. Ligi'ne veda eden Rot Weiss Essen'den transfer ettiği ikinci isim ise Daum'un takımı Köln'e kök söktüren ve Alpay'ın karşısında zor durumda kaldığı Serkan Çalık'tan başkası değil. Serkan gösterdiği performansla belki takımının küme düşmesini engelleyemedi ama gelecek için iyi sinyaller verdi.&lt;br /&gt;Serkan ÇalıkBoy: 1.67 Kilo: 64 Doğum Tarihi: 15 Mart 1986Doğum Yeri: Almanya Mevki: Forvet Geldiği Takım: Rot Weiss Essen Kariyerine Başladığı Takım: Monchengladbach2006-2007 sezonu oynadığı maç ve attığı gol sayısı: 32 maçta; 2 gol&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-384216147647412685?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/384216147647412685/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=384216147647412685' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/384216147647412685'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/384216147647412685'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/06/galatasarayin-yeni-transferi-serkan.html' title='GALATASARAYIN YENİ TRANSFERİ SERKAN ÇALIK&apos;I TANIYALIM'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-8675797451822661258</id><published>2007-06-30T09:07:00.000-07:00</published><updated>2007-06-30T09:08:19.902-07:00</updated><title type='text'>GALATASARAYIN YENİ TRANSFERİ BARIŞ ÖZBEK KİMDİR ?</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.webaslan.com/cnt.php?pg=sx_ads_haber&amp;url=http://alisveris.sporx.com/index.php?cPath=114_22" target="_blank"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;G.Saray'ın bu sene Almanya 2. Ligi'ne veda eden Rot Weiss Essen'den transfer ettiği Barış Özbek'i taraftarlarımız pek iyi tanımıyor. İşte geçen sene Almanya'da top koşturan ama artık Galatasaray için ter dökecek orta saha oyuncusu Barış'ın künyesi:&lt;br /&gt;Barış ÖzbekBoy: 1.80 Kilo: 72 Doğum Tarihi: 14 Eylül 1986 Doğum Yeri: Almanya Mevki: Orta Saha Geldiği Takım: Rot Weiss Essen Kariyerine Başladığı Takım: Hordel2006-2007 sezonu oynadığı maç ve attığı gol sayısı: 25 maçta; 1 gol&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-8675797451822661258?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/8675797451822661258/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=8675797451822661258' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/8675797451822661258'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/8675797451822661258'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/06/galatasarayin-yeni-transferi-bari-zbek.html' title='GALATASARAYIN YENİ TRANSFERİ BARIŞ ÖZBEK KİMDİR ?'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-3486498284183929976</id><published>2007-06-30T09:06:00.000-07:00</published><updated>2007-06-30T09:07:35.317-07:00</updated><title type='text'>GALATASARAYIN YENİ TRANSFERİ VOLKAN YAMANI TANIYALIM</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.webaslan.com/cnt.php?pg=sx_ads_haber&amp;amp;url=http://alisveris.sporx.com/index.php?cPath=114_22" target="_blank"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;Geçen sezon Antalyaspor'da göstermiş olduğu performansla transfer döneminin gözde isimlerinden olan Volkan Yaman önümüzdeki sezon Galatasaray formasını giyecek. Volkan Yaman'a büyük Galatasaray camiasına hoş geldin diyoruz. Bu sezon birbirinden iyi transferler yaparak güçüne güç katan Galatasarayımızın son tranferi olan Volkan Yaman 1982 yılında Almanya'da doğdu.&lt;br /&gt;Futbol kariyerine TSV 1860 Münih'te başlayan Volkan Yaman oradan Türkgücü'ne transfer oldu. Almanya'da gösterdiği üstün performansla Türk takımlarının iştihanı kabartan Volkan Yaman'ın rotası Yılmaz Vural'ın da büyük çabaları sonucu Antalyaspor oldu. Antalyaspor'a 2004-2005 sezonunda gelen Volkan Yaman, bu sezonda Antalyaspor forması altında sadece 1 maçta oynama şansı buldu ve oynadığı bu karşılaşmada da rakip filelere bir gol bırakma başarısını gösterdi.&lt;br /&gt;2005-2006 sezonunda tecrübeli teknik adam Yılmaz Vural'ın daha fazla şans verdiği Volkan Yaman bir sezon boyunca 20 maçta görev aldı ve bu karşılaşmalarda da bir gol kaydetti. Antalyaspor'a geldiği ilk sezona göre nispeten daha iyi bir sezon geçiren Volkan Yaman'ın önlenemez yükselişi başlamıştı artık. 2006-2007 sezonuna transfer söylentileri arasında hazırlanan Volkan Yaman, Yılmaz Vural'ın da telkinleri doğrultusunda transfer kapılarını kapatarak iyi bir sezon geçirdi. Bu sezon zarfında 33 maçta ilk 11'de görev alan Volkan Yaman rakip filelere 2 gol bıraktı ve 3 sarı kart gördü.&lt;br /&gt;Öte yandan 2007 Mart'ında İbrahim Üzülmez'in sakatlanmasının ardından Yunanistan maçında oyuna giren Volkan Yaman yüksek özgüveni, top tekniği ve futbol oyununa hakim oluşuyla Fatih Terim'in ne kadar yerinde bir tercih yaptığı ispatladı.&lt;br /&gt;Sezonun sona ermesinin ardından Antalyaspor ile temasa geçen Galatasarayımız yükselen değer Volkan Yaman'ı da kadrosuna katarak sezon öncesi rakiplerine büyük bir gözdağı verdi. Yeniden aramıza hoş geldin Volkan Yaman...&lt;br /&gt;Künye&lt;br /&gt;Doğum Tarihi : 27.08.1982 Uyruğu : Türkiye Pozisyon : Orta Saha Boy : 183 cm Kilo : 87 kg Oynadığı Takımlar : TSV 1860 Münih, Türkgücü, Antalyaspor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-3486498284183929976?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/3486498284183929976/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=3486498284183929976' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/3486498284183929976'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/3486498284183929976'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/06/galatasarayin-yeni-transferi-volkan.html' title='GALATASARAYIN YENİ TRANSFERİ VOLKAN YAMANI TANIYALIM'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-7460806847195555364</id><published>2007-06-30T09:05:00.001-07:00</published><updated>2007-06-30T09:05:57.073-07:00</updated><title type='text'>GALATASARAYA HOŞGELDİN ORKUN</title><content type='html'>Orkun Usak, 1980 yılında İstanbul'da doğdu. G.Saray altyapısında yetişen Orkun, 1999 yılında Beykozspor'a transfer oldu. 2002-03 sezonuna kadar sırasıyla Beykozspor, Bakırköyspor ve Üsküdar Anadolu formalarını giydi. 2002-03 sezonunda ilk kez 1. ligde mücadele eden file bekçisi, Elazığspor formasıyla 15 karşılaşmaya çıktı. 2003 yılında A.Gücü'ne transfer olan Orkun, 2006-07 sezonunun ilk yarısına kadar A.Gücü'nde oynadı ve 56 maçta görev aldı. Geçtiğimiz sezonun devre arasında Kayseri Erciyesspor'a transferi gerçekleşti. Erciyesspor'da 16 lig ve 6 Türkiye Kupası maçında görev yaptı. Genç file bekçisi, Erciyes formasıyla çıktığı 16 lig maçında, kalesinde sadece 10 gol gördü. Orkun Uşak, geçtiğimiz sezon Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim tarafından Danimarka ve Ukrayna maçları için belirlenen aday kadroya çağrıldı. Formasını giydiği K.Erciyesspor'un Türk Telekom Lig A'ya düşmesinin ardından birçok takımın gözdesi haline gelen Orkun Uşak tercihini küçük yaşlarda formasını giydiği Galatasarayımızdan yana kullandı. Aramıza hoşgeldin Orkun..&lt;br /&gt;KÜNYE&lt;br /&gt;Boy: 1.83 Kilo: 78 Doğum Tarihi: 5 Kasım 1980 Doğum Yeri: İstanbul Mevki: Kaleci Geldiği Takım: K. Erciyesspor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-7460806847195555364?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/7460806847195555364/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=7460806847195555364' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/7460806847195555364'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/7460806847195555364'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/06/galatasaraya-hogeldin-orkun.html' title='GALATASARAYA HOŞGELDİN ORKUN'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-5555242883031366134</id><published>2007-06-30T09:04:00.001-07:00</published><updated>2007-06-30T09:04:57.293-07:00</updated><title type='text'>YENİ TRANSFERİMİZİ TANIYLAIM ( BOUZİD )</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.webaslan.com/cnt.php?pg=sx_ads_haber&amp;url=http://alisveris.sporx.com/index.php?cPath=114_22" target="_blank"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;Yeni transferimizi tanıyalımGalatasarayımızın yeni transferi Cezayir asıllı savunma oyuncusu Ismael Bouzid, Fransa'nın Nancy kentinde doğdu. Metz takımında başladığı futbol kariyerine, Almanya'nın 3. lig ekiplerinden Union Berlin'de devam etti. İlk ve tek golünü bu takımda kaydeden Ismael Bouzid, buradan ülkesine döner ve MC Alger takımında bir sezon forma giyer. Burada geçirdiği başarılı bir sezonun ardından tekrar Almanya'ya dönen Bouzid'in bu seferki durağı Kaiserslautern olur. 2006-2007 sezonu boyunca tüm maçlarda forma giyen güçlü savunma oyuncusu, defansın göbeğinde sağlam duruşuyla takımına güven verdi. 25 maçta 4 sarı, 1 de kırmızı kart gören savunma oyuncusunun en büyük artısı kafa topları. 1.90'lık boyuyla kafa toplarında çok başarılı olan Bouzid, yerinde müdahaleleriyle de taraftarın sevdiği isimlerden biri haline geldi.&lt;br /&gt;Cezayir Milli Takımı'nda 4 kez forma giyen Ismael Bouzid, bu forma altında gol atma başarısını gösteremedi.&lt;br /&gt;Oynadığı kulüpler2006-&gt;2007 : FC Kaiserslautern 2005-&gt;2006 : MC Alger 2004-&gt;2005 : Union Berlin (21 maçta forma giydi 1 gol attı)2002-&gt;2004 : FC Metz 1999-&gt;2002 : FC Metz (Genç takım)&lt;br /&gt;İsim: IsmaëlSoyad: BouzidYaş: 24Boy: 190 cmKilo: 86 kg  Mevkii: Defans&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-5555242883031366134?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/5555242883031366134/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=5555242883031366134' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/5555242883031366134'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/5555242883031366134'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/06/yeni-transferimizi-taniylaim-bouzid.html' title='YENİ TRANSFERİMİZİ TANIYLAIM ( BOUZİD )'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-5327483621225303040</id><published>2007-06-30T09:03:00.000-07:00</published><updated>2007-06-30T09:04:09.507-07:00</updated><title type='text'>KARİYERİ BAŞARILARLA DOLU ( LİNDEROTH )</title><content type='html'>Bu sezon Galatasarayımızın yaptığı ilk yabancı transfer olan İsveçli Tobias Linderoth'un kariyeri başarılarla dolu.&lt;br /&gt;İsveç Milli Takımı'nın dinamosu olarak adlandırılan Linderoth, 2002 ve 2006 Dünya Kupaları'nda mücadele etti. 2002 Dünya Kupası'ndaki bir maçta, 96 dakikada toplam 14.6 kilometre koştu. Bu, onun ne kadar mücadeleci ve çalışkan bir futbolcu olduğunun göstergesi.&lt;br /&gt;2004 yılından beri formasını giydiği Danimarka'nın FC Kopenhag takımının kaptanlığını yapan Linderoth, geçirdiği 3 sezonda 2 şampiyonluk yaşadı. Şampiyonlar Ligi'nde de mücadele eden Tobias Linderoth, takımının elde ettiği bütün başarılarda anahtar rol üstlendi.&lt;br /&gt;2006 yılında, FC Kopenhag'da yılın oyuncusu seçilmenin yanı sıra, Aralık 2006'da, Celtic ile oynanan Şampiyonlar Ligi maçında taraftarlar tarafından maçın oyuncusu seçildi. Ayrıca en iyi İsveçli oyuncu ödülünü de alan Linderoth aynı yıl bir çocuk sahibi oldu.&lt;br /&gt;İsveç milli takımının değişilmez oyuncularından olan Tobias Linderoth, 69 kez bu formayı giydi. Milli takım forması altında 1 gol atma başarısını gösteren Linderoth 1999 yılından beri İsveç milli takımında oynuyor.&lt;br /&gt;İsim: TobiasSoyad: LinderothYaş: 28Boy: 1.77Mevkii: Orta saha&lt;br /&gt;Oynadığı kulüpler1996-1998 Elfsborg 57(4)1998-2001 Stabæk 68(9)2001-2004 Everton 40(0)2004-2007 FC Kopenhag 82(4)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-5327483621225303040?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/5327483621225303040/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=5327483621225303040' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/5327483621225303040'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/5327483621225303040'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/06/kariyeri-baarilarla-dolu-linderoth.html' title='KARİYERİ BAŞARILARLA DOLU ( LİNDEROTH )'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-8090664801888082986</id><published>2007-06-30T09:00:00.000-07:00</published><updated>2007-06-30T09:02:53.445-07:00</updated><title type='text'>DENİZLİSPORDA PARLADI ( GALATASARAYIN YENİ TRANSFERİ SERVET ÇETİN )</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.webaslan.com/cnt.php?pg=sx_ads_haber&amp;amp;url=http://alisveris.sporx.com/index.php?cPath=114_22" target="_blank"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;Galatasaray'ın yeni transferi Servet Çetin profesyonel hayatına Kartalspor’da başladı. Onu ilk Göztepe keşfetti ve renklerine bağladı. Göztepe 1. lige çıktıktan sonra Denizlispor'a transfer oldu. Denizlispor’da başarılı bir performans sergileyerek transferin gözdesi haline geldi. Futbol otoriteleri Türkiye’nin iyi bir defans oyuncusu kazandığını köşelerinde belirtirken Servet, Stam ve Nesta gibi oyuncularla kıyaslanmaya başladı. Denizlispor’da başarılı sezon geçirdikten sonra Fenerbahçe’ye transfer oldu. Kısa sürede ilk 11’de kendine yer buldu ve milli takımda yerini aldı. Fakat geçirdiği sakatlık yüzünden uzun süre kadro dışında kaldı. Ardından ise Fenerbahçe’nin gerçekleştirdiği transferlerden dolayı forma şansı bulamadı. 2,5 senelik Fenerbahçe macerasının ardından Sivaspor’a gitti. Burada eski formuna kavuştu ve takım kaptanlığına yükseldi. Performansı ile tekrar gözleri üzerinde toplamayı başardı. Sezon bitmeden Galatasaray’a imza attı.&lt;br /&gt;Servet'in önümüzdeki sezon sergileyeceği futbol şimdiden merak konusu oldu. Yeni sezonda Galatasaray forması altında izleyeceğimiz Servet Çetin’i sizler için inceledik...&lt;br /&gt;17 Mart 1981 Tuzluca doğumlu Servet Çetin 1.91m boyunda ve 84 kilo. 30 Temmuz 1999’da profesyonelliğe geçti. Kendisi 11 çocuklu bir ailenin tek umududur. 1999'da Kartalspor'da profesyonel oldu. 3 sezon Kartalspor’da oynadıkatan sonra 2001 yılında Göztepe takımına transfer olan Servet, Göztepe takımı ile 32 karşılaşmada görev aldı 1 gol attı.&lt;br /&gt;Göztepe takımı ile 1. lig’e çıkma başarısı gösteren Servet Çetin, 2002 yılında Denizlispor’a transfer oldu. Denizlispor forması altında 37 karşılaşmada görev aldı 2 gol attı ve 2 de asist yaptı.&lt;br /&gt;Denizlispor’da istikrarlı bir grafik çizen Servet Çetin, Fenerbahçe ve Galatasaray’ın transfer etmek istediği futbolculardan biri haline geldi. Servet, 1 Eylül 2003 tarihinde Denizlispor takımından 1.5 milyon dolar karşılığında 3 yıllık sözleşmeye imza atarak transfer Fenerbahçe’ye oldu. Fatih Terim’in alınmasını çok istediği Servet, Galatasaray yönetimi ile maddi konularda anlaşamayınca bu transfer gerçekleşmemiştir.&lt;br /&gt;Servet Fenerbahçe forması altında ilk resmi maçını 27 Eylül 2003’de Gençlerbirliği’ne karşı Turkcell Süper Lig’de oynamıştır. Fenerbahçe’nin 15 Eylğl 2004 tarihinde Sparta Prag takımı ile oynadığı Şampiyonlar Ligi karşılaşmasında kırmızı kart görmüş ve performansı eleştirilmeye başlanmıştı. 3 Kasım 2004 tarihinde Olympique Lyon karşılaşmasında da kırmızı kart gören Servet, taraftar ile karşı karşıya gelmiştir.&lt;br /&gt;18 Mart 2005’de Denizlispor ile oynanan lig maçında geçirdiği sakatlıktan dolayı Almanya’da uzun süreli tedavi görmüş ve 6 aylık sakatlık döneminden sonra 21 Eylül’de Yalovaspor ile oynanan hazırlık maçında forma giyebilmiştir.Fenerbahçe'nin savunma bölgesine Brezilyalı oyuncular Lugano ve Edu Dracena'yı transfer etmesinden sonra forma bulma şansı bulamayan Servet Çetin 30 Ağustos 2006 tarihinde sezonun başında 1 yılı opsiyonlu olmak üzere 2 yıllığına Sivasspor’a imza attı ve böylece Fenerbahçe takımına veda etti. Servet Çetin Fenerbahçe forması altında geçirdiği 3,5 sezonda toplam 79 karşılaşmada forma giydi, 5 gol attı ve 3 de asist yaptı.&lt;br /&gt;Sivasspor’a transfer olan Servet, oynadığı maçlarda yeniden göz doldurmaya başladı. Hırsı, düzgün yaşam tarzıyla ve performası ile göz dolduran Servet Çetin, Sivasspor’da takımının başında sahaya kaptan olarak çıkmaya başladı. 2006 – 2007 sezonunda Sivasspor’un yakaladığı çıkışta büyük pay sahibi olan Servet Çetin bu başarılı performansı ile büyük kulüplerin yeniden transfer listesine girmeyi başardı.&lt;br /&gt;Sezon bitmeden transfer dedikoduları ile ilgili bir açıklama yapan Servet, kulübünün menfaatleri doğrultusunda büyük kulüplerden birine gidebileceğini belirterek Sivasspor’dan sezon sonu ayrılabileceğinin sinyalini verd, ve sezon bitmeden 17 Nisan tarihinde de Galatasaray ile anlaştığını açıkladı.&lt;br /&gt;Galatasaray Spor ve Futbol İşletmeciliği Ticaret AŞ Genel Müdürü Adnan Sezgin yaptığı açıklamada Sivasspor'da forma giyen Servet Çetin ile 3 yıllık sözleşme imzaladıklarını ve milli oyuncunun sözleşmeyi Sivas'ta imzaladığını ve faks yoluyla kendilerine gönderdiğini bildirdi.&lt;br /&gt;Yeni sezonda Galatasaray’ın formasını giyecek olan Servet Çetin’in Sivasspor’da başarılı bir sezon geçirmesine rağmen Galatasaraylı taraftarlar arasında Servet’in yeni sezonda Galatasaray forması altında göstereceği performans merak konusu...&lt;br /&gt;Sezon Takım Ülke Maç Gol Asist&lt;br /&gt;1998-1999 Kartalspor Türkiye 7 (2.Lig 5) 1 (2.Lig 1) -&lt;br /&gt;1999-2000 Kartalspor Türkiye 21 (2.Lig 19) 0 (2.Lig 0) -&lt;br /&gt;2000-2001 Kartalspor Türkiye 26 (2.Lig 26) 0 (2.Lig 0) -&lt;br /&gt;2001-2002 Göztepe AŞ Türkiye 32 (Lig 31) 1 (Lig 1) -&lt;br /&gt;2002-2003 Denizlispor Türkiye 33 (Lig 31) 2 (Lig 2) 2 (Lig 2)&lt;br /&gt;2003-2004 Denizlispor Türkiye 4 (Lig 4) 0 (Lig 0) 0 (Lig 0)&lt;br /&gt;2003-2004 Fenerbahçe Türkiye 9 (Lig 8) 0 (Lig 0) 0 (Lig 0)&lt;br /&gt;2004-2005 Fenerbahçe Türkiye 41 (Lig 23) 5 (Lig 3) 2 (Lig 1)&lt;br /&gt;2005-2006 Fenerbahçe Türkiye 23 (Lig 11) 0 (Lig 0) 1 (Lig 0)&lt;br /&gt;2006-2007 Fenerbahçe Türkiye 6 (Lig 0) 0 (Lig 0) 0 (Lig 0)&lt;br /&gt;BAŞARILARI&lt;br /&gt;2003 Konfederasyon Kupası'nda Üçüncülük&lt;br /&gt;2003-2004, 2004-2005 Türkiye Ligi Şampiyonluğu&lt;br /&gt;2006 Future Cup Şampiyonluğu - B (A2) milli takım ile&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-8090664801888082986?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/8090664801888082986/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=8090664801888082986' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/8090664801888082986'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/8090664801888082986'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/06/denizlisporda-parladi-galatasarayin.html' title='DENİZLİSPORDA PARLADI ( GALATASARAYIN YENİ TRANSFERİ SERVET ÇETİN )'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-2761395084125449855</id><published>2007-06-29T06:58:00.000-07:00</published><updated>2007-06-29T06:59:58.281-07:00</updated><title type='text'>GALATASARAYIN YENİ TRANSFERİ VOLKAN ÇOK HEYECANLI</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.webaslan.com/cnt.php?pg=sx_ads_haber&amp;amp;url=http://alisveris.sporx.com/index.php?cPath=114_22" target="_blank"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;G.Saray Antalyaspor'lu futbolcu Volkan Yaman'a Florya Metin Oktay Tesisleri'nde düzenlenen imza töreniyle 3 yıllık resmi mukavaleye imza attı. İmza töreninde oldukça mutlu olduğu dikkatleri çeken Volkan Yaman "Öncelikle çok heyecanlı oludumuu söylemek istiyorum, böyle bir camiaya geldiğim için. Türkçem zayıf bu nedenle sizlerden özür diliyorum. Galatasaray'da oynamak benim çok büyük bir hayalimdi, bunun gerçekleştiği için çok mutluyum.&lt;br /&gt;İki sene önce Antalyaspor ile Süper Lige çıktık ve çok mutlu oldum, Antalya düşünce çok üzüldüm, şimdi Galatasaray'a geldiğim için çok mutluyum. Antalyaspor onursal başkanı Menderes Türel'e, Antalyaspor başkanı Sedat Peker'e, Başkanım Özhan Canaydın'a, Adnan Sezgin'e çok teşekkür ederim. Çok mutluyum ne diyeceğimi bilemiyorum." dedi.&lt;br /&gt;Galatasaray Futbol A.Ş sorumlusu Adnan Sezgin ise Volkan'ın transferiyle ilgili olarak "İnanıyorumki takımımıza büyük katkısı olacak. Uzun süreden beri görüştüğümüz bir oyuncuydu, hepimize hayırlı olsun." ifadelerini kullandı.&lt;br /&gt;Sarı-kırmızılı ekipte Volkan Yaman 74 numaralı forma ile gelecek sezon mücadele&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-2761395084125449855?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/2761395084125449855/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=2761395084125449855' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/2761395084125449855'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/2761395084125449855'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/06/galatasarayin-yeni-transferi-volkan-ok.html' title='GALATASARAYIN YENİ TRANSFERİ VOLKAN ÇOK HEYECANLI'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-7244717473867353636</id><published>2007-06-24T14:20:00.000-07:00</published><updated>2007-06-24T14:21:55.302-07:00</updated><title type='text'>GALATASARAYIN YENİ TRANSFERİ LİNCOLN'Ü TANIYALIM</title><content type='html'>Lincoln'ü tanıyalım!Henüz 9 yaşındayken Atletico Mineiro tarafından keşfedilen Lincoln, profesyonelliğe adım attığı 1997 yılından 2001 yılına kadar bu kulübün formasını giyer.&lt;br /&gt;2001 yılında Almanya'ya, Kaiserslautern'e transfer olan Brezilyalı oyuncu, iyi geçirdiği ilk sezonun ardından kalan 2 sezonda sakatlıklarla boğuşmaktan pek de iyi bir dönem geçirmez. Çıktığı 53 maçta 12 gole imza atan Lincoln, 2004 yılında Kaiserslautern'i bırakıp Schalke'ye transfer olur. İlk geldiğinde sakatlığının izlerini taşıyan Brezilyalı oyuncu çok iyi bir performans gösterir ve kulüp kendisinden çok memnun kalır. Mavi-beyazlı kulüp, 1 yıllık sözleşme yaptığı Lincoln'ün kontratı 2008'e kadar uzatır.&lt;br /&gt;Teknik olarak harika bir oyuncu olan Lincoln, rakip savunmalar için çok tehlikeli olmasıyla değil, sinirli tavırları ve kışkırtıcı hareketleriyle gündeme oturur. Özellikle de eski takımı Kaiserslautern'le Fritsz Walter Stadyumu'nda oynadıkları maçlarda yaptıklarından sonra büyük tepki alır. Halen Schalke 04 forması giyen Brezilyalı futbolcu, geçtiğimiz sezon attığı harika gollerle hafızalara kazınır.&lt;br /&gt;MİLLİ TAKIM KARİYERİ&lt;br /&gt;Çok iyi futbolculardan oluşan Brezilya Milli Takımı'nda düşünülmeyen Lincoln'e, 2005 yılında, Almanya Milli Takımı için oynaması teklif edilir ancak bu öneri, teknik direktör Jurgen Klinsmann tarafından geri çevrilir. 2007 yılında göreve gelen Dunga tarafından aynı yıl düzenlenen Copa Amerika'ya çağırılan Lincoln beklenen patlamayı gerçekleştiremez.&lt;br /&gt;BAŞARILARI&lt;br /&gt;2 Almanya Kupası1 Lig Kupası 1 Intertoto Kupası (2004 yılında Schalke 04 ile) 2004/2005 sezonunda Schalke'de yılın en iyi futbolcusu seçildi.&lt;br /&gt;Tam adı: Cássio de Souza SoaresPozisyon: Orta sahaDoğum tarihi: 22.01.1979Doğum yeri: Sao Bras do Suacui (Brezilya)Boy: 1,77 Kilo: 71Medeni durumu: Bekar&lt;br /&gt;Kariyeri (Maç-gol)&lt;br /&gt;1990-2001 Atletico Mineiro (50) (4)2001-2004 FC Kaiserslautern (53) (12)2004-2007 Schalke 04 (83) (20)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-7244717473867353636?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/7244717473867353636/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=7244717473867353636' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/7244717473867353636'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/7244717473867353636'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/06/galatasarayin-yeni-transferi-lincoln.html' title='GALATASARAYIN YENİ TRANSFERİ LİNCOLN&apos;Ü TANIYALIM'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-1746205106972689664</id><published>2007-06-18T03:39:00.000-07:00</published><updated>2007-06-18T03:40:51.054-07:00</updated><title type='text'>Bouzid Galatasaray'da</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.webaslan.com/cnt.php?pg=sx_ads_haber&amp;amp;url=http://alisveris.sporx.com/index.php?cPath=114_22" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray, Kaiserslautern'de top koşturan Cezayir asıllı Fransız vatandaşı İsmael Bouzid'i ile 3 yıllık sözleşme imzaladı.Dış transfer çalışmalarını sürdüren Galatasaray Alman ikinci ligi ekiplerinden Kaiserslautern'de top koşturan Cezayir asıllı Fransız vatandaşı İsmael Bouzid'i ile 3 yıllık sözleşme imzaladı. Sarı kırmızılı kulüp teknik direktör Feldkamp'ın istediği ve Reinhard Stumpf'un genç haline benziyor dediği 23 yaşındaki Bouzid, stoper bölgesinde oynuyor ve özellikle hava toplarındaki hakimiyetiyle tanınıyor. Sarı kırmızılı kulübün bu transfer karşılığınoa Alman ekibine 700 bin euro bonservis bedeli ödeyeceği öğrenildi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-1746205106972689664?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/1746205106972689664/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=1746205106972689664' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/1746205106972689664'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/1746205106972689664'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/06/bouzid-galatasarayda.html' title='Bouzid Galatasaray&apos;da'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-5165817648487413899</id><published>2007-06-17T09:04:00.000-07:00</published><updated>2007-06-17T09:05:21.799-07:00</updated><title type='text'>ASLAN'ım Lincoln!...</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.webaslan.com/cnt.php?pg=sx_ads_haber&amp;url=http://alisveris.sporx.com/index.php?cPath=114_22" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G.Sarayımızın uzun zamandır peşinden koştuğu Schalke'nin yıldızı Lincoln ile anlaştığı iddia edildiİsveçli Tobias Linderoth'u kadrosuna katarak ilk yabancı transferini yapan G.Saray transferdeki ikinci bombasını Schalke 04'den Lincoln'u transfer ederek gerçekleştirdiği iddia edildi. Uzun süren uğraşlar sonucu G.Saray cephesi mutlu sona ulaştığı öne sürüldü. CNN Türk ekranlarında Cumartesi günü 22.50 itibari ile 'son dakika' gelişmesi olarak altyazı ile verilen haberde, Schalke 04 ile pazarlıkların sonuçlandığını ve G.Saray'ın Alman ekibiyle Brezilyalı futbolcunun bonservisi için anlaştığı belirtildi. Lincoln daha önce G.Saraylı yöneticiler ile görüşmüş ve G.Saray Kulübü Başkanı Özhan Canaydın Lincoln ile kesin anlaşmaya vardıklarını açıklamıştı.&lt;br /&gt;CNN TÜRK'ÜN İDDİASI;&lt;br /&gt;"Galatasaray, Schalke'nin Brezilyalı futbolcusu Lincoln'ü renklerine bağladı. Sarı kırmızılı kulüp, tecrübeli futbolcunun transferi için 4.5 milyon euro bonservis bedeli ödedi.&lt;br /&gt;Düsseldorf'ta 2 gün süren müthiş pazarlık, sarı kırmızılılar adına mutlu sonla bitti.Schalke'nin Brezilyalı yıldızı Lincoln resmen Galatasaray'a transfer oldu. Sarı kırmızılılar, geçtiğimiz hafta Lincoln ile kesin olarak anlaşmaya varmış ve kulübü Schalke'yi pazarlık için zorlamaya başlamıştı.&lt;br /&gt;Lincoln'ün gelecek yıl serbest kalacak olması Schlake Kulübü'nün inadını kırarken, 2 gün süren yoğun pazarlık sonrasında sarı kırmızılı yöneticiler Alman kulübünün yöneticileri ile anlaşmaya vardı.&lt;br /&gt;Kıran kırana geçen pazarlığa Schlake 8.5 milyon Euro ile başlarken, Galatasaray ise pazarlık masasına 2.5 milyon euro ile girdi. Aradaki 6 milyon euroluk fark yüzünden görüşmeler iki gün sürdü.İlk gün yönetici Haldun Üstünel ve Futbol A.Ş. Genel Müdürü Adnan Sezgin, gece geç saatlere kadar süren görüşmelerde Schalke kulübünü 8.5 milyon eurodan aşağı çekmeyi başardı.&lt;br /&gt;Lincoln için yapılan zorlu transfer pazarlığına bu sabah İstanbul'dan Düsseldorf'a giden Galatasaray'ın Başkan Yardımcısı Adnan Polat da katıldı.Adnan Polat'ın, "Futbolcu ile anlaştık. Eğer şimdi vermezseniz, 6 ay sonra bedavaya alırız" tehdidi olumlu sonuç verdi ve Schalke kulübü yumuşadı.Galatasaray, 4.5 milyon Euro bonservis bedeli ödeyerek, Lincoln'ü renklerine kattı."&lt;br /&gt;CNN Türk'ün dün gece 22.50'de alt yazıyla son dakika olarak geçtiği bu haberin ardından Galatasaray cephesinden Lincoln ile ilgili bir açıklama yapılmadı.&lt;br /&gt;AA'nın 13.17'de servis ettiği haber:&lt;br /&gt;Galatasaray, Schalke 04'ün Brezilyalı oyuncusu Lincoln'ün transferinde sona yaklaştı. Galatasaray Kulübü Başkan Yardımcısı Adnan Polat, Yönetim Kurulu Üyesi Haldun Üstünel ve Futbol AŞ. Genel Müdürü Adnan Sezgin'in dün çıkarma yaptığı Almanya'daki görüşmelerde önemli ölçüde anlaşma sağlandı.&lt;br /&gt;Haldun Üstünel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Lincoln ile zaten anlaşmış olduklarını yineleyerek, ''Ancak kulübüyle küçük pürüzler mevcut. Ufak tefek detaylar kaldı. Schalke 04 ile aradaki pürüzleri kısa sürede çözeceğiz ve bu transferi sonuçlandıracağız'' diye konuştu.&lt;br /&gt;Galatasaraylı taraftarlara da mesaj gönderen Üstünel, yeni sezon için ümitli konuşarak, ''Güzel bir başlangıca az kaldı'' ifadesini kullandı. Öte yandan, Almanya'dan dönmeyen Adnan Sezgin'in futbolcu izlemek amacıyla Güney Amerika'ya gideceği öğrenildi.&lt;br /&gt;Lincoln'un Galatasaray'a transferi tam bir arapsaçına dönerken 17 Haziran Pazar günkü Gazetelerde Lincoln habelerleri şu şekilde yer aldı;&lt;br /&gt;GALATASARAY 10'A KAVUŞUYOR&lt;br /&gt;Galatasaray, Hagi'nin ardından bir türlü bulamadığı 10 numarasına nihayet kavuşuyor... Hafta başından bu yana Almanya'da bulunan ve Schalke kulübü ile görüşmeleri yürüten yöneticiler Adnan Sezgin ve Haldun Üstünel önceki gün yaklaşık 9 saat süren pazarlıklarda sonuca ulaşamamıştı. Dün bu iki yöneticiye Almanya'ya giden başkan yardımcısı Adnan Polat da katıldı. Polat'ın da yer aldığı dünkü görüşmelere başkan Özhan Canaydın da telefonla dahil oldu. Canaydın, Schalke Başkanı ve yakın arkadaşı olan Gerd Rehberg'i arayarak Lincoln ile anlaştıklarını belirtip, "Arkadaşlığını göster. Yardımcı olun, bu transfer bitsin artık" diye konuştu.&lt;br /&gt;FUTBOLCU TAKASI DA GÜNDEMDE&lt;br /&gt;Daha sonra Polat, Sezgin ve Üstünel'in sürdürdüğü görüşmelerde Schalke yöneticilerine yaptıkları tekliflerini 4.5 milyon euroya kadar yükselttiler. Alman kulübü yöneticileri ile ilerleyen saatlerde futbolcu takası üzerine görüşmeler yapan Galatasaraylı yöneticiler Schalke'ye Song, Tomas, Necati gibi isimleri önerdiler. İki taraf kesin olarak anlaşmaya varırken, Lincoln için Schalke'ye ya 4.5 milyon euro ödenecek, ya da futbolcu+ ücret modeli uygulanacak. Galatasaraylı yöneticilerin en geç yarın Lincoln ile birlikte İstanbul'a gelecekleri ve resmi sözleşmenin de hafta içinde atılacağı öğrenildi.&lt;br /&gt;'SÜRPRİZLERİMİZ VAR'&lt;br /&gt;Almanya'dan sorulan soruları yanıtlayan yönetici Haldun Üstünel, "Lincoln ile anlaşmıştık. Schalke yöneticileri ile yaptığımız görüşmelerde de sonuca ulaştık diyebiliriz. Ufak pürüzler kaldı. Bunları da yarın (bugün) çözüp Brezilyalı yıldızımız ile İstanbul'a dönmeyi umuyoruz. Taraftarlarımıza başka sürprizlerimiz de olacak" diye konuştu.&lt;br /&gt;KAYNAK: SABAH&lt;br /&gt;LİNCOLN'DE SON ADIM&lt;br /&gt;Galatasaray, Brezilyalı yıldızın transferinde mutlu sona oldukça yaklaştı. Sambacıyla yıllık 2.5 milyon euroya anlaşan sarı-kırmızılılar, Schalke ile de bonservis konusunda imza aşamasına geldi. Pazarlıkların birkaç gün içinde noktalanacağı öğrenildi&lt;br /&gt;İsveç Milli Takımı'nın kaptanı Tobias Linderoth'u renklerine bağlayan Galatasaray, Lincoln transferinde de önemli adımlar attı.&lt;br /&gt;Brezilyalı yıldızın transferini bitirmek için önceki gün Almanya'ya giden Futbol Şube Sorumlularından Haldun Üstünel ile Futbol A.Ş Genel Müdürü Adnan Sezgin'e dün de Başkan Yardımcısı Adnan Polat katıldı.&lt;br /&gt;Sarı-kırmızılılar önce Lincoln ve menajeri ile masaya oturdular. Yapılan görüşme sonunda Brezilyalı futbolcu ile yıllık 2.5 milyon euro karşılığında anlaşma sağlandı.Polat, Üstünel ve Sezgin daha sonra sambacının kulübü Schalke'nin kapısını çaldı. Sarı-kırmızılılar Alman ekibinin menajeri Andreas Müller ile sıkı bir pazarlığa girdi. Müller, Lincoln için 8 milyon euro bonservis bedeli istedi.&lt;br /&gt;Kıran kırana pazarlık&lt;br /&gt;Galatasaraylı yöneticiler ise Alman takımının bu teklifine karşılık Tomas veya Song'tan birini artı 4 milyon euro, ya da Necati Ateş artı 2 milyon euro önerdi. Ardından da teklifini futbolcu vermeden 5 milyon euroya çıkardı.&lt;br /&gt;İki taraf arasında çok net bir anlaşma olmamasına rağmen ufak pürüzlerin kaldığı, Lincoln transferinin bir kaç gün içinde muhtemelen çözüleceği belirtildi.Polat ve Üstünel gece uçağı ile İstanbul'a dönerken kendileri için en önemli olayın Lincoln olduğunu ve onunla da anlaşmayı başardıklarını belirttiler. Sadece Schalke ile bazı ufak pürüzlerin kaldığını vurgulayan sarı-kırmızılı yöneticiler artık bu saatten sonra bu işin bozulmasının çok zor olacağını ifade ettiler.&lt;br /&gt;Galatasaray bu pürüzleri çözümledikten sonra önümüzdeki hafta başında Lincoln'ü İstanbul'a getirmeyi ve büyük bir şov yapmayı planlıyor.Bu arada Lincoln'ün Galatasaray'a gideceği haber&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-5165817648487413899?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/5165817648487413899/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=5165817648487413899' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/5165817648487413899'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/5165817648487413899'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/06/aslanm-lincoln.html' title='ASLAN&apos;ım Lincoln!...'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-8684334111242692556</id><published>2007-06-17T08:59:00.000-07:00</published><updated>2007-06-17T09:01:02.199-07:00</updated><title type='text'>Lincoln Galatasaray'da...</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.webaslan.com/cnt.php?pg=sx_ads_haber&amp;url=http://alisveris.sporx.com/index.php?cPath=114_22" target="_blank"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;İsveçli Tobias Linderoth'u kadrosuna katarak ilk yabancı transferini yapan Galatasaray transferdeki ikinci bombasını Schalke 04'den Lincoln'u transfer ederek gerçekleştirdiği öne sürüldü. Uzun süren uğraşlar sonucu G.Saray cephesi mutlu sona ulaştığı iddia edildi. CNN Türk ekranlarında 22.50 itibari ile 'son dakika' gelişmesi olarak verilen haberde Schalke 04 ile pazarlıkların sonuçlandığını ve G.Saray'ın Alman ekibiyle Brezilyalı futbolcunun bonservisi için anlaştığı belirtildi. Lincoln daha önce G.Saraylı yöneticiler ile görüşmüş ve G.Saray Kulübü Başkanı Özhan Canaydın Lincoln ile kesin anlaşmaya vardıklarını açıklamıştı.&lt;br /&gt;CNN Türk'ün iddiası;"Galatasaray, Schalke'nin Brezilyalı futbolcusu Lincoln'ü renklerine bağladı. Sarı kırmızılı kulüp, tecrübeli futbolcunun transferi için 4.5 milyon euro bonservis bedeli ödedi.Düsseldorf'ta 2 gün süren müthiş pazarlık, sarı kırmızılılar adına mutlu sonla bitti.Schalke'nin Brezilyalı yıldızı Lincoln resmen Galatasaray'a transfer oldu. Sarı kırmızılılar, geçtiğimiz hafta Lincoln ile kesin olarak anlaşmaya varmış ve kulübü Schalke'yi pazarlık için zorlamaya başlamıştı.Lincoln'ün gelecek yıl serbest kalacak olması Schlake Kulübü'nün inadını kırarken, 2 gün süren yoğun pazarlık sonrasında sarı kırmızılı yöneticiler Alman kulübünün yöneticileri ile anlaşmaya vardı.Kıran kırana geçen pazarlığa Schlake 8.5 milyon Euro ile başlarken, Galatasaray ise pazarlık masasına 2.5 milyon euro ile girdi. Aradaki 6 milyon euroluk fark yüzünden görüşmeler iki gün sürdü.İlk gün yönetici Haldun Üstünel ve Futbol A.Ş. Genel Müdürü Adnan Sezgin, gece geç saatlere kadar süren görüşmelerde Schalke kulübünü 8.5 milyon eurodan aşağı çekmeyi başardı.Lincoln için yapılan zorlu transfer pazarlığına bu sabah İstanbul'dan Düsseldorf'a giden Galatasaray'ın Başkan Yardımcısı Adnan Polat da katıldı.Adnan Polat'ın, "Futbolcu ile anlaştık. Eğer şimdi vermezseniz, 6 ay sonra bedavaya alırız" tehdidi olumlu sonuç verdi ve Schalke kulübü yumuşadı.Galatasaray, 4.5 milyon Euro bonservis bedeli ödeyerek, Lincoln'ü renklerine kattı."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-8684334111242692556?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/8684334111242692556/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=8684334111242692556' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/8684334111242692556'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/8684334111242692556'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/06/lincoln-galatasarayda.html' title='Lincoln Galatasaray&apos;da...'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-3711470452444619840</id><published>2007-06-15T12:30:00.000-07:00</published><updated>2007-06-15T12:31:50.026-07:00</updated><title type='text'>LİNDEROTH MANŞETLERDE...</title><content type='html'>İsveç basını yeni transferimiz Linderoth'un G.Sarayımıza transferini manşetlere taşıdıİsveç gazeteleri, Linderoth'un, coşkulu bir şekilde karşılanmasını manşetlere taşıdı. Expressen, "Linderoth Türkiye'ye indiğinde kaos" başlığını atarak İsveç Milli Takımı kaptanının, İstanbul'a iner inmez Türkiye'deki ateşli futbol kültürüyle tanıştığını yazdı. Haberde, "Hayalindeki maaş" başlığı altında ünlü oyuncunun yıllık 10 milyon İsveç kronu (yaklaşık 1.1 milyon euro) alacağına dikkat çekildi. Linderoth'un bu paranın 450 bin euroluk kısmını peşin olarak aldığı da vurgulandı.&lt;br /&gt;Yurt dışında oynayan İsveçli futbolcuların yıllık kazanç listesini yayınlayan gazete, Linderoth'u 11. sırada gösterdi. Trabzonspor'da forma giyen Fredrik Risp ise 1.4 milyon euro ile 7. basamakta yer aldı. Aftonbladet gazetesi, Linderoth'un İstanbul'da büyük coşkuyla karşılandığını yazdı ve bir dönem Fenerbahçe forması giyen Kennet Andersson'un, "O bir yıldız ve bu yüzden takımı Linderoth'dan çok şey bekliyor" sözlerine yer verdi. İsveç televizyonu SVT ise "Linderoth krallar gibi karşılandı" yorumunu yaptı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-3711470452444619840?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/3711470452444619840/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=3711470452444619840' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/3711470452444619840'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/3711470452444619840'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/06/linderoth-manetlerde.html' title='LİNDEROTH MANŞETLERDE...'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-7673395155406070927</id><published>2007-06-14T03:54:00.000-07:00</published><updated>2007-06-14T04:02:46.916-07:00</updated><title type='text'>LİNDEROTH GALATASARAYDA KUTLU OLSUN !!!</title><content type='html'>İSVEÇ MİLLİ TAKIMI VE FC KOPENHAVN'IN KAPTANI TOBİAS LİNDEROTH GALATASARAYDA 2006-2007 SEZONU DÜNYADA İSVEÇLİ EN İYİ ORTA SAHA FUTBOLCUSU SEÇİLDİ. 2005-2006 YILI AVRUPANIN EN İYİ 10 ÖN LİBEROSUNDAN BİRİ OLDU. DANİMARKALI TARAFTARLAR O GİDERKEN AĞLADI O İSE GALATASARAYA GELDİĞİ İÇİN ÇOK MUTLU. GEÇEN SEZON FENERBAHÇE VE BEŞİKTAŞINDA İSTEDİĞİ LİNDEROTH BU SENE GALATASARAYI SEÇTİ SEBEBİNİDE ŞÖYLE AÇIKLADI : GALATASARAYDA OYNAMAK BİR ONURDUR BENDE BU ONURU YAŞAMAYA GELDİM AYRICA LİNDEROTH İKİ SENEDİR KOPENHAVN'IN EN DEĞERLİ FUTBOLCUSU SEÇİLDİ BİRDE LİNDEROTH LİNCOLN İLE GÖRÜŞTÜĞÜNÜ BÜYÜK İHTİMAL LİNCOLN'NÜN DE GALATASARAYA GELECEĞİ MÜJDESİNİ VERDİ. LİNCOLN LİNDEROTH'U TELEFONLA ARAYIP GELECEK SENE BERABER OYNAYACAĞIZ DEMİŞ. BU ADAM MANYAK FUTBOLCU 2002 DÜNYA KUPASINDA BİR MAÇTA TAM 14.6 KİLOMETRE KOŞMUŞ MÜTHİŞ BİR MESAFE TAM BİR SAVAŞÇI KUTLU.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-7673395155406070927?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/7673395155406070927/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=7673395155406070927' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/7673395155406070927'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/7673395155406070927'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/06/linderoth-galatasarayda-kutlu-olsun.html' title='LİNDEROTH GALATASARAYDA KUTLU OLSUN !!!'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-7734486475279463587</id><published>2007-05-17T12:06:00.000-07:00</published><updated>2007-05-17T12:07:29.978-07:00</updated><title type='text'>17 MAYIS 2000</title><content type='html'>17 MAYIS 2000Bu tarih Türk futbolunda bir milat, bir dönüm noktası, Türk futbolunun zirveye taşındığı tarih, şanlı GALATASARAY'ın UEFA kupasını kazandığı tarih. Unutmayın...UNUTTURMAYIN...Devleri bir bir dize getirdik Arsenal'e Parken'i dar ettik G.Sarayımız'la tarihe geçtik. 10 kişi kaldık ama yılmadık. Sakatlandık, asla yıkılmadık, Aslanımız'la destan yazdık.  17 Mayıs 2000... Tarihe yeni bir Türkiye bayramı olarak geçti. Görenler görmeyenlere, bugünü yaşayanlar çocuklarına, torunlarına anlatacak. Dev Taffarel'i... Mehmetçik Bülent'i... Cengaver Hakan'ı... O aslanları... Tarih unutmayacak efsaneleri, Türkiye yıllar geçse de gururla anacak. Ne devleri yıktık birer birer... Sahada yıkamadılar, her yola başvurdular, başaramadılar. Hagi'ye haksız kırmızı kart gösterildi. Bülent sakatlandı, pes etmedi. Arsenal ne yaptıysa yıkamadı. Çünkü onlar kahramandı, hepsi birer altın adamdı. Ve altın adamlar, hakları olan kupaya bilek gücüyle ulaştı. İşte UEFA Kupası'na uzanan serüven Aslan, UEFA Kupası'nda final yolunu pençeleriyle açtı...&lt;br /&gt;Avrupa serüvenine Şampiyonlar Ligi ön eleme turu ile başlayan Galatasaray, UEFA Kupası finaline çıkana dek 16 maç oynadı. Şampiyonlar Ligi H Grubu'nda üç maçta şansız bir şekilde yenilen Aslanlar, UEFA'da hiç kaybetmeden finalist oldu.&lt;br /&gt;Rapid çerez gibi&lt;br /&gt;Dört sezon Şampiyonlar Ligi'nde mücadele eden Galatasaray, 1999-2000 sezonunda beşinci kez devler arenasına ön eleme maçı ile girdi. 11 Ağustos'ta Avusturya'nın Rapid Wien takımı ile deplasmanda mücadele eden temsilcimiz, bu maçı 3-0 kazanıp 25 Ağustos'taki rövanşı da 1-0 alarak Şampiyonlar Ligi H Grubu'nda mücadele etme hakkını çok rahat kazandı.&lt;br /&gt;Devlerin arasında&lt;br /&gt;Grupta Chelsea, Hertha Berlin ve Milan'la eşleşen Galatasarayımız ilk maçında Alman panzeri H.Berlin ile İstanbul'da 2-2 berabere kalarak umutlu bir başlangıç yaptı. Ardından gelen üç talihsiz maç, 2-1'lik Milan, 1-0 ve 5-0'lık Chelsea yenilgileri Galatasaray'ı çeyrek finalden uzaklaştırdı.&lt;br /&gt;Pes etmediler&lt;br /&gt;Ancak son randevuda Aslan'ın pes etmeye niyeti yoktu. Almanya'da oynanan Hertha Berlin maçından 4-1'lik galibiyetle ayrılan Galatasaray, İtalyan devi Milan'ı İstanbul'da 3-2'lik skorla devirdi ve üçüncü sırayı alarak Avrupa serüvenine UEFA Kupası ile devam etme hakkını kazandı. Bu arada Milan'ı da Avrupa dışına itti.&lt;br /&gt;İtalyan'ı seviyoruz&lt;br /&gt;Sarı kırmızılılar UEFA Kupası üçüncü turunda yine bir İtalyan takımı, Bologna ile eşleşti. 23 Kasım'da deplasmanda oynanan ilk maçta 1-1 berabere kalan Cimbom, 9 Aralık'ta İstanbul'daki rövanşta rakibine şans tanımadı ve 2-1'lik galibiyetle 4.tura çıkan taraf oldu. 4. turdaki rakip, Alman Borussia Dortmund'du.&lt;br /&gt;Çeyrek finale selam&lt;br /&gt;Galatasaray, Dortmund'un işini 2 Mart'taki ilk maçta 2-0'lık galibiyetle bitirdi, 9 Mart'taki rövanş 0-0 sona erince çeyrek finale merhaba dedi. Ve bir İspanyol, Real Mallorca, zorlu çeyrek final eşleşmesinin rakibi oldu. Altın yılını yaşayan İspanyol ekibi, G.Saray karşısında sahasındaki ilk maçta şoke oldu.&lt;br /&gt;Mallorca zaferi&lt;br /&gt;16 Mart'ta İspanya'da oynanan çeyrek final ilk maçında Real Mallorca'yı 4-1 yenen Galatasaray yarı finale el sallıyordu. Sarı kırmızılıların 23 Mart'ta Ali Sami Yen Stadı'nda da işi kolay oldu ve bu maçı da 2-1 kazanarak kupada son dört takım arasına, yarı finale kalan isim oldu.&lt;br /&gt;Leeds tutunamadı&lt;br /&gt;Yarı finalde Galatasaray, İngiltere'nin Leeds United takımı ile eşleşti. 6 Nisan'da İstanbul'da oynanan ilk maçın bir gece öncesinde holiganların çıkardığı olaylar nedeniyle gergin bir ortamda sahaya çıkan Galatasarayımız 2-0'lık galibiyetle, "Bu iş bitmiştir" mesajı verdi. Ve 20 Nisan'da Leeds'de rövanştaki 2-2'lik skor, Galatasaray'ın, "Sezonun UEFA Kupası finalisti" olduğunu ilan ediyordu...&lt;br /&gt;Ve tarihi gün&lt;br /&gt;Öyle bir başladık ki maça... Tribünde üstünlüğü ele geçiren taraftarlarımızın da desteği ile fırtına gibi... Hagi haksız bir kararla kırmızı kart gördü, yılmadık... Bülent sakatlandı, kolunu sardı, devam etti, yılmadık... Çünkü sahada 11 veya 10 kişi değildik... 70 milyon Galatasaraylıydık...  Normal süre 0-0 bitmiş, umudumuz artarak devam etmişti... 95. dakikada Adams'la karşılıklı itişen Hagi'nin haksız bir kararla kırmızı kart görmesine yandık. Ama inanmıştık bir kere... Yılmadık. Ve her geçen dakika devleşen Taffarel'e şahit olduk. 104. dakikada Henry'nin, 108. dakikada Parlour'ın, 112. dakikada Kanu'nun şutlarındaki kurtarışlarıyla gurur duyduk. Ve penaltılar... Ergün attı... Suker, direğe çarptırdı. Hakan Şükür ağları havalandırdı. Parlour karşılık verdi. Ümit yine kaçırmadı... Vieira'nın şutu direği salladı. Ve Popescu son vuruşu yaptı: Galatasaray şampiyooooooooon!..  Yer yerinden oynadı! Sevinç gözyaşları sel oldu... Galatasarayımız milenyum diye anılan 2000 yılında yenilgisiz UEFA Kupası'nı alan tek takım olarak tarihe geçti. Bazıları tesadüf (!) dese de, biliyoruz ki onların müzesinde bırakın bu kupanın maketini, çeyrek yüzyıldır Türkiye Kupası bile yok!!!Alkışı hakeden bizmiyiz onlar mı? Galatasaray'ın UEFA Kupası zaferiyle dünyada adeta yer yerinden oynadı. Dünyanın dört bir yanındaki Türkler maçı coşkuyla izledi. Avrupa ülkelerinde, ABD'de, Afrika'da, Asya'da ve Avustralya'da maç için dev ekranlar kuruldu.Kazakistan'da Türk şirketleri tarafından işletilen üç otelde sporseverler için özel programlar hazırlandı. Almanya'da, Fransa'da, Hollanda'da, Avusturya'da ve diğer Avrupa ülkelerinde Türkler karşılaşmayı tezahüratlarla izledi.  ASLANLAR aldıkları bu Kupa'yla sadece Türkiye'de değil dünyanın dört bir yanında hayran kitlesi oluşturdu kendine. Afrika'nın en ücra köşesinde bile Galatasaray adı bilinir oldu. Hakan Şükür'lü, Emre'li, Hagi'li kadro ezbere söylenir oldu. Dünya ozanı olarak anılan İspanyol sanatçı Manu Chao, 2000 yılından sonra çoğu turnesinde Galatasaray forması ile konser verdi.  Şampiyonlar Ligi 3. ön eleme turu  Rapid Wien-Galatasaray: 0-3Goller:K.Hakan, Fatih, Hagi Galatasaray-Rapid Wien: 1-0 Goller:Okan   Şampiyonlar Ligi (H) Grubu: Galatasaray-Hertha Berlin (Almanya): 2-2Goller:B.Hakan, Hagi Milan (İtalya)-Galatasaray: 2-1Goller: Ümit Davala&lt;br /&gt;Chelsea (İngiltere)-Galatasaray: 1-0Galatasaray-Chelsea: 0-5 Hertha Berlin-Galatasaray: 1-4Goller:Hakan Şükür (2), Tugay, Okan Galatasaray-Milan: 3-2Goller:Capone, Hakan Şükür, Ümit Davala(pen)  UEFA Kupası  3. tur:23 Kasım 1999: Bologna-Galatasaray: 2-2Goller:Hakan Şükür9 Aralık 1999: Galatasaray-Bologna: 2-1 Goller: Hakan Şaş, Ümit&lt;br /&gt;4. tur:2 Mart 2000: Borussia Dortmund-Galatasaray: 0-2Goller:Hakan Şükür, Hagi 9 Mart 2000: Galatasaray-Borussia Dortmund: 0-0Goller: - Çeyrek final:16 Mart 2000: Real Mallorca-Galatasaray: 1-4Goller: Arif, Emre, Hakan Şükür, Okan 23 Mart 2000: Galatasaray-Real Mallorca: 2-1Goller:Capone, Hakan Şükür Yarı final:6 Nisan 2000: Galatasaray-Leeds United: 2-0Goller: Hakan Şükür, Capone 20 Nisan 2000: Leeds United-Galatasaray: 2-2 Goller: Hagi, Hakan Şükür Final:17 Mayıs 2000: Galatasaray-Arsenal: 4-1 (penaltılarla)&lt;br /&gt;Stat: Parken (Kopenhag) Hakemler: Antonio Lopez Nieoto, Fernando Trecko Garcia, Victoriano Giraldes Carrasco (Ispanya)&lt;br /&gt;Galatasaray: Taffarel, Capone, Popescu, Bülent, Ergün, Okan- Hakan Ünsal(83), Suat-Ahmet(94), Ümit, Arif-Hasan Sas(94), Hakan Sükür, Hagi&lt;br /&gt;Arsenal: Seaman, Dixon, Keown, Adams, Silvinho, Parlour, Viera, Petit, Overmars-Suker(115), Bergkamp-Kanu(75), Henry&lt;br /&gt;Sarı Kartlar: Okan, Bülent, Popescu, Capone, Hasan Sas (Galatasaray) Vierra, Keowon, Adams (Arsenal) Kirmizi Kart:93 Hagi&lt;br /&gt;Goller: Ergün(P), Hakan Sükür(P), Ümit(P),Popescu(P),Parlour(P)&lt;br /&gt;İŞTE EFSANE KADRO&lt;br /&gt;Claudio Taffarel  Mehmet Bölükbaşı  Kerem İnan  Vedat İnceefe  Gica Popescu  Alper Tezcan  Emrah Eren  Fatih Akyel Hakan Ünsal  Bülent Korkmaz  Ergün Penbe Suat Kaya  Ümit Davala  Gheorge Hagi  Emre Belözoğlu  Hasan Şaş  Okan Buruk Ahmet Yıldırım  Hakan Şükür  Burak Akdiş  Arif Erdem  Mehmet Yozgatlı  Fatih Terim&lt;br /&gt;İLKLERiN TAKIMI&lt;br /&gt;* Türkiye'nin İLK futbol takımı Galatasaray (1905)* Dünya sıralamasında İLK 10'da 1. sıraya giren İLK Türk takımı.* Devlet üstün madalyası alan İLK takım* UEFA Kupası'nı hiç yenilgi almadan kazanan İLK ve TEK Türk takımı* Süper Kupa kazanan İLK ve TEK Türk takımı (1 kez)* Üç yıldızı alan İLK takım* Türkiye Süper Ligi'nin İLK Şampiyonu* Dünya Kulüpler Şampiyonası'nda Avrupa Kıtası'nı temsil eden İLK ve TEK Türk takımı* Şampiyonlar Ligi'nde Çeyrek Final'e çıkan İLK ve TEK Türk takımı* İstanbul Şampiyonluğu'nu kazanan İLK futbol takımı (1907-1908)* Yurt dışında İLK galibiyet alan Türk futbol Takımı (1911)* Yurt dışında Türkiye'yi temsil eden İLK futbol takımı (1911)* Şampiyonlar Ligi'ne katılan İLK Türk takımı* Uluslararası maçlarda kendi sahasında art arda EN çok galibiyet alan TEK Türk takımı (20 kez)* Avrupa maçlarında galibiyeti, mağlubiyetinden çok TEK Türk Takımı* Türkiye 1. Ligi'ni namağlup bitiren İLK takım (1985-86)* EN fazla aralıksız şampiyon olan takım (4 kez)* Yerli hocayla EN çok şampiyon olan takım (9 kez)* EN fazla şampiyonluk yaşayan futbolcular Bülent (8 Kez), Suat, Arif (7 Kez)* Bir sezonda EN fazla Avrupa kupa maçı oynayan takım (18 kez)* Avrupa'da Şampiyonlar Ligi'ne EN fazla katılan takım (6 kez)* Şampiyonlar Ligi'nde EN fazla puan toplayan Türk takımı (10 puan)* Türkiye Spor Yazarları Kupası'nı EN fazla kazanan takım* Türkiye Kupası'nı EN fazla kazanan takım (14 kez)* Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı EN fazla kazanan takım (10 kez)* Avrupa'da 1 sezonda EN fazla puan toplayan takım. (17 maç 34 puan)* Avrupa'da, bir sezonda Avrupa kupalarında EN fazla galibiyet alan takım (11 kez)* Bir sezonda Avrupa kupalarında EN fazla gol atan takım (35 gol)* Deplasmanda aralıksız EN fazla yenilmeyen takım (40 kez)* Bir sezonda EN fazla maç yapan takım (59 kez)* Avrupa kupalarında EN çok tur geçen Türk takımı. Bir sezonda EN fazla maç yapan futbolcu (HAKAN ŞÜKÜR - 54 maç 4697 dakika)* Avrupa kupalarında EN fazla maç yapan Türk takımı* Türkiye liglerinde bir sezonda EN fazla gol atan takım (62-63 sezonu 105 gol)* Türkiye liglerinde EN çok resmi kupa kazanan takım (56 kupa)&lt;br /&gt;AVRUPA KUPALARINDAKi iLK GOLLER&lt;br /&gt;1.GOL Metin Oktay 27.08.1956 G.Saray-D.Bükreş 1-3100.GOL Uğur Köken 1.10.1969 G.Saray-Vatford 2-3200.GOL Mirsad Seydiç 20.10.1982 G.Saray-A.Wien 2-4300.GOL Uğur Tütüneker 4.11.1992 G.Saray-E.Frankfurt 1-0500.GOL Tugay Kerimoğlu 5.11.1997 G.Saray-S.Prag 2-0&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-7734486475279463587?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/7734486475279463587/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=7734486475279463587' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/7734486475279463587'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/7734486475279463587'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/05/17-mayis-2000.html' title='17 MAYIS 2000'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-3899290625607851529</id><published>2007-05-10T14:02:00.000-07:00</published><updated>2007-05-10T14:06:19.914-07:00</updated><title type='text'>Doğa İle İlgili Yazlılar (Fil'ler)</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;color:#993399;"&gt;DOĞA İLE İLGİLİ İLK YAZIMDA BÜYÜK HAYVANLAR FİLLERİ KONU ALDIM:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Fil, &lt;a class="new" title="Proboscidea" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Proboscidea&amp;action=edit"&gt;Proboscidea&lt;/a&gt; takımının &lt;a class="new" title="Elephantidae" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Elephantidae&amp;amp;action=edit"&gt;Elephantidae&lt;/a&gt; familyasından &lt;a title="Hindistan" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Hindistan"&gt;Hindistan&lt;/a&gt; ya da &lt;a class="new" title="Asya fili" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Asya_fili&amp;action=edit"&gt;Asya fili&lt;/a&gt; (Elephas maximus) ve &lt;a class="new" title="Afrika fili" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Afrika_fili&amp;amp;action=edit"&gt;Afrika fili&lt;/a&gt; (Loxodonta africana) olarak anılan iki &lt;a title="Tür" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/TÃ¼r"&gt;türün&lt;/a&gt; ortak adı.&lt;br /&gt;Konu başlıkları&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Fil#.C3.96zellikleri"&gt;1 Özellikleri&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Fil#Da.C4.9F.C4.B1l.C4.B1m.C4.B1_ve_Ya.C5.9Fam_Alanlar.C4.B1"&gt;2 Dağılımı ve Yaşam Alanları&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Fil#Beslenme"&gt;3 Beslenme&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Fil#.C3.9Creme"&gt;4 Üreme&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Fil#Ekstra_Bilgiler"&gt;5 Ekstra Bilgiler&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Fil#Resim_Galerisi"&gt;6 Resim Galerisi&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Fil#Kaynak.C3.A7a"&gt;7 Kaynakça&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Fil#D.C4.B1.C5.9F_ba.C4.9Flant.C4.B1lar"&gt;8 Dış bağlantılar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;//&lt;br /&gt;&lt;a name=".C3.96zellikleri"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Özellikleri&lt;br /&gt;Her iki türün ayırt edici özellikleri gövdelerinin çok iri, burunlarının hortum biçiminde uzamış, bacaklarının kalın ve sütun biçiminde, kulaklarının geniş (özellikle Afrika filinde), kafalarının çok iri ve sürekli uzayan üst kesici dişlerinin (fildişi) savunma dişlerine dönüşmüş olmasıdır. Ama Asya filinin dişisinde genellikle bu savunma dişleri bulunmaz. Ayrıca &lt;a title="Sri Lanka" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Sri_Lanka"&gt;Sri Lanka&lt;/a&gt; da yaşayan alt türünün erkekleri de %30 oranında fildişinden yoksundur. Renkleri bozdan kahverengiye kadar değişen fillerin derileri kalın, kılları seyrek ve kabadır. Burun delikleri uzun hortumlarının ucunda yer alır; kaslı ve çok amaçlı bir organ olan hortumun ucundaki parmaksı uzantı, hayvanın küçük nesneleri tutabilmesini sağlar. Bu uzantı Afrika filinde çift, Asya filinde tektir. Filler su içmek için önce suyu hortumlarına çeker, sonra ağızlarına boşaltırlar. Erkeklerde erbezleri gövdenin içinde korunduğundan &lt;a title="Erbezi" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Erbezi"&gt;erbezi&lt;/a&gt; torbaları yoktur.&lt;br /&gt;Afrika fili yaşayan kara hayvanlarının en irisidir; ağırlığı 7,5 tonu, omuz yüksekliği 3-4 metreyi bulur. Hindistan filinin ağırlığı 5 ton omuz yüksekliği 2,5-3 m dolayında, kulakları da Afrika filinkinden çok daha küçüktür. Fillerin bütün azı dişleri aynı anda çıkmadığı için ağızlarında işlevsel olan tek bir azı dişi bulunur; bu diş yıprandıkça yerini yenisi alır. Afrika fili 60 yaşına geldiğinde altıncı ve sonuncu azı dişini de yitirir. Fillerin ortalama yaşam süresi 60-80 yıldır. Fillerin birbirleriyle iletişim içinde olması onların bir araya toplanmasını sağlar ayaklarını vurarak ya da değişik sesler çıkararak 40-50 Hz arasında değişen &lt;a title="Frekans" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Frekans"&gt;frekanslarle&lt;/a&gt; iletişim kurarlar.&lt;br /&gt;&lt;a id="Da.C4.9F.C4.B1l.C4.B1m.C4.B1_ve_Ya.C5.9Fam_Alanlar.C4.B1" name="Da.C4.9F.C4.B1l.C4.B1m.C4.B1_ve_Ya.C5.9Fam_Alanlar.C4.B1"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Dağılımı ve Yaşam Alanları&lt;br /&gt;Asya filinin anayurdu &lt;a title="Hindistan" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Hindistan"&gt;Hindistan&lt;/a&gt; Yarımadası ile Asya’nın güney doğusu, Afrika filininki de &lt;a title="Sahra" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Sahra"&gt;Sahra&lt;/a&gt;’nın güneyindeki bölgelerdir. Eskiden cüce fil adıyla ayrı bir tür olarak kabul edilen hayvanların Afrika filinin yavruları olduğu anlaşılmıştır. Filler, çok yoğun bir bitki örtüsü ile kaplı olan cangıllardan çıplak savanlara kadar çok değişik yaşam ortamlarında görülebilir. Yaşlı dişilerin önderliğinde yaşayan küçük topluluklar, yiyeceğin bol olduğu yerlerde daha geniş sürüler oluştururken erkekler genellikle dişilerden ayrı sürüler halinde yaşar.&lt;br /&gt;&lt;a id="Beslenme" name="Beslenme"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Beslenme&lt;br /&gt;Belirli mevsimlerde besin ve su kaynaklarının daha bol olduğu yerlere göç eden ve zamanlarının büyük bir bölümünü beslenerek geçiren bu hayvanlar günde 225 kg‘den fazla ot yiyebilir.&lt;br /&gt;&lt;a name=".C3.9Creme"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Üreme&lt;br /&gt;Gebelik süresi Asya filinde ortalama 610 gün, Afrika filinde ise yaklaşık 2 ay daha uzundur. Hindistan filinde 8-12 yaşında cinsel olgunluğa erişerek döl verebildiği halde, Afrika filinde bu süre 14 yılı bulur.&lt;br /&gt;&lt;a id="Ekstra_Bilgiler" name="Ekstra_Bilgiler"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ekstra Bilgiler&lt;br /&gt;Asya fili yüzyıllar boyunca savaş tören ve &lt;a class="new" title="Yük hayvanı" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Y%C3%BCk_hayvan%C4%B1&amp;amp;action=edit"&gt;yük hayvanı&lt;/a&gt; olarak önemini korumuş, bakıcılarının yönetiminde &lt;a title="Orman" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Orman"&gt;ormandan&lt;/a&gt; tomrukların taşınmasında kullanılmıştır. Afrika fillerinin yük hayvanı olarak kullanılması çok daha kısıtlıdır. Filler ancak 20 yaşından sonra iş yapabilecek güce ulaştığından bu hayvanlar hiçbir zaman tam anlamıyla evcilleştirilmemiştir. Doğal yaşam alanlarının yol edilmesi ve fildişi için avlanmaları nedeniyle fillerin soyu tükenmeye yüz tutmuştur. Özellikle fil dişi ticareti için yasak avlanmalar Afrika fillerinin sayısını azaltırken bazı koruma bölgelerindeki sınırlı alanlarda giderek artan fil sayısı da çevreye zarar verecek boyutlara ulaşmaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-3899290625607851529?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/3899290625607851529/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=3899290625607851529' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/3899290625607851529'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/3899290625607851529'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/05/doa-ile-ilgili-yazllar-filler.html' title='Doğa İle İlgili Yazlılar (Fil&apos;ler)'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-6841520565470313863</id><published>2007-05-10T12:49:00.000-07:00</published><updated>2007-05-10T13:57:29.641-07:00</updated><title type='text'>Transferin gözdesi Sasa İliç</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.webaslan.com/cnt.php?pg=sx_ads_haber&amp;url=http://alisveris.sporx.com/index.php?cPath=114_22" target="_blank"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.webaslan.com/cnt.php?pg=sx_ads_haber&amp;amp;url=http://alisveris.sporx.com/index.php?cPath=114_22" target="_blank"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;Yıldız futbolcumuz İliç'in menajeri Krneta, Sasa'nın birçok kulüpten teklif aldığını belirtti Galatasaray'ın Sırp futbolcusu Sasa İliç birçok kulübün transfer listesinde yer almaya devam ediyor. Başarılı orta saha oyuncusunun menajeri Zoran Krneta yaptığı açıklamada İliç'in durumunun belirsizliğini koruduğunu söylerken Galatasaray'ın 29 yaşındaki oyuncuya yeni kontrat önermemesi durumunda kendisine gelen teklifleri değerlendirebileceğini ifade etti.&lt;br /&gt;Krneta geçtiğimiz yaz Premier League ekiplerinden Middlesbrough'un resmi teklifine red cevabı verdiklerini hatırlatarak, Galatasaray yönetimin İliç konusunda bir harekette bulunması gerektiğini de söyledi. Galatasaray ile 1 yıl daha sözlşemesi bulunan İliç'in geçtiğimiz günlerde Galatasaray yönetimi ile bir görüşme yaptığı ve tarafların herhangi bir anlaşmaya varılmadığı belirtiliyor.&lt;br /&gt;Sasa İliç için hazırda bekleyen ekiplerin başında Avusturya'nın Salzburg ekibi gelirken, İngiltere Championship takımlarından Leicester City ve Bundesliga'dan bazı ekiplerde Sırp futbolcuyu gündemlerine almış durumda.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-6841520565470313863?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/6841520565470313863/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=6841520565470313863' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/6841520565470313863'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/6841520565470313863'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/05/frank-ribery.html' title='Transferin gözdesi Sasa İliç'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-692374738613667384</id><published>2007-05-08T11:38:00.001-07:00</published><updated>2007-05-08T11:44:58.792-07:00</updated><title type='text'>Galatasaray Ve Başkan Özhan Canaydın</title><content type='html'>Galatasaray Taraftarları Büyük Takım Olmanında Verdiği Gururla Ve Güvenle Her Sene Şampiyon Olmak İstiyorlar Galatasaray Dünya Markası Dünyada Formasının Satılmadığı Ülke Yok Avrupa Şampiyonu Olmuş Nadir Kulüplerden. Ama Bu Sezon Şampiyon Olamadı Diye Hemen Başkanı İstifaya Çağırmakta Olmaz Bende Eleştiriyorum Özhan Canaydın'ı Ama Geçen Sene Şampiyon Olan Takımın Başkanıda O değilmiydi.&lt;br /&gt;Taraftar Sakin Olmalı Galatasraya G-14'e Üye Yani Avrupanın En Büyük 14 Takımından Birisi Böyle Büyük Bir Takım Bir Sene Şampiyon Olmamış Tamam Üzücü Bir Durum Ama Büyütmeye Gerek Yok Galatasaray Ne De Olsa Gelecek Sene Yine Şampiyon Olacak...&lt;br /&gt;KAAN ÖZPINAR&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-692374738613667384?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/692374738613667384/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=692374738613667384' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/692374738613667384'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/692374738613667384'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/05/galatasaray-ve-bakan-zhan-canaydn.html' title='Galatasaray Ve Başkan Özhan Canaydın'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-4288866361077843401</id><published>2007-04-26T08:13:00.000-07:00</published><updated>2007-05-31T05:22:44.751-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aşk'/><title type='text'>SEÇİMLER YAKLAŞIYOR</title><content type='html'>Evet Arkadaşlar 22 Temmuz Seçimleri Yaklaşıyor Türkiyemiz İçin En Doğrusunu Yapalım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-4288866361077843401?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/4288866361077843401/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=4288866361077843401' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/4288866361077843401'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/4288866361077843401'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/04/eda-seni-seviyorum.html' title='SEÇİMLER YAKLAŞIYOR'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-472296741955267498</id><published>2007-04-20T11:20:00.000-07:00</published><updated>2007-04-20T11:21:56.487-07:00</updated><title type='text'>GALATASARAY 7 YILDA 35 YABANCI FUTBOLCU GÖNDERDİ.</title><content type='html'>Galatasaray, 2000 yılından bugüne kadar tam 35 yabancı futbolcu ile yollarını ayırdı. Bu futbolculardan bazıları gittiği yerde başarılı olurken, bazıları da gittiği kulüpte dikiş tutturamadı.&lt;br /&gt;Galatasaray, 2000 yılından bugüne tam bir yabancı futbolcu değirmeni oldu. Sarı-kırmızılı kulüpte, 2000 yılından bu sezonki kadrosuna kadar tam 35 yabancı futbolcu takımda yer aldıktan sonra ayrıldı. Bu sezon kadrosunda 6 yabancı bulunduran Galatasaray'ın 2000 yılından bugüne formasını giyen yabancı futbolcu sayısı böylece 41'i buluyor. Galatasaray, buna göre her sezon yaklaşık ortalama 6 yabancı oyuncuyla yollarını ayırmış oldu.&lt;br /&gt;Sarı-kırmızılı takımın 2000 yılından itibaren geçen 6 sezonda bazı futbolcular hemen hemen hiç forma giymezken, bazı futbolcular ise oynadıkları futbolla taraftarın gözdesi oldu. Galatasaray'a bu dönem içinde birçok geleceğin yıldız adayı olarak gösterilen genç futbolcu gelirken bu futbolcuların hiçbiri başarılı olamayarak sarı-kırmızılı kulübe veda etti. Galatasaray, bu dönemde yabancı futbolcuları kadrosuna dahil etmek için milyon dolarları harcarken, kulüpten ayrılan hemen hemen tüm futbolcular Galatasaray'ı zarara soktu. Galatasaray'dan ayrılan yabancıların bir kısmı sönüp giderken bazıları ise oynadıkları futbol ile isimlerini dünyaya duyurmayı başardı.&lt;br /&gt;Galataray'da efsane haline gelen Hagi, Popescu, Tafferel gibi futbolcular 2000'li yılların başında Galatasaray'dan ayrılırken, sarı-kırmızılı kulüp bu oyuncuların yerini bir türlü dolduramadı. Galatasaray'dan geçtiğimiz sezon ayrılan Franck Ribery, 2006 Dünya Kupası'nda final oynayan Fransa Milli Takımı'nda oynadığı futbolla tüm otoritelerin beğenisini kazanırken, Avrupa'nın dev kulüplerinin transfer listesine girdi. Galatasaray'a Avrupa Gol Kralı olarak gelen Mario Jardel ise sarı-kırmızılı kulüpten ayrıldıktan sonra gittiği hiçbir kulüpte dikiş tutturamadı.&lt;br /&gt;GALATASARAY'DAN AYRILAN FUTBOLCULAR BUGÜN NELER YAPIYOR?&lt;br /&gt;Abel Xavier: Galatasaray'a Liverpool'dan gelen Portekizli oyuncu, sarı-kırmızı kulüpten ayrıldıktan sonra dopingli madde ile yakalanarak 18 ay futbol oynamama cezası aldı. Xavier, son olarak İngiliz ekibi Middlesborough sözleşme imzaladı.&lt;br /&gt;Alioum Saidou: İstanbulspor'dan Galatasaray'a geldikten sonra beğenilmeyen ve 1 sezonluğuna Malatyaspor'a kiralanan Kamerunlu futbolcu, geçtiğimiz sezon teknik direktör Eric Gerets tarafından sürekli olarak ilk 11'de forma şansı bulmuştu. Galatasaray ile sözleşmesini yenilemeyerek Fransa'nın Nantes takımına transfer olan Saidou, burada zaman zaman forma şansı buluyor.&lt;br /&gt;Ali Lukunku: Galatasaray'a Belçika'nın Standard Liege takımından transfer olan Ali Lukunku, beklentileri karşılayamadı. Monaco'da oynadığı dönemde bugünün yıldız futbolcuları 'Henry ve Trezeguet'i yetiştiren futbolcu' olarak lanse edilen Ali Lukunku attığı gollerden çok gülümsemesiyle akıllarda kaldı. Galatasaray'dan ayrılan Ali Lukunku, yeniden Standard Liege'e döndü ve halen Belçika ekibinde forma giyiyor.&lt;br /&gt;Amur Gonzalez: Kolombiya'dan Galatasaray'a büyük umutlarla transfer edilen Gonzalez, sarı-kırmızılı formayı hiç giyemedi. Galatasaray'dan River Plate'ye tranfer olan Gonzalez, futbol hayatını ülkesinde sürdürüyor. Andres Fleurquin: Mircea Lucescu döneminde kiralık olarak Galatasaray'a gelen Fleurquin, sarı-kırmızılı kulüpten sonra Fransa'nın Rennes takımına transfer oldu.&lt;br /&gt;Cesar Prates: Mario Jardel'in Sporting Lizbon'a transferi karşlığında Mbo Mpenza ve Robert Spehar ile birlikte Galatasaray'a gelen 3 futbolcuda birisi oldu. Mpenza ve Spehar, forma şansı bulamazken Prates, sürati ve serbest vuruşlardaki başarılarıyla taraftarlardan geçer not aldı. Galatasaray'da 1 sezon forma giyen Brezilyalı futbolcu, halen İtalya Serie A ekiplerinden Livorno'da forma giyiyor. Daniel Tozser: Galatasaray'ın geleceğe yatırım olarak kadrosuna kattığı oyunculardan birisi oldu. 16 yaşında Galatasaray'a gelen Macar futbolcu, Türkiye'de sadece Bakırköyspor'da kiralık olarak forma giydi. Galatasaray'dan ayrıldıktan sonra Macaristan'ın Ferencvaros takımına transer olan ve burada parlayan Tozser, bu sezon Şampiyonlar Ligi'nde mücadele eden Yunanistan'ın AEK takımında forma giyiyor.&lt;br /&gt;Fabio Pinto: Fatih Terim döneminde 22 yaşında Galatasaray'a gelen Brezilyalı futbolcu, 'geleceğin yıldızı' beklentilerini boşa çıkardı. Galatasaray'a gelmeden önce Brezilya Ümit Milli Takımı'nın kaptanlığını yapan Fabio Pinto, sarı-kırmızı kulüpten ayrıldıktan sonra ülkesine döndü ve halen Coritiba forması giyiyor.&lt;br /&gt;Flavio Conceiçao: Galatasaray'a dünya devi Real Madrid'den gelen Brezilyalı yıldız, sarı-kırmızılı camiada kendisinden beklenenleri karşılayamadı. Bir sezon Galatasaray forması giyen Conceiçao, Yunanistan'ın Panathinaikos takımında forma giyiyor. Flroin Bratu: Galatasaray'a 22 yaşında gelen Romanyalı golcü oyuncu, sarı-kırmızı camida beklentileri karşılayamadıktan sonra Fransa'nın Nantes Kulübü'ne transfer oldu. Bratu, şu anda Fransa 1. Lig ekiplerinden Valenciannes takımının formasını giyiyor. Gabriel Tamas: Galatasaray'a 'geleceği çok parlak' denilerek transfer edilen ama dikiş tutturamayan Tamas, Spartak Moskova'ya transfer oldu. Spartak Moskova takımında kendini bulan Tamas, halen Fenerbahçe'nin UEFA Kupası'ndaki rakiplerinden Celta Vigo'da forma giyiyor. Haim Revivo: Fenerbahçe'den Galatasaray'a transferi olay olan İsrailli futbolcu Haim Revivo, Galatasaray'da tutunamayarak, ülkesinin Ashdod takımına transfer oldu.&lt;br /&gt;Franck Ribery: Galatasaray'a Fransa'nın Metz Kulübün'den transfer olduktan sonra oynadığı futbolla taraftarın sevgilisi oldu. Sözleşmesinde yer alan bir boşluktan faydalanarak Galatasaray'dan ayrılan Ribery, ülkesinin Olympic Marsilya Kulübü'ne transfer oldu. Ribery, özellikle 2006 Dünya Kupası'nda final oynayan Fransa Milli Takımı'nda sergilediği futbolla tüm otoritelerin beğenisini kazanırken, Avrupa'nın dev kulüplerinin transfer listesine girdi.&lt;br /&gt;Joao Batista: Özellikle Mircea Lucescu döneminde ilk 11'in vazgeçilmez futbolcusu olan Batista, Galatasaray'dan ayrıldıktan sonra Lucescu ile Ukrayna'nın Shakhtar Donetsk takımına transfer oldu. Burada başarılı olamayan Batista, halen Konyaspor forması giyiyor. Felipe Jorge Loureiro: Hagi'den sonra Galatasaray'ın yeni 10 numarası olarak transfer edildi. Taraftarın beğenisi kazanmasına rağmen teknik direktör Fatih Terim tarafından sistemine uymadığı gerekçesiyle takımdan gönderildi. Galatasaray'dan ayrıldıktan sonra Brezilya Milli Takımı ile 2004 yılında Güney Amerika Kupası Şampiyonluğu sevinci yaşayan Felipe, halen ülkesinde Fluminense takımında forma giyiyor.&lt;br /&gt;Capone: Fatih Terim'in Brezilya'dan Türkiye'ye getirdiği savunma oyuncusu, sarı-kırmızılı formayı başarıyla giydikten sonra Kocaelispor'a transfer olmuştu. Capone, halen ülkesinde Gremio'da top koşturuyor.&lt;br /&gt;Claudio Taffarel: Galatasaray'ın, Dünya şampiyonluğu yaşamış unutulmaz file bekçisi, Galatasaray'dan ayrıldıktan sonra transfer olduğu İtalyan takımı Parma'da futbol hayatını noktaladı.&lt;br /&gt;Gheorge Popescu: Galatasaray'a UEFA Kupası'nı kazandıran penaltı vuruşunu yapan Popescu, Galatasaray'dan ayrıldıktan sonra Lecce takımına transfer oldu. Lecce'den, Alman ekibi Hannover 96'ya transfer olan Popescu, futbolu bu kulüpte bıraktı.&lt;br /&gt;Gheorghe Hagi: Galatasaray'ın 4 sene üst üste şampiyon olmasında ve UEFA Kupası'nı kazanmasında büyür rol oynayan efsane futbolcu Hagi, futbolu Galatasaray'da bıraktı. Futbolu bıraktıktan sonra Bursaspor ve Galatasaray'da bir dönem teknik direktör olarak çalışan 'Karpatların Maradonası', Sarı-kırmızılı takımda teknik direktör olarak başarılı olamadı. Hagi, halen ülkesi Romanya'da teknik adamlık yapıyor.&lt;br /&gt;Marek Heinz: Geçtiğimiz sezonun ortasında takıma dahil edilen Çek futbolcu, uyum sorununu aşamayarak, sarı-kırmızılı kulüpte başarılı olamadı. Galatasaray'dan Fransa'nın Saint-Etienne takımına tranfser olan Heniz burada oynadığı futbolla beğeni topluyor. Mohammed Sarr: Fatih Terim'in AC Milan'dan talebesi olan ve Galatasaray'a kiralık olarak gelen Sarr, ilk haftalarda ortaya koyduğu performansı daha sonra gösteremeyince takımdan ayrılrı. Sarr, halen Belçika'nın Standard Liege takımında forma giyiyor. Mbo Mpenza: Sporting Lizbon'dan Spehar ve Prates ile birlikte geldiği Galatasaray'da sadece 1 resmi maçta oynadı. Mbo Mpenza, Sporting Lizbon'a döndükten sonra Belçika'ya transfer oldu. Mbo Mpenza, halen Anderlecht takımında forma giyiyor. Ovidiu Petre: 20 yaşında geldiği Galatasaray'da tutunamayan genç Romanyalı futbolcu, ülkesinde National Bükreş'e transfer olduktan sonra halen formasını giydiği Steua Bükreş'e geçti.&lt;br /&gt;Sergio Almaguer: Galatasaray tarihinin ilk Meksikalı futbolcusu olan Almaguer, sarı-kırmızılı kulüpte tutunamayarak ülkesine geri döndü. Almaguer, Meksika'nın Jaguares takımının kaptanlığını yapıyor.&lt;br /&gt;Klodian Duro: Galatasaray'a transfer olduktan sonra sarı-kırmızılı formayı giymeden Süper Lig'in çeşitli takımlarından forma giyen Duro, son olarak Almanya'nın Arminia Bielefeld takımına transfer oldu. Robert Spehar: Sporting Lizbon'dan transfer olduğu Galatasaray'dan tek maç oynamadan ayrılan Hırvat futbolucu, ülkesinin takımı Osijek'de futbolu bıraktı.&lt;br /&gt;Christian Correa: Paris Saint Germain formasıyla yıldızı parladıktan sonra Galatasaray'a kurtarıcı olarak transfer edilen Brezilyalı golcü başarılı olamayarak ülkesine döndü. Halen Juventude formasını giyen Christian 2005 yılında Sao Paolo Kulübü ile Kıtalararası Kupa Şampiyonluğu'nu kazandı.&lt;br /&gt;Frank De Boer: Galatasaray'a büyük umutlarla Barcelona'dan transfer olan Frank De Boer, Türkiye'de başarılı olamadı. Frank De Boer, futbol yaşantısını Katar'ın Al-Rayyan takımında noktaladı.&lt;br /&gt;Gustave Victoria: Mircea Lucescu'nun genç yaşta Türkiye'ye getirdiği Kolombiyalı futbolcu, Türkiye'de Gaziantepspor ve Elazığspor formalarını giydikten sonra şu anda Çaykur Rizespor'un başarısı için top koşturuyor.&lt;br /&gt;Mario Jardel: Galatasaray'a Porto'dan Avrupa Gol Kralı ünvanıyla geldi. Galatasaray'da da birçok gole imza atmasına rağmen takım arkadaşlarıyla anlaşamadı ve Galatasaray'dan ayrılarak Sporting Lizbon'a transfer oldu. Karısından ayrıldıktan sonra depresyona giren Jardel, birçok kulüpte başarısız sezonlar geçirdikten sonra son olarak Portekiz'in Beira-Mar takımına transfer oldu. Marcio Santos: Galatasaray'ın UEFA Kupası'nı kazandığı kadroda yer alan Marcio, Portekiz'in Boavista takımına transfer olduktan sonra halen ülkesinin Sao Caetano formasını giyiyor.&lt;br /&gt;Pavel Horvath: Slavia Prag'dan Galatasaray'a transfer olan Horvath, 3 maçta sarı-kırmızı formayı giydi. Horvath, palen ülkesinde Sparta Prag takımında top koşturuyor.&lt;br /&gt;Richard Kingston: Gana'dan Galatasaray altyapısına gelen, sarı-kırımızı takımda fazla forma şansı bulamayan ve çeşitli Süper Lig kulüplerinde forma giyen Kingston, halen Ankaraspor'da forma giyiyor. Kingston, ayrıca Gana Milli Takımı ile Dünya Kupası'ra gösterdiği performansla beğeni toplamıştı.&lt;br /&gt;Radu Niculescu: Mircea Lucescu dönemide Galatasaray forması giyen Niculescu, daha sonra Türkiye'de Ankaragücü ve Beşiktaş'a transfer olmuştu. Niculescu faal futbolculuk hayatına Çin'de nokta koydu.&lt;br /&gt;Sebastian Perez: Kiralık olarak geldiği Galatasaray'da savaşçı futbolculuğu ile beğeni toplayan Perez, Olympic Marsilya'ya transfer olduktan sonra halen Fransa 2. Futbol Ligi'nde Istres forması giyiyor"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-472296741955267498?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/472296741955267498/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=472296741955267498' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/472296741955267498'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/472296741955267498'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/04/galatasaray-7-yilda-35-yabanci-futbolcu.html' title='GALATASARAY 7 YILDA 35 YABANCI FUTBOLCU GÖNDERDİ.'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6332400556784646219.post-2348128255401795223</id><published>2007-04-20T11:08:00.000-07:00</published><updated>2007-04-20T11:10:24.226-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Turkcell Super Ligi ( Türkiye Süper Ligi ) Şampiyonu Kim Olacak Ve En İyi Kadro Kimde</title><content type='html'>Merhaba. Sayın okuyucular yazıma başlamadan önce herkese merabalar. Evet türkiyede kim şampiyon olacak bu büyük soruya üç büyüklerden başlayalım. önce fenerbahçe adamlar milyon dolarlar verip oyuncu alıo bunları ünlü diye yutturmaya çalışıyo. hadi kezman ünlü diyelim de kezman chelsea dede atletico madrid dede yedek bir futbolcuydu. lugano desen o kim bilen yok güney amerikanın en iyi stoperimiymiş neymiş yalan. edu desen tanıyan yok sen bunlara okadar para ver bide. Burda kalıyorum fenere sonra döncem beşiktaş iyi hoşta her sene 20 tane futbolcu alıp gönderilmezki demi e neymiş ricardinho delgado dünya yıldızıymış ricardinhoya diyeceğimiz yok adamın klasını tüm dünya bilio. ama onun oynadığı bölgede bide delgado var ya arkadaş delgadoyu ilk başta alıyosun o zaman ricardinhoyu almıcaksın ricardinho iyi futbolcu kaçırmayalım diyosan delgadoyu baştan almıcaksın şimdi görcez sene sonu yine beşiktaş birsürü futbolcu gönderip birsürü futbolcu alcak. Burda kalıyorum beşiktaşada sonra döncem. Galatasaray eleştiriliyor bazen ama adamların kadrosu türkiyenin en iyi kadrosu kalede mondragon dünyaca ünlü arkasında aykut fevzi. defansta stoper larak song tomas dünyaca ünlü arkalarında tolga seyhan emre aşık ha bide servet i alsılar ünlü fenerli serveti gelecek sene için. sol açık defansta orhan ak ferhat ergün gibi yıldızlar sağ açıkta cihan sabri. orta saha desen sol kanat arda gibi bir yıldız arkasında carrusca gibi arjantinde iki defa yılın futbolcusu seçilmiş bir yetenek yıldız. sağ kanatta koskoca ünlü hasan şaş yine sabri burdada var. orta saha ve ön libere olarak ayhan akman inamoto gibi yıldızlar onların yanında mehmet topal mehmet güven v.b forvet ve bunu yanında yetenekli süper gençler. forvet arkası desen bir yıldız akıl dolu paslarıyla sasa iliç hemde golcü. forvetleri desen türkiyenin en iyi dört forveti hepsi birer yıldız hakan şükür ümit karan necati ateş. Şimdi fenerbahçeye dönelim bu durumda galatasaraya karşı en büyük şansı ikincilik beşiktaşa dönelim ancak fenerle ikincilik için kapışır. galatasray bu durumda şampiyon. ama teknik hatalar yüzünden şu an üçüncü hala ama hala şampiyonluk şansı var çünkü en iyi kadro onlarda galatasaray bu sene en aznından ikinci galatasaray olamazsa fenerbahçe şampiyon olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6332400556784646219-2348128255401795223?l=kaanozpinar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/feeds/2348128255401795223/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6332400556784646219&amp;postID=2348128255401795223' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/2348128255401795223'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6332400556784646219/posts/default/2348128255401795223'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kaanozpinar.blogspot.com/2007/04/turkcell-super-ligi-trkiye-sper-ligi.html' title='Turkcell Super Ligi ( Türkiye Süper Ligi ) Şampiyonu Kim Olacak Ve En İyi Kadro Kimde'/><author><name>Kaan</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01950752315208844669</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
